KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Esas No
- 2023/1007 - Karar No:2025/776
- Dosya no
- 2023/1007
- Karar no
- 2025/776
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/05/2023
- Numarası
- 2021/727 E-2023/572 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 01.07.2025
Karar Metni
2.044 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; davacının mühendislik şirketi olarak kendi ürettiği malzemeleri/parçaları, yanı sıra müşterilerine dövme/ışıl işlem/ makine parçaları hizmeti verdiğini, davalının ise kendi adına işlettiği işletmesinde talaşlı imalat hizmeti sunduğunu, müvekkilinin müşterilerinin taleplerine göre ürettiği ya da müşterisine dövme/ışıl işlem hizmeti vermek için aldığı malzemeyi/parçayı talaşlı imalat hizmeti almak üzere davalıya gönderdiğini, bu hizmet karşılığı davalıya 72.720,53 TL ödediğini, ancak davalıya gönderilen malzemelerden bir daha haber alınamadığını,
bunun üzerine davalı aleyhine Ankara Batı lcra Müdürlünün 2021/24859 Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davalının mesnetsiz ve kötü niyetle borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının ticari defterlerine kayıtlı olmayan tek taraflı olarak hazırlamış olduğu cari hesap ekstresinin taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ispatlama niteliğine haiz olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki olmadığı gibi taraflarca yapılan herhangi bir yazılı anlaşma da bulunmadığını, davacının takibe konu ettiği belgenin dayanaklarının ispatını yapamadığı gibi böyle bir alacağının olmadığı bilinciyle söz konusu takibi başlatmakla kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, ticari ilişkinin varlığı bir an kabul edilse bile davacının bu iddiasını davanın değeri sebebiyle senetle ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine, alacaklının haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, ......
29.09.2021 tarihli cevabi yazısı ile, davalı ...'nın 11.06.2020 tarihi itibariyle Metal İşleyen Takım Tezgahlarının Parça ve Aksesuarlarının imalatı (alet tutacakları ve kendinden açılan pafta kafaları iş tutacakları, ayırıcı kafalar ve takım tezgahları için diğer özel aksesuarlar hariç) faaliyetine başladığı, 2020 yılı beyanının ... esasına göre ticari kazanç kapsamında verildiği”nin bildirildiği, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/24859 Esas sayılı takip dosyasının bir sureti dosya arasına alındığı, incelenmesinde;
davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) aleyhine 23/08/2021 tarihli ödeme emri ile cari hesaptan kaynaklanan 72.720,53TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 25/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 25/08/2021 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 22/09/2021 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı,
davacı şirketin, icra takibine de konu ettiği cari hesaptan kaynaklanan toplam 72.720,53 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia ettiği, davalının ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunduğu, tarafların uyuşmazlık dönemini kapsayan BA-BS formlarının ilgili vergi dairelerinden celp edildiği, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla dosyaya kazandırılan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamı ve tarafların kayıtlarının incelenmesi neticesinde, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/24859 Esas sayılı icra dosyasına göre, alacaklı ...
A.Ş. 22.08.2021 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile borçlu .....cari hesap ekstresine istinaden 72.720,53 TL asıl alacağını, alacağın tahsili tarihine kadar faizi ile birlikte talep ettiği, davacının 2020-2021 yılları kayıtlarına göre, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 67.005,53 TL tutarında avans hesabından kaynaklı bakiye alacağının bulunduğu, davalının ticari kayıtlarının ...
Esasına göre tutulduğu, yani defterlerin İşletme defteri olduğu, bu defterlerden de taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin tespit edilemediği, nihai olarak dosya kapsamı ve davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan icra takip tarihi (23.09.2021) itibariyle 67.005,53 TL alacaklı olduğu, icra takibindeki talebinin ise 72.720,53 TL olduğu görüşüne varıldığı,
davacının talaşlı imalat hizmeti yapması için davalıya malzemeler gönderdiğini ancak hizmet yerine getirilmediği gibi, malzemelerinin iade edilmediğini iddia ederek malzemelerin bedelini talep ettiği, davalının ise hukuki ilişkiyi ve iddiaları reddettiği, dava konusu alacağın, cari hesap alacağına dayandığı, cari hesap düzenlenmesinin tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altında bulunduğu,
cari hesap ekstresi düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerektiği, bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerektiği, bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorunda olduğu,
davalının söz konusu ticari ilişkiyi reddettiği, davalının ticari defterlerinde ve tarafların vergi dairesi bildirim formlarında ticari ilişkiye yönelik bir delil bulunmadığı, davacı ticari defterlerinde davacının alacağının bulunmasının tek başına bu hususu ispatlayamayacağı, davacının ticari ilişkiyi bu aşamada ispat edemediği gibi davalıya dava konusu malları teslim ettiğine ilişkin de herhangi bir delil sunmadığı, hal böyle iken, davacı tarafça yemin deliline dayanıldığının görüldüğü, davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının yemin deliline başvurduğu ve yemin metnini dosyaya sunduğu,
yemin metninin usulüne uygun olarak meşruhatlı davetiye ile davalıya tebliğ edildiği, davalıya yemin teklifinde bulunulmasına ve usulüne uygun olarak davalı yana tebligat yapılmasına rağmen davalının duruşmaya katılmadığı, davalıya usulüne uygun tebliğ edilen ihtara göre davalı tarafça HMK 229. maddesi gereğince yemin konusu edilen vakıaların ikrar edilmiş sayıldığı, davacı tarafça yemin teklif edilen ve mahkemece de uygun görülen yemin metninin.
“Talaşlı İmalat hizmeti vermek üzere davacıdan aldığım ve talaşlı imalat sonrası kendisine teslim etmek üzere uhdemde bulunan davacıya ait malzemeleri aldığıma, bu hizmete ilişkin ödemenin tarafıma yapıldığına ancak çeşitli sebeplerden dolayı uhdemde bulunan malzemeleri geri göndermediğime/iade etmediğime ederim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” şeklinde olduğu,
yukarıda açıklanan gerekçeler ve HMK 229. maddesi gereğince davalı tarafça dava konusu alacağı oluşturan davacıya ait malzemeleri aldığı ve bu malzemeleri iade etmediğine dair hususlar ikrar edilmiş sayıldığından davacının davasının ispat ettiği dava konusu alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptaline ve alacak belirli olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/24859 esas sayılı dosyasına davalı tarafın yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,
72.720,53 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde de ayrıntılı olarak belirtildiği gibi, taraflar arasında hiç bir mal alışverişi olmadığı gibi, taraflar arasında yapılmış yazılı bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığı, bilirkişi raporunun 2. sayfasında yapılan tespit ile de bu iddianın kanıtlandığı, raporun 2.sayfasının III/3 v e III/4 bendinde; "...III/3)...
Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 30.05.2022 tarihli müzekkere cevabı ekinde davacı ...Ş.'ye ait 2020 yılına ait BA-BS formları sunulmuştur. Yazı ekinde BA-BS formları incelendiğinde dava konusu ile ilgli davacının BA-Bs formları ile herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmektedir. III/4)... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 30.05.2022 tarihli müzekkere cevabı ekinde davalı ...'ya ait 2020 yılına ait BA-BS formları sunulmuştur.
Yazı ekinde BA-BS formları incelendiğinde dava konusu ile ilgili davalının BA-BS formları ile herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmektedir... " tespitinin yapıldığı, cevap dilekçesinde belirtildiği gibi, taraflar arasında , bir ticari alışveriş olmadığı, dolasıyla bir mal alışverişi de bulunmadığı, bu durumun bilirkişice ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan kayıtlar ile de ispat edildiği, bu sebepler ile de müvekkil şirketin davacı şirkete ödeyeceği bakiye cari hesaptan dolayı bir borcu olmadığı, bilirkişi raporunun 5. sayfasında yer alan "Sonuç ve Kanaat" kısmında "...Davalının 2022-2021 yılları kayıtlarına göre;
davalının ticari kayıtlarının ...
Esasına göre tutulduğu, yani defterlerin İşletme defteri olduğu, bu defterlerden de taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin tespit edilemediği..." hususunun tespit edildiği, daha önceki aşamalarda da belirtildiği ve bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacı tarafından tek taraflı olarak hazırlamış olan cari hesap ekstresi taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ispatlama niteliğe haiz olmadığı, bu hususun bilirkişi raporu ile de açıkça tespit edildiği, davacı tarafın alacaklı olmadığı hususunun açıkça ortada olduğu,
davacı tarafın dava dilekçesinde ek olarak sunduğu cari hesap ekstresinin tek taraflı ve kötü niyetli olarak tutulduğu, bu cari hesap ekstresi hakkında davalı taraf olarak herhangi bir bilgilerinin olmadığı, bu sebeple davacı ve davalı arasında cari hesap ekstresindeki kayıtlardan doğan bir borç ilişkisi bulunmadığı, açıklanan sebeplerle, müvekkilin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan cari hesap ekstresi ticari dayanaktan yoksun olup davalı müvekkilce de ticari defterlerinde bir kaydı olmaması sebebiyle varlığı kanıtlanamayan bir belgenin icra takibine konu olmasının hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu iddiasına dayalı olarak davacıya malzeme verildiğini ve ödeme yapıldığı ancak davalı tarafından herhangi bir işlem yapılmadığı gibi davalıya verilen malzemelerin de iade edilmediğine ilişkin itirazın iptali, icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkin olup, davalı tarafından davacı ile aralarında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı, kendisine ödeme yapılmadığı ve malzeme teslim edilmediği savunmasında bulunulmuştur.
Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "İspat yükü " başlıklı 6. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” ve HMK’nın 190/1. maddesinde; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." düzenlemeleri hüküm altına alınmıştır. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller, ‘‘kesin deliller’’ ve ‘‘takdiri deliller’’ olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanuni deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Yazılı delille ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür.
Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır.
Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi ve yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekmektedir.
Somut olay incelendiğinde; davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmiş olmakla davacının, taraflar arasında akdi ilişki olduğunu, ödeme yapıldığını ve malzeme teslim edildiğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekmektedir.
Dosya kapsamı itibariyle iddiasını ispat yönünde davacı tarafından yazılı delil sunulmamış ise de davacının açıkça yemin deliline dayanması nedeni ile mahkemece yemin teklif hakkının hatırlatılması doğru ise de yemin metninin, davacının davalıya mal teslimi ve ödeme yapmadığı yönünde olması gerekirken gerekirken “Talaşlı İmalat hizmeti vermek üzere davacıdan aldığım ve talaşlı imalat sonrası kendisine teslim etmek üzere uhdemde bulunan davacıya ait malzemeleri aldığıma,
bu hizmete ilişkin ödemenin tarafıma yapıldığına ancak çeşitli sebeplerden dolayı uhdemde bulunan malzemeleri geri göndermediğime/iade etmediğime" şeklinde ispat yükünü tersine çevirir şekilde ve davalı tarafından yemin teklifi kabul edip yemin edilse veya yeminden kaçınılsa dahi aynı sonucu doğuracak şekilde hazırlanan metne dayalı olarak davalının yeminden kaçındığı gerekçesi ile hüküm kurulması hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen kıstaslar çerçevesinde davacıya yeniden yemin hakkı hatırlatılıp yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi ve yemin sorusunun uyuşmazlığa uygun olacak ve ispat yükünü yer değiştirmeyecek şekilde isabetli ve doğru hazırlatılması ile yemin ile ilgili usuli işlemler gerçekleştirip sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/1007, K. 2025/776, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama