KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/1382 - 2026/390
- Esas no
- 2021/1382
- Karar no
- 2026/390
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 05.03.2020
- Esas-karar numarası
- 2018/502 E., 2020/219 K.
- Dava
- Alacak
- Yazım tarihi
- 20.02.2026
Karar Metni
2.004 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili ve davalı ... Akaryakıt...Limited Şirketi tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: 233 sayılı Kanun hükümlerine tabi olan müvekkili kurum ile davalı şirketler arasında temizlik hizmeti alım sözleşmeleri imzalandığını, söz konusu sözleşmeler ile eki tenik ve idari şartnameler gereğince 2012-2017 yılları arasında davalı yüklenici şirketlerin işçisi olarak çalışan işçi ...’in 30.11.2017 tarihli dilekçesi ile müvekkiline başvurarak kıdem tazminatının kendisine ödenmesini talep etmesi üzerine ilgili yönetmelik hükümleri kapsamında dava dışı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı tespit edilerek kendisine 11.791,23 TL kıdem tazminatı ödemesinin 21.12.2017 tarihinde yapıldığını,
davalı yüklenici şirketlerin sözleşme ve eki teknik şartname gereğince dava konusu işçilik alacağından hukuken sorumlu olduğunu iddia ederek, 11.791,23 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... Akaryakıt...Limited Şirketi ile ... Grup...Limited Şirketi vekili özetle: Davanın zamanaşımına uğradığını, davaya bakmaya yetkili mahkemenin Ortaca Aliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, yerleşik içtihatlar ve 6552 sayılı Kanun 8. madde ile 4857 sayılı Kanun 112. maddesine eklenen fıkralar gereğince kıdem tazminatı ödemesinden davacının asıl işveren olarak sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk derece mahkemesince "...Yapılan yargılama ve Toplanan delillere göre davacı kurum ile davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ilişkisi çekişmesizdir. Bu bağlamda, davacının dava konusu kıdem tazminatı ödemesine ilişkin olarak davalı yüklenici Şirketlere rücu hakkının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyamıza sunulan ve davalılar ile davacı arasında imzalanan "Bitkisel Üretim ve Hayvancılık İşleri Hizmet Alımında Uygulanacak İdari Şartnamenin" 36.3 maddesinde. “Yüklenicinin işçilere ödemediği ücret, fazla çalışma ücreti ve diğer mali haklarının işçiler tarafından yargı yolu ile idareden tazmin edilmesi durumunda İdare’ce davacı işçilere ödenen miktarlar yükleniciye rücu edilir” hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, davacı Şirketin davalı yüklenicilere dava dışı işçilere ödeme yapması halinde rücu hakkının doğabilmesi için sözkonusu ödemenin mutlaka yargı kararına istinaden yapılmış olması gerekmektedir. Hal böyle iken, somut uyuşmazlıkta dava konusu kıdem tazminatı ödemesinin dava dışı işçinin talebine istinaden ve işçi lehine verilen yargı kararı bulunmadığı halde davacı tarafından işçinin talebi uygun görülerek yapıldığı sabittir.
Bu durumda, değinilen şartname hükmü gereğince davacının dava konusu ödemeyi davalılardan rücuen talep hakkı doğmamıştır. Açıklanan gerekçelerle; haklılığı kanıtlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 233 sayılı KHK hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülü olduğunu ve ...
Müdürlüğü’nün işçilik hizmet alımının 2012-2017 yılları arasında davalı yükleniciler tarafından üstlenildiğini, dava dışı işçi ...’e 21.12.2017 tarihinde 11.791,23 TL kıdem tazminatının ödendiğini, müvekkili idarece yapılan bu kıdem tazminatı ödemesinin davalı yüklenicilerden rücuen tahsili amacıyla dava açıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiğini, bu suretle savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu 2/6. madde gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin işçiye karşı alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu,
ancak bunun alt işverenin kıdem tazminatı dahil işçilik alacaklarından sorumluluğunu kaldırmayacağını, yüklenicilerle imzalanan idari ve teknik şartname ile sözleşmelerde yüklenicinin kıdem tazminatı ödemesinden sorumlu olduğunun anlaşıldığını, kanunun amacının kamu kurumlarına kıdem tazminatı yükünü yüklemek değil işçinin mağduriyetini önlemek olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ...
Akaryakıt...Limited Şirketi istinaf dilekçesinde özetle: Zamanaşımı bulunduğunu, kıdem tazminatından şirketlerinin diğer davalılar ve asıl işveren davacı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, çünkü İş Kanunu uyarınca alt işverenin üstlendiği işi, sözleşme koşulları doğrultusunda kendi adına ve bağımsız bir şekilde yürüttüğünü, asıl işverenin sadece denetim yetkisi olduğunu, ancak burada kesinlikle şirketlerinin denetim ve yönetim hakkı olmadığını, idari şartnameye göre, kimlerin ne kadar maaş alacağı, nerede ve nasıl çalışacağının asıl işveren olan davacı tarafından belirlendiğini,
teklif fiyatına dahil kalemlerin tamamı incelendikten sonra anlaşılacağı üzere tazminatlarla ilgili herhangi bir ödeme öngörülmediğini, giydirilmiş ücretlerde ve sözleşmede kıdem tazminatı ya da diğer tazminatların bulunmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ...
Akaryakıt İnşaat Hayvan Ürünleri Nakliyat Gıda Maddeleri Dayanıklı Tüketim Zirai Ve Orman Ürünleri Maden Temizlik Özel Güvenlik Taşımacılık Taahhüt İthalat İhracat Turizm Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'nin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2-Dava, dava dışı işçiye yapılan ödemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden davalılardan rücuen tahsili taleplidir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/876 E., 2021/1507 K, 16.11.2021 tarihli kararı).
TBK 167/1. madde; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." şeklinde düzenlenmiştir.
Rücu hakkı müteselsil borçlulukta her bir borçluya düşen yükü azaltmak amacını güder. Düzenlemeden görüleceği gibi müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide "eşit pay" ilkesi geçerlidir. Bir diğer ifade ile kural olarak borcu ifa eden müteselsil borçlu, diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkını ancak kendisine isabet eden payı aşan kısım için kullanabilir. Ancak bu ilke mutlak değildir; taraflar eşit pay ilkesinin aksini açık bir sözleşme hükmü ile kararlaştırabilecekleri gibi borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de eşit pay ilkesinin uygulanmayacağı yönünde bir anlam ifade edebilir.
Müteselsil borçluların her birinin borç ilişkisindeki ilgi ve yararının aynı ölçü ve nitelikte olduğu kabul edilmektedir. Fakat müteselsil borçlulardan bir ya da birkaçı, diğerlerine oranla borç ilişkisinden daha çok yararlanıyor olabilir; diğerlerinin ise müteselsil borç altına girmekte hiçbir yararı olmayabilir.
Böyle bir ihtimalde sözleşmeden yararlanan kimse ile sözleşmeden yararlanmayan müteselsil borçlular arasında eşit pay ilkesinin geçerli olacağı söylenemez (Becker, H.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.VI, Borçlar Kanunu, I. Kısım, Genel Hükümler, Bern 1934'ten çev. K. Reisoğlu, Ankara 1967, m.148 (146), s.173, n.1; Oser, H./Schönenberger, W.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.V, Borçlar Hukuku, I. Kısım, 2.b., Zürich 1929'dan çev. R. Seçkin, Ankara 1950, m.50, s.460, n.10; Eren, F.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.847 vd.; Akıntürk, T.: Müteselsil Borçluluk, Ankara 1971, s.211; Canyürek, M.: Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, İstanbul 2003, s.114; Koçano Rodoslu, E.: Rücu Hakkı, Ankara 2016, s.117).
Somut olaydan açıklanacak olursa; işçinin alt işverenler nezdinde çalıştığı, alt işverenlerin bu işçinin çalışması nedeniyle kâr elde ettiği ve bu bağlamda işçinin alacaklarının ödenmesi noktasında hukuki ilişkiyle ilgisinin üst işverenden daha yoğun ve bundan elde ettiği yararın üst işverenden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Üst işveren sözleşme ile taahhüt ettiği ödemeleri yapmıştır. Ona ilave bir yük yüklemenin hukuki dayanağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi TBK 167/1 maddesindeki "borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği" ibaresi gereği işçiye yapılan ödemenin tamamının alt işverene yükletilmesi, üst işverenin sorumluğu cihetine gidilmemesi gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, davalıların, işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalının sorumlu olduğunun (İş Hukuku prensiplerinden farklı olarak) kabulü gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olarak Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde ki düzenlemeler dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesisine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/1382, K. 2026/390, 19 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama