KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Esas no
- 2023/948 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/1477
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2021
- Esas-karar no
- 2018/627 E 2021/630 K
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 25/12/2025
Karar Metni
905 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme süresinin 27/04/2017 tarihinde sona erdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin üç aylık süre içinde yenilenmemesi nedeni ile bayilik lisansının EPDK tarafından 15/08/2017 tarihinde sona erdirildiğini, müvekkilince çekilen ihtar ile davalının kendi kusuru ile lisansı iptal edildiğinden ariyet mallarının iadesinin talep edildiğini, ancak teslim edilmediğini belirterek teslim tesellüm belgesinde belirtilen ariyet mallarının müvekkiline eksiksiz olarak teslimine, teslimi mümkün değilse ariyet mal bedelinin davalının temerrüde düşme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17/11/2020 tarihli ıslah dilekçesinde, 20.000,00TL olan dava değerinin bilirkişilerce belirlenen ariyet malzeme bedeli olan 87.901,76 TL olarak ıslah edildiğini bildirmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmadığı, yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılara tebligat yapıldığı mirasçıların da davaya cevap vermediği gibi yargılamaya katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda:Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde sözleşmenin ruhsat iptali halinde davacı tarafça ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin feshedilebileceği, ariyet sözleşmesinde ise sözleşmenin sona ermesi halinde ariyet malzemesinin aynen iade edilmesi gerektiği, zayi olması ve bir daha kullanılamayacak şekilde hasara uğraması halinde rayiç değerini bu değere hiçbir şekilde itiraz etmemek ve bu değerden aşınma ve eskime paylarının düşmesi gibi herhangi bir talepte bulunmadan ödeyeceğinin hükme bağlandığı,
davacı tarafından sunulan ariyet sözleşmesi ve teslim tutanaklarına göre davaya konu mallar ile ilgili TBK'nun 379-385 hükümlerine uygun ariyet sözleşmesi bulunduğu ve sözleşme gereği davalının süresi içinde akaryakıt bayilik sözleşmesini yenilemediği ve EPDK lisansının sona ermesi üzerine taraflar arasındaki ariyet sözleşmesinin de sona erdiği, kullanıma özgülenen ariyet malzemesinin iadesinin gerektiği aynen iade, olmadığı takdirde rayiç bedeli üzerinden iade talebi yerinde görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf isteminde bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar tarafından reddi miras kararı nedeniyle mirasçıların şahsi olarak sorumluluklarının bulunmadığı bildirilerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle ariyet olarak verilen malların iadesi bunun mümkün olmaması halinde bedelinin iadesine karar verilip verilemeyeceği hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle ariyet malzemelerinin aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 605'nci maddesinde yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir.
Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez, dosyadaki taraf sıfatları ortadan kalkar. Bu halde mirası reddetmeyerek mirasçılığı devam edenlerin katılımı ile davaya devam edilir. Mirasçıların tamamının mirası reddetmeleri halinde Türk Medeni Kanunu' nun 612 ve devamı maddeleri uyarınca mirasın tasfiyesi yoluna gidilerek, bir tasfiye memuru atanır ve ilgili memurun davaya dahil edilmesi suretiyle davaya devam edilir.
Türk Medeni Kanunu' nun 612 ve devamı maddelerine göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu taktirde ret, Sulh Hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, yine iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.
Somut olayda:Yargılama sırasında davalı 05/01/2020 tarihinde vefat etmiştir. Davacının mirasçılık belgesini sunması üzerine davalının mirasçılarına tebligat çıkarılarak taraf teşkili sağlanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; davalı ... ‘nün mirasçıları olan eşi ve çocuklarının davalının 05/01/2020 tarihinde vefatı üzerine 09/01/2020 tarihinde mirası reddettiği Sulh Hukuk Mahkemesince , 17/09/2021 tarihinde reddi miras talebi kabul edilerek tesciline karar verildiği sabit olduğundan, dahili davalı sıfatı ile dosyaya katılımı sağlanan ancak taraf sıfatları kalmayan mirasçılar hakkında husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi ve davalı murisin terekesi aleyhine davanın esası ile yargılama giderleri yönünden hüküm tesis edilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re’sen incelenerek ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/948, K. 2025/1477, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama