İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2023/1131 K.2024/802

Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)

Esas2023/1131Karar2024/802Tarih26 Eylül 2024Okuma11 dk · 2.140 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2023/1131 - 2024/802 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.4,6 Maddesi Uyarınca Kararın
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.140 kelime·11 dk okuma·19 bölüm

Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)

ESAS NO : 2023/1131

KARAR NO : 2024/802

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/05/2023

NUMARASI

2022/660 Esas - 2023/374 Karar

DAVACILAR

VEKİLİ

DAVALI

DAVANIN KONUSU

Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak

KARAR TARİHİ : 26/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2024

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;

İDDİA

Davacı vekili; yüklenici davalı ... Taahhüt İnşaat ve Ticaret A.Ş. İhale konu işlerinin; askeri tesislerin İnşaatı olmasına rağmen davalı ... Başkanlığından izin alınmaksızın davalı ... İnşaat Taahhüt Şirketine taşere ettiğini, ihale konusu yapım işlerini, müvekkili ... ile ... şirketi adına vekaleten anlaşması ve sözleşme akdetmesi sonucunda dava husumeti sağlandığını, davalılar ... ve ...

Şirketi'nin ihale konusu yapım işinde çalışacak işçilerin SGK'ya girişlerini kendi şirketleri üzerinden yaptıklarını işi kendi bünyesindeki çalışanlarla yapıyor gibi gösterdiklerini, çalışan işçilerin görünürde davalıların çalışanı olarak gösterilmesi ancak özünde müvekkilerin emir ve talimatları doğrultusunda çalışması,

muvazaalı iş akdinden ibaret olduğunu, müvekkili ... kendisine yaptırılan işlerin sonuna geldikleri sırada düzensiz dahi olsa ödenen hakedişlerin artık ödenmemesi nedeniyle davalıları uyardığını, davalı ... şirketinden kendisinin işçi olarak çalıştığı bu nedenle hakedişlerin kendisine ödenmeyeceği gerekçesiyle iş akdi istifa olarak çıkışının verildiğini, davalı ... şirketinin müvekkili ... için ihtiyari arabuluculuk sürecini başlattığını ve arabuluculuk sürecinde müvekkili adına sahte imza atıldığını ileri sürerek,

ihale konusu projede bulunan ve müvekkillerce gerçekleştirilen ancak bedeli ödenmeyen tüm iş bedellerini ve muaccel olduğu tarihten işleyecek avans faizlerini, imalat bedellerindeki birim fiyatlarından kaynaklanan bilumum bedel fark alacaklarını, cari hesap alacaklarını ve muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizlerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talep edilen tüm alacak ve ferileri bakımından 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı ... vekili; davaya bakma görevinin Ankara asliye hukuk mahkemelerine ait olduğunu, görevsizlik nedeni ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde bahsi geçen işe ilişkin sözleşmenin, anahtar teslimi götürü bedel sözleşmesi olduğunu, ihale makamı konumunda bulunan idarelerinin asıl işveren olarak nitelendirilmesinin hukuken doğru olmadığını, iş bu davanın idarelerinin pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedenine binaen de reddine karar verilmesini, davacı ile diğer davalı ...

İnşaat Ltd. Şti.

İle idareleri arasında hukuki ve fiili hiç bir bağlantı olmadığını, adı geçen kişilerle aralarında dava konusu işin yapılmasına yönelik herhangi bir anlaşma yapılmadığını, davacı tarafın yüklenici firma ile kendi arasına akdedilen sözleşmeden kaynaklandığını iddia ettiği nispi alacağını taraflarından talep edemeyeceğini, yapılan imalatların bedelini zaten yüklenici firmaya ödemiş olduklarını, hiç bir hukuki ilişkisi bulunmayan davacıya ödemede bulunmalarının hukuken düşünülemeyeceğini savunarak, davanın iş bölümü, husumet ve zaman aşımı yönlerinden bunun mümkün olmaması halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Taahhüt İnşaat ve Tic.

A.Ş. vekili; müvekkili şirketin davacılar ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin işbu davada hasım olamayacağını, husumet itirazında bulunduklarını, davacıların dava dilekçesinde işin ... tarafından alındığını, ...'e taşere edildiğini, ...'in de kendilerine taşere ettiğini bildirmişlerse de bu iddianın doğru olmadığını, işin ihalesinin müvekkili şirket tarafından alındığını, ihaleye konu işin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, ... ihale dosyasından durumun tespit edilebileceğini,

müvekkili şirketin işin taşere edildiğini gizlemek için ve vergi ödemekten kaçınmak için işçileri kendi işçisi gibi gösterdiği iddiasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin işe başlarken şantiye için SGK'da dosya açıldığını, ... ile duvar işleri alt taşeronluk sözleşmesinin imzalanmasını takiben bu dosya altına ... işçileri için aracı taşeron dosyası açıldığını, ...'in tüm hakedişler için fatura kestiğini, faturaların KDV'sinin ödendiğini, ihale konusu işi müvekkili şirketin yaptığını, müvekkili şirketin taraf sıfatı olmadığını savunarak, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... İnş. Taah. Oto. Gıda ve Mob. Tic. Ltd. Şti. Vekili; dava dilekçesinin aksine, ... Taah. A.Ş. İle müvekkili şirket arasındaki taşeronluk ilişkisinin gizli olmadığını, vergi kaçırma amacı olmadığını, müvekkili şirket tarafından damga vergisi beyannamesi sunulduğunu ve damga vergisi ödendiğini, müvekkili şirketi yetkililerinden ... ve ... ile davacı ...'in yakın akraba olduklarını, aralarında alt taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, ... Taah. A.Ş.

Müvekkili şirketin alt taşeron kullanmasına izin vermeyince müvekkili ile davacı ... İnş. Ltd. Şti.

Arasındaki alt taşeronluk sözleşmesinin ifa edilemediğini, davacının bulunduğu işçiler de dahil olmak üzere şantiyede çalışan tüm işçilerin sigortaları müvekkili şirket adına yapıldığını, işçiler müvekkili şirket bünyesinde müvekkili şirket yetkililerinin emrinde çalıştığını ve maaşları müvekkili şirket tarafından ödendiğini, ...'in alt taşeron olarak değil; ustabaşı olarak çalıştığını, müvekkili şirketin sigortalı işçisi olduğunu, aralarında eser sözleşmesi olmadığını, ...'in müvekkili şirket için dönem dönem bulduğu,

müvekkili şirkette çalışan bir kısım işçilerin yaptığı işler nedeniyle aradaki akrabalık ilişkisi nedeniyle rencide olmaması için hakediş kaydı düşülerek maaşına ilave ücret aldığını, davalılardan ... Ltd. Şti. İle müvekkili şirket arasında bir alt taşeronluk sözleşmesi imzalanmış ise de açıklanan nedenlerle ... Taah.

A.Ş.'nin bu sözleşmenin ifasına izin vermemesi nedeniyle alt taşeronluk sözleşmesinin uygulanmadığını, davacıların alt taşeronluk işinin gizli tutulması için davacı ...'in ve işçilerin müvekkili ... Ltd.

Şti.'nin işçisi olarak bildirdiğini, işi kendileri yaptığı halde muvazaalı olarak işi ... yapmış gibi gösterildiğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin muvazaalı işlem amacıyla hareket etmediğini, davacıların delil sunmadıkları gibi iddialarını da somut olay ve belgelere dayandıramadıklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğuna ilişkindir. Davacı tarafından şirket adına hareket ederek işlemler yaptığını, şirket yetkilisi olduğunu iddia ederek, eser sözleşmesinden kaynaklı bulunduğunu, davalıların KDV ve diğer giderleri ödememek amaçlı kendisini işçi gibi gösterdiğini, oysa şirket yetkilisi ve sahibi olduğunu iddia ederek, alacak davasını ikame ettiğini belirtmiştir. Dosyamıza davacının SGK hizmet dökümü ile işveren listesi kazandırılmış, davacının davalı ... İnşaat Ltd. Şti. Firmasında dava konusu işlerin görüldüğü Mart-2021-Nisan/2022 dönemlerinde işçi olarak çalıştığı anlaşılmıştır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 18 inci maddesi ile aynı doğrultuda düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19 uncu maddesi uyarınca, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır ve borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.

Türk Hukuk Lûgatında muvazaanın "Anlaşmalı saptırma, gerçek dışı durumlara gerçekmiş niteliğini kazandırma işlemi; hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belge; danışıklı işlem" (Türk Hukuk Lûgatı Türkçe-Türkçe, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 819) şeklinde yapılan tanımından hareketle muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları olarak ifade edilebilir.

Bir diğer deyişle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görünüşünü yaratmayı istemişlerse muvazaadan söz edilir. Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz.

Muvazaada, görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır. Kural olarak hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemez.

Kaldı ki böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2 nci maddesine de aykırıdır.

Davacı kendi muvazaasına dayanarak hak talebinde bulunmaktadır. Yargıtayın içtihat ve kararlarına yansıdığı kadarıyla muvazaalı işlemin tarafı kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemez. Davacının davalı şirketlerde işçi olarak çalışması, davacı şirkette temsil yetkisinin bulunmaması, muvazaalı olarak sözleşmeleri imzalamış bulunması nedenleriyle davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili ...'in, müvekkili ... inşaat şirketini temsile yetkili olduğunu, ...'in, davalılardan ... İnşaat ile aktettiği sözleşmeyi ... İnşaat şirketi adına aktettiğini, müvekkilinin ... İnşaat şirketi adına tahsilat yaptığını, yerel mahkemece bu durumun hatalı değerlendirildiğini, Davalı ... Şirketi yetkilisi tarafından, davalı ... şirketi adına müvekkili ...'e müvekkili ...

İnşaat şirketi ile olan sözleşme bedellerini eksik ödediğini, Davalı ... şirketinin, önce müvekkili ...

İnşaat şirketi ile sözleşme yaparak, daha sonra işin ... şirketi tarafından üçüncü kişilere taşere edilmesine müsaade edilmediğini gerekçe göstererek, müvekkili ... ile yapılan sözleşmenin uygulanmadığını savunmasının hakkın kötüye kullanılmasına delil teşkil ettiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı ... iş sahibi, davalı ... şirketi yüklenici, davalı ... şirketi ise alt yüklenicidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacılar tarafından istinaf edilmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar)

1- Davalı ... vekili cevabında davalı ... şirketinin yüklenici olduğunu, diğer davalılar ile aralarında hukuki bir ilişki olmadığını bildirmesine rağmen, Mahkemece davalı iş sahibinin davaya konu sözleşme ile ilgili ihale dosyası örneği getirtilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi hatalı olmuştur. Söz konusu ihale ile ilgili tüm belge örnekleri ...'ndan temin edilip incelenmelidir.

2- Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir.

Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.

Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir.

Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.

Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.

Somut uyuşmazlık yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacı ...'in davacı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı, ancak taşeron sözleşmesine şirket adına imza attığı, dava dilekçesi ekindeki vekaletnamelere göre de, bu kişinin ticari vekil konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ticari vekil konumundaki bu kişinin şirket adına imzaladığı sözleşmeler şirketi bağlayacaktır. Bu itibarla davacı şirketin iş bu davada aktif husumeti olacaktır.

Ne var ki ...'in şahıs olarak aktif husumeti bulunmamaktadır. Davalı ...'ndan getirtilecek belgeler ...'nın husumet konusundaki savunmasını doğrular ise bir başka ifadeyle ... ile davacılar arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı anlaşılır ise davalılar ... ve ... aleyhine açılan davaların pasif husumet noktasından reddi gerekecektir.

3- Mahkemece her ne kadar davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gerekçesi somut uyuşmazlığa uygun düşmemektedir. Bu nedenle mahkemece davacı şirketin davalı alt yüklenici ... Ltd. Şti. aleyhine açtığı dava esastan incelenmelidir. Bu bağlamda taraflar arasında imzalanan 04/12/2020 tarihli taşeron sözleşmesi çerçevesinde tarafların yükümlükleri irdelenmeli, bu yükümlüklerin gereklerinin yerine getirilip getirilmediği belirlenmeli, davacı şirketin davalı ... şirketine yaptığı iş bedeli sözleşme esas alınarak saptanmalı, davalı şirketin yaptığı ödemeler gözetilmeli ve sonucunda davacı şirketin davalı ... şirketinden talep edebileceği bir alacağı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/660 Esas, 2023/374 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,

8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Katip · E-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/1131, K. 2024/802, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2023/1131
  4. Karar No : 2024/802
  5. Türk Milleti Adına
  6. İstinaf Kararı
  7. İncelenen Kararın
  8. Mahkemesi : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
  9. Tarihi : 24/05/2023
  10. Numarası
  11. Davacılar
  12. Vekili
  13. Davalı
  14. Davanın Konusu
  15. Karar Tarihi : 26/09/2024
  16. Karar Yazım Tarihi : 30/09/2024
  17. İddia
  18. Savunma
  19. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  20. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  21. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1131
Karar No
2024/802
Tarih
26 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1132 K.2024/855
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1133 K.2024/799
  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1136 K.2024/851
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/1136 K.2024/1554
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/1137 K.2024/1611
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1137 K.2024/1375

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.