KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/810 - 2025/351
- Esas no
- 2024/810
- Karar no
- 2025/351
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14.02.2024
- Numarası
- 2023/166 Esas 2024/90 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 20.03.2025
Karar Metni
2.693 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili.
30.08.2011 tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından davacıya 27.03.2013 tarihinde 40.043 TL ödenmesine rağmen ödemenin yetersiz olduğunu, davalı tarafından dava dışı işletene karşı açılan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1829 Esas sayılı rücu davasında alınan 14.06.2018 tarihli bilirkişi raporuyla davacının zararının 105.143,74-TL olarak belirlendiğini,
anılan rapor üzerine davalıya 17.05.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen taleplerinin reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 2.000 TL maddi tazminatın kaza itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 05.01.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatını 159.957 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın ve ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının başvurusu üzerine kendisine 27.03.2013 tarihinde 40.043,00-TL ödeme yapıldığını ve zararının karşılandığını, maluliyet oranında gelişen durum olmadığından 17.05.2019 tarihli başvurusunun reddedildiğini belirterek davanın reddini; aksi halde sorumluluklarının gerçek zarar, kusur ve limitle sınırlı olduğunu, ticari faiz istenemeyeceğini davanın işleten ve sürücüye ihbar edilmesini, davacı zararı karşılanmış olduğundan davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, davanın 2918 SY’nın 111/2.
Maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünde reddine dair verilen kararın istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 27.01.2023 tarihli 2022/1783 Esas - 2023/36 Karar sayılı ilamı ile "davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, 27.03.2013 tarihli ödemeye esas alınan davacının maluliyetine ilişkin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 27.12.2012 tarihli rapor ve davalı sigorta tarafından yapılan ödemeden sonra davacının devam eden tedavisi olup olmadığı,
maluliyetin yapılan ödemeden sonra gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, kaza nedeniyle maluliyet durumunun ve tespit edilen maluliyetin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesi vb. kurum ve kuruluşlardan rapor alınarak, bu hususta gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra artan bir maluliyetin olması halinde, söz konusu maluliyetin gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken,'' gerekçesi ile kaldırma kararı verildiği,
22.03.2013 tarihli makbuz ve ibraname başlıklı belgede, 40.043 TL ödeme ile Güvence Hesabının ibra edildiği, tazminat ödemesine esas aktüer raporunda CSO 1980 Kadın/Erkek teknik faiz %3 formülü ile hesaplama yapıldığı, %16 maluliyet, sürücünün %100 kusuru esas alınarak tazminat hesabı yapıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesinde tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğinin düzenlendiği,
Yasada belirtilen 2 yıllık sürenin, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, somut olayda; davaya konu olayın, 30.08.2011 günü meydana geldiği, davacının başvurusu üzerine davalı tarafından hesaplanan tazminat miktarının davacı tarafa 22.03.2013 günü ödendiği ve davacıdan ibraname alındığı, davacının sigorta şirketine tekrar başvuru tarihi 03.05.2019 olup 03.05.2019 tarihine kadar davacının ödemenin yetersiz olduğuna dair herhangi bir başvuru yapmadığı, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ve ek raporda; kişinin 31.08.2011 tarihinde trafik kazası geçirdiği, sol femur kırığı, sağ bimalleoler kırık, peroneal sinir hasarı saptandığı, kişinin bahse konu kazaya bağlı yaralanmasının iyileşme süresinin adli tıbbi uygulamalarda 18(onsekiz) ay olarak değerlendirildiği, bu süre bittikten sonra maluliyetin tespit edilebilir olduğu,
kişiye vertebra yükseklik kaybı, talus kırığı, iyileşmiş komplikasyonsuz tibia kırığı nedeniyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 07.07.2017 tarih ve 1331 sayılı raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %24.0 maluliyet oranı takdir edildiği,
kişinin Kurulca 05.04.2021 tarihli muayenesinde saptanan dava konusu kazaya bağlı vertebra yükseklik kaybı, sol peroneal sinir hasarına bağlı kas gücü kaybı, sağ ayak bileği hareket kısıtlılıkları nedeniyle Kurulun 27.08.2021 tarih, 14678 karar nolu ve 28.04.2023 tarih, 7581 karar nolu mütalaalarında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %32.3 maluliyet oranı takdir edildiği, kişi hakkında düzenlenmiş raporların arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı,
muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceği şeklinde mütalaa verildiği, netice olarak, davacının davalıyı ibra ettiği, 2918 SY’nın 111/2.
Maddesindeki 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, bu süre içinde dava açılmadığı, ibranamenin geçerli hale geldiği, kaldırma kararı sonrası alınan Adli Tıp raporuna göre gelişen artan maluliyet durumları da olmadığı anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın 2918 Sayılı Kanunun 111/2 maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak içerisinde bulunduğu trafik sigortası olmayan aracın tek taraflı kazasında 1 kişinin vefat etiğini, davacı ile beraber 3 kişinin de yaralandığını, 30.08.2011 tarihinde meydana gelen kazadan sonra 27.12.2012 tarihLİ Özürlü Sağlık Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %16 olarak tespit edildiğini, Güvence Hesabına yapılan başvuru neticesinde davacıya 27.03.2013 tarihinde 40.043-TL ödeme yapıldığını,
aynı kazada yaralanan diğer bir kişi olan ...’a da ödeme yapıldığın,%16'lık oran usule uygun tekniklerle tespit edilmediği için hükme esas teşkil edecek bir rapor olmadığını, davalının, araç sürücüsü ve araç işletenine, davacı ve diğer yaralılara ödediği tazminat bedelleri için rücuen tazminat davası açtığını, Ankara 3. ATM'nde açılan bu davada mahkemece davacı ve diğer yaralı ...’un maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan alınan 07.17.2017 tarihli raporda davacının maluliyeti hesaplanırken olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik uyarınca yapılan tetkik ve inceleme sonucu %24 oranında maluliyet oranı tespit edildiğini,
diğer yaralı ...'un da maluliyet oranının ilk aldığı rapora göre yükseldiğini, bunun üzerine hem ... hem de davacının davalıya başvurduğunu, artan maluliyet oranı nedeniyle bakiye tazminat talebinde bulunduklarını, davalının, her yönüyle davacı ile aynı durumda olan dava dışı ...'un bakiye tazminatını ödemesine rağmen davacının bakiye tazminat talebini kabul etmediğinden eldeki davanın açıldığını, ilk celsede yerel mahkemece doğrudan hesap raporu alınması yönünde ara karar kurulduğunu, %24'lük maluliyet oranına göre aktüerya hesabı yapıldığını davacının davalı yanın ödeme yaptığı tarihteki gerçek zararının 162.560,58TL olduğu,
davalının ise 40.403,00TL ödeme yapmış olması nedeniyle, eksik ödeme yapıldığının tespit edildiğini, ancak yerel mahkemece, sonraki celse dosyanın yeniden ATK'ya gönderilmesine, davacının maluliyetinin yeniden tespitine karar verdiğini, ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nda davacının muayenesi de yapılarak düzenlenen 27.08.2021 tarihli rapora göre davacının maluliyetinin arttığı ve %32.3 olarak belirlendiğini, bu rapor ile %24'lük rapor aynı kurumdan aynı yönetmelik uygulanarak alındığını, davacının maluliyetinin arttığının tespit edildiğini, ilk kararı istinaf etmeleri üzerine,
istinaf mahkemesince kararın kaldırıldığını, dosyanın tekrar Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda teknik farkı nedeniyle farklı oranlar çıkabileceği gibi makul olmayan bir rapor düzenlemiş olup rapora itiraz ettiklerini, bu itirazlarıyla birlikte KTK'nın 111/2.
Maddesinin uygulanabilmesi için ilk ödeme anında geçerli bir maluliyet raporuna göre ödeme yapılmış ve davacı tarafından belge verilmiş olması gerektiğini, oysa ilk ödeme anındaki raporun hükme esas teşkil etmeyecek bir rapor olması karşısında, alınan belgenin makbuz niteliğinde olacağı ve KTK'nın.111/2.
Maddesindeki zamanaşımının uygulanamayacağına yönelik yargılamadaki beyanlarına itibar edilmeyerek yine 2 yıllık hak düşürücü süre gerekçesi ile davanın reddedildiğini, davacının ilk ödemede imzaladığı belgenin ibraname değil makbuz olduğunu, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere, davacıya eksik ödeme yapılmış olup bu hususta imzaladığı ibranamenin yüksek yargı kararlarına göre de geçerli bir belge olmadığını ancak makbuz niteliğinde bir belge olduğunu, KTK'nın 111.maddesine göre ortada geçersiz bir anlaşma olduğunu, 2. bentte ise yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşmalar denildiğini,
burada yetersiz olduğu açıkça belli olan bir anlaşma değil, davacının davalı şirketin açtığı rücuen tazminat dosyasında 2017 yılında alınan ATK maluliyet raporu ile yetersiz ödeme hususu ortaya çıkmış olup dolayısıyla 2 yıllık zamanaşımının uygulanmaması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren Ceza zamanaşımına göre de davanın süresinde açıldığını, davalının davacıya ilk ödeme yaptığı vakit aldığı rapor usulüne uygun maluliyet raporu olmadığından düzenlenen ibranamenin de makbuz hükmünde olduğunu, davacının maluliyetinde artış olduğunu, aynı formül ve yönetmelik uygulanarak alınan iki rapor arasındaki farkın yüksek olması düşünüldüğünde,
bu farkın salt muayene bulgusu ile açıklanamayacağını, davalı yanca bu makbuz niteliğindeki belgeye konu ödemeye esas alınan raporun usulüne uygun bir maluliyet raporu olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili.
30.08.2011 tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından davacıya 27.03.2013 tarihinde 40.043 TL ödenmesine rağmen ödemenin yetersiz olduğunu, davalı tarafından dava dışı işletene karşı açılan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1829 Esas sayılı rücu davasında alınan 14.06.2018 tarihli bilirkişi raporuyla davacının zararının 105.143,74-TL olarak belirlendiğini,
anılan rapor üzerine davalıya 17.05.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen taleplerinin reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 2.000 TL maddi tazminatın kaza itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 05.01.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatını 159.957 TL’ye yükseltmiş, mahkemece davacının davalıyı ibra ettiği, 2918 sayılı KTK'nın 111/2.
Maddesindeki 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, bu süre içinde dava açılmadığı, ibranamenin geçerli hale geldiği, kaldırma kararı sonrası alınan Adli Tıp raporuna göre gelişen artan maluliyet durumları da olmadığı anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın 2918 Sayılı Kanunun 111/2 maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili, 27.03.2013 tarihli ödemenin makbuz hükmünde olduğu, ödemeye ilişkin raporun usulüne uygun olmadığını dolasıyla davanın süresi içinde açıldığına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Mahkemece davanın 2918 Sayılı KTK’nın 111/2 maddesi gereğince hakdüşürücü süre yönünden reddine dair verilen 01.03.2020 tarihli ilk kararı davacının istinafı üzerine Dairemizin 27.01.2023 Tarih 2022/1783 Esas 2023/36 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda davacı vekili iş bu davada gelişen duruma bağlı sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş; davalı vekili ise; davacının başvurusu üzerine davalı tarafından davacıya 27.03.2013 tarihinde (eldeki davanın açılmasından yaklaşık 7 yıl üç ay önce) tazminat ödemesi yapıldığını, KTK'nın 111.maddesindeki 2 yıllık sürede davanın açılmadığını savunmuş;
mahkemece davacının maluliyetine sebep olan arazların tüm raporlarda görüldüğü, ibranameye konu ödeme yapıldıktan sonra değişen bu durum olmadığı, ödemeye esas raporun sağlık kurulu özürlülük raporu olup, Çalışma Gücü Kaybı Tespitine İlişkin Yönetmeliğin uygulanmadığı, maluliyet farkının gelişen yeni bir hastalıktan veya ilerleyen arazdan değil uygulanan cetvellerden kaynaklandığının anlaşıldığı, netice olarak, davacının davalıyı ibra ettiği, 2918 SY’nın 111/2. maddesindeki 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, bu süre içinde dava açılmadığı,
ibranamenin geçerli hale geldiği anlaşılmakla açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davalının 27.03.2013 tarihli ödemesine esas kabul edilen, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 27.12.2012 tarih ve 1519 nolu Özürlüler için Sağlık Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının % 16 olduğu. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan rücu davasında alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 07.07.2017 tarih ve 1331 sayılı raporunda.
"Şahsın maluliyetinin hesaplanmasında olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" esas alındığında 30.08.2011 tarihli yaralanması neticesinde. Vücut genel çalışma gücünden %24.0 (yüzde yirmi dört) oranında kaybettiği, Erişkin olması halinde 9 (dokuz) ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı; eldeki davada Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 27.08.2021 tarihli raporda.
16.09.1994 doğumlu ...in 31.08.2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre % 32,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı vekili tarafından davalının ödeme yaptığı 27.03.2013 tarihinden sonra gelişen durumlar nedeniyle maluliyetin arttığı ileri sürüldüğünden, mahkemece davacının tedavisine ilişkin tüm belgeler getirtilerek, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, 27.03.2013 tarihli ödemeye esas alınan davacının maluliyetine ilişkin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 27.12.2012 tarihli rapor ve davalı sigorta tarafından yapılan ödemeden sonra davacının devam eden tedavisi olup olmadığı,
maluliyetin yapılan ödemeden sonra gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, kaza nedeniyle maluliyet durumunun ve tespit edilen maluliyetin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesi vb. kurum ve kuruluşlardan rapor alınarak,
bu hususta gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra artan bir maluliyetin olması halinde, söz konusu maluliyetin gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın esasına ve neticesine etkili olacak deliller toplanıp değerlendirilmeden, gelişen durum olup olmadığı hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli herhangi bir rapor alınmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına,
belirtilen hususlarda deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararından sonra ATK 2 İhtisas Kurulundan alınan 24.08.2023 tarihli kök 13.10.2023 tarihli ek raporda 27.03.2013 tarihli ödemeye esas alınan davacının maluliyetine ilişkin Ankara Üniversitesinin 27.12.2012 ve 1519 no’lu raporun Özürlüler için Sağlık Kurulu raporu olduğu, özürlülük kavramı ile meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı,
bu nedenle aynı kişide aynı arıza için meslekte kazanma gücü kaybı oranı ile özürlülük oranının rakamsal olarak birbirinden farklı değerlerde hesaplanabileceği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 27.08.2021 tarih ve 14678 no’lu kararında belirtilen maluliyet oranının kişinin 05.04.2021 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunda yapılan muayenesine göre düzenlenmiş olduğu, mevcut tıbbi belgelere göre;
...ve ... oğlu 16.09.1994 doğumlu ...’in 31.08.2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak Gr1 X (1Aa………15) %19, Gr1 XII (28Ba……...15) %19, Gr1 XII (38A……...30) %34 x1/5= %6,8 Balthazard formülüne göre: % 38,85,E cetveline göre % 32.3 (yüzdeotuzikinoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği şeklinde kayıtlı olduğuna göre; kişinin 31.08.2011 tarihinde trafik kazası geçirdiği, sol femur kırığı, sağ bimalleoler kırık, peroneal sinir hasarı saptandığı, mahkemece sorulduğu üzere kişinin bahse konu kazaya bağlı yaralanmasının iyileşme süresinin adli tıbbi uygulamalarda 18(onsekiz) ay olarak değerlendirildiği, bu süre bittikten sonra maluliyetin tespit edilebilir olduğu,
kişiye vertebra yükseklik kaybı, talus kırığı, iyileşmiş komplikasyonsuz tibia kırığı nedeniyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 07.07.2017 tarih ve 1331 sayılı raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %24.0 maluliyet oranı takdir edildiği,
kişiye Kurulun 05.04.2021 tarihli muayenesinde saptanan dava konusu kazaya bağlı vertebra yükseklik kaybı, sol peroneal sinir hasarına bağlı kas gücü kaybı, sağ ayak bileği hareket kısıtlılıkları nedeniyle Kurulun 27.08.2021 tarih, 14678 karar nolu ve 28.04.2023 tarih, 7581 karar nolu mütalaalarında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %32.3 maluliyet oranı takdir edildiği, kişi hakkında düzenlenmiş raporların arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla mahkemece sorulduğu üzere artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı,
muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceği belirtilmiş olup anılan raporlardan davacının artan bir maluliyetinin bulunmadığı, davacı tarafından aksinin ispatlanmadığı dolayısıyla eldeki davanın 27.03.2013 ibraname tarihinden itibaren 2918 Sayılı KTK’nın 111/2 maddesinde öngörülen iki yıllık hakdüşürücü süre geçirerek 29.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,
ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/810, K. 2025/351, 14 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama