KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi İstinaf Talebinde Kararın Yazıldığı
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1970 - 2026/256
- Dosya no
- 2025/1970
- Karar no
- 2026/256
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/07/2025
- Numarası
- 2025/66 E. 2025/475 K.
- Davanın konusu
- Rücuen Alacak
- Bulunan
- Davalı Vekili
- Tarih
- 03/03/2026
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'in 1975-1992 yılları arasında davalı kuruma bağlı makine fabrikasında, emekli olduktan sonra ise 1995-2002 yılları arasında davacı şirkette çalıştığını, dava dışı işçi tarafından davacı ve davalıya karşı Ankara 56. İş Mahkemesinde meslek hastalığından kaynaklı kazanma gücünün kaybı nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, dava sonucunda 134.737,89 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın hastalık teşhis tarihinden itibaren davacı ve davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleştiğini,
kararın kesinleşmesi üzerine dava dışı ...'in Ankara 5. İcra Dairesinde taraflara ilamlı icra takibi başlattığını, davacının tüm dosya borcu olan 390.384,16 TL'nin davacı şirket tarafından ödendiğini, iş mahkemesince verilip kesinleşen kararda işçinin meslek hastalığı nedeniyle davacı şirketin kusurunun %25, davalının kusurunun ise %65 olduğunun belirlendiğini, bu nedenle davalının sorumlu olduğu miktarın bilirkişi marifetiyle belirlenerek,
alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, ödenen İcra masrafları, icra vekalet ücreti, ve tahsil harçları yönünden de davalı Şirketin sorumlu olduğu miktar yönünden rücu hakkımız bulunmakta olup, bu miktarların da ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsili talebi bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL'nin ödeme tarihi olan 19/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ...
Fabrikaları AŞ’den rücuen tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 14/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 288.586,70 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açıldığını, dava dışı ...'in davalı fabrikada çalıştığı süreçte kurum doktorları tarafından muayene edildiğini, meslek hastalığına ilişkin herhangi bir bulgu olmadığını, davalı kurumdan emekli olduktan sonra davacı şirkette ağır işlerde çalıştığını, dava dışı işçinin emekli olduktan sonra meslek hastalığına tutulmasından davalı kurumun sorumluluğu olmadığını belirtilerek, haksız davanın reddini istemiştir.
MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf talebinde, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığını, dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesi gerekirken mahkemece hatalı hesaplama yapılarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş mahkemesince belirlenen kusur oranına göre davalının sorumlu olduğu miktarın 253.684,70 TL olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Davada, davacı şirket tarafından dava dışı işçiye ödenen tazminatın davalıdan payı oranında rucuen tahsili talep edilmektedir.
Uyuşmazlık, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme nedeniyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı var ise miktarına ilişkindir.
Mahkemece, icra dosyası getirtilerek yapılan ödemeden davalının sorumluluğunun basit matematik hesabı ile belirlenebileceği ve usul ekonomisi gözetildiği gerekçesiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın yapılan hesapla davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK'nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Bu durumda, mahkemece davalının sorumlu olduğu miktarın tam ve kesin olarak belirlenmesi için, dosyanın konusunda uzman hesap bilirkişisine (nitelikli hesap bilirkişisine) tevdi edilerek, dava dışı işçiye ödenen tazminat tutarından hangi tarafın ne miktarda sorumlu olduğunun doğru şekilde tespiti bakımından bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Belirtilen nedenlerle, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, E. 2025/1970, K. 2026/256, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama