KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/664 - 2024/554
- Esas no
- 2022/664
- Karar no
- 2024/554
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2021
- Numarası
- 2019/402 Esas 2021/839 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 02/05/2024
Karar Metni
1.701 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 19.08.2018 tarihinde, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davalıya 19.11.2018 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.500,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 19.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.10.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini %20 kusur oranına göre 115.996,668 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, kazaya karışan ... plakalı aracın 17.10.2017 -17.10.2018 tarihleri arasında 330.000 TL limitle davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kusur, müterafik kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, SGK tarafından yapılan ödemelerin sorulmasını, davacının müterafik kusurlu olması halinde tazminattan indirim yapılmasını dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savurmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, ve 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan maddi tazminat (daimi iş görmezlik) davası olduğu, ATK'dan alınan rapora göre davacının %30 maluliyeti bulunduğu, sigortalı araç sürücüsünün %20 oranında kusurlu olduğu,
aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplama üzerinden %20 kusur oranına isabet eden 115.996,66 TL tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca başvuruyu takip eden 8 işgünü sonunda davalının temerrüde düşürüldüğü belirtilerek davacının davasının kabulüne,115.996,66 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas tazminat hesabının 1,8 teknik faiz yerine progresif rant ile yapılmış olmasının doğru olmadığını, Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümeyeceğinden zarar belirlenirken TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, mahkemece hükme dayanak alınan maluliyet raporunda davacının psikolojik arazının maluliyete dahil edildiğini, oysaki “geçici” ibaresi/başlığı altında gruplandırılan ruhsal hastalıklar için “sürekli/kalıcı” kanaatine varılmasının oldukça güç olduğunu,
bu tip arazların yüksek oranda hiçbir takip ve tedavi protokolü uygulanmadan verildiğini raporun bu yönüyle hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun içeriğinde dahi davacının kullandığı ilaçlar sonrasında şikayetlerinin azaldığı,
uyku sorunu yaşamadığı tespit edilmiş olup ilerleyen dönemde davacının iyileşme ihtimali bulunduğundan mevcut rahatsızlık durumunun kesin maluliyet olarak nitelendirilmemesi gerektiğini, stres bozukluğu nedeniyle tedaviyle kısmen düzelen tanısı konulan davacının son halinin muayene edilerek kesin ve denetime elverişli bir raporun hazırlanması gerektiğini, soyut bir rahatsızlığın söz konusu olduğu durumlarda illiyet bağının daha somut ve kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla;
maluliyetin belirlenmesine esas alınan Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda açıkça hafif derecede iş göremezliğe neden olacağı belirtilmesine rağmen %30 oranında maluliyet atfedilmesinin de hatalı olduğunu, davacının kaza ile psikolojik rahatsızlıkları arasındaki illiyet bağının ve psikolojik rahatsızlıkların iyileşemeyecek nitelikte (kesin ve sürekli nitelikte) olup olmadığının net şekilde ispatı gerektiğini, davacı tarafça başvuru sırasında sağlık kurulu raporu, kaza raporu, ücret belgesi evrakları sunulmadığından davanın usulden reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu,
dava konusu kazada araçtaki birçok yolcu içerisinde yalnızca davacının yaralandığı dikkate alındığında kafasını sert bir biçimde vurarak baş bölgesinden yaralandığını, davacının emniyet kemerini usulüne uygun olarak takmaması nedeniyle hesaplanacak tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken temerrüt tarihinden faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 19.08.2018 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı ve malul kaldığını belirterek sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında davalıdan sürekli işgörmezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davalı sigortalı araç sürücünün %20 kusurlu olması, davacının %30 maluliyet oranına göre davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili, başvuru şartı, maluliyet oranı, hesaplama yöntemi, müterafik kusur ve faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacı tarafından, davalı sigorta şirketine 19.11.2018 tarihinde yapılan başvurunun davalıya 19.11.2018 tarihinde tebliğ edilerek hasar dosyasının açıldığı anlaşıldığından, KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde. Mahkemece, davacının maluliyetinin tespiti için alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 07.06.2021 tarihli raporunda ...’nın 02.03.2020 tarihinde yapılan muayenesinde.
19.08.2018 tarihinde Ankara'da araç içi trafik kazası (yolcu yaralanması) geçirdiğini, ambulans ile Etimesgut'taki eski hava hastanesine götürüldüğünü, herhangi bir fiziksel yaralanmasının olmadığını, psikolojik olarak etkilendiğini, kazadan 1 ay kadar sonra uykularının kabus ile bölünmesi,
arabaya yolcu ve şoför olarak binememe, yolda yürürken fren sesi durunca çığlık atma şikayetleri üzerine Iğdır Devlet Hastanesi psikiyatri poliklinik başvurusunun olduğunu, halen psikiyatrik tedavisinin devam ettiğini, son poliklinik kontrolünün Haziran 2019'da olduğunu, 2018 Haziran'dan beri Zestat (mirtazapin) kullandığını, şu an arabaya binmesi gereken yolculuklarda toplu taşıma kullandığını, bu şekilde kendisini daha güvende hissettiğini, tekrar araba kullanmayı düşündüğünü ama korktuğundan deneyemediğini, şehir değişikliği nedeniyle psikiyatri poliklinik başvurusunu aksattığını, tekrar gitmek istediğini, uyku ve iştahının iyi olduğunu,
önceden her gece kabus görürken artık azaldığını, en son 2 ay önce kabus gördüğünü, kaza anını düşününce nefesinin daraldığını, kaza öncesinde psikiyatri poliklinik başvurusunun olmadığını, aktif şikayetlerinin araba kullanmaktan korkmak olduğunu ifade ettiği, yapılan fizik muayenesinde; nörolojik muayenesinin doğal, serebeller testlerinin becerikli olduğu, fasiyal asimetri olmadığı, yapılan psikiyatrik muayenesinde; yaşında gösteren, giyimi sosyokültürel düzeyine uygun, düşünce içeriğinde kazaya ait anılar mevcut, kazayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma davranışı mevcut, gerçeği değerlendirmesi,
muhakeme ve soyutlama yeteneği normal, akış ve çağrışımları düzenli, tempo ve ritmi doğal, içeriğinde: kaza sonrasında başlarda zorlandığını ancak şu an daha iyi olduğunu düşünüyor. affekt hafif depresif olarak değerlendirildiği, trafik kazası nedeniyle acil servise başvuran hastanın vitallerinin normal saptandığı, GKS:15 olduğu, kusma-nöbet-kafa kemiklerinde kırık bulgusu-bilinç kaybı- nörolojik defisit olmadığı, çekilen Beyin BT ve direkt grafilerinde patoloji saptanmadığı, hayati tehlikesinin olmadığı,
Iğdır Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporlarda travma sonrası stres bozukluğu ve uyum bozukluğu tanısı konulduğunu, Hcettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporuna göre; şahsın 16.12.2020 ve 03.03.2021 tarihlerinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında değerlendirildiği, ...'nın 2018 yılının Ağustos ayında geçirdiği araç içi trafik kazasında, bilinç kaybının olmadığı, 2 hafta boyun ağrısının olduğu, kazadan sonra uykuya dalmakta zorluk, sık sık uykudan korkuyla uyanma, evden dışarıya çıkmaktan korkma şikâyetlerinin başladığı,
bu şikâyetlerle 19.09.2018 tarihinde Iğdır Devlet Hastanesi Psikiyatri polikliniğine başvurduğu, mirtazapin 30 mg/gün başlandığı, bu tedaviyi 2 sene kullandığı uykuyla ilgili şikâyetlerinin azaldığının öğrenildiği, ilgili 16.12.2020 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında değerlendirilmiş, sık sık uykudan korkuyla uyandığı, araba kullanamadığı, seslerden irkildiği, unutkanlık şikâyetinin olduğu öğrenilmiş, venlafaksin 150 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün başlandığı, 03.03.2021 tarihinde tekrar değerlendirildiği,
şikâyetleri azalmakla birlikte dışarıda tek başına yürümekten korkma, ani seslerden irkilme, araba kullanamama şikâyetlerinin devam ettiğinin öğrenildiği, travma sonrası stres bozukluğunun kaza ile illiyetli hafif derecede işgöremez olduğunun saptandığı, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında, şahıstaki hafif derecede iş göremezliğe neden olan travma sonrası Stres bozukluğu için.
Zihinsel Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar bölümü/Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan ruhsal Hastalıklar/D-nevrotik, stresle ilgili ve Somatoform bozukluklar/travma sonrası stres bozulluğu/2- tedavi ile kısmen düzelen maddesine göre kişinin özür oranının %30 (yüzdeotuz) olarak hesaplandığı belirtilmiş, mahkemece davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de maluliyet raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, raporda davacıda meydana gelen travma sonrası stres bozukluğunun işlevselliğini çok etkilemediğinin belirtildiği ve maluliyetinin kalıcı hale gelip gelmediğinin değerlendirilmediği görülmüştür.
Bu nedenle mahkemece, davacının kazadaki yaralanmasının niteliği, kazanın gerçekleşme biçimi, davalı sigorta şirketinin rapora itirazları da değerlendirilerek davacının belirtilen zihinsel ve ruhsal davranışsal bozukluklar ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgelerin getirilmesi, zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği,
araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan olay tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/664, K. 2024/554, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama