KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2023
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2735 - 2023/2798
- Dosya no
- 2023/2735 Esas
- Karar no
- 2023/2798
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/05/2023
- Numarası
- 2023/120 Esas, 2023/310 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Rücuen Tazminat
Karar Metni
1.144 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair hükme karşı, süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından inşası yapılan ... adlı apartmanın site girişinde su sızıntısından kaynaklı çökmeler meydana geldiğini, bu çökmelere bağlı olarak maddi zarar oluştuğunu, davalıya yapılan başvurusu sonrası davalı tarafça sızıntının giderildiği belirtilmesine rağmen aynı sorunun devamı ile hasarların tekrar oluştuğunu, müvekkilince bu hasarların giderildiğini, davalı tarafa yapılan başvuruya rağmen hasar bedellerinin karşılanmadığını, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/206 D. İş sayılı dosyası ile zararın tespit edildiğini belirterek oluşan zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu yerde meydana gelen sızıntı iddiası sonrası müvekkilince yapılan incelemede alınan numune suların analiz sonuçlarında arazi suyuna benzediğinin tespit edildiğini, dava konusu inşaatta meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının yaptığı inşaatı fen ve sanat kaidelerine uygun yapmayarak kendi kusuru ile zarara sebep olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalının döşediği temiz su hattında meydana gelen sızıntı sonrası davalının inşaatında zarar meydana geldiği, bilirkişice 48.026,00 TL zarar hesaplanmış ise de, davacı tarafından sunulan faturalardan toplam zararın 46.768,00 TL olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 46.768,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;kök raporda müvekkilinin sorumlu olmadığı belirtilmesine rağmen ek raporda bu görüşün tamamen değiştirildiğini, buna dair bir açıklama da yapılmadığını, zarar hesabının afaki yapıldığını, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmediğini, taşınmazdaki suyun arazi suyu olduğunun tespit edildiğini, davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zarardan müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, zararın 04.03.2019 tarihinden önce meydana geldiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile verdiği istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen zararın faturalara göre 62.485,00 TL, bilirkişi raporuna göre ise 48.026,00 TL olmasına rağmen kabul edilen tutarın bu miktarlardan az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalının kusurlu eylemi sonucu davacının inşaatında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraflarca yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; davalı ...'nin şebeke su borusunun sızdırması sonucunda davacı şirketin inşaasını yaptığı sitede çökmeler sonucu zarar meydana gelmiş olup, ... Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinin 20/4. maddesine göre şebeke hattından sayaca kadar uzanan ve sayacın bitimindeki bağlantı rekorunda sona eren hattın şube yolu olup, şube yolunun korunmasının aboneye, bakım ve onarımının ise ...
Genel Müdürlüğüne ait olduğu, arızanın sayaçtan önceki kısımda ve şube yolunda meydana geldiğinin tespit edildiği, kök raporda sızıntının nereden geldiğinin tespit edilememesi sebebiyle davalıya kusuru atfedilmezken, yapılan yazışmalar sonucu sızıntının geldiği yerin tespiti sonucu davalının sorumlu olduğunun rapor edildiği ek raporun esas alınmasının yerinde olduğu, bakım ve onarım yapılmaması sonucu zarara neden olmasının sorumluluğunun tamamen ...
Genel Müdürlüğüne ait olduğu, davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, piyasa rayici ve olay tarihi esas alınarak zararın belirlendiği, bu paralelde düzenlenen bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, haksız fiil sebebiyle zarar ve failin öğrenildiği tespit raporu tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dava ve ıslah tarihinde dolmadığı anlaşılmakla davalı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup Türk Borçlar Kanunu uyarınca zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir.
Hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder (Turgut Uyar, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 bası, s.549). Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilince yaptırılan tespit keşfi sonrası alınan bilirkişi raporu ve eldeki davada alınan bilirkişi raporu davacının uğradığı zararın miktarını dosya kapsamına uygun olarak belirlemiş olup, gerek dosyaya sunulan fatura bedelleri gerekse de bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının gerçek zararının 48.026,00 TL olduğunun kabulü gerekirken davacı tarafça bu zararın giderilmesi sebebiyle yapılan harcamalara ilişkin dosyaya sunulan faturaların hatalı değerlendirilmesi suretiyle belirlenen 46.768,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2023
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/2735, K. 2023/2798, 6 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama