KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacılar Vekilleri Davalılar
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/1234 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2025/92 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2020
- Esas no
- 2016/359 E 2020/567 K
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 27/02/2025
Karar Metni
3.157 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... Gıda Lojistik Tic. A.Ş. vekili ile davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilerinin inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir grup olduğunu, ticaretinde banka kredisi gibi yollara başvurmayı dünya görüşü gereği benimsemediğinden ürettiği taşınmazları peşin veya senet mukabili sattığını, davalılardan ... ve ...'a da aynı şekilde senet mukabili satışlar yaptığını, bu davalılardan senet bedellerini ödememesi üzerine bir kısım taşnımazları geri aldığını, ancak bu arada alıcılarınca taşınmazlara ipotek koydurduğunu, bu nedenle taşınmazları mecburen ipotekli olarak geri aldığını ve ipotek sebebiyle üçüncü kişinin bankaya yapacağı ödeme için de yine bu davalılardan senet aldığını,
ancak tahsil edemediğini, ... ve ...'a sattığı diğer bir kısım taşınmazların da bedelini alamadığını, bu vesiylele öğrendiğine göre bu maliklerin taşınmazları spot piyasa sigara ticareti için teminat mektubu kredisi almak üzere bankalara ipotek ettirdiğini ve aldığı mektuplarla ticari faaliyet sürdürüp kar elde ettiğini ancak müvekkiline olan borcunu ödemek yerine şirketlerin içini boşalttığını ve bu kapsamda taşınmazları da birlikte sigara ticari yaptıkları diğer davalı ...'e devrederek elden çıkarttıklarını, bu sebeplerle ... ve ... aleyhine başlatılacak takiplerin karşılıksız kalacağının anlaşıldığını,
yine bu aşamada yapılan inceleme sonucunda bütün bu işlerin tüm davalılarca aslında ... ve hissedarı ...'ün başında olduğu adi şirkete haksız kazanç aktarmak amacıyla yapıldığının anlaşıldığını ve dolayısıyla bu gayrimenkul satışlarından kaynaklanan zarardan tüm davalıların birlikte sorumlu olduğunu belirterek satışa konu taşınmazlar için alınan senet bedellerinin tüm davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalılar ...
Gıda ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın bir takım hayali senaryo ve iddialarla haksız kazanç peşinde koştuğunu, davaya konu satışların müvekkillerini ilgilendirmediğini, aksine müvekkilinin ... ve ...'tan alacaklı olduğunu ve dava konusu taşınmazları ... ve ...'tan alacağını tahsil edebilmek amacıyla ipotekli olarak ve ipotek borcunu üstlenip ödeyerek satın aldığını, davalılar arasında davacı yanın iddia ettiği gibi bir adi şirket ilişkisinin bulunmadığını, davacının kendi ticari riskini müvekkillerine yüklemeye çalıştığını, iddialarının tam aksine, bir adi ortaklık ilişkisi, spot piyasa sigara satışı, organik bağ,
tüzel kişilik perdesi varsa bunun davacılardan ... Müt.Ltd. İle ... Ltd. arasında bulunmakta olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin sigara sektöründe faaliyet gösteren davalı ... Gıda'ya sektörün karlılığını düşünerek ve kar elde edebilmek düşüncesiyle ortak olduğunu, ancak durumun beklediği gibi olmadığını anlaması üzerine kısa süre sonra payı geri vererek ortaklıktan ayrıldığını ve diğer taraflar arasındaki ilişkilerden haberinin ve sorumluluğunun olmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar ..., ... ve ... süresinde cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, senetlerin lehtarları ... ve ... İnşaat Müh....Ltd.Şti olduğu, diğer davacılar olan ... Müt. İnş. Nak. Muh. Pet. Gıda Unlu Mam. Taah. Tar. Ay. Oto Alım Satım Kom. Mad. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... Müh. İnş. Taah. San. Tic. Ltd.
Şti'nin söz konusu senette lehtar ya da ciranta olarak herhangi bir kaydı bulunmadığından bu davacıların açmış olduğu davaların usulden reddi gerektiği, davalı ... ve ... yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmaması nedeniyle ve yine ... ile diğer şirketler arasında organik bağın bulunmaması nedeniyle ve yine ... ile diğer şirketler arasında organik bağ bulunmadığından bu davalılara karşı açılan davanın reddi gerektiği, davacı ...’ün 2.000.000,00 TL ve 400.000,00 TL bedelli senetlerin lehtarı konumunda olduğu,
söz konusu senetlerdeki ...'in kefilliğinden dolayı ve yine ... ile ... arasında organik bağın bulunmasından dolayı davacının 2.000.000,00 TL'lik senet yönünden talebi ile bağlı kalınarak 20.000,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen alınmasına karar vermek gerektiği, yine 400.000,00 TL'lik senet yönünden ise davacının talebi ile bağlı kalınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalı ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ...
İnşaat Müh. Gıda Ay. Taah. İth. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti’nin 780.000,00 TL bedelli senedin lehtarı konumunda olduğu, söz konusu senetteki ...'in kefilliğinden dolayı ve yine ... ile ... arasında organik bağın bulunmasından dolayı davacının 780.000,00 TL'lik senet yönünden talebi ile bağlı kalınarak 10.000,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... ve ... müştereken ve müteselsilen alınarak söz konusu davacıya verilmesine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalı ... Gıda Lojistik Tic. A.Ş. vekili tarafından;
Müvekkili ile davalılardan ...Ltd. Şti. arasında organik bağın olmadığı hususunun mahkemece tespit edildiğini, bu kapsamda davacının ...Ltd. Şti.’ye sattığı taşınmazların bedellerini alamadığı gerekçesiyle uğradığı zararların tahsilini talep ettiği anlaşıldığından müvekkiline karşı açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin ...Ltd.
Şti’den alacaklı olduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, dava dilekçesinde talepleri içerisinde yer almayan bonoların mahkemece davaya dahil edildiğini, alacak nedenin sözleşme olduğunu, bonoların zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının varlığını ispat edemediğini, taşınmaz satış sözleşmesinin tarafı olan davacının bedelde muvazaa iddiasına dayandığını, mahkemenin organic bağa ilişkin değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, gerekçelerin bu ilişkinin kurulması için yeterli olmadığını, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiğini bildirerek başvurulmuştur.
İstinaf eden- davacılar vekili tarafından; Davalı ... Gıda Lojistik Tic. A.Ş.’nin istinaf taleplerinin reddi ile davanın usulden reddine ilişkin hükmün aleyhe olan kısımlarının kaldırılarak davalılar tarafından zarara uğrayan ve hukuki yararın bulunan tüm müvekkilleri hakkında açılan davaların kabulüne, davalılardan ... ve ... adına davanın reddine lişkin hükmün kaldırılmasına ve muvazaalı işlemleri ile müvekkillerini zarara uğratmış olan bu kişiler bakımında da davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık ... ve ... şirketlerinin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında borcundan dolayı diğer davalı şahıs ve şirketlerin tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ teorisi kapsamında sorumlu olup olamayacakları noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalılar ... ve ... şirketlerinin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında borcundan dolayı diğer davalı şahıs ve şirketlerin tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ teorisi kapsamında tahsili talebine ilişkin alacak davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davalı ...Ltd. Şti. vekili hükmü 08/12/2021 tarihinde süresinde istinaf etmiş olup, davacılar vekiline gerekçeli kararın 27/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...Ltd. Şti.’nin istinaf dilekçesinin ise 28/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından hükmün reddedilen yönleri bakımından istinafa cevap dilekçesi ile 10/01/2021 tarihinde hükmün harçlandırılmaksızın kaldırılmasının talep edildiği, ancak bu taleplerin davalı ...Ltd. Şti.’ye karşı bir kısım davacıların davasının kabulüne ilişkin kararın istinafına karşı cevap mahiyetinde olduğu, davacılar vekilinin ... ...Ltd. Şti.'ye yönelik reddedilen bölümler yönünden istinafının süresinde sonra olduğu anlaşılmıştır.
... ve ... şirketlerinin söz konusu borcundan dolayı diğer davalı şahıs ve şirketlerin tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ teorisi kapsamında söz konusu borçtan sorumlu olup olamayacakları noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamına sunulan bono fotokopilerinin incelenmesinden;
- 29/09/2015 tanzim tarihli, 30/10/2015 vade tarihli, borçlusu ..., kefili ... Gıda Toptan Perakende Tüketim Ürünleri Dağıtım Pazarlama Akaryakıt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi, alacaklısı ... olan 2.000.000,00-TL bedelli bonodur.
- 29/09/2015 tanzim tarihli, 30/10/2015 vade tarihli, borçlusu ..., kefili ... Gıda Toptan Perakende Tüketim Ürünleri Dağıtım Pazarlama Akaryakıt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi, alacaklısı ... olan 400.000,00-TL bedelli bonodur.
- 01/10/2015 tanzim tarihli, 01/11/2015 vade tarihli, borçlusu ..., kefili ... Gıda Toptan Perakende Tüketim Ürünleri Dağıtım Pazarlama Akaryakıt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi, alacaklısı ... olan 780.000,00-TL bedelli bonodur.
Her üç bononun da ihdas sebebi olarak nakden alacak gösterilmiştir.
Dosya kapsamında Mahkemece davalı ... yönünden değerlendirme yapıldığında; davacı tarafından ... ile davalı ... arasında organik bağ olduğu hususunun iddia edildiği, bu çerçevede yapılan araştırmada;
1-...'in ortaklarından birisinin ... olduğu, söz konusu ...'ün ...'in en büyük ortağı olduğu gibi aynı zamanda ...'in yöneticisi konumunda olduğu görülmüştür.
2-...'de hissedar olan ...'nın söz konusu şirketteki hissesini ...'ye devrettiği, ...'nün ...'in yöneticisi ve hissedarı olan ... ile akraba olduğu görülmüştür.
3-...'nün ...'de var olan hissesinden kaynaklı yetkilerini Yenimahalle 5. Noterliği'nin 03/07/2014 tarih, 19835 Yevmiye nolu vekaletname ile ...'e verdiği görülmüştür.
4-...'e ait SGK primlerinin ve vergilerin düzenli denilebilecek şekilde ... tarafından ödendiği, bu durumun bilirkişi rapor ve ek raporunda açıkça tespit edildiği görülmüştür.
5-...'nün ...'e kefilliğinden kaynaklı borçlarının ve yine davadaki vekalet ücretinden kaynaklı masrafların ... tarafından ödendiği görülmüştür.
6-... ile ... arasındaki para alışverişinin çok yüksek olmasına rağmen kayda genelde belgeli kayda dayanamadığı, para alışverişinin genel itibariyle ... lehine olduğu, en son alınan ek rapor ile de halen ...'in ...'ten alacaklı olduğu görülmüştür.
7-Dava dışı ...'nın Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/67 Esas sayılı dosyasında verdiği beyan ile ... ile ... arasındaki anlaşmadan bahsedildiği, ...'in ... firmasının distribütörü olmasından dolayı sigara üzerinden başka bir ortak alamadığını, bu durumu aşmak için ...'in kullanıldığını beyan etmiştir. ... ile ... arasında mahkemece yukarıda belirtilen bağlantıların tespit edildiği, söz konusu bağlantılardan özellikle 4.madde de yazan hususun organik bağ teorisi yönünden en güçlü delil mahiyetinde olduğu, diğer deliller ile birlikte söz konusu delil değerlendirildiğinde, ... ile ... arasında organik bağ olduğu ve ...'in borcundan dolayı ...'in sorumlu olması gerektiği yönünde kanaatin oluştuğu, bundan dolayı ...'e yönelik açılan davanın Mahkemece ispatlandığı kabul edilmiş ise de;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir.
Tüzel kişiliğinin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye "mal varlığının bağımsızlığı" ve "mal ayrılığı" ilkesi denilmektedir.
Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir. Bu durum öğreti ve uygulamada "tüzel kişilik perdesinin aralanması" olarak ifade edilmektedir.
Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonrada tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük ve kuralı hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz.
Bu gibi durumlarda TMK'nın 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır. Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK'nın 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması halinde söz konusu olabilir.
İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hallerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir.
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması tearosi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir.
Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır.
Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir.
Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir.
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır.
Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir. TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır.
Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir.
Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağ ya da tüzelkişilik perdesinin aralanmasına dair iddiaların ispat edilemediği anlaşıldığından mahkemece bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü kararı doğru değildir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı ... ..A.Ş. vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinafa gelenin sıfatına göre infazda tereddüt yaratılmaması için davalı ... Gıda Toptan Perakende Tüketim Ürünleri Dağıtım Pazarlama Akaryakıt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden hüküm aynen korunarak HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/1234, K. 2025/92, 10 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama