KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/2252
- Karar no
- 2024/1412
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/07/2022
- Numarası
- 2021/623 Esas 2022/659 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Yazılma tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
1.616 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 21.03.2021 tarihinde ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın davacıya ait park halindeki ... plakalı araca çarpması nedeniyle davacı aracının hasar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle ... plakalı araçta değer kaybı oluştuğunu, aracın onarımının 14 gün sürdüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,
150,00 TL değer kaybının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 350,00 TL araçtan mahrum kalma zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... 'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında değer kaybı talebini 525,00 TL, mahrumiyet zarar talebini 2.100,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili, dava konusu araçta oluşan değer kaybı tazminatının davalı tarafından ödendiğini, davanın reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına istinaden piyasa şartlarına göre değer kaybı hesaplaması yaptırılmasına ilişkin taleplerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu talebin genel şartlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira genel şartlara göre yapılan hesaplamanın şeffaf, denetlenebilir ve ölçülebilir niteliğe sahip olduğunu, kazanç kaybı bedelinin ZMMS poliçesi teminat kapsamı dışında kaldığını, maddi giderler için geçerli olan teminat her halükârda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davacı ile aralarında yaşanan trafik kazasında pandeminin ve yasakların olduğu zamanda meydana geldiğini, bu nedenle davacı aracını zaten kullanmadığını, davacının tamirhaneye gelip gitmesinde, usta konusunda bizzat kendisinin yardımcı olduğunu, davacıyla birlikte tamir işlerine beraber gittiklerini, üzerine düşen ve elinden gelen her şeyi yaptığını, kaza anında frenlerinin patladığından kazanın meydana geldiğini, hızının çok düşük olduğunu, davacının aracında çok ufak hasar oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre davacının maliki olduğu araçta kaza sebebiyle oluşan değer kaybının ve aracın kullanılamaması sebebiyle mahrum kalınan sürenin ve bedelin hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, reel piyasa hesabına göre değer kaybı hesaplaması yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda araçta oluşan değer kaybının 1.000,00 TL, aracın makul tamir süresinin 7 gün olacağı, buna göre günlük 300,00 TL kiralama bedeline göre hesaplanan mahrumiyet bedelinin 2.100,00 TL olacağının rapor edildiği, düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, hükme esas alındığı,
kazanın davalı ...'ın %100 kusuruyla meydana geldiği, davalı ... şirketince yapılan 475,00 TL ödemenin mahsubu ile davacının bakiye değer kaybı zararının 525,00 TL olduğu, talep edilebilecek mahrumiyet bedelinin 2.100,00 TL olduğu belirtilerek 525,00 TL değer kaybının davalı ... şirketi yönünden ödeme tarihi olan 07.07.2021 tarihinden, davalı ... yönünden olay tarihi olan 21.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına,
2.100,00 TL mahrumiyet bedelinin davalı ...'dan olay tarihi olan 21.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuyla hesaplanan değer kaybının düşük olduğunu, bilirkişinin eksperin belirlediği 50.000 TL değere itibar ettiğini, ancak rayiç bedeli hangi verileri esas aldığının, nasıl bir araştırma yaptığının belirtilmediğini, aracın hasarsız değerinin düşük belirlendiğini, kurda yaşanan hareketlilik, koronavirüs etkileri, çip tedarik sorunlarından dolayı kaza tarihinde ikinci el araç fiyatlarının iki katına çıktığını, hasarlı haldeki araç rayiç değerine ilişkin tespit ve hesaplama bulunmadığını,
tespit edilen değer kaybının hasarsız- hasarlı haldeki araç rayiç bedeli arasındaki farkın hesaplanması ile bulunmadığını, bilirkişinin tamamen tahminde bulunduğunu, kaporta aksamlı gövde yan panel değişimi, çamurluğun düzeltilmesi, boya yapılması gibi işlem gören birçok parça sayısının mevcut olduğunu, parçaların araçtaki konumunun aracın değerini düşürücü mahiyette olduğunu, dava konusu aracın geçmişte kazaya karışmamış olduğu da dikkate alındığında tespit edilen değer kaybına ilişkin rakamın düşük hesaplandığını, aracın tamirde 14 gün kaldığını, sürenin davacı tarafından belirlenmediğini, detaylı hesaplama yapılmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kazanın davalının aracının frenlerinin patlaması sonucunda meydana geldiğini, değer kaybı bakımından aracın seyir hızının da düşük olmasından kaynaklı davacının aracında yüksek olmayan bir hasar oluştuğunu, davalının kazada kendisinin kusurlu olduğunu kabul ederek davacının aracında meydana gelen hasarın tamir edilebilmesi için davacıya tamirhane konusunda bizzat yardımcı olduğunu, sigorta şirketi tarafından 475 TL davacıya ödeme yapıldığını, bilirkişi raporunda piyasa koşullarında oluşan reel piyasa fiyatının tespiti için araştırma yapılmadan,
hasarlı aracın hasarsız satış bedelleri arasında tutarsız verilere dayanarak değer kaybının yüksek belirlendiğini, kazanın olduğu tarih ve davacının aracının tamirde olduğu sürenin pandeminin ve yasakların olduğu zamana denk geldiğini, bu tarihlerde davacının aracını kullanmadığını, Yargıtay kararı gereği mahkemece davacının araç mahrumiyeti nedeniyle zararına ilişkin delilleri sorulması, ne iş yaptığı belirlenmesi, evi ile iş yeri arasındaki uzaklık dikkate alınması,
aracı ile gidip gelmesi halinde yapacağı zorunlu giderlerin (yakıt gideri gibi) belirlenerek zarardan indirilmesi gerektiği kıstaslarının göz önüne alınıp değerlendirilmediğini, basit ve yetersiz bir araştırma sonucunda araç mahrumiyet bedelinin yüksek hesaplandığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir. Davacı vekili, davaya konu trafik kazası nedeniyle aracının hasar görmesi sebebiyle değer kaybına uğradığı, mahrumiyet bedel zararının oluştuğunu belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesi için makine mühendisi bilirkişiden alınan 17.01.2022 tarihli raporda ... plakalı aracın ekspertiz incelemesinde 2002 model ... marka transit 300s. tipi minibüsün 258.803 km'de olduğu, ikinci el piyasa değerinin 50.000 TL olduğu,
dava konusu kaza dışında Sigorta Bilgi Gözetim merkezi kayıtlarında 2 kalem yedek parça bedelinin 2.050,00 TL, işçilik bedelinin KDV siz 4.150 TL, toplam hasar bedelinin 6.200 TL olarak tespit edildiğini, kaza içeriğinde araçta büyük oranda değer kaybı oluşturacak olan kaporta aksamı nitelikli hasarın aracın sol yan kısmında gövde paneli üzerinde meydana geldiğini, benzer nitelikte olan hasarsız haldeki araçların satış ilanı incelendiğinde rapor tarihindeki aracın ikinci el ortalama değerinin 74.000 TL olduğu,
rapor tarihi TÜİK Yİ-ÜFE endeksleri kaza tarihine taşındığında rapor tarihi itibariyle tespit edilen 74.000 TL’nin tespit edilen bedel yuvarlatılmış olarak 44.514,38 TL'ye tekabül ettiği, 44.514.38 TL ile ekspertiz raporunda belirlenen 50.000 TL arasında küçük bir fark olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle hasarsız ikinci el satış fiyatının 50.000 TL belirlenmesinin uygun olacağı, dava konusu araçla benzer nitelikte yan kısımlarından hasar almış araçların satış ilanı tespit edilemediği, yapılan değerlendirme ve piyasa koşulları itibariyle değer kaybının 1.000 TL olacağı kanaatine varıldığı,
aracın bizzat görülerek düzenlenen ekspertiz raporunda 7 günde tamir edileceğinin beyan edildiği, ...
Otomotiv firması yetkilisinin beyan dilekçesinde tamirat sürecini 7 gün olarak beyan ettiğinden aracın 7 günlük çalışma ile hasarının onarılabileceğini, muadil bir aracın 7 günlük süre için sürücü ve yakıt gideri olmadan rapor tarihi itibariyle günlük kira bedelinin 500 TL olduğu, Yİ-ÜFE endeksleri ile kaza tarihi günlük 300 TL olacağından mahrumiyet bedelinin 2.100 TL olarak hesaplandığı bildirilmiş olup anılan raporun aracın değer kaybı ve mahrumiyet bedel zararı yönünden denetime uygun ve yeterli olmadığından hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
Davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, önceye ait hasarları, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği gibi hususlar ile emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, aracın olay tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki ikinci el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait aracın rapor tarihi emsal satış fiyatları üzerinden ortalama hasarsız haldeki değeri tespit edilmiş, Yİ-ÜFE endeksleri kullanıldığı belirtilerek kaza tarihinde 44.518,34 TL hesaplandığı, geriye doğru hesaplama ile piyasa koşulları uyuşmayacağından aracın ekspertiz raporuyla belirlenen hasarsız haldeki ikinci el satış fiyatının 50.000 TL olduğunun kabul edildiği, aracın hasarlı haldeki değerine ilişkin tespit yapılamadığı, günlük mahrumiyet bedelinin ise Yİ-ÜFE endeksleri kullanılarak belirlendiği görülmüş olup hesaplamanın yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı anlaşılmış, hüküm kurmaya elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmüştür.
Bu durumda mahkemece davacıya ait aracın Yargıtayca benimsenen ilkelere uygun şekilde değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedelinin hesaplanması için konusunda uzman yeni bir makine mühendisi bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz ve Yargıtayca benimsenen ilkelere uygun olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2252, K. 2024/1412, 15 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama