KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Davalı
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2217 - 2024/1462
- Esas no
- 2022/2217
- Karar no
- 2024/1462
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2022
- Numarası
- 2019/397 Esas 2022/568 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 28/11/2024
Karar Metni
1.892 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu plakalı aracın müteveffa ... idaresindeki ... plakalı aracın trafik kazası yapmasına sebebiyet verdiğini, kazada davacının oğlu araç sürücüsü ... ve eşi ...'ın vefat ettiğini, davacının oğlunun desteğinden yoksun kalması sebebiyle 09.04.2019 tarihinde ödenen 27.656,53 TL kısmi ödemenin zararı gidermediğini, müteveffa ...' ın makine mühendisi ve 26 yaşında olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 160.833,80TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet, derdestlik itirazları bulunduğunu, oğlunun vefatı sebebiyle davacıya 09.04.2019 tarihinde 27.656,53 TL ödeme yapıldığını, ibra sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması talepleri bulunduğunu, ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, destekten yoksun kalma tazminat hesabının aktüerler listesine kayıtlı lisanslı aktüerler tarafından yapılmasını, kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığını,
peşin sermaye değerinin araştırılmasını, varsa ödemelerin belirlenecek tazminattan indirilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından yapılan başvuruya gerekli evrakların eklenmediğini, eksik evraklar nedeniyle davalının temerrüde düştüğünün kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan delillere göre.
Davacının, müteveffa ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı için dava açtığı, ceza dosyasında bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti'ne tevdi edildiği ve hazırlanan 18.01.2021 tarihli raporda otomobil sürücüsü ...'nin % 60 oranında, kamyonet sürücüsü Maktül ...'ın %30 oranında kusurlu olduğu, çekici sürücüsü ...'ın %10 oranında kusurlu olduklarının bildirildiği,
rapora davalı vekilince itiraz edildiği ve davalı itirazlarında bir kısım tanık beyanına göre müteveffa araç sürücüsünün yasal sınırların üzerinde hızlı araç sürdüğü ve bu nedenle kazada asli kusurlu olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece yapılan değerlendirmede hıza yönelik bir tespitin davalı tarafça dosyaya sunulamaması yanında hızın yasal sınır üzerinde olduğu ve müteveffanın kusurunu artırdığına veya değiştirdiğine yönelik bir delilin de dosyaya sunulmadığı,
davalının başkaca bir itirazının bulunmayışı ve raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesi nedeniyle raporun hükme esas alınabileceği, aktüer hesaplama yönteminin yerleşik Yargıtay kararlarına göre ve aynı kazada destek babanın de ölmesi nedeniyle destek paylarının doğru hesaplandığı ve müteveffanın makine mühendisliği bölümünden mezun olması nedeniyle oda tarafından gönderilen yazı cevabındaki gelirin makul olduğu ve buna göre hesaplama yapıldığı, ödeme tarihindeki hesaplamanın davacının zararını karşılamadığı,
müterafik kusura yönelik değerlendirme için adli tıp uzmanı, uzman doktor ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda kazada emniyet kemeri takılıp takılmamasının müteveffanın zararını arttırmayacağı, müterafik kusur indirimine neden olacak bir durumun bulunmadığının bildirildiği, davalının sigorta poliçesi gereği bu zarardan sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu,
sigorta şirketine başvuru tarihinin ne zaman olduğunun tespit edilemediği ve bu nedenle sigorta şirketince eksper firmasına hazırlatılan raporda hesaplama tarihinin 19.03.2019 tarihi olduğu ve 15 günlük süre eklendiğinde temerrüt tarihinin 03.04.2019 tarihi olması gerektiğinin değerlendirildiği, ceza dosyasının beklenilmesinden vazgeçilmesi konusunda ise Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/164 Esas 2019/574 Karar sayılı ilamı ile davalı sigortalısı ... hakkında bilinçli taksirle adam öldürme suçundan ceza verildiği ve istinaf mahkemesince kararın kaldırılarak sanık hakkında daha fazla ceza verildiği,
istinaf kararında ...'nin asli kusurlu olarak belirlendiği, ceza dosyasındaki raporların hükme esas alınabileceği, oto hasar uzmanı bilirkişi tarafından ve ...'nin tali kusurlu olarak bildirildiği raporun dikkate alınmayacağının da değerlendirildiği ve ceza dosyasındaki maddi vaka, kusur yönünden bir değişiklik olmayışı ve davacının daha fazla hak kaybına uğramaması adına ceza dosyasının beklenilmesinden vazgeçildiği belirtilerek davanın kabulü ile,
160.833,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının 03.04.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, 2021 yılındaki asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya istinaden ıslah yapılmışsa da, mahkemece ceza davasının beklenmesine karar verilerek 2022 tarihinde dosyanın karara çıkartılmış olduğunu, hüküm tarihine en yakın asgari ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken 1 yıl önceki asgari ücret bazında aldırılan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yeni asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyada alınan kusur raporu maddi gerçeklikle örtüşmediğini, denetime elverişli olmadığını, müteveffa ...' ın Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a kuralını ihlalden kusurlu olduğunu, gerek ceza dosyası gerekse işbu dosya kapsamında tanıkların beyanlarında müteveffa ...'ın yasal hız limitleri üzerinde seyrettiğinin sabit olduğunu, ceza dosyasından alınan kusura ilişkin ATK raporu ile işbu dosyada alınan kusura ilişkin ATK raporunda çelişki bulunduğu halde çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında alınan raporda "sürücü seyri esnasında emniyet kemerini kullanmadığı,
yanında yolcu olarak bulunan ...' ın da emniyet kemeri kullanmadığı..."nın tespit edildiğini, müteveffanın emniyet kemeri takmadığı sabit iken mahkemece, içerisinde makine mühendisinin yer aldığı bilirkişi raporuna göre denetime elverişsiz bir şekilde düzenlenen "...ölüm sebebinin emniyet kemeri takılı olup olmaması ile değişebilecek bir durum olmadığı,
tıbbi olarak kişinin ölümünde kemerin takılı olup olmamasının etkisi olmadığı..." şeklindeki değerlendirmenin makine mühendisi tarafından yapılamayacağından yetkisiz bilirkişi ile tanzim edilen rapora göre verilen hükmün hatalı olduğunu, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer raporunun, usul ve yasaya aykırı olup eksik incelemeyle tanzim edildiğini, raporda müteveffanın makine mühendisi olduğu denilmişse de, müteveffanın çalıştığına ve mesleğini yaptığına ilişkin herhangi bir belge, somut delil bulunmadığını, SGK kaydı ve bordrosu mevcut olmadığını,
yalnızca mezuniyetine ilişkin diploması bulunduğunu, asgari ücret baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacının desteğin gelirini ispatlayamadığını, mesleğe başlamayan bir kişinin tamamen farazi olarak bu işi yapacağından bahisle emsal ücretin baz alınmasının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu TMMOB Makina Mühendisleri Odası' nın cevabi yazısında "Personel ücretleri çalışacağı sektöre, firmanın ücret politikasına ve personelin tecrübesi vb.etkenlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir." denilmiş olduğunu, güncel ekonomik koşullarda müteveffanın gelirinin yüksek belirlenerek fahiş oranda tazminat hesabı yapıldığını,
davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığını davalının ibra edildiğini, bilirkişi raporunda yetiştirme gideri indirimi yapılmadığını, Yargıtay uygulamaları ile yetiştirme giderinin %5 olduğunun belirtildiğini, ayrıca erkek çocukların evlenme yaşının yerel mahkemece araştırılmadığını, bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu, %0 teknik faiz ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada müteveffanın evlenene denk gelirinin %50'sini annesine vereceği evlendikten sonra %32 , ilk çocuktan sonra %28 ve ikinci çocuktan sonra %25 pay alacağı varsayıldığı,
paylandırmanın doğru olmadığını, evlenene denk annenin pay oranının yalnız %33,3 olduğunu, evlendiğinde anneye %20 pay, ilk çocuktan sonra %16,66 ve ikinci çocuktan sonra %14,28 oranlarında pay verilmesi gerektiği, 160.883,80-TL' ye 03/04/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah edilmeyen dava dilekçesinde talep edilen tutar için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı bakiye destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 09.02.2019 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç sürücüsünün asli kusurlu ve alkollü halde, davacının oğlu ...'ın sürücüsü, davacının eşi ...' ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın kaza yapmasına neden olduğunu, meydana gelen trafik kazasında davacının eşi ve oğlunun vefat ettiğini, oğlu destek ...'ın ölümü nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 27.656,53 TL'nin yeterli olmadığını belirterek bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır.
Somut olayda 09.02.2019 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden ...' ın sağlığında bekar ve çocuksuz olduğu, davacı ... 'ın müteveffanın annesi olduğu, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, desteğin olay tarihinden evleneceği tarihe kadar babanında aynı kazada vefat etmiş olması nedeniyle gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne için ayıracağı varsayılarak desteğe %50, baba olmadığından anneye % 50 pay vermek suretiyle paylaştırma yapıldığı, desteğin evlendiği dönem için %32, evli, bir çocuklu olacağı dönem için %28, evli iki çocuklu olacağı dönem için %25 oranında pay ayrılarak hesaplama yapılmıştır.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır.
Yargıtay'ın kabul görmüş pay esasına göre desteğin bekar ve çocuksuz olarak vefat etmiş olması halinde desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya ayrı ayrı %16 pay ayrılması,
desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için ayrı ayrı %14 pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya ayrı ayrı %12,5 pay verilmesinin uygun olacağı kabul edilmekte ise de desteğin babası olay tarihinde vefat ettiğinden tek destek alacaklısının anne kaldığı anlaşılmakla Yargıtay'ın kabul ettiği pay esasına göre 2 pay desteğe 1 pay anneye,
evlendiği dönem için 2 pay desteğe, 2 pay eşe, 1 pay anneye, evli bir çocuklu dönemde yine destek ve eşe 2şer pay çocuk ve anneye bir'er pay, evli ve 2 çocuklu dönemde ise yine desteğe ve eşe 2'şer pay, anne ve çocuklara bir'er pay verilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekirken hatalı aktüer raporuna göre hüküm kurulması doğu görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2217, K. 2024/1462, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama