KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Davacı
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2025
- Esas No
- 2024/1090 - Karar No:2025/187
- Dosya no
- 2024/1090
- Karar no
- 2025/187
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/04/2022
- Numarası
- 2017/11 E-2022/294 K
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak ve Manevi Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 18/02/2025
Karar Metni
3.820 kelime·19 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve manevi tazminat davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkili şirketin 13.07.2010 tarihinde davalı ...
Genel Müdürlüğü ile "Ankara Keçiören, Mamak ve Altındağ Bölgelerindeki Pis Su ve Yağmur Suyu Hatları Yapım İşi"'ne ilişkin, 21.255.250,87 TL toplam bedelli sözleşme imzalandığını, belirtilen işin sözleşmesinin akdedilmesi ve yer teslimini müteakip müvekkil şirket tarafından taahhüdün ifası doğrultusunda imalatlar yapılmaya başlandığını, sözleşme konusu işlerin yapılacağı yerlerin idare tarafından ihaleye çıkılmadan önce belirlendiğini ve mahal listesinin oluşturulduğunu, ancak ihale makamının kazı ruhsatı için İl Trafik Müdürlüğü'nden izin alınmasını mütcakip, bahse konu yerlerin yer tesliminin yapılmadığını,
bahse konu yerlerdeki imalatların yapılabilmesi için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın birimi olan AYKOME (Altyapı Koordinasyon Merkezi) Müdürlüğü'nce mahal listesinde belirtilen cadde ve sokaklarda kazı yapılabilmesi için gerekli ruhsat izinlerinin verilmesi gerektiğini, bahse konu izinlerin alınması yükümlülüğünün ise sözleşme gereği ihale makamı olan davalıda olduğunu, davalının bu konuya ilişkin izinleri müvekkil şirketin müteaddit kere taleplerine rağmen, her daim gecikmeli olarak aldığını veya almadığını, müvekkili şirkete çalışmaya yönelik yer teslimlerinin yapılmadığını,
müvekkil şirketin yükümlülüğün dava konusu imalatlara ilişkin yapılacak kazılarda AYKOME Kurumuna davalı idare tarafından yapılmış olan başvurulara ilişkin ruhsat harcının yatırılması olduğunu, müvekkil şirketin ... veya kendi adına AYKOME'ye başvuruda bulunmaya kazı izinlerini almaya hak ve yetkininin bulunmadığını, davalı ...'nin, sözleşme konusu işin yapımını geciktirdiğini, davacının haklı süre uzatım taleplerini görmezden geldiğini ve mukavelenin ifasını güçleştirdiğini ve imkansız hale getirdiğini, mevzuata göre,
davalının mukavelenin akdedildiği ve yer tesliminin yapıldığı esnada çalışma sahalarını ve işyeri teslimini eksiksiz bir şekilde yapmakla yükümlü olduğunu, ancak davalı İdarenin çalışılacak yerleri her daim müvekkil şirketin zararına, kar kaybına yönelik olmak suretiyle AYKOME başvurularını ve revize projelerinin tasdikindeki gecikmelerinden dolayı gecikmeli olarak teslim edildiğini, müvekkil şirketçe davalı idareye müteaddit defa, AYKOME başvurularının gecikmesi,
çalışma amaçlı yer tesliminin yapılmaması ve proje tadilatlarının onaylanması hususlarındaki gecikmelerden kaynaklanan Sözleşmenin 18. maddesinde düzenlenen "Süre Uzatımı verebilecek Haller ve Şartları" başlıklı maddesinin 2. kısmında açıklanan "İdareden Kaynaklanan Nedenler" başlıklı düzenlemesine istinaden başvurularda bulunulmuş olmasına rağmen, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız ve mesnetsiz gerekçelerle 07/11/2012 tarih ve 230 sayılı ...
Yönetim Kurulu kararıyla fesedildiğini, kararın 20.12.2012 tarihinde tebellüğ edildiğini, ilgili tebligatın yapılıp yapılmadığına ilişkin iadeli taahhütlü alındısının idarece teslim alınmasından önce yani müvekkili şirketin bu hususta hukuki haklarını kullanabilmesinin önüne geçmek suretiyle 16.11.2012 tarihinde de teminat mektuplarının irat kaydedilmeye çalışılmasının haklı iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu, davalının, mukaveleyi feshetme kararının tamamen hukuka, mevzuata ve sözleşmeye aykırı olduğunu, davalı idarenin, davacı müvekkilin dava konusu taleplerinin haklı olduğunu ispatlar nitelikte ikrarı olduğunu,
... yönetim kurulu müvekkil şirketçe yapılan son başvuruya istinaden 11.06.2012 tarih ve 138 sayılı kararın alındığını, bu toplantı tutanağında "yüklenici firmanın 10.01.2012 tarih ve 1309 sayılı dilekçesi ile AYKOME'nin 07.12.2011 tarih ve 280 sayılı Genel Kurul Kararına istinaden çalışmalarının durdurulduğundan süre uzatımı talep edilmektedir. yüklenici firma yer teslimi yapılabilen yerlerde çalışmalarını tamamlamış olup" denmek suretiyle 11.06.2012 tarihine kadar müvekkili şirketin kusuru, hatası,
taahhüdüne aykırı herhangi bir davranışı bulunmaksızın davalı idarenin taahhüdüne binaen teslim edilebilmiş yerlerdeki imalatları eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tamamladığını ve müvekkili şirketin sözleşmeye göre herhangi bir gecikmesinin veya taahhüdüne aykırı bir tutumunun bulunmadığının davalı idare yönetim kurulunca da ikrar edildiğini, buna rağmen gerekli süre uzatımının verilmediğini, Müvekkili şirkete süre uzatımı verilmemesi, hakedişlerin geç yapılması,
ödenmemesi sebeplerinden dolayı, idarenin sözleşmeye aykırı tutumuna karşılık 14.11.2012 tarihin de yeniden süre uzatımı talebinde bulunulduğunu, davalı idare ... tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, ayrıca herhangi bir tebligat dahi yapılmadan müvekkili şirketin taahhüdü altında bulunan işin feshedildiğini, 16.11.2012 tarihinde kesin teminat mektuplarının alındığı bankalara irat kaydetmek için başvurulduğunu, 1.276.000,00 TL kesin teminat mektubunun irat kaydedildiğini belirterek,
sözleşmenin haksız surette feshedildiğinin tespitini, irat kaydedilen 1.276.000,00 TL'lik teminat mektubu bedelinin tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilin ihalelerden yasaklanmış olması ticari itibarının esaslı derecede zedelenmiş olması nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın da davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden kaynaklı alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkili idarenin 2010 yılı yatırım programı dahilinde ihale etmiş olduğu "Ankara Keçiören, Mamak ve Altındağ Bölgelerindeki Pissu ve Yağmursuyu Hatları Yapım İşi"nin yüklenicisinin davacı şirket olduğunu, ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli çalışma izinlerinin alınması ile ilgili sözleşmede öngörülen müvekkil idare tarafından başvuruda bulunması yükümlülüğünün yerine getirildiğini, ancak bir çok defa idarenin yapı denetim elemanlarınca yerinde yapılan denetimlerde "yüklenici firma tarafından çalışmalara başlanılmadığı,
cadde ve sokaklarda çalışmaların yavaş ilerlediği, aralıklı olarak durduğu ve yarım bırakıldığı çalışmalar esnasında gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, altyapı tesislerine zarar verilerek çevre halkının sık sık mağdur edildiği,
saha tertibine uyulmadığı ve görevlendirilen personelin isi başında bulunmadığı" hususlarının tespit edildiğini, bu hususların 06.06.2012 tarih ve 3692 sayılı yazı, 08.10.2012 tarih ve 70 sayılı yazı, 09.08.2012 tarihli tutanak 27.08.2012 tarihli tutanak, 17.10.2012 tarihli tutanak ve 13.08.2012 tarih ve 5645 sayılı Ankara 27. Noterliği ihtarnamesi ile yüklenici firmaya bildirildiğini, yüklenici firmanın kendi hatası ve kusuruna bağlı olarak sözleşme ile belirlenen sorumluluklarını yerine getirmediğini, sözleşmenin "Ruhsat ve Harçlar" başlıklı 34.17. maddesine göre.
İhale konusu işler için gerekli olan trafik müsaadeleri, cumartesi, pazar ve gece çalışma müsaadeleri ile ilgili olarak idarenin sadece ilgili kurumlarla gerekli yazışmaları yapmakla sorumlu olduğunu, bu yazışmaları takip ederek sonuçlandırma ve iş ile ilgili her türlü isim altında alınacak bedeller (zemin tahrip bedelleri hariç) davacı yükleniciye ait olduğunu, yüklenicinin işe fiilen başlamadan önce ilgili ruhsatları almak ve birer kopyasını kendinde tutarak asıllarını idareye vermek zorunda olduğunu, aksi halde işe başlatılmayacağının düzenlendiğini,
sözleşmenin bu maddesine göre gerekli ruhsat izninin verilmesine ilişkin müvekkili idarenin Kanal Yatırım Dairesi Başkanlığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı AYKOME Şube Müdürlüğü'ne yazılan yazıların CD ortamında dilekçe ekinde mevcut olduğunu, 06/11/2012 tarih ve 7686 sayılı Makam oluruna istinaden ...
Yönetim Kurulu'nun 07.11.2012 tarih ve 230 sayılı kararı ile dava konusu işlerin feshine ve teminat mektuplarının irat kaydedilmesine karar verildiğini, sözleşmenin feshedilmesinde idareye atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, işe ait ihale şartnamesi ve sözleşme hükümleri uyarınca işin olması gereken seviyeye getirilememesi sebebiyle, davacının kendi ihmal ve kusurundan kaynaklanan sebeplerle ihalenin feshi zorunluluğunun hasıl olduğunu, yüklenici firmanın işe verilen süre uzatımı neticesinde hazırlanan revize iş programının gerisinde kaldığını, 2012 Ekim ayına göre işin %99,22 seviyesinde olması gerekirken,
yaklaşık %48 seviyesinde iş ilerlemesinin olduğunu, iş programının ciddi ölçüde gerisinde kalındığı ve aksadığını, sözleşmenin 25 ve 27. maddeleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 47. maddesi uyarınca bahse konu işin fesih edilmesinin ve teminatların irat kaydedilmesinin zorunluluk arz etiğini, bu konuda yükleniciye bildirim yapıldığını, bildirimi takiben ve ... yönetim kurulu kararına istinaden işe ait 1.276.000,00 TL'lik teminatların nakde çevrilerek irat kaydedildiğini, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı yüklenicinin ihale konusu olan yüklendiği işlerle ilgili olarak, ilgili kurumlardan alınacak ruhsatlarla ilgili işlemleri sonuçlandırma ve bedelini ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin "Ruhsat ve Harçlar" başlıklı 34.17. maddesine göre bu işlemleri takip ve gerekli giderleri ödeme yükümlülüğünün davacı yüklenicide olduğu, bilirkişi heyeti bu işlemlerin davalı idarenin sorumluluğunda olduğunu raporunda belirtmiş ise de, sözleşmenin bu maddesindeki düzenlemeye göre açıkça yükümlülüğün davacı yüklenicide olduğu,
tacir olan davacı yüklenicinin basiretli davranarak, sözleşme öncesi bu işlemleri gözeterek, iş süresini buna göre belirleyip sözleşmeyi imzalaması gerektiği, bilirkişi heyetinin hesaplamasına göre 2010 yılında işin % 40'lık bölümünün bitirilmesi beklenirken, fiilen gerçekleştirilen iş miktarının %19,64'de kaldığı, 2011 yılı sonunda işin %90'lık kısmının tamamlanmış olması gerekirken %38,12 oranında kaldığı, işin %100 tamamlanması gereken 14.11.2012 tarihinde ise yapılan iş miktarı %46,18 olarak hesaplandığı,
buna göre işin süresinde bitirilememesi sebebi ile davalı iş sahibi idarenin sözleşmeyi feshetmekte ve teminatları irat kaydetmekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme gerekçesinin hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilgili kurumlardan alınacak ruhsatlarla ilgili işlemlerin sonuçlandırılması hususunda müvekkiline sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, davalın kendi ikrarı ile dahi bu işlemlerin davalı sorumluluğunda olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin 13.07.2010 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ...
Genel Müdürlüğü ile “Ankara Keçiören, Mamak ve Altındağ Bölgelerindeki Pis Su ve Yağmur Suyu Hatları Yapım İşi”nin yapılması hususunda 21.255.250,87 TL toplam bedelli kamu ihale kanununa tabi ihale suretiyle davalı idare tarafından ihale edilen iş ile ilgili olmak üzere teklif birim fiyat cetveli esasına dayalı sözleşme imzalandığını, belirtilen işin sözleşmesinin akdedilmesi ve yer teslimini müteakip müvekkili şirket tarafından taahhüdün ifası doğrultusunda imalatlar yapılmaya başlandığını, mukavele konusu işlerin yapılacağı yerlerin idare tarafından ihaleye çıkılmadan önce belirlendiğini ve mahal listesi oluşturulduğunu,
mahal listesi mukavelenin ayrılmaz bir parçası ve eki olup, ihale makamı idarenin yegane yükümlülüğünün ve sözleşmeden kaynaklanan en önemli edimlerinden birinin de mukavele konusu imalatların yapılacağı Keçiören, Mamak ve Altındağ ilçesi sınırları içerisindeki sokak, cadde vb. yerlerdeki imalat sahalarının yer tesliminin yapılması hususunda olduğunu ancak ihale makamının kazı ruhsatı için İl Trafik Müdürlüğü'nden izin alınmasına müteakip bahse konu yerlerin yer teslimini yapamadığını,
çünkü bahse konu yerlerdeki imalatların yapılabilmesi için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bir diğer birimi olan AYKOME (altyapı koordinasyon merkezi) Müdürlüğü'nce mahal listesinde belirtilen cadde ve sokaklarda kazı yapılabilmesi için gerekli ruhsat izinlerinin verilmesi gerektiğini, bahse konu izinlerin alınması yükümlülüğü ve sözleşmede bu hususta taahhütte bulunan makamın davalı ... olduğunu ancak davalının bu konuya ilişkin izinleri müvekkili şirketin müteaddit kere taleplerine rağmen, her daim gecikmeli olarak aldığını, her defasında geciktiğini veya izinleri alamadığını,
müvekkili şirkete çalışmaya yönelik yer teslimlerinin yapılmadığını, müvekkili şirketin yükümlülüğünün ise dava konusu imalatlara ilişkin yapılacak kazılarda AYKOME'ye davalı ... tarafından yapılmış olan başvurulara ilişkin ruhsat harcının yatırılması hususunda olduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde dahi, kazı izinlerinin yazışmalarını ve başvurularını yapma işlerinin davalıda olduğunun açıkça beyan ve ikrar edildiğini, mahkemece her ne kadar "...taraflar arasındaki sözleşmenin "ruhsat ve harçlar" başlıklı 34.17. maddesine göre bu işlemleri takip ve gerekli giderleri ödeme yükümlülüğünün davacı yüklenicide olduğu,
bilirkişi heyeti bu işlemlerin davalı idarenin sorumluluğunda olduğunu raporunda belirtmişse de, sözleşmenin bu maddesindeki düzenlemeye göre açıkça yükümlülüğün davacı yüklenicide olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalının dahi dosyaya sunduğu dilekçelerinde başvuru, yazışma ve takip sorumluluğunun kendisinde olduğunu, sadece ruhsat harçlarını ödeme yükümlülüğünün davacı yanda olduğunu açıkça beyan ettiğini, davalının, Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı AYKOME Şube Müdürlüğü'ne verilen gerekli ruhsat izinlerinin verilmesi talepli dilekçelerden de,
başvuruların davalı tarafından yapıldığının ve yapılması gerektiğinin de açıkça anlaşıldığını, davalının dahi böyle bir iddiası ve savunması yokken, mahkemenin hukuka, fiili duruma ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde kurduğu ret kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin davalı ...’nin vekili olmadığı gibi, davalı idare tarafından müvekkili şirkete herhangi bir vekaletname de verilmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin ... adına veya kendi adına AYKOME’ye başvuruda bulunma ve kazı izinlerini alma hak ve yetkisi bulunmadığını, davalının ise üzerine düşen yükümlülüğünü ve taahhüdünü ifada sözleşmenin lafzına,
ruhuna ve yapılacak işe tamamen aykırı suretle sözleşme konusu işin yapımını geciktirdiğini, dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporları ile de davanın ve taleplerinin haklılığının kanıtlandığını, mahkemece 14.10.2021 tarihli celse 4 no'lu ara kararı ile dosyanın inşaat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyete tevdi edildiğini, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan deliller gözetilerek ihale makamındaki kayıtlar incelenerek tarafların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmediği,
davalının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı ve var ise takdiri mahkemeye ait olmak üzere bu sebeple davacının alacağının olup olmadığı ve miktarı konusunda rapor düzenlenmesine karar verildiğini, bu doğrultuda bilirkişi heyeti tarafından 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığını, 03.01.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda "...yer teslimi yüklenici firmaların faaliyetinde en önemli basamaktır. belirsiz tarihlerde parçalı olarak yapılan yer teslimi yüklenici açısından işi programlama, makine-işgücü planlamasını yapabilme,
malzeme siparişlerini verebilme açısından büyük sıkıntılar yaratan bir durumdur. kendi ellerinde olmayan nedenlerle geç teslim alınan kazı güzergahlarının geç bitirilmesinin sorumluluğunun yüklenicilerde olmaması gerektiği kanaatindeyiz. işveren kurumların işin başlangıcında işin yapılacağı yerleri problemsiz olarak yüklenicilere teslim ettikten sonra yer teslim tutanağı’nı imza altına almalarının sözleşmeye taraf olanlar açısından daha doğru bir uygulama olacağı kanaatindeyiz." denilerek müvekkili şirketin davalının geç teslim edilen yerler nedeniyle ihale konusu işin zamanında yapılamadığını belirttiğini,
ek raporda da "...davalı idare vekilinin ilgili kurumlardan çalışma izinlerini almış olduğu beyanı hakkında, bazı izinler verilmemiş de olsa işveren idare izinlerini almış ancak çok geç almıştır. bunun yanı sıra izin alınmayan güzergahlar nedeniyle yüklenicinin iş programı revizyonu, makine ve ekip sevkiyatını yeni güzergaha yönlendirmesi gibi zaman kayıplarına karşılık olarak yüklenicinin talep etmiş olduğu ilave sürelerin yeterli verilmemiş olduğu kanaatimiz kök raporda bildirilmiş olup ek raporda görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır." görüşünün bildirildiğini, bilirkişi kök raporunda yapılan belirlemenin doğru olup,
müvekkili şirketin davalı ile anlaştığı koşullarda işi yürüttüğünü ve sözleşme koşullarını uymadığı iddia edilerek müvekkili şirkete bir uyarıda bulunulmadığını, tüm bu tespitlere, teknik incelemelere rağmen, mahkemece hukuka aykırı biçimde davanın reddedildiğini, davalı tarafından yapılan feshin hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalının kayıtlarında da mevcut olduğu üzere, müvekkili şirketçe 2011 yılından başlamak suretiyle davalı idareye müteaddit defa, AYKOME başvurularının gecikmesi,
çalışma amaçlı yer tesliminin yapılmaması ve proje tadilatlarının onaylanması hususlarındaki gecikmelerden kaynaklanan mukavelenin 18. maddesinde düzenlenen “süre uzatımı verebilecek haller ve şarları” başlıklı maddesinin 2. kısmında açıklanan “idareden kaynaklanan nedenler” başlıklı düzenlemesine istinaden başvurularda bulunulmuş olmasına rağmen, davalı idarece mukaveleye aykırı suretle müvekkili şirketin mukaveleden kaynaklanan edim yükümlülüğünün yerine getirilmesini engellediğini, sözleşmenin 18.2 maddesine göre “idarenin,
işin sözleşmesinde ve yapım işleri genel şartnamesinde yer alan sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi,
bu durumun yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait süre en az gecikilen süre kadar uzatılır” hükmünün yer aldığını ancak davalının hukuka, mevzuata ve mukaveleye aykırı tutumuna karşılık, bir de kendi tarafını her daim haklı göstermeye çalıştığını ve bu durumu gerekçe göstererek taraflar arasındaki yapılmış olan mukaveleyi haksız ve mesnetsiz gerekçelerle 07.11.2012 tarih ve 230 sayılı karar ile mukavelenin feshine ilişkin karar alındığının,
kararın 20.12.2012 tarihinde müvekkilince tebellüğ edildiğini, ilgili tebligatın yapılıp yapılmadığına ilişkin iadeli taahhütlü alındısının idarece teslim alınmasından önce, yani müvekkili şirketin bu hususta hukuki haklarını kullanabilmesinin önüne geçmek suretiyle 16.11.2012 tarihinde teminat mektuplarının irat kaydedilmeye çalışılmasının da haklı iddialarının ispatı niteliğinde olduğunu, davalı idarenin mukaveleyi feshetme kararının tamamen hukuka, mevzuata ve mukaveleye aykırı olduğunu,
müvekkili şirket tarafından yapılan imalatlardaki idarenin AYKOME başvurularındaki ve revize projelerinin tasdikindeki gecikmelerden mütevellit süre uzatımı ve ödenek aktarımına ilişkin olmak üzere dava dilekçesi ekinde sunulan müvekkili şirket yazıları, 15.11.2012 tarih ve 8093 sayılı ...
Yönetim Kurulu kararını ihtiva eden “sözleşmenin feshi ve durum tespiti” konulu davalı idare yazısı ile birlikte dosyada mevcut tüm yazılı delillerden de anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketçe idarenin haksız ve mesnetsiz olarak, verilmesi gerekirken verilmeyen süre uzatımı ve ödenek aktarımı sebeplerinin ve taleplerinin haklı olduğu hususu özellikle davalının 21.06.2012 tarih ve 3978 sayılı yazısı eki olan ...
Yönetim Kurulu'nun 11.06.2012 tarih ve 138 sayılı toplantı karar tutanağıyla sabit olup, dava konusu taleplerini ispatlar nitelikte davalı idarenin ikrarı bulunduğunu, müvekkilince yapılan son başvuruya istinaden dava dilekçesi ekinde de bulunan 11.06.2012 tarih ve 138 sayılı kararı ile “...yüklenici firmanın 10.01.2012 tarih ve 1309 sayılı dilekçesi ile altyapı koordinasyon merkezinin(aykome) 07.12.2011 tarih ve 280 sayılı genel kurul kararına istinaden çalışmalarının durdurulduğundan süre uzatımı talep edilmektedir. yüklenici firma yer teslimi yapılabilen yerlerde çalışmalarını tamamlamış olup...” denmek suretiyle 11.06.2012 tarihine kadar
müvekkili şirketin kusuru, hatası, taahhüdüne aykırı herhangi bir davranışı bulunmaksızın davalının taahhüdüne binaen teslim edilebilmiş yerlerdeki imalatları eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tamamladığı ve müvekkili şirketin sözleşmeye göre herhangi bir gecikmesinin veya taahhüdüne aykırı bir tutumunun bulunmadığının davalı idare yönetim kurulunca da ikrar edildiğini ancak bahse konu yönetim kurulu toplantı kararında müvekkili şirketin yapmış olduğu imalatlara ilişkin hiçbir gecikmesinin bulunmadığı hususunun ikrar edilmiş olmasına rağmen, müvekkili şirketçe yapılan haklı 440 gün veya 416 günlük süre uzatım talebinin değerlendirilmediğini,
haksız ve mesnetsiz bir şekilde işin kalan kısmının yapımını imkansız hale getirecek şekilde ve hiçbir hesaplamaya dayanmayan 117 günlük süre uzatımı verildiğini, buna karşılık müvekkili şirketçe 27.06.2012 tarih ve 25 sayılı yazısıyla 2012 yılı için AYKOME Genel Müdürlüğü'nün 07.12.2011 tarih ve 280 numaralı AYKOME Genel Kurul kararı gereği 117 günlük süre verilmiş olup, idareden kaynaklanan 2010 ve 2011 yıllarındaki gecikmelere karşılık gelen süre uzatım haklarından söz edilmediğini, müvekkili şirket süre uzatımı verilmemesi, hakedişlerin geç yapılması,
ödenmemesi sebeplerinden mütevellit olmak üzere idarenin hukuku hiçe sayan sözleşmeye aykırı tutumuna karşılık 14.11.2012 tarihinde yeniden süre uzatımı talebinde bulunulmuşsa da, davalı ... tarafından herhangi bir cevap verilmediği gibi, ayrıca herhangi bir tebligat dahi yapılmaksızın müvekkili şirketin taahhüdü altında bulunan işin feshedildiğini,
16.11.2012 tarihinde kesin teminat mektuplarının alındığı bankalarca (türkiye finans katılım bankası sincan şubesi ve yapı kredi bankası yeni sanayi kazım karabekir şubesi) müvekkili şirket yetkilisini telefonla aramak suretiyle teminat mektuplarının irat kaydedilmesi talebi ile davalı idarenin kendilerine başvurduğunun öğrenildiğini, daha sonra şifahen yapılan görüşmeler doğrultusunda, ...
Yönetim Kurulu'nun daha önce almış olduğu kararda müvekkili şirkete teslim edilebilen yerlerdeki imalatların yapıldığının, yani teslim edilip de yapılmayan herhangi bir imalatın bulunmadığına ilişkin herhangi bir yazı veya beyanın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bununla birlikte davalının bu haksız ve mesnetsiz tutumu sebebiyle müvekkili şirketin 3. şahıslar, bankalar, piyasa vb. düzeyinde oldukça zor duruma düşmüş olup, bankaların müvekkili şirkete bakış açısının değiştiğini ve genel kredi sözleşmeleri doğrultusunda muaccel hale gelmeyen alacakların bile talep edilmeye başlandığını,
davalının işlemlerinin Kamu İhale Kanunu'na da aykırı olduğunu, Kamu İhale Kanunu'nun 62/c maddesi gereği, davalının üzerine düşen sorumlulukları kendisi yerine getirmediğinden, sözleşmenin feshinde haksız olduğunu, mahkemece dosyada mevcut yazılı delil ve belgelere, teknik heyet incelemelerine rağmen somut olaydan uzak, hayatın olağanına ve hukuka aykırı şekilde kurulan gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 17/09/2024 tarih ve 2022/1021 Esas- 2024/693 Karar sayılı geri çevirme 1 no'lu ara kararı gereğince; mahkemece Ankara 27. Noterliği'ne müzekkere yazıldığı, gelen 14/11/2024 tarih ve 2024/165 sayılı yazı cevabında 14.08.2012 tarih ve 12585 sayılı ihtarnameye ilişkin tebliğ evrakının imhasının gerçekleştiği bilgisinin verildiği, 2 no'lu ara kararı gereğince de Av. ... tarafından davacı şirketin vekalet ilişkisinin sonlandırıldığı bildirilmiş, dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.
Taraflar arasında "Ankara Keçiören, Mamak ve Altındağ Bölgelerindeki Pis Su ve Yağmur Suyu Hatları Yapım İşi"ne ilişkin 21.255.250,87 TL toplam bedelli 13.07.2010 tarihli eser sözleşmesi bulunmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmenin 21.255.250,87 TL götürü bedel üzerinden akdedildiği, sözleşmenin eklerinin 8.maddede düzenlendiği, sözleşme süresinin yer teslimi tarihinden itibaren 730 takvim günü olup, bu süre içerisinde geçici kabule hazır hale getirileceğinin, yüklenici tarafından toplam 1.276.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubu verileceğinin kararlaştırıldığı, teminatın iade koşullarının 10.4 maddede belirtildiği,
sözleşmenin 11.maddesinde idare tarafından iş bedelinin ödenek tespitinin %40'ının 2010, %50'sinin 2011, %10'unun ise 2012 yılında olacağının ve süre uzatımı verilebilecek hallerin sözleşmenin 18.maddesinde düzenlendiği, "Ruhsat ve Harçlar" başlıklı 34.17 maddesinde ise karayolu geçişi için TCK ve Bölge Trafik Müdürlüğü'ne ve kavşakların ve yolların kapatılması için İl Trafik Müdürlüğü'ne, Ulaşım Dairesi Başkanlığı'na başvuruların idare tarafından yapılacağı, yüklenici tarafından takip edilip sonuçlandırılacağı, masrafların ise yüklenici tarafından yapılacağının belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde, edimlerin ifasına ilişkin AYKOME'den kazı izinleri yönünden müracaatın davalı iş sahibi tarafından yapılacağı, başvuru sonrası izinlerin takibi ve harçların yatırılmasının davacı yüklenicide olduğunun düzenlendiği anlaşılmakla, bu kapsamda davalı idare tarafından yapılan başvurular sonrası izinlerin alınmasına ilişkin geçen sürede, davacı yükleniciye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı , bu kapsamda yüklenicinin edimi olan harçları süresinde yatırdığı,
mahkemece alınan ek bilirkişi raporuna göre davalı iş sahibinin bu gecikmeler kapsamında sözleşmeye uygun olarak edimlerin ifası kapsamında davacı yükleniciye vermesi gereken süre uzatımlarını tam vermemesi nedeniyle kusurlu olduğu, davalı yüklenicinin de tamamlanan ruhsat işlemlerine rağmen edimlerin ifasında sözleşmeye uygun hareket etmediği, bu kapsamda yetersiz personel ve ekipmanla çalışması nedeniyle iş programının gerisinde kaldığı, edimlerin ifası sırasında 3.kişilere verilen zararlar giderilmeden işyerinden ayrıldığından sözleşmenin feshinde kusurlu olup, böylece tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu oldukları anlaşılmıştır.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre fesihte tarafların birlikte kusurlu olmaları halinde, iş sahibi tarafından teminat mektubunun irat kaydedilmesi mümkün değildir. Her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerinin mal varlıklarına kazandırdıkları artı değeri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilirler.
Bu kapsamda, davada davacı yüklenicinin alacak kalemlerinden birinin sözleşme kapsamında davalı idareye verilen ve davalı iş sahibince irat kaydedildiği belirtilen banka teminat mektubu bedelinin tahsili istemi olup, yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında tarafların ortak kusuru ile sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle verilen ve davalı idare tarafından irat kaydedilen kesin teminat mektubu bedelinin tahsili isteminin kabulüne karar verilmesi gerekeceğinden mahkemenin hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince; kişilik hakları, hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebileceği, manevi tazminatın amacının, kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamak olduğu, yani, duyulan elem ve ıstırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığı, manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eyleminin yattığı, haksız eylemin unsurlarının fiilin hukuka aykırı olmasından doğan zarar, yani fiil ile zarar arasında illiyet bağından ibaret olduğu anlaşılmakla davacı yüklenici şirket yönünden manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 1.276.000,00 TL'nin teminat irat kaydedildiği 13.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve 2017/11 Esas- 2022/294 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın kısmen kabulüne,
a-1.276.000,00 TL'nin teminatların irat kaydedildiği 13.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-Manevi tazminat talebinin reddine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 87.163,56 TL karar ve ilam harcının peşin ve tamamlama harcı olmak üzere toplam 23.498,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 63.664,92 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan peşin ve tamamlama harcı olmak üzere toplam 23.498,64 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 351,10 TL tebligat gideri ile 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.382,50 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre takdiren 5.918,49 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 190.640,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
12-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 197,50 TL tebligat gideri ile 310,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 728,20 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya,
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2024/1090, K. 2025/187, 14 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama