KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1437 - 2025/1312
- Dosya no
- 2024/1437 Esas
- Karar no
- 2025/1312
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/12/2023
- Numarası
- 2016/943 Esas, 2023/912 Karar
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
937 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ekindeki hesap tablosunun dikkate alınması gerektiğini, teminat mektubu tutarının davalıdan 19.12.2016 tarihinde tahsil edildiğini ve taleplerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 258.723,29 TL olarak arttırdıklarını, bu hususlar bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında tartışılmaksızın karar ittihaz edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, başkaca bilirkişi incelemesi talebinin reddi cihetine gidildiğinden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, davacının teminat mektubunu irat olarak kaydettiğini ve davacının bir zararı bulunmadığını, karar verilebilmesi için ihtiyati tedbir nedeniyle bir zararın doğması ve uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini, varsa davacının uğramış olduğu zararın ihtiyati tedbir talebinde bulunanın HMK m.392 doğrultusunda yatırmış olduğu teminattan sağlanacağını, yatırılan teminat fazlasında bir tazminata karar verilmesinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sayın mahkeme faizin ödenmesi kararını onadığı takdirde ödenmesi gereken faiz kanuni faiz olup bunun dışında hiçbir faiz oranı talep edilemeyeceğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın “Tazminat” başlıklı 399. maddesinde; “(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.
(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmü düzenlenmiştir.
Dosya kapsamından; davacı bankaya ait taşınmazın satışına ilişkin olarak yapılan ihalede davalı şirketin 05/09/2013 tarihinde 10.750.000,00 TL teklif ve davaya konu 800.000,00TL bedelli teminat mektubunu verdiği, 19/09/2013 tarihinde ihalenin 15.005.000,00TL bedelle davalı üzerinde kaldığı, davacı banka yönetim kurulunca da 23/09/2013 tarih ve 456 sayılı karar ile ihalenin onaylandığı, ancak davalı yanca hukuki ayıp gerekçe gösterilerek 25/09/2013 tarihinde ihaleden çekildiklerinin bildirildiği, ihale bedelinin ödenmesi için öngörülen sürede de bedelin yatırılmadığı, davalı şirket tarafından Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 D.
İş sayılı dosyasından ... Şube Müdürlüğünce tanzim edilmiş 27.08.2013 tarihli 071-A2-011427 nolu 800.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde tedbir kararı alındığı ve Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 Esasına kayden sözleşmenin iptali ve teminat mektubunun hükümsüz olduğunun tespiti ile iadesi istemli davanın açıldığı,
yetkisizlik kararı üzerine Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/9 Esası üzerinden yapılan yargılama neticesinde davalı şirketin 05/09/2013 tarihli teklifi ve ihale şartnamesinin söz konusu hükümleri dikkate alındığında, taşınmaz satışına istinaden bankaya verilen teminat mektubunun hükümsüz olmadığı ve iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ve Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 D.
İş sayılı dosyasında verilen 22/11/2013 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiği, şirketin istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 03/12/2021 tarihli, 2021/1037 Esas, 2021/1968 Karar sayılı ilamıyla esastan reddedildiği,
kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/06/2023 tarihli, 2022/1137 Esas, 2023/3585 Karar sayılı ilamı ile davacının (davalı şirketin) eski hale getirme talebinin reddine ve temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilerek hükmün kesinleştiği, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davacı bankanın teminat mektubunu ancak 19/12/2016 tarihinde tahsil edebildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri gözetildiğinde; davalı şirketin ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunun kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/9 Esas, 2016/521 Karar sayılı ilamı ile sabit olduğu, davacı bankanın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğradığı ve davalı tarafından yatırılan teminatı aşan zararını HMK’nın 399. maddesi uyarınca eldeki dava ile davalıdan isteyebileceği, davacı bankanın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle teminat mektubunu zamanında irat kaydedememiş olması neticesinde faiz zararı bulunduğu,
davacı bankaya sunulan davaya konu teminat mektubunda; talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte ödeme yapılacağı düzenlenmiş olup bu taahhüt davacı banka tarafından da kabul edilmiş olmakla kanuni faize göre yapılan hesaplama uyarınca hüküm kurulmasının yerinde olduğu, hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, gerekçeli, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli ve yeterli bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2025
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2024/1437, K. 2025/1312, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama