KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1152 - 2025/1264
- Esas no
- 2023/1152 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2025/1264 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/04/2023
- Esas-karar no
- 2022/652 E - 2023/259 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 03/11/2025
Karar Metni
1.304 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında motorin satımı nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında cari işleme dayalı ticari ilişki olduğundan cari ilişkide yer alan faturayı ayırarak alacak talep edilmesinin doğru olmadığını, temerrüdün gerçekleşmediğini, alacağın likid olmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin takip konusu 3 ayrı faturadan dolayı 868.230,71 TL alacaklı olduğu, alacağın dava tarihinden sonraki tarihli dava dışı şirket tarafından verilen 3 ayrı çekle ödendiği, bu şekilde dava konusu asıl alacağın konusuz kaldığı, işlemiş faiz talebi yönünden icra takibinden önce fatura alacağından dolayı davalının temerrüte düşürüldüğünün ispat edilemediği gerekçesiyle asıl alacak konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faize yönelik talebin reddine, alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takipten önce ödeme için verilen çeklerin davacı tarafından kabul edildiğini ve tahsil edildiğini, davacının takip başlatmakta hukuki yararının bulunmadığını, takipten önce çekle ödeme yapıldığından takibe itiraz edildiğini, aksi takdirde aynı borcun iki kez ödenmesi durumunun ortaya çıkacağını, itiraz haklı olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın reddi ile birlikte kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, işlemiş faiz talebi ret edilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün 2022/16472 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 23/06/2022 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 3 adet faturaya dayalı 868.230,71 TL asıl alacak, 27.053,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 895.284,10 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/05/2015 Tarih, 2013/19-224 Esas, 2015/1342 Karar sayılı ilamında;
"Somut olayda; davalı ödeme emri kendisine tebliğ edilmeden önce 07.07.2010 tarihinde davacıya 500,00 TL nakit ödeme yaptığı, ayrıca takipten sonra fakat itirazın iptali davasından önce 29.10.2010 keşide tarihli 7.662,92 TL bedelli çeki davacıya borcuna karşılık verdiği tarafların kabulündedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 114 ncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun m. 133) maddesine göre, borcun yenilenmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradeleri ile mümkün olup, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması durumunda tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Bu nedenle somut olayda borcun yenilenmesinden söz edilmesi mümkün değildir.
Tartışılması gereken diğer bir konu ise, borcun bir kısmı için verilen ileri tarihli çekin vadeyi uzatıp uzatmayacağıdır. Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatması mümkün değildir. Bu nedenlerle borcun bir kısmı için verilen ve ödenip ödenmeyeceği belli olamayan ileri tarihli çek yönünden de davalı borçlu dava açılmasına sebebiyet vermiştir.
Her dava açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanacağından borcun çek verilen kısmı içinde davalı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yargılama aşamasında ödenen çek bedeli nedeniyle bu kısım yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de mümkün değildir." hususlarına yer verilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle TBK 133.maddesi uyarınca tarafların açık iradesi bulunmadığı sürece mevcut bir borç için kambiyo senedi verilmesinin borcun yenilenmesi anlamına gelmeyecek olmasına,
borç için verilen ileri tarihli çekin ödenip ödenmeyeceği belli olmadığından takip açılması ve devamında itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmasında davacının haklı olmasına, çekle tahsilatların davadan sonra yapılması nedeniyle dava tarihi itibariyle davacının haklı olmasına, likid alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına göre aşağıdaki bent dışında kalan davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davacı, 868.230,71 TL asıl alacak, 27.053,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 895.284,10 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatmış, davalı borçlunun itirazı üzerine aynı miktar dava değeri gösterilmek suretiyle işbu itirazın iptali davası açılmıştır.
Mahkemece asıl alacağın davadan sonra ödenmesi nedeniyle asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz yönünden temerrüdün gerçekleşmemesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda red edilen 27.053,39 TL işlemiş faiz yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu olumsuz karar verilmemesi doğru olmamış, davalı tarafın bu yöne değinen istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1152, K. 2025/1264, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama