KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2024
- Esas no
- 2020/187
- Karar no
- 2024/208
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23.11.2018
- Esas-karar numarası
- 2016/1189 E., 2018/932 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
948 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin ...
Tarım Kredi Kooperatifi'nin 2605 nolu üyesi olduğunu, 2014 yılında davalı kooperatifte yaşanan sıkıntıları duyar duymaz kooperatife gittiğini, borç durum belgesi alması üzerine almadığı malları almış gibi senet düzenlendiğini ve çekmediği halde yenileme kredisi çektiğini, peşin ödeme ile aldığı mallar için kredi senedi düzenlendiğini öğrendiğini, müvekkilinin kooperatife bir borcu bulunmadığını, davalı kooperatife olan borcunu 2013 yılında oğlu ... vasıtası ile ödediğini, kooperatif yetkilisi ...'in hileli yöntemler ile kooperatif üyelerini borçlandırdığını,
... hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, kullanılan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, her ne aldıysa peşin olarak aldığını, davalı kooperatifin cebri icra yoluna başvurmasından korkan müvekkilinin kendisine ait olmayan borçları 25.12.2015 tarihinde ödemek zorunda kaldığını,
yaklaşık olarak 14.621,24-TL asıl alacağı faizi ile birlikte ödediğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ödemiş olduğu 14.621,24-TL'nin ödeme tarihi olan 25.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından borçlu olmadığı iddiasında olunması halinde istirdat davası açılması gerektiğini, resmi senetteki imza ve yazıyı inkar eden tarafın bu iddiasının ancak ilgili evrakta resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceğini, davacının daha önce kullanmış olduğu kredilerden kaynaklı senetleri de, sözleşmeleri de imzalamış olduğunu, müvekkilinin davacının okuma yazma bilmediğini bilmesinin mümkün olmadığını,
kaldı ki yıllardır okuma yazma bilmeyen davacının senet ve sözleşmeler imzalayarak müvekkili kooperatiften mal ve nakit almış olmasına rağmen eldeki davada okuma yazma bilmediğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakatlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Tüm bu nedenlerle alacak davasına konu senetlerin altındaki imzaların davacıya ait olduğu hususunda kesin ve net bir şekilde tespit yapılamamış olması bu hususunda davacının aleyhine yorumlanamayacağı yani senet altındaki imzaların davacıya ait olduğunun ispatlanamamış olması dikkate alınarak TBK'nın 77. Maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak davacının ödediği bedelleri talep edebileceği kanaati ile davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davanın kabulü ile, davacının 04/11/2011 tarihli 9089/1-2 numaralı borç senedine istinaden ödediği 792,66 TL, 02/10/2013 tarihli 12188 numaralı borç senedine istinaden ödediği 10.456,77 TL, 02/10/2013 tarihli 12189 numaralı borç senedine istinaden ödediği 1728,02 TL ,07/10/2013 tarihli 12210 numaralı borç senedine istinaden ödediği 1.579,69 TL ve 14/04/2014 tarihli 13478 numaralı borç senedine istinaden 2.350,70 TL bulunduğu anlaşılmakla davacının talebi ile bağlı kalınarak 14.621,24 TL'nin 25/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Davacının imza incelemesi için alınan son bilirkişi raporunda, imzaların aynı elden çıktığının ve inceleme konusu belgelerin aynı el ürünü olduğunun belirtildiğini, ancak yerel mahkemece rapor dikkate alınmadan hüküm verildiğini;
Davacının vekâlet vermesi halinde kooperatifteki borç senetlerinin vekiller aracılığıyla da imzalanabildiğini, bu nedenle imza incelemesi yapılan senetlerdeki imzaların davacının vekiline de ait olabileceğini, bilirkişinin incelemesinde bu hususa da dikkat edilmesi gerektiğini;
Yerel mahkemece zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının da haksız olarak reddedildiğini;
Müvekkili kooperatifin harçtan muaf olduğunu, buna rağmen davacının yatırdığı fazla harç ve bakiye karar harcından da sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, kooperatif borç senetlerindeki imzaların inkarı nedeni ile bu senetlerden kaynaklı ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir.
Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğundan taraflar sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunamaz. Buna göre ilk derece mahkemesinin davanın sebepsiz zenginleşmeye dayandığı yolundaki tavsifi doğru olmadığı gibi davalının zamanaşımı def'inin, dava konusu talebin ortaklar ve ortaklık arasındaki para alacağına ilişkin taleplerin TBK'nın 147/5. maddesi uyarınca beş yıllık zaman aşımı süresine tâbi olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep hakları için uygulama yeri bulunan TBK'nın 82. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki istinaf yoluna başvuranın sıfatı göz önünde bulundurularak bu hususa işaret etmekle yetinilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 01.02.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/187, K. 2024/208, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama