KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Davacı Vekili
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/400 - 2024/1245
- Dosya no
- 2023/400 Esas
- Karar no
- 2024/1245
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2022
- Numarası
- 2021/561 Esas, 2022/736 Karar
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.080 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, satışın yapıldığı tarihte müvekkili şirketin taşınmazda kiracı sıfatı ile bulunduğunu ve bu hususun satış ilanında belirtildiğini, müvekkili şirketin yetkilisi tarafından icra dosyasına 22/06/2017 tarihli dilekçe ile borçlu şirket ve müvekkili şirket arasında düzenlenen 01/02/2014 tarihli kira sözleşmesinin sunulduğunu, icra dosyası kapsamında 11/12/2015 tarihinde Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/392 esas sayılı dosyasında görülen kıymet takdirine itiraz davasında verilen 18/08/2016 tarihli kararda taşınmazın değerinin 2.600.000 TL olarak (makine ve teçhizatlar hariç) karar verildiğini,
bu dosya incelendiğinde makine ve teçhizatlar ile taşınmazın ayrı ayrı kıymetlerinin hesaplandığının ve tespit edilen satış değerinin sadece taşınmaz için geçerli olduğunun görüleceğini, davalı tarafın satış ilanında geçtiği için müvekkiline ait taşınırlara el konulması talebinin hukuksuz olduğunu, satış ilanı ve kıymet takdirinde aksi bile yazılsa bu malların müvekkili şirketin envanterinde kayıtlı olup taşınmazın ayrılmaz parçası sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin kiracı olması ve icra dosyasının tarafı olmaması nedeniyle kıymet takdir tutanağı ve satış ilanı içeriğini bilemeyeceğini,
müvekkili şirketin 01/02/2014 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı taşınmazda 10/02/2014 tarihinden itibaren kiracı olarak faaliyet göstermeye başladığının Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 11/02/2014 tarihli yoklama tutanağı ile tespit edildiğini, Eskişehir Ticaret Odası'nın Oda Kayıt Sicil Suretine göre müvekkili şirketin tescil edilen adresinin kiracısı olduğu satışı yapılan taşınmaz olduğunun ve tescil tarihinin de faaliyete başladığı 10/02/2014 tarihi olduğunun görüleceğini, dava dosyasında yukarıda bahsedilen tüm belgeler mevcut iken mahkeme tarafından müvekkili şirketin taşınmazda kiracı olup olmadığı,
kira sözleşmesinin sonradan düzenlenip düzenlenmediği, kiracı olduğunu destekler başkaca bir delil sunulmadığı hususlarında hatalı bir kanaate varmasının dosyaya sunulan delillerin gerektiği gibi incelenmediği ve değerlendirilmediğini gösterdiğini, karar tarihinden sonra Eskişehir 4. Noterliğinin 28/11/2022 tarih ve 16549 yevmiye numarası ile onayladığı 2014 yılı Yevmiye Defter Kayıtlarından ve Muavin Defter Kayıtlarından da görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından kiraya veren ...
Ltd.
Şti.'ne kira ödemeleri yapıldığını, haksız olarak el konulan ve aynen iadesi talep edilen emtia, makine ve teçhizatların tüm fatura ve ilgili defter kayıtlarının dava dosyasına sunulduğunu, ayrıca borçlu şirket ile müvekkil şirket arasında düzenlenen 01/03/2017 tarihli satış sözleşmesinin de ibraz edildiğini, 15/06/2022 tarihli ek bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, 13/10/2022 tarihli duruşmada itirazlar hakkında bir karar verilmeden tahkikata son verildiğini ve sözlü yargılama aşamasına geçilmeden yargılamanın bitirildiğini,
müvekkili şirkete ait makine ve teçhizatların davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını ve hatta kiraya verildiğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamından, Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/11526 esas sayılı dosyasında borçlu olan dava dışı ... Ltd. Şti adına kayıtlı taşınmazın, talimat icrası olan Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/149 talimat sayılı dosyasından yapılan ihale sonucu dava dışı alacaklı ...
A.Ş.'ye ihale olunduğu ve davalı şirketin de ihale alıcısı olan dava dışı bankadan ihaleye konu taşınmaz ile ihale tutanağında belirtilen malzemeleri devralarak taşınmazın yeni maliki haline geldiği, davalı şirketin taşınmazın işgalcilerden ari olarak teslim edilmesini talep etmesi üzerine talimat icra dosyasından tahliye işlemlerinin gerçekleştirildiği,
davacı şirket vekili, müvekkili şirketin ihale ve tahliye tarihlerinde taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu ve taşınmazdaki bir kısım emtia, makine ve teçhizatların da müvekkiline ait olduğunu, ancak tahliye işlemleri sırasında kıymet takdiri raporu ve satış ilanında yer aldığından bahisle bu mallara haksız olarak el konulup müvekkili şirkete teslim edilmediğini iddia ederek aynen iade ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı şirket vekili, davaya konu taşınmazı ihale alıcısı olan dava dışı bankadan taşınmaz tahliye ve teslim edilmeden önce devralarak ihale alıcısının haklarına halef olduklarını ve icra müdürlüğünden taşınmazın tahliyesini istediklerini, davacı şirket kiracı olduğunu iddia etse de işgalci konumunda olduğunu, adi kira sözleşmesinin her zaman tanzimi mümkün bir sözleşme olup tapuya şerh verilmiş yahut hacizden önce noterden düzenlenmiş bir kira sözleşmesi bulunmadığını, ihale alıcısı bankanın taşınmazı kıymet takdir raporu ve açık arttırma ilanında belirtilen şekliyle ve tüm makine,
teçhizat ve mallar ile satın aldığını ve müvekkili şirkete de bu şekilde devrettiğini, davacı şirketin istihkak iddiasında dahi bulunmadığını, davacı şirket ile dava dışı borçlu şirketin geçmişte ve hali hazırdaki yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, bu hususun ticaret sicil gazetesi suretlerinde görüldüğünü, bu nedenle icra dosyasındaki işlemlerden haberdar olunmadığına dair iddianın kabul edilemez olduğunu, ayrıca uyuşmazlığın manevi tazminat talebine imkân verecek nitelikte bulunmadığını savunmuştur.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; her ne kadar davacı şirket tarafından kira sözleşmesine dayanılmış ise de sözleşmenin adi yazılı bir sözleşme olup her zaman tanziminin mümkün olmasına, kiracılık sıfatını ispata yarar kira ödemesine ilişkin bir delilin ibraz edilememesine, bilirkişiler tarafından incelenen ticari defterlere göre inceleme tarihi itibariyle kira tahakkuk ve ödemesine ilişkin kayıt bulunmadığının belirtilmesine, davacı şirkete ait olduğu ileri sürülen bir kısım malların belgelerinin dava dışı borçlu şirket adına olmasına,
sunulan satış sözleşmesinin ise 01/03/2017 tarihini taşımasına, faturaları sunulan bir kısım malların ise ticari defterlerinde kayıtlarının olmamasına ve ödeme belgelerinin de bulunmamasına, davacının sunulan deliller ile hak sahipliğine ilişkin iddiasını ve aynen iade ile maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğunu ispat edememesine göre; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2024
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/400, K. 2024/1245, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama