KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/248 - 2024/656
- Esas no
- 2022/248 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/656 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/11/2021
- Esas no
- 2018/618 E 2021/767 K
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 20/06/2024
Karar Metni
2.039 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... Boya … A.Ş. vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasında, davalıların imalat ve dağıtımını yaptığı boya alım-satımı konusunda anlaşma yapıldığını, davalıların, müvekkili şirketten 6 adet toplam 360.000,00 TL bedelli senet aldığını, davalı tarafın döviz artışları ve boya fiyatlarına zam geldiği için bağlantı yapılan boyayı vermek istemediğini, bunun üzerine müvekkilinin bonoların iadesini talep ettiğini, dağıtıcı ve alt firma olan davalı ...
Boya'nın cirosu ile senetlerin, ana firma olan diğer davalı ...
Boya'ya verildiğini, hamil tarafından karşılıksız kalmış bonoların tahsili amacıyla bankaya konulması üzerine bonoların ihbarlarının müvekkili şirkete yapıldığını, davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, davalı lehtar ile diğer davalı hamilin distribütörü olduğunu, hamilin lehtar davalı şirketin tüm satış ve tahsilatlarını server yardımı ile internet üzerinden takip edebildiğini, boya renk yapımı için kullanılan boya makinesini davalı ana firma hamil tarafından müvekkili şirket ile sözleşme yaparak verdiğini, avans olarak verilen senetlerin bedelsiz kaldığını belirterek 20.03.2018 tanzim, 30.09.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli,
20.03.2018 tanzim, 31.10.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli, 20.03.2018 tanzim 30.11.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli, 20.03.2018 tanzim 31.12.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli, 20.03.2018 tanzim 31.01.2019 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli ve 20.03.2018 tanzim 28.02.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 360.000,00 TL bedelli 6 adet senet nedeniyle müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine, bonoların iptali ile müvekkili şirkete iadesini, bono bedellerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ...
Boya vekili; müvekkili şirketin yıllardır diğer davalı şirketin Ankara Bölge Bayii olarak, bulunduğu bölgeye bağlı onlarca müşteri/alt bayii de, müvekkili firmaya bağlı olarak çalıştığını, davacı şirketin yıllardır müvekkili şirketin alt bayiisi olarak faaliyet gösterdiğini, ekonomik kriz neticesinde bir takım sıkıntılar yaşandığını, mali sıkıntılar sonucunda ödemeler dengesinin açık vermeye başladığını ve müvekkili şirketin hamil davalı şirkete borçlandığını, müvekkilinin mal karşılığı olarak bayiler adına verdiği çeşitli vade ve bedelli müşteri senetlerinin iade edilmediğini,
senetlerin müvekkilinin borcuna karşılık değil bayileri adına gönderilecek yeni siparişler karşılığı olarak verdiğini, ancak davalı hamil şirketin senetleri, müvekkili şirketin borcuna mahsup etmeye çalıştığını, bunun üzerine müvekkili şirketin senetlerin karşılığı olan siparişlerin gönderilmesi, ya da bu senetlerinin 3 gün içerisinde sahiplerine teslim edilmesi için ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen hamil davalı şirketin gereğini yerine getirmediğini, bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Boya A.Ş. vekili; müvekkili şirketin dava konusu bonolara ciro yolu ile hamil olduğunu, davacı tarafından senetler kapsamında borçlu bulunmadığına ilişkin itirazların dava dilekçesinde de açıkça görüleceği üzere bedelsizlik iddiasına dayandığını, bir kişisel defi olan bedelsizlik iddiasının ise kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceğini, cari hesap borcundan mahsup edilmek üzere alınan müşteri çek ve senetleri karşısında ise iyi niyetinin korunması gerektiğini bildirerek davanın reddine, davacının, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; dava konusu bonolor ile birlikte davalı ... Boya...Ltd Şti'ne toplam 443.854,73 TL fazla ödeme yaptığı, bono bedellerinin mahsubu halinde dahi, davalı ... Boya...Ltd Şti'den 83.854,73 TL alacaklı olduğu, bonoların avans mahiyetinde olmak üzere davalı ... Boya...Ltd Şti lehine keşide edildiği, bu şirket tarafından da davalı ... Boya...AŞ'ye ciro edildiği, davacı şirket ile davalı ...
Boya...AŞ arasında imzalanan 02.02.2013 tarihli sözleşme ile "Renk Pınarı Sistemi"nin davacı şirkete kullanılmak üzere teslim edilmesi nedeniyle taraflar arasında da bir nevi alt bayilik ilişkisi kurulduğu, bu nedenle davacının bedelsizlik iddiasının her iki davalı şirket yönünden de geçerli olacağı ve davalı ...
Boya...AŞ'nin iyi niyetli hamil olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu bonolar için icra takibi başlatılmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğine karar verilmiş hükme karşı davacı ve davalılardan ... Boya …A.Ş. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
I-)Davacı vekili; daval ciro yoluyla hamilin senetleri kötüniyetli olarak icra takibine konu ettiği gibi senetlerin bedelsiz olduğunu bildiği iyiniyetli hamil olmadığı gözetilerek kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kötüniyet tazminatına yönelik talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı ... Boya … A.Ş. vekili; davacı ile davalı lehtar ... Boya A.Ş. ile arasında bir temel borç ilişkisi bulunduğunu, iyi niyetli ciro yoluyla hamil olan müvekkiline karşı bedelsizlik iddiasının ileri sürülemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; hamil davacıya ciro edilen senetlerin avans olarak verildiği ve bedelsiz olup ciro yoluyla hamilin iyi niyetli olup olmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; avans olarak verilen senetlerin bedelsiz olduğu son hamilin de iyiniyetli hamil olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır.
Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür.
Öte yandan avans olarak verildiğinden bedelsizliğe dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür.
Bu itibarla gelinen aşamada kanun koyucunun takdiri hâkime bıraktığı “bile bile borçlunun zararına hareket” kavramı ve bu durumun ispatı hususuna değinmek yararlı olacaktır. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir.
İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalıya karşı çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir.
Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir.
Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla lehtar ciranta ile gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının keşidecisi olduğu senetlerin davalı lehtara avans olarak verildiği ve anılan davalı tarafından da ana bayi olan hamil diğer davalıya verildiği, Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2019/3016 Esas sayılı dosyası kapsamında 20/03/2018 tanzim 30/09/2018, 31/10/2018, 30/11/2018 31/12/2018 vade tarihli her biri 60.000,00 TL bedelli senetler dayanak yapılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konu edilerek tahsilinin talep edildiği, 31/01/2019, 28/02/2019 vade tarihli iki adet senedin ise takibe konu edilmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili bahse konu icra takibine dayanak senetlerin avans olarak ancak mal teslimi yapılmadığı için bedelsiz kaldığı ve bu sebeple anılan senetler nedeniyle müvekkilinin borcu bulunmadığını, ayrıca senetlerin hamili davalının da bu durumdan haberdar olduğunu ve senetlerin müvekkiline zarar kastı ile iktisap edilip icra takibine konu edildiğini ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır.
Dava konusu bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Bilindiği üzere bedelsizliği ispat yükü davacı tarafa ait olup, davacı taraf taraflar arasındaki ticari işleyiş kapsamında sözleşme ve ticari defter kayıtları ile avans senetlerinin bedelsiz kaldığını ispat etmiştir.
Eş söyleyişle; davaya konu senetler lehtar şirkete avans ödemesi olarak verilmiş, davalı şirket yükümlülüğünü yerine getirmediğinden çekler bedelsiz kalmıştır. Bu durumda davacının bedelsiz kalan senetlerden dolayı davalı lehtar ... Boya … Ltd.Ş. ‘ne borçlu olmadığı ve senetlerin iade edilmesi gerektiği tartışmasızdır. Ancak bedelsiz senetler lehtar tarafından keşideciye iade edilmemiş, diğer davalı şirkete ciro edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, bedelsizlik iddiası kişisel def’î olması nedeniyle kural olarak sadece senet lehtarına karşı ileri sürülebilir ise de somut olayda senet hamili olan ... Boya …A.Ş. bedelsizliği bilerek ve kötü niyetle senedi iktisap ettiği ileri sürüldüğünden, davalılar arasında gerçekten ticari işleyiş sunulan deliller bağlamında değerlendirilmelidir.
Mahkemece yargılama sırasında alınan raporlarda ; tahsilat makbuzu davalı lehtar şirketin senetlerin bedelsiz olduğu ve mal teslim edilmeden ana bayiye müşteri senetlerinin ciro edildiğine dair beyanına ve davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı lehtarın mal teslim etmediği, davacının fazla ödeme yaptığı hususu ihtilafsızdır.
Davalı ciro yoluyla hamilin ticari defter kayıtlarına göre lehtarın alacaklı olduğu, hamilin satış politikası gereği dönem başlarında kampanya dahilinde vadeli senetleri aldığı, senetler ürün çekildikçe muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiği, senetlerin önden tahsilat problemini engellemek için bu yöntemle çalışıldığı senetlerin bedelsiz olduğunun davalı hamil tarafından bilindiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında üçlü bir ilişki bulunduğu, ancak lehtar ile olan ticari ilişki kapsamında davalı hamilin takip tarihi itibariyle temel ilişki kapsamında alacaklı olduğu da anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ticari işleyişin kapsamında; davacının sistemden mal çekmediği son hamil tarafından bilinmesine rağmen haksız olarak Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019 /3019 esas sayılı dosyası ile 30/09/2018, 31/10/2018, 30/11/2018 ,31/12/2018 tarihli her biri 60. 000,00 TL bedelli senetlerin icra takibine konu edilmesi haksız ise de son hamil davalının lehtardan alacaklı olduğu gözetildiğinde kötü niyetli olmadığının kabulüne karar vermek gerekirken mahkeme gerekçesinde senetlerin icra takibine konu edilmediği şeklindeki hatalı gerekçe oluşturularak kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir
Ayrıca davacı tarafından davaya konu senetlerin iptali de talep edilmesine rağmen taleplerin her biri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle davalının istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin gerekçeye yönelik olarak kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/248, K. 2024/656, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama