KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/81 - 2024/663
- Esas no
- 2022/81 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/663
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2021
- Esas-karar no
- 2016/660 E - 2021/622 K
- Davacı-karşı davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazıldığı tarih
- 28/05/2024
Karar Metni
1.620 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı - karşı davalı ... Elektrik Üretim A.Ş vekili; müvekkili şirketin ... bünyesindeki ... termik Santrali ve ... Linyitleri İşletmesinin işletme hakkını özelleştirme kapsamında 17.06.2013 tarihinde devraldığını, ... ile ... arasında 14.11.2006 tarihinde imzalanan ... Termik Santrali uçucu kül sözleşmesi imzalandığını, satış sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen miktarda kül alınmadığını tahakkuku yapılan fatura bedelinin ödenmediğini, belirterek fatura bedelinin tahsiline, davalının müdahalesinin menine, çalışır vaziyette teslimine, tesisin işletilmemesi nedeniyle kazanç kaybının tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı karşı davalı ... Elektrik Üretim A.Ş vekili 11/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalı karşı davacıdan alınmayan kül bedeli alacakları olan 2.448.613,13 TL kül bedelinin, temerrüt tarihi olan 04.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalı/k.davacıdan alınarak müvekkile verilmesini, dava dilekçelerinde talep edilen müvekkili şirketin kazanç kaybı olarak şimdilik 1.000 TL'nin davalı/k.davacıdan alınarak müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı karşı davacı ... San. ve Tic.
A.Ş vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı tarafın davalı şirkete gönderdiği faturanın da fiktif olduğunu ve yasal olmadığını, müvekkili firmanın davacı karşı davalının doğaya attığı külleri kendisi sepere ederek piyasaya satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin termik santralin çalışmadığı süreler içinde de çalışanların ücretlerini ve vergilerini ödediğini, sepere külün çimentoya alternatif bir katkı malzemesi olduğunu, davacı karşı davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini bu nedenle müvekkilinin sözleşmeye uygun mal alamadığını ve satış yapamadığından zarara uğradığını,
müvekkiline devir tarihinden itibaren bir iki ay süre ile kül satışına izin verilmediğini ve müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, müvekkili firmanın termik santralin çalışmadığı süreler içinde de çalışanların ücretlerini ve vergilerini ödediğinden bu zararın tespiti gerektiğini, karşı davaları ile ilgili olarak davacı karşı davalı şirketin bu noktada temerrüdü, kusuru ve ayıbının bulunduğunu, davacı taleplerine karşı takas ve mahsup taleplerinin söz konusu olduğunu, karşı davada ... ile müvekkili arasında 5 yıl süreli 750.000 ton uçucu kül satışı sözleşmesinin 14.11.2006 tarihinde imzalandığını,
Sözleşmenin 11.12. maddesi ve 18. maddesine göre gerek mücbir sebepler gerekse 5 yıllık sözleşme süresince alınamayan kül miktarı tamamlanana kadar sözleşme süresinin otomotik olarak uzatılacağının düzenlendiğini ...
Seyit Ömer İşletmesinde müvekkilini kül alım haklarını söz konusu olduğunu, davacı karşı davalının müvekkiline yönelik sözleşme hükümleri çerçevesinde sözleşme hükümlerindeki koşullar ile fiyatlandırma şekli ile kül teslimi yapmayarak müvekkilinin kazanılmış haklarının ihlaline ve zararına neden olduğunu, sonuç olarak davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddini, karşı davalarının kabulünü, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davacı karşı davalıdan temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile 10.000,00 TL maddi zararlarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davaya konu uyuşmazlığın davalı ... A.Ş tarafından imzalanan ve davacı ...
A.Ş tarafından dayanılan 16.08.2013 tarihli protokol hükümlerine göre değerlendirmesi gerektiği, her ne kadar davacı-k.davalı ... vekili 06.10.2021 tarihli oturumda ve celse arasında sunduğu tarihsiz dilekçede protokolün sadece eskale edilen birim fiyatlar yönünden geçerli olduğu, diğer maddelerin taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmadığını belirtmiş ise de, bu iddiayı destekleyen herhangi bir delil dosyaya sunulmadığı, kaldı ki davacı-k.davalı vekili 30.06.2021 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında protokolün müvekkili ile davalı ...
A.Ş arasında imzalandığı, protokolün geçerli olduğu ve protokole dayandıklarını belirttiği, 16.08.2013 tarihli protokol bir bütün olup, bazı hükümlerinin geçerli ve yürürlükte olduğu, diğer bazı hükümlerinin ise hüküm ve sonuç doğurmadığı iddiası dosyada mevcut somut hiçbir delil ile desteklenmediği, her ne kadar protokolde sadece alıcı ... A.Ş'nin imzası bulunuyor ise de protokol ... ...
Elektrik Üretim A.Ş vekili tarafından dosyaya ibraz edildiği, iddia ve taleplerin dayanağı olarak söz konusu protokole dayanıldığı, bu durum karşısında protokolün taraflarca kabul edilip benimsendiği, hüküm ve sonuçlarının her iki taraf yönünden de bağlayıcı olduğu, Protokolde "işbu protokol taraflarca karşılıklı olarak rızaen 16.08.2013 tarihinde imza altına alındığı, ...
Holding Yönetim Kurulu'nca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği hükmü bulunduğu, bu hükme bağlı olarak protokolün davacı ... yönünden yürürlüğe girmediği iddia edilse de, davacı ...'in protokol hükmüne bağlı olarak kül bedeli sepere kül fiyatının KDV hariç 11TL/ton olduğu iddiası ile talepte bulunması karşısında, protokolün davacı ... tarafından da benimsendiğini açıkça ortaya koyduğu, protokolde geçen "...
A.Ş'nin 31.07.2014 tarihine kadar alması gereken kül miktarı 250.566 ton olduğu, 31.07.2014 tarihine kadar 250.566 ton külün tamamının alınmaması durumunda, alınmayan kül miktarından satıcı ... Üretim A.Ş ve alıcı ... A.Ş sorumlu tutulmayacaktır." hükmünün ise göz ardı edilemeyeceği, bu hüküm davaya konu talepler yönünden davalı ...
A.Ş'yi sorumluluktan kurtarıcı bir düzenleme olup, taraf iradelerinin bu düzenlemenin aksi yönde olduğu kanıtlanmadığı, protokole sadece sepere kül fiyatı yönünden bağlı kalıp, diğer hükümler yönünden bağlı olmadığını öne süren davacının, bu iddiasının dayanağı olarak herhangi bir belge de ortaya koymadığı, sonuç olarak anılan hüküm çerçevesinde alınmayan kül miktarı yönünden davalı ...
A.Ş'nin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl davadaki kül bedeli yönünden davanın reddine, asıl davada davacı vekili 1.000,00 TL kazanç kaybının davalı-k.davacıdan tahsilini talep ettiği, alınan bilirkişi raporlarında mevcut tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; varlığı saptanan bir kazanç kaybı bulunmadığı gibi, bu yönde davacı vekilince sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığı, bu talep yönünden de davanın reddine,
Karşı dava yönünden ise davacının ileri sürdüğü zararlandırıcı eylemlerin neler olduğu ve ne kadar olduğu konusunda somut bir belge dava dosyasına sunulmadığı ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı- karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı – karşı davalı vekili; uyuşmazlığın sadece 16.08.2013 tarihli protokole göre değerlendirilmesinin ve asıl davanın reddinin hatalı olduğunu, davalı/k.davacının açmış olduğu karşı davanın reddine karar verilmesi hukuki bir gereklilik olduğunu, ancak mahkeme kararının gerekçesinde, davalı/k.davacı tarafından "16.08.2013 tarihli protokol uyarınca ...
A.Ş'nin 31.07.2014 tarihinden sonra hiçbir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı" gerekçesine yer verilmiş olmasının da hatalı olduğunu, protokolün, söz konusu sorumsuzluk maddesinin taraflarca uygulanmadığı dosyada mübrez olan her türlü belge ile sabit olduğunu, davalı sözleşme hükümlerine aykırı davranarak kendi kusuru ile sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini, 16.08.2013 tarihli protokolde yazılı olan, 31.07.2014 tarihine kadar kalan 250.566 ton kömürün tamamının alınmaması halinde alıcı ve satıcının sorumlu olmadığına ilişkin maddenin bugüne değin hiç uygulanmadığını,
tam tersine o tarihten sonra da davalı tarafından kül alımına devam edildiğini, bu anlamda tüm yazışmalar ve eylemler ile ortaya konulduğu üzere, bu madde taraflarca uygulanmayarak ... ile yapılan sözleşme hükümlerine bağlı kalındığını, ayrıca, yine protokolde, davalı alıcı firmanın 31.07.2014 tarihinden sonra hiçbir hak ve alacak talep etmeksizin kül tesislerini bila bedel devretmesi gerektiği yazılı iken, tesisleri devretmemesi ve bunun üzerine tazminat talepli olarak müvekkiline karşı dava açmasının da anılan protokolün davalı tarafından da sadece birim fiyatların uygulanmasına ilişkin bir kabul taahhüdü olduğunu açıkça gösterdiğini,
davanın açılmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri yanlış yorumlanarak karar verildiği gibi davalı lehine nispi vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; kül satış sözleşmesi kapsamında sözleşmeden kaynaklı alacağın ve kazanç kaybının tespiti ve tahsili hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava dava dışı ... ve davalı ... San. ve Tic. A.Ş arasında imzalanan 14.11.2006 tarihli uçucu kül satışı anlaşmasına istinaden, satış ve işletme hakkını T.C Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'ndan devralan davacı ... A.Ş tarafından, satış sözleşmesindeki taahhüt edilen miktarda kül alınmadığından bahisle düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili, kül sepere tesisinde davalının müdahalesinin men'i ve çalışır vaziyette teslim edilmesi, tesisin işletilememesi nedeniyle kazanç kaybı ve kül bedeli istemi; karşı dava ise karşı davalı tarafça sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi, kül teslimi yapılmaması ve karşı davacının ticari itibarın zedelenmesi nedenleri ile zarar oluştuğu ileri sürülerek tazminat istemine ilişkindir.
Davacı karşı davalı 28.02.2018 tarihli dilekçesi ile müdahalenin meni talebinin konusuz kaldığını ve bu talep yönünden davayı takip etmediklerinin ve sadece kazanç kaybı ve kül bedeli taleplerinin olduğunu belirtmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle; davaya konu uyuşmazlığın davalı ... A.Ş tarafından imzalanan ve davacı ... A.Ş tarafından dayanılan 16.08.2013 tarihli protokol hükümlerine göre değerlendirilerek davalının "...
A.Ş'nin 31.07.2014 tarihine kadar alması gereken kül miktarı 250.566 tondur. 31.07.2014 tarihine kadar 250.566 ton külün tamamının alınmaması durumunda, alınmayan kül miktarından satıcı ... Üretim A.Ş ve alıcı ...
A.Ş sorumlu tutulmayacaktır." hükmü gözetilerek asıl davanın ve kanıtlanamayan karşı davalının taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekillinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/81, K. 2024/663, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama