KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/754 - 2025/376
- Esas no
- 2024/754
- Karar no
- 2025/376
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/11/2023
- Esas-karar numarası
- 2023/526E., 2023/747K.
Karar Metni
2.546 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Asıl davada davalı sigorta şirketi vekili, asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Asıl davada davacılar vekili, davacı ...A.Ş. ile davalı ...Ltd Şti arasında 14/02/2013 tarihinde davacı ...
Şti’ne ait ...’in sahiline batık dalgakıran yapılması konusunda 2.175.000,00 TL (KDV hariç) bedelli taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini,sözleşmeye uygun imalat yapılmaması nedeniyle meydana gelen hataların sorumluluğunun taşerona ait olacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin 17. maddesinde sözleşme tarihinden itibaren 3 yıllık garanti süresi içerisinde meydana gelebilecek tüm hasar ve kusurlardan taşeronun sorumlu olduğunu, davalı taşeron firmanın 24/02/2014 ve 22/03/2014 tarihleri arasında işin tamamlandığını, eksikliklerin giderildiğini, projeye uygun hale getirildiğini, diğer davacı ...
Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasında düzenlenen 10/06/2014 tarihli poliçeyle "otel paket sigorta sözleşmesinin" akdedildiğini, poliçenin dalgakırandaki ayıbın tamamlanmasından yaklaşık 3 ay sonra yapıldığını, poliçede müvekkili ... Şirketi’nin sigortalı, ... İnşaat’ın sigorta ettiren ve davalı ...
A.Ş.’nin ise sigortacı konumunda olduğunu, sigortalı otelin bulunduğu Alanya ilçesinde 05/01/2015, 06/01/2015 ve 10/01/2015 tarihlerinde yaşanan yağış ve rüzgar sebebiyle denizde büyük dalgalar ve kabarmalar gerçekleştiğini, dalgakıranın iç tarafındaki taşların boydan boya bozulduğunu, doğu tarafındaki başının komple kaybolduğu, batıya doğru olan kısmında 20 mt civarında kısmın çöktüğünü ve güney cephesindeki taşlarda bozulmaların meydana geldiğini, meydana gelen hasarla ilgili olarak sigorta şirketine ihbar yapıldığını, sigorta şirketi tarafından görevlendirilen ...
Ltd Şti tarafından ekspertiz çalışması yapılarak hasar dosyası açıldığını, davalı taşeron firmaya müvekkili yüklenici firma tarafından ihtarname keşide edildiğini, garanti süresi içinde meydana gelen hasarın giderilmesinin istendiğini, davalı taşeronun zarardan kendilerinin sorumlu olmadığını, herhangi bir eksiklik olmadığını, ek dolgularla sözleşmeye uygun şekilde teslim edildiğini, yaşanan hava olaylarının beklenenin üzerinde olduğunu beyan ettiğini, Alanya’da 10/02/2015 tarihinde meydana gelen ikinci büyük hava olayı ile dalgakıranın yıkıldığını,
dalgakıranın yıkılmasından dolayı sahili koruyacak bir yapı kalmamış olmasından dolayı iskelenin ve özel olarak oluşturulmuş olan kumsalın ve diğer sahil ünitelerinin hasar gördüğünü, ikinci hasarın da sigorta şirketine derhal ihbar edildiğini, ...
Ekspertiz Şirketi tarafından ekspertiz çalışması yapılarak ikinci hasar dosyasının da açıldığını, yüklenici şirket ... tarafından hasarın tespiti için Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/5 değişik iş dosyasında tespit yaptırıldığını, hazırlanan raporda yapılan onarımlar değerlendirmeye konu alınmaksızın dalgakıranın topuk kısmında eğiminin projesinde belirtildiği gibi verilmediği, taşların yetersiz ağırlıkta olduğu,
dalgakıranın yıkılmasından dolayı sahili koruyacak bir yapı kalmadığından iskelelerin ve özel olarak oluşturulmuş olan kumsalın hasar gördüğü hususlarının tespit edildiğini, dalgakıranın maliyetinin 4.542.245,99 TL, diğer maliyetlerin ise 1.472.833,52 TL olduğunun belirlendiğini, davalı sigorta şirketinden dalgakıranın ve diğer maliyetlerin bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, verilen cevapta dalgakıranın ayıplı olduğu,
hasarın teminat dışı kaldığı ve poliçenin de iptal edildiği gerekçesiyle istemin reddedildiğini, tespit edilen eksikliklerin davalı ... tarafından giderildiğini, sözleşmeye uygun hale getirildiğini, ayıplı olarak teslim edildiğinden söz edilemeyeceğini, davalı sigorta şirketinin tazminatı ödememesi ve sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu, hasarın ayıptan değil fırtınadan kaynaklandığını ileri sürerek,
dalgakıranın yıkılması nedeniyle 4.542.245,99 TL ile diğer hasarlar için 1.472.883,85 TL olmak üzere toplam 6.015.129,84 TL’nin (500.000,00 TL Hakbal’a ait garanti mektubunun düşülmesiyle) işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... Ltd. Şti. vekili, taşeronluk sözleşmesinin 20. maddesi gereğince yüklenici tarafından hazırlanıp sunulan projeye uygun olarak imalat yapıldığını, projeyi müvekkili şirketin hazırlamadığını, projenin ... Ltd. Şti. tarafından hazırlandığını, bu kapsamda hatalı hazırlanmış projenin sorumluluğunun da var ise müvekkili şirkete hukuken yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı sigorta şirketi vekili, davacıya ait otelin müvekkili sigorta şirketi tarafından sigorta teminatı altına alındığını, 05-06/01/2015 ve 10/02/2015 tarihinde denizde meydana gelen kabarma ve büyük dalgalar neticesinde dalgakıranın ve kıyı tesislerinin hasarlandığını, hasarın sigortalı malın kendi ayıbı nedeniyle meydana geldiğini, sigortalı malın ayıbı nedeniyle oluşan hasarların sigorta teminatı haricinde olduğunu, dalgakıranın ayıplı inşa edildiğinin mahkeme tespit raporlarıyla sabit olduğunu, sigorta ettirenin gerçeğe aykırı veya eksik beyanda bulunduğunu, sigortacının yasal hakkını kullanarak poliçeden caymış olduğunu,
ikinci hasarın birinci hasardan sonra gerekli önlemlerin alınmaması neticesinde oluştuğunu, fırtına klozunun ancak 7 bofordan fazla esen rüzgar hasarlarını teminat altına aldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, sigorta sözleşmesine göre beher hasarda her bir sigorta grubu için ayrı ayrı sigorta bedelinin %2’si oranında muafiyet uygulanması gerektiğini, bu muafiyetin 50.000,00 Euro’nun altında olamayacağını, iki ayrı tarihli hasarın da sigorta kapsamında değerlendirilmesi halinde muafiyetin iki kez, yani her bir hasar için ayrı ayrı uygulanacağını,
oteldeki diğer hasarların sebebinin de dalgakıranın ayıplı olması ve beyan yükümlülüğünün ihlali olduğundan diğer hasarların da reddinin hukuka uygun olduğunu, avans ödenmesi talebi konusunda TTK’nın 1427/3 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında hasarın teminatın kapsamında olduğu konusunda şüphe bulunmayan bir rizikonun gerçekleşmiş olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya konu taşeronluk sözleşmesi gereği yapılan dalgakıranın müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle yıkıldığını, projenin davacı tarafından hazırlanmadığını, alacaklarından 500.000-TL teminat kesintisi yapıldığını,teminat mektuplarının, şartı gerçekleşmediği halde nakde dönüştürüldüğünü ileri sürerek, teminat mektuplarından dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile teminat mektuplarının iptali ve taraflarına iade edilmesini tahsil halinde bedelin iadesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, taşeron sözleşmesi kapsamındaki işlerden taşeronun sorumlu olduğunu, gerekli malzemeleri temin ettiğini, gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeleri, bakım işlerini yapmak zorunda olduğunu, davacı tarafın iadesini talep ettiği teminat mektuplarının sözleşmenin 17. maddesine göre 3 yıllık garanti süresi için verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "... davacı iş sahibi ... Şirketiyle yüklenici ... İnş arasında eser sözleşmesi akdedildiği, ... İnşaat’ın davacıya ait ...’in sahiline batık dalgakıran yapımını üstlendiği ve inşa edildiği, davacıya ait otelin davalı ...
A.Ş. tarafından otel paket sigorta poliçesiyle 10/06/2014 tarihinde sigortalandığı, dalgakıran yapısının da sigorta kapsamına dahil edildiği, poliçenin üçüncü kişi lehine bir sigorta sözleşmesi olduğu, o halde sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya ait olduğundan aksine sözleşme de sunulmadığından sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan sigortalı isteyebileceğinden ve dava edebileceğinden sigorta ettiren ...’ın sigorta sözleşmesinden dolayı tazminat talep hakkı olmadığı, bu talebin davacı sigortalı ...
Şirketi’ne ait olduğundan davacı ...’ın sigorta şirketi aleyhine açmış olduğu davada aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İş bu dava gerek eser sözleşmesi gerekse sigorta sözleşmesine dayalı olarak açıldığından öncelikle eser sözleşmesine konu dalgakıranın ayıplı olduğundan bahisle davalı ...’dan zarar tazmininde bulunup bulunulamayacağı, hasarın ayıp nedeniyle mi yoksa riziko nedeniyle mi meydana gelip gelmediği hususunun tespiti gerekecektir.
Taş dolgu dalgakıranın ayıplı olup olmadığının yapının unsurları bakımından taşıması gereken özellikle tek tek irdelenip tasarımında esas alınan formüle uygun olup olmadığının tespitiyle mümkün olabileceği, dava konusu olayda ise gerek 2013/48 değişik iş sayılı tespit raporu, gerek 2015/5 değişik iş sayılı tespit raporu ve gerekse ekspertiz raporu Harita Mühendisi ... tarafından yapılan ve esas itibariyle kübaj hesabına dayanan görüşler esas alınarak yapıldığı,
dolayısıyla teknik gereklilikler denetlenmeden yapılan ve teknik gerekliliklere uygun olup olmadığına ilişkin hiçbir veri içermeyen tespitlerle yapının ayıplı olup olmadığının belirlenmesi ve bu haliyle yapının ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmayacağı, kaldı ki açıklanan teknik hesaplama ve kontrolün kıyı mühendisliği alanına girmesi sebebiyle bu konuda uzman olmayan harita mühendisi tarafından yapılmasının da mümkün olmadığı,
şu kadar ki bütün tespitlerde dalgakıranın 22,96 mt kısa imal edildiği tespit edilmiş olup yapının uzunluğunun teknik konularla ilgili olmaksızın ölçümle tespit edilmesi mümkün olup bu ölçüm de harita mühendisi tarafından yapılabileceğinden hatta hasardan sonra dahi yapının uzunluğunun yaklaşık olarak tespit edilebileceği düşüncesiyle yapının boyunun 22,96 mt kısa olduğunun kabulü gerekeceği, kaldı ki dava konusu yapıda kısa imal edilmesi dışında bir ayıbın mevcut olduğu kabul edilse dahi bu ayıp veya ayıpların nelerden ibaret olduğunun ve dava konusu hasara sebebiyet vermesinin mümkün olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı,
dosya içeriğindeki tespitlerin dalgakıranın teknik gerekliliklerine uyulmadan inşa edilmiş olduğunun, özellikle yeterli boyut ve ağırlıkta taş kullanılmadan ve gerekli eğim şartlarına uyulmadan yapılmış olduğunun, dolayısıyla yapının yapım tekniklerine uygun yapılmamış olduğunun kabulüne imkan vermeyeceği, dosya içeriğindeki bilgi ve tespitlerin yapının projesine göre 22,96 mt kısa yapılmış olduğunun kabulü için yeterli olduğu,
2013/48 değişik iş tespit raporundan sonra davalı yüklenicinin dalgakıranda onarım ve eksikliklerin giderilmesi için bir çalışma yaptığı, işin tesliminin bundan sonra gerçekleştiği anlaşılmakla dalgakıranda bir kısım imalat eksik ve ayıplarının incelenmiş olduğu ve buna göre de varsa bile giderilmiş olduğu, dolayısıyla bu yönden de riziko sırasında yapının ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmayacağı ilk bilirkişi heyet raporunda izah edilmiş, detaylı, gerekçeli, teknik değerlendirmeleri içeren rapor kapamında mahkemecede riziko sırasında yapının ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yine TTK ve Yangın Sigortası Genel Şartlar gereği sigortalı değer ayıplı olsa dahi hasar malın ayıbından değil sigorta sözleşmesinde öngörülen rizikodan kaynaklanmış ise hasarın teminat dışında olduğunun söylenemeyeceği, denizde dalga oluşması sonucunda meydana gelen hasarın dalgakıranın ayıbından kaynaklandığının kabulü için dalgakıranın ayıplı olduğunun ve eğer dalgakırandaki bu ayıp olmasaydı aynı dalganın dalgakıranda hasara sebebiyet vermeyeceğinin ayrı ayrı tespiti gerekeceği,
dava konusu olayda dalgakıranda meydana gelen hasara sebebiyet vermeye elverişli bir ayıbın bulunduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi hasarın riziko etkisi olmaksızın sırf ayıbın, yapının ayıbından kaynaklanmış olduğunun da kabulü mümkün bulunmadığı, aksine ekspertiz raporunda da açıklandığı üzere hasarın ard arda gerçekleşen fırtına dalgası nedeniyle oluştuğu, dalga analizlerinden de görüldüğü üzere bölgede iki ayrı fırtına meydana geldiği, bu fırtınalardan birincisi dalgakıranda belirli bir hasar yarattığı, dalgakıranın tasarlanmış dengesini ve mukavemetini etkilediği,
mukavemetini kaybeden dalgakıranın ikinci ve daha büyük fırtına dalgaları nedeniyle önemli hasar gördüğü, hasarın nedeninin fırtına dalgaları olduğu, dalgakıranda meydana gelen hasarın dalgakıranın yapımındaki eksiklikler değil riziko etkisiyle oluştuğu, özellikle dalgakıranın projeye göre yaklaşık 22,96 mt kısa yapılmış olmasının dalgakırandaki hasarın nedeni olmadığı, aynı bölgede riziko tarihlerinde benzer hasarların da meydana geldiği anlaşıldığından hasarın riziko nedeniyle meydana geldiği sorucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu olayda sigortalı dalgakıran ayıplı olsa ve hasar da bu ayıptan kaynaklanmış olsa dahi davalı sigorta şirketi riziko gerçekleşmeden önce cayma hakkını kullanmadığı, sigortacının sözleşme yapılırken ve gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmaması ya da daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmemesi halinde sigortacının gerçeği öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde akitten cayabileceği ancak bu hakkın rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamayacağı, riziko gerçekleştikten sonra ancak sigorta ettirenin kastına dayalı olması halinde sözleşmeden cayabileceği,
kastın ispat yükünün sigortacıya ait olduğu, sigorta sözleşmesi akdedilmeden önce dalgakıranın yüklenicisine ayıp ihbarında bulunulduğu ve yüklenicinin ayıbın giderilmesine yönelik çalışma yaptığı ve ayıbın giderildiğine dair bildirimde bulunduğundan sigorta ettirenin herhangi bir hususu sigortacıdan gizlemek için bir kastının da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hasarın dalgakıranın dalgalara dayanamamasından kaynaklandığının ayrıca iddia olunduğu, bu iddianın teknik ve inşaat mühendisliğiyle ilgili bir konu olup dalgakıranda bulunduğu iddia edilen ayıpların mevcut olduğu kabulünde dahi bunların dalgakıranda ani hasarların oluşmasına değil dalgakıranda zamanla oluşacak aşınma ve yıpranmaların yıllar itibariyle daha kısa zamanda oluşmasına sebep olacağının açıklandığı, başka bir ifadeyle iddia edilen ayıbın mevcut olması halinde bu durumun dalgakıranın birdenbire çökmesine değil ömrünün daha kısa olmasına sebep olacağının raporlarda izah edildiği,
o halde TTK 1453/2 hükmü ve Yangın Sigortası Genel Şartları’nın A 4/4.4. maddesine göre hasarın teminat dışında kalması için bir riziko olmaksızın hasarın doğrudan doğruya ayıptan kaynaklanmış olması gerektiğinden ve mevcut hasar rizikodan kaynaklandığından sigorta poliçe çerçevesinde meydana gelen hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı, mahkemece kabul edilmiş, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi, mevcut deliller çerçevesinde detaylı ve gerekçeli, hükme esas alınabilir mahiyette görülen en son bilirkişi raporu çerçevesinde mevcut hasar toplamının 5.922.261,51 TL olduğu,
sigorta poliçesinde beher hasarda her bir sigorta grubu için ayrı ayrı sigorta bedelinin %2’si oranında muafiyet uygulanması gerektiği ancak bu muafiyetin 50.000,00 Euro’nun altında olamayacağı öngörülmüş ise de poliçe metninin altında ayrıca bir muafiyet hükmü taraflarca ilave olunduğu, hasarın %10’u oranında 50.000,00 Euro tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, buna göre sigorta şirketinin ödemesi gereken hasar miktarının 5.330.036,26 TL olarak raporda belirlendiği,
her ne kadar iki hasar bulunduğunun kabulüyle muafiyet miktarının toplam hasardan iki defa düşülmesi istenmiş ise de hasarın birbirinin devamı veya birbirinin sonucu olduğu hallerde ve rizikonun belirli bir süre devam etmesi sebebiyle belirli bir süreçte meydana gelen hasarlarda tamamen bağımsız hasarlardan söz edilemeyeceğinden tespit edilen hasara bir kere muafiyet uygulanması gerektiği kanaatine varıldığından bu kabuller çerçevesinde davalı ...aleyhine açılan davanın reddine,
sigorta şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabulüyle 5.330.036,26 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle davalı sigorta şirketinden tahsiline hükmedilmiştir.
Birleşen dava; davacıyla davalı arasında düzenlenen 14/02/2013 tarihli sözleşme gereği ... Yapım İşine ait sözleşme, eki uygulama projeleri, özel teknik şartname ve liman işleri genel teknik şartnamesiyle deniz yapılarıyla ilgil T.C. yetkili kurumlarının yayınladığı ve benimsediği güncel şartnamelere göre her türlü malzeme, hammadde, ekipman,
makine dahil olarak anahtar teslimi götürü bedel yapılması ve yükleniciye teslim edilmesine ilişkin düzenlenen sözleşme nedeniyle verilen teminat mektuplarından kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup bilirkişi kurullarınca düzenlenen ve yukarıda aktarılan rapor ve ek raporlardaki görüşler doğrultusunda sigortalının davalı sigorta şirketinden sigorta sözleşmesi gereğince alacak hakkının saklı olduğu kabul edildiğinden ve yine edimin ifasına müteakip işveren tarafından yaptırılan tespit sonucu belirlenen eksikliklerin giderilerek davalıya teslimin gerçekleşmesi nedeniyle sözleşme çerçevesinde verilen
teminat mektupları nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş, teminat mektupları nakde çevrildiğinden nakde çevrildiği tarihten itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle: muafiyetin hatalı yapıldığını, iki hasar dosyası bulunduğunu sigortalının bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığını,sigortacının cayma hakkının bulunduğunu, hasarın teminat dışı olduğunu, ayıplı imalatın tarafların da kabulünde olduğunu, teminat harici unsurların hesaba katıldığını, faiz başlangıcının hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Asıl davada davacılar ve birleşen davada davalı vekili; muafiyetin hatalı hesaplandığını, poliçedeki dipnotun esas alınması gerektiğini,hem asıl davada hem birleşen davada yargılama gideri ve vekalet ücretinde hata yapıldığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Asıl dava, taşeronluk ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine; birleşen dava ise taşeronluk sözleşmesi gereği verilen teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2025
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2024/754, K. 2025/376, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama