KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2219 - 2024/1385
- Esas no
- 2022/2219
- Karar no
- 2024/1385
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2021
- Numarası
- 2019/617 Esas 2021/663 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 13/12/2024
Karar Metni
1.767 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 13.10.2016 tarihinde davalı şirketin işleteni olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile sürücü ...'ın davacıya kasıtlı olarak çarparak yaraladığını, olayla ilgili ceza yargılamasının sürdüğünü, olay nedeniyle bakıma muhtaç hale geldiğini, işine devam edebilmesinin mümkün olmadığını, tedavi gideri yaptığını, gelirlerinden mahrum kaldığını, meslekte kazanma gücünü kaybettiğini ve malul kaldığını, ayrıca manevi olarak zarar gördüğünü,
davalı sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren en yüksek faizi ile birlikte manevi tazminatın araç sahibi ve davalı sürücüden, maddi tazminatın tüm davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 06.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinden davalı sigorta şirketi ile haricen anlaşmaları nedeniyle feragat ettiğini bildirmiştir.
Davalı ... vekili, olay tarihinde idaresindeki araç ile seyir halinde iken önünde bulunan panelvana çaptığını, olay nedeniyle davacıda ileri sürülen yaralanmanın meydana gelmediğini, olayın anlık olarak geliştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Elektrik Tic. AŞ vekili, davacının tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, olayla ilgili ceza dosyasının getirtilmesini ve kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, diğer davalı ile davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğundan iş kazası niteliğinde olan kazaya ilişkin davacının maluliyetinin kesinleştirilmesi için yasal prosedürün tamamlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafla sulh olunduğu belirterek yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kazaya ilişkin Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/29 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05.04.2018 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği,
davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 01.03.2021 tarihli raporda özür oranının % 0 (sıfır) olduğu, 3 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği, maddi tazminat talebi yönünden feragat edildiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulü ile maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeni ile reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile,
1.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat tutarını kabul etmediklerini, delil olarak sunulan Gölbaşı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/29 Esas sayılı dosyasında davalı sürücünün kusurlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, sigorta şirketi tarafından da taraflarına maddi tazminat olarak 55.000,00 TL ödeme yapıldığını ve maddi tazminat talebinden feragat edildiğini, feragat dilekçesi öncesinde davalılar vekilleri tarafından vekalet ücreti talep edilmediğinin bildirildiğini, ancak davalı şirket vekili tarafından vekaletname sunulduğunu ve lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, feragatin sunulması ile sonuç doğurduğunu ve beyan sonrasında sunulan vekaletnamenin hukuki bir önemi de olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 13.10.2016 tarihinde davalı şirketin işleteni olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile sürücü ...'ın kasıtlı olarak davacıya çarparak yaraladığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 01.03.2021 tarihli raporda özür oranının % 0 (sıfır) olduğu, 3 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği, maddi tazminat talebi yönünden feragat edildiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulü ile maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeni ile reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56/1. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 13.10.2016 tarihinde davalı şirketin işleteni olup davalı ... idaresindeki ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile seyir halinde iken bankette park halinde bulunan ... plakalı kamyonete çarptıktan sonra kamyonetin ön kısmında park halinde bulunan ... plakalı otomobile çarpması şeklinde gerçekleşen kazada ... plakalı araç içinde bulunan davacının yaralandığı,
ceza yargılamasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05.04.2018 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 01.03.2021 tarihli raporda sol frontoparyetalde en kalın yerinde arka paryatelde 4,5 mm'ye ulaşan subdural hematom izlendiği,
acil toraks BT, tüm abdomen BT, TI vertebra BT, maksillofasial BT,orbita BT raporlarında patolojik bulgu izlenmediği, yapılan muayenesinde glabella'da 1,5x0,2 cm boyutunda, sağ kaş distalinde1x0,2 cm ve 0,5x0,1 cm boyutlarında ciltle aynı renkte ve seviyede 1 metreden daha kısa mesafeden, dikkatli bakmakla farkedilen skar izleri olduğu, nörolojik muayenesinin doğal olduğu, serebellar testlerinin becerikli olduğu, yer, zaman ve kişi oryantasyonun tam olduğu, yakın, uzak ve tespit belleğinin normal olduğu, aktif psikopatoloji saptanmadığı belirtilerek maluliyetinin bulunmadığı, 3 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği,
tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2016) paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı yönünden belirlenen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulüne, davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Elektrik İnşaat AŞ'den tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusuna gelince, davacı vekili yargılama sırasında ibraz ettiği 11.05.2020 tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketi tarafından taraflarına yapılan ödeme nedeniyle maddi tazminat talebinden feragat edildiğini bildirmiş, müşterek ve müteselsil sorumluluk gereğince feragat diğer davalılar açısından da sonuç doğuracağı, davacının hakkın özünden feragati söz konusu olmayıp; davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat ettiğinden esasen davanın konusuz kaldığının kabulü gerekir. Bu durumda davalılar kendilerine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiklerinden feragat sebebiyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalı ... Elektrik İnşaat AŞ lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasın karar vermek gerekmiştir.
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından 82,50 TL yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... Elektrik İnşaat AŞ ile ... tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2219, K. 2024/1385, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama