KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Mart 2023
- Esas no
- 2019/2618
- Karar no
- 2023/483
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/05/2019
- Esas-karar numarası
- 2016/265 Esas-2019/526 Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, Afşin-Elbistan B Termik Santrali Genel Temizlik işleriyle ilgili olarak 2007-2010 dönemini kapsayan sözleşme imzalandığını; davalı yüklenicinin istihdam ettiği işçilerin işçilik alacaklarının ödenmemesi üzerine dava dışı işçiler tarafından Ankara 1.İş Mahkemesinde açılan davalar sonucu müvekkili tarafından icra yoluyla toplam 137.503,56 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu ileri sürerek bu bedelin ödeme tarihi olan 20.08.2013 ve 01.06.2015 tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı müvekkilinin daha sonra dava değerini 53.658,06 TL'na düşürerek davasını bu şekilde ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle 81.845,50 TL yönünden derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin davacının verdiği talimat doğrultusunda dava dışı işçilerin alacaklarından kesintiler yaptığını, bu sorumluluğun müvekkiline ait olmadığını, davacı işverenin müvekkilinin hakedişinden kesintiler yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece Mahkemesi'nce "Dava, asıl işveren davacıya, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmeler gereği, davalının çalıştırdığı işçilerin açtıkları davalar nedeniyle davacının işçilere yaptığı ödeme miktarının ne olduğu, davalının davacı tarafça yapılan ödemeden sorumlu olup olmadığı, ilgili İş Mahkemelerinde görülen davaların davalı ... AŞ'ye ihbar edilip edilmediği, davacı tarafça mahkeme kararları nedeniyle yapılan ödemelerin davalı ... A.Ş.'nin hakedişlerinden kesilip kesilmediği, davacının rucü talep edebileceği miktarın ne miktarda olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davacı ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmeleri davacı yanca dosyaya sunulmuştur.
Dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmeleri uyarınca davalının çalıştırdığı işçiler sebebiyle açılan davalar sonucunda davacı yanın bu davaya konu ettiği icra dosyalarına 45.442,17-TL ödeme yaptığı, diğer yandan her ne kadar davalı ... ... A.Ş. tarafından söz konusu bedellerin hakedişlerden kesildiği belirtilse de buna dair dosya arasında bir delile rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından yapılan ödemeden davalıların sorumlu olup olmadığı diğer bir uyuşmazlık konusudur.
Bu konuda Yargıtay 13. HD.'nin 2016/502 esas ve 2018/2695 karar sayılı ilamında ise ''...ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak davaya konu alacaklardan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca tacir olan davalıların çalıştırdığı işçilerin fiili işçilik dışında sair ücret alacağı ve tazminat haklarından sorumlu olacağını bilebilecek durumda olduğu ancak, davacı belediyenin de asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya ve davacının kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret ile yemek ve yol yardımı alacaklarına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı,
bu sebeple dava dışı işçinin davalılar işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının ve yıllık izin ücretinin de tüm alt işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği...'' denilmektedir.
Somut olaya gelindiğinde; bilirkişi marifetiyle tespit edilen olgulara göre icra dosyalarına yapılan ödemelerin ilamlara uygun olduğu, davacı tarafından dava dışı işçilerin açtıkları iş mahkemesi ilamlarına dayanarak icra dosyalarına toplam 45.442,17 TL'nin ödeme tarihi olan 20.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından" davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili alacağının 53.568,06 TL olduğunu ancak mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda eksik hesaplama yapıldığını, ayrıca mahkemenin hüküm fıkrasının 5.maddesinde müvekkili aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa AAÜT'nin 7.maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK
Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi nedeniyle davacı işveren tarafından davalı yüklenicinin istihdam ettiği işçilerin işçilik alacakları nedeniyle açtıkları davalar sonucu ödemeler yapması sonucu ödediği bedelin davalıdan tahsili isteminin yerinde olup olmadığı ve miktarı hususlarında toplanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi nedeni ile alacak istemine ilişkindir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına;
mahkemece davalı yan yararına hükmedilen vekalet ücretinin Dairemiz karar tarihi itibariyle fazla hesaplanmadığının anlaşılmış bulunmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 24.03.2023
Başkan ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Katip ... · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2019/2618, K. 2023/483, 15 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama