KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekilleri Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/917 (KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2024/1250 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/04/2019
- Esas no
- 2017/155 E 2019/409 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 22/11/2024
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373.maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 05/07/2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı yanca asgari alım taahhüdünde bulunulduğunu, ancak sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini belirterek kar mahrumiyetinden kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53. Noterliği’nin 24.08.2016 tarih 25268 yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, müvekkili tarafından sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı bildirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davacı vekili tarafından; Davalının sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırı olarak mal almadığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, müvekkili tarafından dosya kapsamına sunulan Ankara 53. Noterliği’nin 08.09.2014 tarih 24315 yevmiye nolu ihtarnamesinin ihtirazi kayıt olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğu, ihtirazi kayıt yükümlülüğünün sözleşmenin her iki yanı için de geçerli olduğu, 24.08.2016 tarihli ihtarname sonrasında davalının hiç mal alımı yapmadığı hususunun gözden kaçırıldığı bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında davacının asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle kar mahrumiyeti talebinde bulunup bulunamayacağı ve var ise bu alacağın kapsamı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bayilik sözleşmesinin incelenmesinden taraflar arasında 05.07.2012 tarihinde imzalandığı, 5 yıl süreli olduğu, sözleşme ile aynı tarihte imzalanan taahhütnamede fiilen akaryakıt satışına başlandığı tarihten itibaren yılda asgari 800 m3 ton beyaz ürün…alma taahhüdünde bulunulduğu, söz konusu taahhüde aykırılık halinde beyaz ürünler için 150 USD, madeni yağ için 600 USD karşılığı kar mahrumiyeti ödeme taahhüdünde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan Ankara 53. Noterliği’nin 24.08.2016 tarih 25268 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinden davacı tarafından davalı aleyhine asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle 355.231,50 USD karşılığı 1.048.536,90 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, 01.09.2014 tarihinde davalı yana tebliğ edildiği, temerrüt tarihinin 09.09.2016 olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan Ankara 53. Noterliği’nin 08.09.2014 tarih 24315 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinden asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle 186.922,50 USD alacağın tahsilinin talep edildiği, ihtarnamenin 09.09.2014 tarihinde davalı yana bizzat tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin davanın reddine dair kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01/04/2024 tarih 2022/6032 E. 2024/2624 K. sayılı kararı ile “Somut olayda taraflar arasında 05.07.2012-05.07.2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme ile ekindeki taahhütnamede davalının, davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ederek, bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda cezai şart ödemeyi kabul etmesine rağmen yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı,
davacının da uzun bir süre ihtirazı kayıt koymadan mal teslimine devam ettiği, ancak davacının Ankara 5. Noterliğince düzenlenen 05.09.2014 günlü ihtarname ile sözleşme ve ekinde imzalanan taahhütname gereğince kâr mahrumiyetini davalıdan talep ettiği, bu şekilde 2015 yılındaki akaryakıt teslimi için ihtirazı kayıt koymak sureti ile bu yıla ilişkin olarak cezai şartı talep etme hakkını kazandığı, yine 24.08.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile de çekince koyduğu,
kaldı ki çekince koymaması halinde de davalının son dönemde taahhütten daha fazla miktarda ürün almaması halinde son yıla ait eksik alım nedeni ile cezai şart talebinde bulunabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarih ve 2019/(19)11-775 E. ve 2022/962 K. sayılı ilamı), hal böyle olunca davacının 2015 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak ihtarnamelerden sonraki süreye ait cezai şart niteliğindeki kâr mahrumiyetini talep edebileceği nazara alınarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen taahhütname başlıklı sözleşme asgari alım taahhüdüne ilişkindir. Bu sözleşmelere göre kar mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlal edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Sözleşmenin başlangıç tarihi 05.07.2012 olup, her bir yıl ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
05.07.2012-05.07.2013 yılları arasında davalı yanca asgari mal alım taahhüdüne aykırı davranılmış olmakla birlikte 2. yıl sözleşme başı olan 06.07.2013 tarihinden sonra ihtirazi kayıt konulmaksızın davacı yanca mal verilmeye devam edildiğinden ilk yıla ilişkin davacının talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
05.07.2013-05.07.2014 yıllarına ilişkin 2. sözleşme yılı bakımından 3. sözleşme yıl başı olan 06.07.2014 tarihinden sonra ihtirazi kayıt konulmaksızın davacı yanca mal verilmeye devam edildiğinden ikinci yıla ilişkin davacının talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
3. Sözleşme yılı olan 05.07.2014-05.07.2015 yıllarına ilişkin ise Ankara 53. Noterliği’nin 08.09.2014 tarih 24315 yevmiye nolu ihtarnamesi ihtirazi kayıt kabul edileceğinden bu yıla ilişkin talebin yerinde olduğu anlaşılmıştır. 05.07.2015-05.07.2016 yıllarına ait 4. Sözleşme yılı bakımından ise yine ihtirazi kayıt konulmaksızın mal verildiğinden davacının talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sözleşmenin son yılı olan 05.07.2016-05.07.2017 tarihleri bakımından ise Ankara 53. Noterliği’nin 24.08.2016 tarih 25268 yevmiye nolu ihtarnamesinin ihtirazi kayıt olarak kabul edilebilir ise de dava tarihi itibariyle henüz mal alım süresinin sonuna gelinmese de bilirkişi rapor tarihi 05.11.2018 tarihi itibariyle davalının mal alım süresinin tamamlandığı ve bu yıl bakımından da mal alımında bulunmadığı anlaşıldığından bu yıla ilişkin talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınabileceği ifade edilmiş olup, dosya kapsamında alınan 06/11/2018 tarihli bilirkişi raporunun 12. Sayfasında yıllara göre hesaplanan cezai şart belirlenmiş olduğundan ek rapor alınması yoluna gidilmemiştir. Mahkemece bu iki yıl bakımından davacının talebinin yerinde olduğu kabul edilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davacının davasının reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile taleple bağlılık ilkesi ve istinaf aşamasında ıslahın mümkün olmadığı da gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 356/2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/917, K. 2024/1250, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama