İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2025/343 K.2025/639

Davacı tarafından davalı taraf aleyhine açılan davada Dairemizce verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce bozma kararı verilmekle, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yapılan duruşmalı…

Esas2025/343Karar2025/639Tarih28 Mayıs 2025Okuma12 dk · 2.379 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Mayıs 2025
Esas No
2025/343 - Karar No:2025/639
Dosya no
2025/343
Karar no
2025/639
Davanın konusu
Menfi Zarar, Müspet Zarar (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
04/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.379 kelime·12 dk okuma·1 bölüm

Davacı tarafından davalı taraf aleyhine açılan davada Dairemizce verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce bozma kararı verilmekle, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yapılan duruşmalı inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı kurum arasında yapılan 20/04/2015 tarihli 6.715.000,00 TL bedelli “Yakutiye (Erzurum) Kentsel Dönüşüm” projesi 3. ve 8. Etap Yol, İçme suyu, Kanalizasyon ve Yağmur Suyu İnşaatı” işinin yüklenicisi olduğunu, sözleşmeye göre işin, sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra yer teslimi yapılarak,

teslimden 600 gün içinde işin tamamlanması gerekeceğini, müvekkili şirketin teknik personel, makine teçhizat ve ekipmanlarını tedarik ederek 05/05/2015 tarihinde yapılan yer teslimi sonrası 20/05/2015 tarihinde Bakanlıkça yapılan temel atma töreninden sonra işe başlanıldığını, 05/05/2015 tarihli yer teslimi tutanağının D Diğer Hususlar Başlıklı 6. maddesinde inşaat alanındaki taşınmazların hukuki problemlerinin çözülerek davalı bankaya devrinin yapılmadığına dair tespitte bulunulduğunu, müvekkilinin 20/05/2015 tarihli dilekçesi ile çalışma alanında bulunan evlerin halen vatandaşlarca ikamet edildiğini,

boşaltılmadığı hususunun bildirildiğini, davalı taraf cevabi yazısında, bu görevin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait olduğunun, bedelsiz olarak bankalarına devri gerektiğine, ondan sonra işe başlanılacağının müvekkiline bildirildiğinin, mülkiyet sorunları ile ilgili bu problemin çözümlenmediğini, 24/12/2016 tarihinde işin süresinin bitirildiğini, daha sonra davalı tarafça 24/01/2018 tarihli yazısı ile sözleşmenin fesh edilerek hesabının tasfiye edilmesinin uygun görüldüğünü kendilerine bildirildiğini, davalı tarafın feshinin 4735 sayılı kanunun 10. maddesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi 47/9 maddesinde belirtilen,

mücbir sebep olarak kabul edilebilecek hallere uygun olmadığını, sözleşme konusu yol ve alt yapı güzergahlarında mülkiyet sorunları çözüldükten sonra ihaleye çıkartmasını, özen borcunu yerine getirmesi gerekirken, yerine getirmediğini, sözleşmeden haksız ve hukuka aykırı olarak döndüğünü, müvekkilinin kusuru olmadığını, müvekkili şirketçe yapılan harcamalar nedeniyle davalı tarafça ödemelerde bulunulmadığını belirterek, sözleşmenin davalı tarafça haksız fesh edildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkili şirketin sözleşmenin imzalanması,

şantiye kurulması ve sözleşme konusu işle ilgili yaptığı harcamalara ilişkin 167.989,90 TL tutarındaki menfi zarar ve 5.000,00 TL kar kaybı olmak üzere 172.989,90 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini, 30/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 236.574,46 TL artırarak, 409.564,36 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalından alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili.

“Yakutiye (Erzurum) Kentsel Dönüşüm” projesi 3. ve 8. Etap Yol, İçme suyu, Kanalizasyon ve Yağmur Suyu İnşaatı” işi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile müvekkili banka arasında 09/07/2014 tarihinde imzalanan ek protokol kapsamında davacı şirkete ihale edilerek 20/04/2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, 05/05/2015 tarihinde yer teslimi yapılıp bitiş tarihini de 24/12/2016 tarihi olarak ön görüldüğünü, ek protokol gereği riskli bölgelerin kamulaştırmaları ve bu sürece ilişkin terk, mülkiyet sorunlarının iş ve işlemlerinin bakanlıkça yürütülmesi gerektiğini, yazışmalara rağmen bir gelişme sağlanamadığını,

işe ilişkin sürenin 24/12/2016’da bittiğini, bir imalat yapılmasının mümkün olmadığını, davalının yaklaşık 200.000,00 TL masraf ettiği işe başlayamadığından bahisle kurumlarına başvurduğunu, 30/11/2017 tarihli yazısı ekinde toplam masrafa ilişkin belgeler137.852,34 TL iken davacının dava ile 167.989,90 TL istemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ihbar edilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen 30/12/2020 tarih ve 2018/1016 E- 2020/631 K sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne dair karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 06/06/2023 tarih ve 2021/981 Esas- 2023/670 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin tüm istinaf başvurusunun, davacı vekilinin ise sair istinaf nedenlerinin reddine, davacı vekilinin mahrum kalınan kar talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,

davanın kısmen kabulü ile 141.394,84 TL menfi zarar ile 205.926,66 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 347.321,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, Dairemiz kararına karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2024 tarih ve 2023/3206 Esas- 2024/4563 Karar sayılı ilamı ile. "1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Menfi zarar uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427).

Bu husus Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki (BK'nın 108) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur.

Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb. kalemler örnek olarak verilebilir.

Müspet zarar (olumlu zarar) ise, sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve yerleşik içtihat ve uygulamalarında kâr kaybının TBK'nın 480. maddesinin ikinci cümlesi (BK 325) kıyasen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir.

(Örnek: Yargıtay 15. HD. 11.04.2007 T. 2006/4955 E. 2007/2372 K. ve Yargıtay 15. HD. 09.05.2013 T. 2012/7521 E. 2013/3029 K. ile Yargıtay 15. HD. 20.07.2011 T.

2011/864 E. 2011/4787 K. ) Davaya konu olayda, taraflara arasındaki eser sözleşmesine göre sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra yer tesliminin yapılması ve teslimden itibaren 600 gün içinde de işin tamamlanmasının kararlaştırıldığı, 05.05.2015 tarihinde yer tesliminin yapıldığı, ancak inşaat alanındaki taşınmazların hukuki problemlerinin çözülemediği, davacının çalışma alanında bulunan evlerin boşaltılmadığı, davacı tarafça bu hususun davalıya bildirildiği, mülkiyet sorunları ile ilgili bu problemin davalı tarafça çözülmediği, bu nedenle davacı yüklenicinin işe başlayamadığı ve buna bağlı olarak işin süresinin dolduğu,

davalı tarafça 4735 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi 47/9 maddesinde belirtilen mücbir sebep gerekçe gösterilerek sözleşme feshedilmiş ise de, davacı yüklenici tarafından bu eksikliklerin giderilmesi yönünde ifanın beklenildiği, bu hususlar dikkate alındığında davalı iş sahibinin sözleşmenin feshedilmesinde haksız olduğu anlaşılmaktadır.

TBK'nın 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. TBK’nın 125/2. maddesi gereğince borçlunun temerrüdü halinde alacaklının aynen ifadan vazgeçerek müspet zararı isteyebilir. Yine bu talebini sözleşmenin karşı tarafça haksız feshi halinde de ileri sürebilir.

Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Dolayısıyla seçimlik haklar arasında bulunan müspet zarar ve menfi zararı birlikte isteyemez. Yine müspet zarar sözleşmenin ifası halinde elde edilecek kazanç olduğundan içerisinde kısmen menfi zararı da barındırır.

Somut olayda, iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle yüklenici müspet zararı istediğinden artık menfi zararı isteyemez.

Bölge Adliye Mahkemesince davacının kar kaybı olarak talep edebileceği bedelin 205.926,66 TL olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin mahrum kalınan kar talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 141.394,84 TL menfi zarar ile 205.926,66 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 347.321,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de, müspet zarar ve menfi zararın birlikte istenmesi mümkün değildir.

Müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunu etmek için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da, yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenemeyeceği tabidir.

Bu durumda menfi zarara ilişkin talebin reddi gerekirken müspet zararla birlikte menfi zararın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2024 tarih ve 2023/3206 Esas- 2024/4563 Karar sayılı ilamı ile. "1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Menfi zarar uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427).

Bu husus Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki (BK'nın 108) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur.

Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb. kalemler örnek olarak verilebilir.

Müspet zarar (olumlu zarar) ise, sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve yerleşik içtihat ve uygulamalarında kâr kaybının TBK'nın 480. maddesinin ikinci cümlesi (BK 325) kıyasen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir.

(Örnek: Yargıtay 15. HD. 11.04.2007 T. 2006/4955 E. 2007/2372 K. ve Yargıtay 15. HD. 09.05.2013 T. 2012/7521 E. 2013/3029 K. ile Yargıtay 15. HD. 20.07.2011 T.

2011/864 E. 2011/4787 K. ) Davaya konu olayda, taraflara arasındaki eser sözleşmesine göre sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra yer tesliminin yapılması ve teslimden itibaren 600 gün içinde de işin tamamlanmasının kararlaştırıldığı, 05.05.2015 tarihinde yer tesliminin yapıldığı, ancak inşaat alanındaki taşınmazların hukuki problemlerinin çözülemediği, davacının çalışma alanında bulunan evlerin boşaltılmadığı, davacı tarafça bu hususun davalıya bildirildiği, mülkiyet sorunları ile ilgili bu problemin davalı tarafça çözülmediği, bu nedenle davacı yüklenicinin işe başlayamadığı ve buna bağlı olarak işin süresinin dolduğu,

davalı tarafça 4735 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi 47/9 maddesinde belirtilen mücbir sebep gerekçe gösterilerek sözleşme feshedilmiş ise de, davacı yüklenici tarafından bu eksikliklerin giderilmesi yönünde ifanın beklenildiği, bu hususlar dikkate alındığında davalı iş sahibinin sözleşmenin feshedilmesinde haksız olduğu anlaşılmaktadır.

TBK'nın 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. TBK’nın 125/2. maddesi gereğince borçlunun temerrüdü halinde alacaklının aynen ifadan vazgeçerek müspet zararı isteyebilir. Yine bu talebini sözleşmenin karşı tarafça haksız feshi halinde de ileri sürebilir.

Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Dolayısıyla seçimlik haklar arasında bulunan müspet zarar ve menfi zararı birlikte isteyemez. Yine müspet zarar sözleşmenin ifası halinde elde edilecek kazanç olduğundan içerisinde kısmen menfi zararı da barındırır.

Somut olayda, iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle yüklenici müspet zararı istediğinden artık menfi zararı isteyemez.

Bölge Adliye Mahkemesince davacının kar kaybı olarak talep edebileceği bedelin 205.926,66 TL olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin mahrum kalınan kar talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 141.394,84 TL menfi zarar ile 205.926,66 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 347.321,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de, müspet zarar ve menfi zararın birlikte istenmesi mümkün değildir.

Müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunu etmek için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da, yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenemeyeceği tabidir.

Bu durumda menfi zarara ilişkin talebin reddi gerekirken müspet zararla birlikte menfi zararın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir."gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.

Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup, Dairemizin 28.05.2025 tarihli duruşmasında; davacı vekilince mazeret dilekçesi verilmiş olduğu, mazeret dilekçesinde yokluğunda yargılamaya devamla 268.169,52 TL kar kaybı, 141.394,84 TL menfi zarar olmak üzere toplam 409.564,36 TL tazminat üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi, duruşmaya katılan davalı vekilince bozma ilamına uyulması talep edilmiştir.

Yapılan yargılamada usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmuştur.

Dava, eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle menfi zarar ve müspet zarar kapsamında mahrum kalınan kâr istemlerine ilişkindir.

Uyulmasına karar verilen Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere, müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunu etmek için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da, yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenemeyeceğinden somut olayda menfi zarara ilişkin talebin reddi ile müspet zarar talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabulüne, 205.926,66 TL kar kaybının dava tarihi olan 31.12.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının menfi zarara ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KISMEN KABULÜNE,

-205.926,66 TL kar kaybının dava tarihi olan 31.12.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

-Davacının menfi zarara ilişkin talebinin reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.066,85 TL karar ve ilam harcından 2.954,24 peşin harç ile 4.040,10 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.994,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.072,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 2.954,24 peşin harç ile 4.040,10 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.994,35 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 32.948,27 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince reddedilen miktar üzerinden 32.582,03 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, ilk derece mahkemesinde yapılan 2.155,40 TL, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 127,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 2.480,40 TL yargılama giderinden takdiren 1.246,89 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 30,00 TL tebligat gideri ile 285,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 477,10 TL yargılama giderinden takdiren 237,26 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına,

Dair, davalı vekilinin yüzüne, davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 28.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2025/343, K. 2025/639, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/343
Karar No
2025/639
Tarih
28 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/343 K.2025/416
  • Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/344 K.2025/443
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/344 K.2025/373
  • Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/344 K.2025/321
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/344 K.2025/617
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/344 K.2025/394

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.