KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/95 - 2026/318
- Esas no
- 2021/95
- Karar no
- 2026/318
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06.03.2020
- Esas-karar numarası
- 2019/339 E., 2020/171 K.
- Dava
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 12.02.2026
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: Müvekkili kurum bünyesinde ...
Fabrikası Müdürlüğü'nde 2013 yılında yemek hazırlama ve dağıtım ihalesinin davalı firmaya verildiğini, sözleşmenin 31 ve 36. maddeleri uyarınca işin bitimi sonrası işlerine son verilen işçilerin işyerinin devrine bağlı olarak çalıştırıldıklarından kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan istendiğini ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine işçi alacaklarının davalı hakedişinden ödendiğini, kalan 6.124,80 TL'nin de ... ve ... tarafından işçilik alacaklarının tahsili için Ankara l0.
İş Mahkemesi'nde dava açmaları nedeniyle blokede tutulduğunu, ... ve ... dosyalarının onandığı ve kararların kesinleştiğini, dava dışı anılan işçilerin icra takibi yaptıklarını ve müvekkilinin Ankara 26.İcra Müdürlüğü'nün 2018/2280 sayılı dosyasına 16.340,49 TL, 2018/2281 sayılı dosyasına da 11.542,63 TL ödeme yaptığını, davalının hakedişinden kalan 6.124,84 TL'nin mahsubu sonrası kalan 21.858,28 TL'nin sözleşme hükümleri gereğince davalıya rücu hakkının olduğunu, bu sebeple davalıya durumun bildirildiğini ancak davalının ödeme yapmayacağını bildirdiğini,
bunun üzerine Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4452 sayılı dosyasında davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünde bulunan davalı tarafın, serbest irade ile belirledikleri ve iptal edilmediğinden tarafları bağlayıcılığı bulunan Hizmet Alım Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, hizmeti ifa ederken çalıştırdığı kendi personeli olan işçilere ödenen işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu bulunduğu kanaatine varıldığından, davacı yanın rücu talebi yerinde görülmüş olup, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlar incelendiğinde, davacının Ankara 26.İcra Müdürlüğü'ne ait takip dosyalarına 11.542,63 TL, 16.240,49 TL tutarlarında ödeme yapıldığı,
bu suretle yapılan toplam 27.783,12 TL'den, davalı tarafın hakedişinden yapılan 6.124,84 TL mahsup edildiğinde, bakiye 21.658,28 TL rücu alacağı bulunduğu belirlenmiş olup, her ne kadar davacı yan ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilir ise de; takip dosyasında ödeme tarihinden(26/02/2018), sonraki tarih olan 22/10/2018 faiz başlangıç tarihi olarak belirtilip talep edildiğinden,
takip dosyasındaki talebi gibi 22/10/2018 tarihinden takip tarihine kadar işleyen faiz re'sen 1.700,92 TL olarak hesaplanmış olup, bu suretle itirazın 21.658,28 TL asıl alacak, 1.700,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.359,20 TL alacak üzerinden iptali ile takibin toplam 23.359,20 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden ve likit olarak kabul edilemeyeceğinden, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine...
" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacı kamu kurumu ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin gerçek anlamda asıl işveren–alt işveren ilişkisi olmadığını, işçilerin işe alınması, çalıştırılması, ücretlerinin belirlenmesi ve fesih işlemlerinin tamamen davacı kurum tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle ilişkinin muvazaalı olduğunu ve dava dışı işçinin başlangıçtan itibaren davacı kurum işçisi sayılması gerektiğini, bu itibarla kıdem tazminatı dâhil tüm işçilik alacaklarından müvekkili şirketin değil, davacı kamu kurumunun sorumlu olduğunu, asıl işveren–alt işveren ilişkisinin kabulü halinde dahi,
11.09.2014 tarihinden sonra akdedilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinde, sözleşmede açıkça rücu hükmü bulunmadıkça kamu kurumunun alt işverene kıdem tazminatı yönünden rücu edemeyeceğini, somut olayda sözleşme ve eklerinde böyle bir açık düzenleme yer almadığını, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Genel Tebliği 78.30. madde gereğince kıdem tazminatının ihale teklif fiyatına dâhil olmadığını, müvekkili şirkete ihale bedeli içerisinde herhangi bir kıdem payı ödenmediğini, bu sebeple sonradan doğan kıdem tazminatının rücu yoluyla talep edilmesinin hukuka ve sözleşmeye aykırı olduğunu,
her hâlükârda müvekkil şirketin sorumlu kabul edilmesi durumunda dahi, sorumluluğun yalnızca dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ve bu dönemdeki ücretle sınırlı olması gerektiğini, diğer alt işveren dönemlerine ilişkin kıdem tazminatından sorumlu tutulamayacağını, ayrıca, dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdinde çalıştığı dönem boyunca hak ettiği tüm ücret ve işçilik alacaklarının eksiksiz ödendiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden davalıdan rücuen tahsili taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/95, K. 2026/318, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama