KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Davacı Davalılar
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2212 - 2024/1457
- Esas no
- 2022/2212
- Karar no
- 2024/1457
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/04/2022
- Numarası
- 2020/2 Esas 2022/270 Karar
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 28/11/2024
Karar Metni
1.969 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, davalı ... adına kayıtlı davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın önündeki aracı sollarken havanın yağışlı ve zeminin ıslak olmasını dikkate almaksızın direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjdeki ağaca çarparak karşıya geçtiğini, karşı istikamette nizami bir şekilde seyreden davacının idaresindeki ... plakalı ticari taksiye çarparak durabildiğini, davacının kazada yaralandığını, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu,
SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan muayeneler neticesinde kurum tarafından tanzim edilen engelli sağlık kurulu raporu ile davacının maluliyet oranının %3 olarak hesaplandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500,00 TL maddi zararın tüm davalılardan,15.000,00 TL manevi zararın davalılardan ... ve ...' dan olay tarihi olan 29.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 500,00 TL geçici iş göremezlik,
500,00 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 500,00 TL tedavi gideri olarak açıklamıştır.
Davalı sigorta vekili, davacının dava açmadan önce davalıya yasaya ve usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, 29.10.2017 tarihli kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın 42258098 poliçe numarası ile davalı tarafından ZMSS kapsamında sigortalandığını, sigorta şirketi olarak sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olarak yalnızca davacının sürekli maluliyetine ilişkin olup diğer taleplere karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,
01.06.2015 yürürlük tarihli değişiklik ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesi uyarınca kaza nedeniyle mağdurda oluşacak sürekli sakatlık halinin teminat kapsamına alındığını, geçici iş göremezlik haline ve bakıcı giderlerine ilişkin taleplerin teminat kapsamı dışı bırakılarak söz konusu talepler bakımından SGK'nın sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce davalı yönünden temerrüt oluşmadığından faiz yönünden davalının dava dilekçesinin taraflarına tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... 16.06.2020 tarihli celsede; kaza sonrası davacı tarafın kendisinden tazminat talebinde bulunduğunu, davacıya bir ödeme yapmadığını, kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 05.10.2021 tarihli celsede; maluliyet yönünden çelişki giderici yeni rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan delillere göre; sigortalı araç sürücüsünün 0.02 promil alkollü vaziyette önündeki aracı geçişi sırasında aracının sevk ve idaresini kaybederek orta refüjdeki ağaca da çarparak karşı yol bölümüne geçmesi ve bu yolda seyir eden davacının aracına çarpması şeklinde gerçekleşen olayda sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenen 17.09.2020 tarihli raporda, davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı,
3 hafta süre ile iş göremez halde kaldığının belirlendiği, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 11.03.2021 tarihli raporda, davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı, 3 hafta süre ile iş göremez halde kaldığının tespit edildiği, davacı vekilinin rapora itirazları ve Ankara Numune Hastanesince düzenlenen raporda, kalıcı maluliyet tespiti gözetilerek 05.10.2021 tarihli celsede çelişki giderici rapor alınmasına karar verildiği, Hacettepe Üniversitesince düzenlenen ön raporlarda, davacının muayene gününe gelmediği belirtilerek rapor düzenlenemediğinin bildirildiği,
davacı vekili 05.04.2022 tarihli duruşmada "mevcut hali ile dosyanın karara bağlanmasını" talep ettiğinden davacının kalıcı maluliyeti olmadığı kabul edilerek Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun hesaba esas alındığı, davalı ...'un işleteni olduğu ticari aracın davalı sigorta şirketince kaza tarihini kapsar şekilde 09.04.2017- 09.04.2018 tarihleri arasında ölüm ve sakatlanma halinde kişi başına 330.000,00 TL, kişi başı sağlık gideri olarak ayrıca 330.000,00 TL limitle ZMMS poliçesinin düzenlendiği,
davacının 28.02.2018 tarihinde sigorta şirketine dilekçe ile başvuruda bulunduğu ancak dilekçenin tebliğ tarihinin sunulmadığı, başvuru üzerine davalı sigorta şirketinin davacıdan bir kısım eksik belgeleri talep ettiği, sonrasında herhangi bir ödeme yapılmadığı belirlenmiş olup davadan önce sigorta şirketine başvuru şartının bu haliyle gerçekleştiği, SGK tarafından davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı,
ZMMS poliçesi, sigortalının üçüncü kişilere verdiği maddi zararı karşılama taahhüdü içerdiğinden davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında davacının oluşan maddi zararını gidermesi gerektiği, maddi zarar kapsamı içerisinde SGK'ca karşılanmayan tedavi ve yol giderlerinin de bulunduğu, ayrıca tedavi gideri kapsamında olmayan geçici iş göremezlik tazminatından poliçedeki tedavi gideri teminatı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı alınan raporlar ile anlaşıldığı,
üç hafta süre ile geçici iş göremez halde kaldığı gözetilerek ve davacının asgari ücret ile çalışan taksi şoförü olarak değerlendirilerek üç hafta süre için AGİ dahil net asgari ücret tutarı üzerinden geçici iş göremezlik tazminatının aktüer bilirkişi tarafından hesaplandığı, 1.103,04 TL geçici iş göremezlik tazminatı hak ettiği, davalı tarafın tam kusurlu hareketi neticesinde üç hafta iş göremez şekilde yaralanmış olduğu, her iki tarafın ortalama gelir düzeyinde oluşları, davacının kusursuz oluşu, kalıcı maluliyetinin oluşmaması,
üç hafta geçici maluliyetinin oluşması göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulü ile 500,00 TL yol ve tedavi gideri, 500,00 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam, 1.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketinden dava tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 29.10.2017 tarihinden itibaren değişen oranlı yasal faiz işletilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile,
4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 29.10.2017 tarihinden itibaren değişen oranlı yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Engelli Sağlık Kurulu tarafından 03.09.2018 tarihinde tanzim edilen raporuna göre davacı ..., sürekli (ömür boyu) %3 (yüzde üç) engelli olarak belirlendiğini, engellilik durumunun belirlenmesi noktasında bir eğitim ve araştırma hastanesinin kesin nitelikteki raporunun dikkate alınması gerektiği halde yalnız geçici iş göremezliğin hesaplanarak hükme bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminatın takdirinde kazanın oluş şekli, davalının asli kusurlu ve alkollü olduğu dikkate alınmadığını, davacının kafa bölgesinde birden çok dikiş atıldığı, uzun süre boyunca sargıda kaldığını, yoğun baş ağrısı çektiğini, manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 29.10.2017 tarihinde davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderinden oluşan maddi tazminat ile manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili maluliyet raporu ve manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davacı vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf sebeplerinin incelemesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 17.09.2021 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin özür oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 3 (üç) hafta süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği, raporda davacının fiziki muayenesinin yapıldığı, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygulanmakta olan yönetmelik hükümlerinin esas alındığı,
davacı tarafından alınan engelli sağlık raporuyla belirlenen maluliyet oranı ile mahkemece alınan maluliyet raporu arasında çelişki oluştuğu itirazı ile çelişkinin giderilmesi talep edilmiş ve mahkemece 05.10.2021 tarihli celsede davacının bu kez Hacettepe Üniversitesi'ne sevkine karar verilmiş ise de, davacının muayene için gitmemesi sebebiyle raporun hazırlanamadığı,
davacı vekilinin 05.04.2022 tarihli celsede mevcut haliyle dosyanın karara bağlanmasını talep ettiği anlaşılmakla Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 17.09.2021 tarihli raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; Davacının manevi tazminat istemi 6098 TBK'nun 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjden karşı şeride geçerek davacının idaresindeki ... plakalı araca çaparak davacının yaralanmasına neden olduğu, mahkemece alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 kusurlu, davacının kusursuz olduğunun bildirildiği, davacının yaralanması nedeniyle sürekli maluliyetinin oluşmadığı, geçici maluliyetinin ise 3 hafta olarak belirlendiği,
olay tarihi (2017), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacı için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2212, K. 2024/1457, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama