KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Mart 2026
- Esas no
- 2025/1583 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2026/297 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/06/2025
- Esas no
- 2023/712 E 2025/482 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 10/04/2026
Karar Metni
2.913 kelime·15 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; davalılar ... ile ...'in davacı müvekkilinin öz çocukları olduğunu, müvekkilinin eşinin vefatından sonra mal varlığını yöneterek çocukları ile paylaştığını, davalı ...'ın iflas ettiğini, davalı ...'ın okuma yazma bilmeyen müvekkilinin el ürünü olduğunu iddia ettiği bono karşılığında müvekkilinden para istediğini, müvekkilinin vermemesi üzerine bonoyu kız kardeşi olan diğer davalı ...'e ciro ile icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin davalı ...'a herhangi bir borcunun olmadığını, okuma yazma bilmediğini ve böyle bir senet imzalamadığını,
davalı ... hakkında yağma ve evrakta sahtecilik suçlamasından dolayı ağır ceza mahkemesinde dava açıldığını, belirterek müvekkilinin borçlu olarak göründüğü 300.000.000.000 TL (300.000,00 YTL) bedelli 10/01/2004 tarihli 25/02/2004 vadeli Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2004/8096 esas sayılı takip dosyasına konu bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, tahsil olunan paraların avans faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin uğradığı maddi zarardan dolayı 1.000,00 YTL, manevi zarardan dolayı 20.000,00 YTL'nin davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline,
haksız ve kötü niyetli takip alacaklısı davalı ...'in alacağın %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalılar vekili; davacının müvekkillerini dava dilekçesinde potansiyel suçlu olarak gösterdiğini ve hak arama özgürlüğünün sınırlarını aştığını, davacının müvekkillerinin annesi olduğunu, dava konusu senet ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/1973 hazırlık numaralı dosyasında müvekkilleri hakkında "Zorla Senet İmzalatmak" ve "Karşılıksız Senedi Kullanmak" suçlarıyla şikayette bulunduğunu daha sonra Ankara 15.İcra Hukuk Mahkemesinin 2004/422 esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiğini, davacının kendi içerisinde çelişki taşıyan birinin olduğu yerde diğerinin olamayacağı aşikar olduğunu,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayete kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiğini, İcra Hukuk Mahkemesindeki davada ise senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun iki farklı bilirkişi vasıtasıyla tespit edildiğini, Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyanın kesinleşmesi sonucu davacının eldeki davayı açıldığını, davacının hakkını kötüye kullandığını, okuma yazma bilmediğini, imza atmaya muktedir olmadığını içeren bir beyanının olmadığını ve bu beyanın daha sonra ortaya çıktığını,
davacının iddialarına ilişkin olarak sunduğu tüm delillerin tamamı derdest dava ile hiçbir ilgisi olmayan ayrıca asılsız olduklarının kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu, bu dosyada delil olarak kabul edilemeyeceğini bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu senedin zorla imzalandığı iddiasıyla yapılan şikayet üzerine ağır ceza mahkemesince sanık ... hakkında zorla senet imzalattığı gerekçesi ile mahkumiyetine ve diğer sanık ... hakkında ise suç eşyasını bilerek kabul etmek fiilinden cezalandırılmasına karar verildiği,
her ne kadar bozmadan sonra zaman aşımı nedeniyle sanıklar hakkındaki davanın düşmesine karar verilmiş ise de davalı ...'ın tehdit kullanarak zorla dava konusu senedi davacı annesine imzalatarak aldığı ve ciro ederek ablası olan diğer davalıya temlik ederek onun tarafından davacı aleyhine icra takibine konulduğu bu şekilde davacının iradesi fesada uğratılarak tehditle imzalatıldığı senetten dolayı davalılara borçlu olmadığı (TBK 37.eski Borçlar Kanunu 27.madde) gerekçesiyle davacının menfi tespit talebinin kabulüne, dava konusu takibe konu senetten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine,
Gerek davadan önce ve gerekse davadan sonra çeşitli tarihlerde çeşitli miktarlarda dava konusu senede dayanılarak takip dosyasından tahsilat yapıldığından tahsil edilen bu bedellerin ödeme tarihinden itibaren takip yapan ve tahsil eden davalı ...'ten avans faizi ile birlikte tahsili ile temlik alan ...'a ödenmesine, icra dosyasından tahsil edilmekle birlikte henüz alacaklıya ödenmeyen bedelin temlik alana iadesine, davalı ... dava konusu senedin zorla alındığını bildiği halde kötü niyetli olarak takibe koyduğundan takip bedelinin %40 oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının bu davalıdan tahsili ile davacı temlik alana ödenmesine,
davacı temlik alan faizden fazla munzam zarar ve ayrıca maddi zararının bulunduğu ispatlayamadığı buna yönelik talebinin reddine, davalı ... zorla dava konusu senedi davacı temlik edenden aldığından bu fiilinden dolayı davacı temlik edeninin duyduğu elem ve acıyı kısmen de olsa gidermek için vakanın oluş şekli, tarafların kusuru, kastın yoğunlu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile takdiren 10.000,00 TL'nin senedin tanzim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacı temlik alana ödenmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalı ...'in tehdit ve senedin zorla alınması fiilene iştirak etmediği, davacı tarafın anılan davalı yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalılardan ... vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili; davanın senedin zorla imzalatıldığı iddiasıyla açılmadığını, imza inkarına dayalı açıldığını, temliknamenin geçersiz olduğunu, tereke temsilcisi atanması konusuna da hiç değinilmediğini, gerekçeli kararın başlık kısmında ise tereke temsilcisi Av. ..., temlik alan ... vekili olarak kaydedildiğini, bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; imza inkarı ve bedelsizlik iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı ve temlik alacaklısının temlik alacaklısı sıfatının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı ... tarafından davacı annesi aleyhine takibe konan senedin davalı ... tarafından, kardeşi olan diğer davalı ...'e ciro edildiği ve takibe konulduğu senetteki imzanın murise ait olmadığı ve bedelsizliği iddiasıyla senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, icra inkar tazminatının tahsili, munzam zarar ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece; temlik alan davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne , dava konusu 10/01/2004 tanzim tarihli 25/02/2004 vadeli 300.000,00TL bedelli davalı ... tarafından davacı temlik eden ... aleyhine Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2004/8096 esas (yeni esas 2015/8732) sayılı dosyasında takibe konulan bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, ödeme tarihinden itibaren istirdadına, %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile temlik alan ...'a ödenmesine,
temlik alan davacının munzam zarar talebinin reddine, davacının davalı ...'a yönelik manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın 10/01/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile temlik alan davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı temlik alanın davalı ...'e yönelik manevi tazminat talebinin reddine şeklinde karar verilmiştir.
Miras bırakan davacı yargılama sırasında vefat etmiş, davacı muris adına temlik alacaklısı sıfatıyla kızı ... davaya devam etmiştir. Davalılar kardeşleri olup, ölüm tarihi itibariyle tereke de elbirliği mülkiyetine tabidir. Bu tür davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasızdır. Yargılamada tereke temsilcisi vasıtasıyla davaya devam edilmiştir.
Dava, davalı ...'ın zorla davacıdan imzalatarak aldığı bonoyu ciro ederek diğer davalıya verdiği ve diğer davalı tarafından da bu durum bilinerek takibe konulduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının şikayetine üzerine; davalılar hakkında Ankara 5.Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece sanık ...'ın annesi olan katılan müşteki ...'den tehdit ve zorla senet aldığı, bu senedi ablası olan diğer sanık ...'e ciro ederek verdiği ve onun tarafından icraya konulduğunu, bu şekilde sanık ...'ın zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçunu işlediği,
diğer sanık ablası ...'nın da senedin zorla alındığını bilerek ve suç işlendikten sonra sanık ...'ın eylemine yardım etmek suretiyle icra takibine koymak eylemine yağma suçuna yardım etmek olarak kabulünün gerektiği gerekçesi ile sanıkların 6'şar yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 2012/1676 esas 2013/5806 karar sayılı ilamıyla bozulduğu, bozma ilamında sanık ...'ın müştekiden tehditle ve zorla senet almadığını, kendisine ait taşınmazların devri karşılığında rızaen alındığına dair savunmalarda bulunduğu, bu konudaki savunmaların araştırılması,
ayrıca diğer sanığın zorla senet alındığından haberi olmadığı ve bilmediği belirtilmesine rağmen filinin suç eşyasının kabul etmek suçunu oluşturacağı belirtilerek kararın bozulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucu sanık ...'ın hakkında zorla senet almak suretiyle yağma suçunu işlediğinden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in hakkında ise fiilinin suç eşyasını kabul etmek suçunu oluşturduğunu bunun da zaman aşımı süresi dolduğundan düşmesine karar verildiği, kararın temyizi sonrasında Yargıtay 6.Ceza Dairesi Başkanlığı'nın 2014/2932 esas, 2015/40966 karar sayılı ilamı ile ... hakkında verilen kararın onanmasına,
... hakkında verilen kararın 15 yıllık zaman aşımı süresi dolduğundan bahisle kamu davasının zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı ... 03/03/2013 tarihli temlik sözleşmesi ile açılan davadaki hak ve alacaklarını maddi ve manevi tazminatla birlikte kızı ...'a devir ve temlik etmiştir.
... aleyhine Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2004/8096 esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu 10/01/2004 keşide 25/02/2004 vade tarihli 300.000,00 YTL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti, bononun iptali, tahsil edilenlerin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili, munzam zararın davalı ...'dan tahsili, maddi ve manevi zararın davalılardan müştereken tahsili ve icra inkar tazminatının tazmini taleplerinden ibaret olduğu,
icra hukuk mahkemesi dosyasında alınan rapor ile senetteki imzanın davacı ...'a ait olduğu tespit edilerek davasını reddedilerek kararın kesinleştiği, bu nedenle davacı ...'ın imza itirazının yerinde olmadığı, ikinci iddiasının davalı ...'a borcunun bulunmadığı ve senedin zorla alındığı iddiası olduğu, 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/230 esas 2013/359 karar sayılı ilamıyla senedin zorla imzalatılmak suretiyle yağma suçunun işlendiği gerekçesi ile ...'ın mahkumiyetine karar verildiği, sanığın iddialarına itibar edilmediği,
dava konusu senedin herhangi bir borç bulunmadan zorla imzalatıldığının kabulünün gerektiği, diğer davalı ...'in ağır ceza mahkemesi kararıyla zorla alınan senedi takibe koyma şeklindeki eyleminden suç eşyasını kabul etmek suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu davalının bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığının kabulünün gerektiği yargılama aşamasında yapılan takip dosyasından 145.162,58 TL tahsilat yapıldığı, çeşitli tarihlerde yapılan bu tahsilatların ... tarafından tahsil edildiği, bunların ödeme tarihiden itibaren iadesinin gerektiği, dava konusu senetten dolayı davacının gerek ... gerekse ...'e borçlu bulunmadığı,
dava tarihine kadar tahsil edilen toplam miktarın 103.872,87 TL dava tarihinden sonra yapılan tahsilat toplamanın 41.286,91 TL olduğunu, faizle karşılanmayan munzam zararının ispat edilemediği, bu meblağdan 15.346,91-TL'nin takip alacaklısı tarafından tahsil edildiğini, 25.940,00-TL'nin ise icra dosyasında bulunduğu şeklinde bilirkişi heyetince görüş beyan edildiği anlaşılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davalı ... tarafından davacı aleyhine takibe konan senedin davalı ... tarafından davacı annesi ...'dan zorla imzalatılarak alınıp ciro edilerek kardeşi olan diğer davalı ...'e verildiği ve onun tarafından takibe konulduğu iddiasıyla bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti, kötüniyet tazminatının tahsili, munzam zarar ve maddi ve manevi tazminatın tahsili talebiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ise de bilirkişi raporu ve kesinleşen icra hukuk mahkemesi kararına göre imzanın aidiyeti tespit edilmiştir.
Dava, 2004 sayılı İİK m.72 hükmü uyarınca açılmış menfi tespit davası olup, dosya kapsamından takibe konu taraflar arasında düzenlenmiş 03/03/2013 tarihli temliknamede davacının, davaya konu dosyadaki müstakbel alacağını kızı ... adına devir ve temlik ettiğini, beyan etmiştir.
Alacağın devri sözleşmesi (akdi temlik), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, alacaklının bir borç ilişkisinde borçlunun rızasına gerek duymaksızın, alacağını tasarrufî ve soyut bir işlemle üçüncü bir şahsa devretmesine imkân sağlayan yazılı şekle bağlı bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle devreden mevcut alacak haklarını devrettiği gibi henüz doğmamış müstakbel alacaklarını da devredebilir.
Mevcut bir alacağın devrinde, devir konusu alacak hakkı, yazılı temlik sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte devralanın malvarlığına geçer. Sözleşmenin yapıldığı esnada mevcut olmayan müstakbel alacakların devrinde ise tasarruf işleminin yapıldığı an ile hüküm ve sonuçlarını doğurduğu an arasında bir ayrım yapılmalıdır. Bu halde temlik işlemi hüküm ve sonuçlarını alacak hakkının doğduğu anda doğurur.
Yani önceden yapılan tasarruf işlemi sayesinde alacak hakkı, doğduğu anda başkaca bir işleme gerek kalmaksızın devralanın malvarlığına geçer. Öte yandan TBK m. 191 hükmüne göre alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.
Davacı ... yargılama sırasında 26/01/2015 tarihinde vefat emiştir. Davanın temelini oluşturan 03/03/2013 tarihli temlikname ile davaya konu takip dosyasından müteveffa davacı, müstakbel henüz doğmamış alacağını temlik alan davacı ... adına devretmiştir. Bu durumda borcun tamamının istenebilir hale gelip gelmediği temlike konu müstakbel alacağın muaccel olup olmadığı, müteveffanın müstakbel istirdada konu alacağı ve tazminat alacağı üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekir.
Müteveffanın kızı ... yargılamaya temlik alacaklısı sıfatıyla katılmış ise de temlik alacaklısı ile diğer davalılar lehtar ve ciranta arasındaki menfaat çatışması nedeniyle terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mustakbel alacak temlik edenin ölümünden sonra doğuyorsa öğretide baskın görüşe göre bu alacak artık mirasın bir parçası olur. Yani terekeye girer mirasçılara geçer. Çünkü henüz doğmamış bir alacak üzerinden tam bir hak devri gerçekleşmiş sayılmaz. Ölüm anında mal varlığına dahil olmayan bir şey doğrudan devralana geçmez.
Davaya konu alacak taleplerinden biri de manevi tazminat istemine ilişkindir. Manevi tazminat kişiye sıkı surette bağlı bir hak olup devredilemeyeceğinin gözetilmeden kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece; müteveffa davacı ...'ın menfi tespit istemine yönelik olarak davacının terekesinin borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin ödeme tarihlerinden itibaren istirdadına ve tazminata konu alacak yönünden davacının terekesi lehine karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/1583, K. 2026/297, 12 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama