KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ) (D Üzel Te Rekyenidenesashakkındakarar )
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2020/928 - 2025/1251
- Esas no
- 2020/928
- Karar no
- 2025/1251
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/02/2020
- Esas-karar numarası
- 2018/716E., 2020/135K.
- Dava
- Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen
- Yazım tarihi
- 25/12/2025
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkilinin, ASKİ'nın Altındağ- Ankara adresindeki kanalizasyon çalışmaları projesini üstlendiğini, davalı Sigorta Şirketi tarafından 29.06.2012- 29.06.2015 vadeleri arasında geçerli İnşaat AH Risk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin çalışmalarının devam ettiği çalışmalar esnasında 20.04.2013 tarihinde bir temiz su borusunun patlaması sonucu sigorta şirketi ile anlaşmaya varılarak toplam 234.413,41 TL ödendiğini ancak,
bu tazminat tutarının 142.751,46-TL'lik kısmının Güneş Sigorta ile akdedilen İnşaat AH Risk Sigortası kapsamında kendilerine ödendiğini ileri sürerek bakiye 91.661,45 TL'nin davalıya yapılan ilk başvuru tarihi 27.08.2015'ten itibaren avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; öncelikle yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin faiz sorumluluğunun hasara ilişkin kendisine ihbar yapılması ile başlayacağını, sigortalısının şirketlerine daha önce yaptığı ihbar olmadığından tazminat ödemesi hesabında faizin hesaplamaya dahil edilmediğini, sigorta poliçesi kapsamında 3. Şahıs mali sorumluluk teminatında hasarın %10' u kadar (min. 1500 USD ) muafiyet tenzili belirlendiğini, hasar tazminatı hesaplanırken muafiyet tenzili uygulandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "... taraflar arasında hasarın miktarı ve muafiyet klozu kapsamında olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunduğu, davacı tarafından yürütülen çalışmalar neticesi meydana gelen su basması hadisesi nedeniyle dava dışı işyerinde gerçekleşen zarardan davacının sorumluğunun bulunduğu, bu nedenle davacı tarafından dava dışı takip alacaklısı olan (sigortalısına ödemede bulunan) sigorta şirketine toplam 234.413,41-TL ödemede bulunulduğu, bu ödemenin 142.751,46-TL'sinin davalı tarafından karşılandığı, davacı tarafın isteminin ise bakiye kalan ödenmediği belirtilen tutarın (91.661,95-TL) isteminden ibaret olduğu,
yukarıda detayları belirtilen poliçe sözleşmesi gereğince davacının 3. kişilere verdiği zarardan da belirtilen teminat limiti kapsamında davalının sorumluğunun söz konusu olacağı, mahkememizce hükme esas alınan, denetime elverişli bilirkişi kurulu marifetiyle hasar miktarı ile davacının ödeme tarihi itibarıyla mahkeme ilamından doğan sorumluluğu gözetilerek davacının icra takibine ödemesi gereken miktar, 3. şahıs mali sorumluluk teminatında belirlenen yüzde 10 muafiyet klozu ve davalı tarafından yapılan ödeme nazara alınarak hesaplama yapıldığında davacının davalıdan 67.000,65-TL talep hakkının bulunduğu,
davacı tarafın poliçe hükümleri karşısında davalının sigorta muafiyet hükümlerinden yararlanmasından mümkün olmadığı şeklindeki itirazları ile davacının ilama dayalı olarak 3. kişilere karşı hasar miktarı ve tüm yargılama giderlerinden birlikte sorumlu olduğundan davalı tarafın itirazlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf Ankara 5. ATM'de görülen 2013/494 esas sayılı dosyasında davalıya ihbarda bulunulduğu belirtilse de bu şekilde davalı sigorta şirketine yapılan bir tebligata/bildirime rastlanılmadığı,
dolayısıyla dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde: davalının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının kendilerine ihbar edilmediğine dair beyanlarının gerçeklere aykırı olduğunu, bu gerekçeyle yerel mahkeme kararındaki faize yönelik itirazlarının haksız olduğunu, avans faizinin hasar tarihi olan 06.06.2018 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, davalı şirketin müvekkiline olan 91.661,95-TL olan borcunun tamamını ödemesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde: müvekkilinin üzerine düşen borcu davacıya ödediğini, taraflarına yapılan usulüne uygun bir dava ihbarı bulunmaması sebebiyle asıl alacak üzerinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
1- Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat taleplidir.
Sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Davalının , miktar ve ödeme talebi içeren 16.06.2018 tarihli ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değildir.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek faiz başlangıcı yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/928, K. 2025/1251, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama