KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/137 - 2024/838
- Dosya no
- 2023/137 Esas
- Karar no
- 2024/838
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/10/2022
- Numarası
- 2021/540 Esas, 2022/635 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.658 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, davanın reddine dair hükme karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Alacaklı vekili tarafından davacı müvekkili hakkında 2015 yılında Ankara 23.İcra Müdürlüğü 2015/7795 Esas sayılı dosya ile borçlu olduğundan bahisle takip başlatıldığını, ancak takibe esas hesap kat ihtarnamesi, icra emri, kıymet takdiri, satış ilanı ve diğer tebligatların davacı müvekkiline hiç tebliğ edilmemiş olduğunu, takip ve tebliğler ise yasaya aykırı ve usulsüz olarak ilerletilerek nihayete erdirildiğini, davacı müvekkili hakkında bahse konu icra takibine bağlı olarak yazılan Talimat dosyası ile davacı müvekkiline ait ... parsel , 1 nolu bağımsız bölümde kain taşınmazın satışın gerçekleştirilmiş olduğunu,
davacı müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiğinden dolayı ilgili satıştan haberdar da olmadığını, kendisine kiracının kira göndermemesi üzerine kiracı ile görüştüğünde taşınmazının satıldığını öğrendiğini, daha sonrasında ise davacı müvekkilinin olayın verdiği öfke ve üzüntü ile hali hazırda yapılacak hukuki anlamda bir yol kalmadığını düşündüğünden kısmi felç geçirmiş değişik rahatsızlıklara yakalandığını, yaşadığı sıkıntılar zedelenen itibarı ve davalının haksız eylemleri nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, buna göre davanın kabulüne,
davacı müvekkiline ait taşınmazın hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak satılmış olması nedeni ile taşınmazın güncel değeri üzerinden bankaya ait faizsiz asıl alacak borcunun tenzili ile kalan miktarın satış tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini, dava değeri olarak harçlandırılmış miktara göre 11.000TL (Şimdilik 10.000TL munzam zarar alacağı ile taşınmazın güncel değeri sebebi ile oluşan zarar için şimdilik 1.000TL taşınmazın kira getirisinden mahrum kalınması sebebi ile günümüz değerinden doğan kira alacağını için belirsiz alacak davası olarak arttırılmak üzere,
satış tarihinden işleyecek yasal faizi ile tazmini ile 200.000TL manevi tazminat talep ettiğini, söz konusu aynı taşınmazın kira getirisi olan taşınmaz olmasından kaynaklanan aylık kira bedellerine her ay ayrı ayrı adli kanuni faiz işletilmek sureti ile taşınmazın satış tarihinden açılan iş bu davanın kesinleşmesine kadar geçecek olan süre yönünden kira bedellerinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine,
müvekkilinin taşınmazın satışı sebebi ile yaşamış olduğu öfke kırgınlık, üzüntü ve devamında meydana gelen rahatsızlıklarının bir nebze karşılığı olmak üzere 200.000TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili bankanın dava dışı ve asıl borçlu ...
Yapı Malzemeleri Limited Şirketine Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kredi kullandırmış olduğunu, kredinin teminatı olarak ise davacının maliki olduğu taşınmaz üzerine 31.12.2009 tarihinde banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının ise 2012 yılında taşınamazı ipotekli olarak devralmış olduğunu, dava dışı borçlu ... krediyi ödememesi üzerine müvekkili bankanın Gebze Noterliği 06016 yevmiye numaralı 24.07.2014 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderdiğini, ihtarname sonrası ödeme yapılmadığından ve herhangi bir itiraz olmadığından borçlu ve davacı temerrüde düşmüş olup,
akabinde Ankara 23. İcra Müdürlüğü 2015/7795 E. sayılı İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, takip neticesinde ipotekli taşınmaz cebri icra yolu ile 08.09.2016 Tarihinde 76.500TL bedel ile 3.şahsa ihale edildiğini, bu tutar ise takip çıkış miktarları olan 322.000TL'yi ne de ipotek limitleri olan 350.000TL'yi karşılamadığını, müvekkili davalı bankanın taşınmazın satılmasıyla alacağına kavuşmadığını, aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesini, takibe esas kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, icra satışın usulüne uygun yapıldığını, munzam zararının şartlarının oluşmadığını,
davalı müvekkili bankanın taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının soyut olarak iddia ettiği felç geçirme hususunun taşınmazın cebri icra yoluyla satılması olayının illiyet bağı bulunmadığını, mesnetsiz ve şartları oluşmayan manevi tazminatın reddi gerektiğini, davacı tarafın davasının öncelikle usulden reddi gerektiğini, aksi halde davacı tarafın munzam zarar , kira gelirine ilişkin talibe ile manevi tazminat taleplerinin şartlarının oluşmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra emrinin davacıya tebliğ çıktığı tarihte merniste kayıtlı bir adres bulunamadığından, İcra Müdürlüğü, ipotek borçlusunun tapuda şerh edilen bizzat davacı ... tarafından tapuya bildirilen adresi ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra emri ve diğer tebligatlar İİK.nin 21 ve 150/ı. maddesi ile Tebligat Kanunununda belirtilen 35/2. maddesine göre tapu ipotek kaydında davacı ... tarafından belirtilen adrese TK.nun 35/2. maddesine göre tebliğ edilmiş olduğundan, yapılan tebligatlarda Tebligat Kanununa göre bir usulsüz bulunmadığı kanaatine ile davacının açtığı maddi ve manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin tebligata dayalı olarak vermiş olduğu davanın reddine yönelik kararda açıklanan nedenleri ile hukuka uyarlık bulunmadığını, alacaklı vekili tarafından müvekkili hakkında 2015 yılında Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2015/7795 esas sayılı dosya ile borçlu olduğundan bahisle takip başlatıldığını ancak takibe esas kat ihtarnamesi,
icra emri, kıymet takdiri, satış ilanı ve diğer tebligatları müvekkiline hiç tebliğ edilmediğini, takip ve tebliğlerin ise yasaya aykırı ve usulsüz olarak ilerletildiğini ve nihayete erdirildiğini, müvekkili hakkında bahse konu icra takibine bağlı olarak yazılan talimat dosyası ile müvekkiline ait ... parsel, 1 blokta kain taşınmazın satışının gerçekleştirildiğini, müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiğinden dolayı ilgili satıştan haberdar olmadığını, kendisine kiracının kira göndermemesi üzerine kiracı ile görüştüğünde taşınmazın satıldığını öğrendiğini,
daha sonrasında ise müvekkil olayın verdiği öfke ve üzüntü hali hazırda yapılacak hukuki anlamda bir yol kalmadığını düşündüğünden kısmi felç geçirdiğini, değişik rahatsızlıklara yakalandığını, yine taşınmazın kiralık olarak kullanıldığını, müvekkilinin taşınmazın satışının gerçekleştirildiği tarihten günümüze kadar geçen sürede taşınmaz sebebi ile edinebileceği kira gelirinden de yoksun kaldığını bir gerçek olduğunu,
dolayısıyla davalı tarafça işbu meblağında müvekkilin yoksun kaldığı kar bakımından satış tarihinden itibaren her ay için ödenmesi lazım gelecek kira gelirine ayrı ayrı faiz hesaplaması yapılarak müvekkiline tevdii edilmesi gerektiğini, müvekkilin yaşadığı sıkıntılar, zedelenen itibarı ve davalının haksız işbu eylemleri nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız haciz ve buna dayalı satış nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Tebliğ tarihinde yürürlükte olan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35.maddesi "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.(Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Ek fıkra: 06/06/1985 - 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davacının, şikayet yoluna başvurusu neticesinde Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 07/11/2018 tarihli 2018/776 Esas - 2018/909 Karar ilamı ile; şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağının Tebligat Kanununda açıkça düzenlendiğini, bilinen adrese yapılacak tebligat, iade dönmesi halinde mernis adresi sorgulanarak, mernis adresine tebligatın iadesi halinde Tebligat Kanununun 21/2'ye göre tebliğ sağlanacağı, icra dosyasında borçlunun bilinen adresine tebligat yapıldığı,
iadesi nedeniyle ve mernis adresi olmadığı halde yeniden yeni bir adrese yapılan tebligatın iade edilmesi nedeniyle Tebligat Kanununun 35. maddesinin uygulandığını, mernis adresi olmayan şahıslara daha önce geçerli bir tebligatın varlığı halinde Tebligat Kanununun 35. maddesinin uygulanacağını, olayda 35. maddenin uygulanma koşulları bulunmadığını, kaldı ki yapılan yazışmalardan da tebliğin yapıldığı tarihlerde borçlunun yurt dışında bulunduğunun anlaşıldığı,
borçlunun takipten haberdar olduğuna ilişkin icra dosyasında her hangi bir belge bulunmadığına göre beyan ettiği tarihin icra emrinin tebliğ edildiği tarih olarak kabul edileceği gerekçesi ile tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin itirazın kabulüne, Ankara 23. İcra Dairesinin 2015/7795 sayılı dosyasında davacı borçluya ödeme emri tebligatının 17/08/2018 tarihinde yapılmış olduğunun tespitine karar verildiği,
kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 17/11/2020 tarihli, 2020/504 Esas ve 2020/542 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09/06/2021 tarihli, 2021/1861 Esas ve 2021/6227 Karar sayılı ilamı ile istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu birlikte dikkate alındığında, yerel mahkemece ipotek tesis adresindeki yazılı adrese yapılan Tebligat Kanunu 35.maddeye göre yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu kabul edilmiş ise de, ipotek resmi senedindeki adresin, borçlunun (eldeki davada davacı) ipotek tesis tarihinde taşınmazın maliki olmadığından İİK’nun 21/2 maddesi hükmünden yararlanılarak borçluya Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebligat yapma imkanı bulunmadığı, aynı zamanda borçlunun yurt dışında bulunduğu,
daha önce kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması sözkonu olmayan "..." adresine Tebligat Kanunu'nun 35.maddesi uyarınca tebliğ işlemi yapılmasının usulsüz olduğu kanaati ile yerel mahkemece davacı talepleri kapsamında taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
7251 sayılı Kanunla değişik HMK'nın 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2024
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/137, K. 2024/838, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama