KÜNYE
T.C. Bursa Bam 13. Hukuk Dairesi T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1137
- Karar No
- 2024/1611
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Kâtip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- 11/04/2023
- İstinaf başvuru tarihi
- 22/05/2023
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Av. ....
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
B.A.M. KARAR TARİHİ : 17/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/09/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil Şirket nezdinde ... nolu trafik poliçesi ile sigortalı, davalının maliki olduğu...plakalı araç davalı sevk ve idaresinde iken 07/07/2019 tarihinde meydana gelen kazada 16 ZH 130 ve 06 HD 7103 plakalı araçların hasarlanmasına neden olduğunu, kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davalının asli ve tam kusurlu olduğu belirtildiğini, düzenlenen ekspertiz raporlarına istinaden müvekkil şirketçe poliçe kapsamında.
16 ZH 130 plakalı araç için 5.500,00-TL ve 06 HD 7103 plakalı araç için 11.000,00-TL olmak üzere toplam 16500,00-TL ödeme yapıldığını, poliçeden kaynaklanan teminat tutarının davalıdan rücuen tahsili için İzmir 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının yetki itirazında bulunduğunu ve Bursa 14. İcra Müdürlüğünün ... esasına kaydolduğunu, davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını bildirerek,
davalının itirazın iptaline karar verilmesini, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının uzun süreli araç kiralama işiyle uğraştığını, meydana gelen kazada sorumluluğun kiraya veren araç malikinde olmadığını, kiralayanda olduğunu, kiralayan kişinin işleten olarak sorumlu olduğunu, aracın kayıt sahibinin, aracı bir yıl süreyle kiralayarak işleten sıfatını kaybetmiş olduğundan kazadan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, malikin uzun süreli olarak aracını kiralaması halinde kiracı, işleten sıfatını kazanacağını ve işletenin hukuki sorumluluğu altına gireceğini bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ... şirketinin sigortalıya rücu edebilmesi için kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ispat etmesinin gerektiği, kazanın alkole ve münhasıran alkole bağlı olarak meydana geldiğinin davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla yönünde denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, mahkemece, dosyaya sunulu delil ve beyanlar ile emsal yargı kararları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, kazanın salt alkolün etkisinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin gerçeği yansıtmadığını, kaza tespit tutanağına göre davalı tarafın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaldı ki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda da sigortalı araç sürücüsü Tayfur Kadıoğlu'nun; kazanın oluşunda % 100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu,
kazaya karışan diğer araç sürücülerinin kusurlu olmadıklarının belirlendiğini, kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, salt alkollü araç kullanmanın rücu nedeni için yeterli olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, ZMMS sigortacısı olan davacı tarafından dava dışı üçüncü kişilere ödenen bedelin davalıdan rücusu için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava ilk olarak Tüketici mahkemesinde açılmış olup Tüketici mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya Ticaret mahkemesine gönderilmiştir. Davalı sigortalının tüketici sıfatının bulunmadığı sigortalı aracın davalı tarafından kiraya verilerek kullanıldığı dosya kapsamından ve araca ilişkin kira sözleşmesinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi TTK da düzenlenen işlerden olduğundan Ticaret mahkemesince davaya devam edilip sonuçlandırılması doğrudur.
Eldeki davada davalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelen trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu ileri sürülerek ZMMS poliçesi kapsamında zarar görenlere ödeme yapan sigortacının sigorta genel şartlarına aykırılık iddiasıyla rücuen tazminat talep edilmiştir.
KTK'nın 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motolu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinin 1. fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oymadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
(YHGK 23.10.2002 tarihli ve 2002/11-768 E.,-840 K.. YHGK 7.4.2004 tarihli ve 2004/11-257 E.,-212 K.. YHGK 2.3.2005 tarihli ve 2005/11-81 E.,-18 K.. YHGK 14.12.2005 tarihli ve 2005/11-624 E.,-713 K.. YHGK 10.12.2014 tarihli ve 2013/17-1199 E., 2014/1018 K. sayılı ilamları).
Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü, sigortacıya düşmektedir. Somut olayda davacı ..., Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, sürücünün alkollü bulunduğunu, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini bilirkişi raporu ve hasar dosyasında yer alan diğer somut deliller ile kanıtlamalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarih 2021/(17) 4-203 Esas 2022/1940 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında dosyada alınan bilirkişi raporunda davalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir. Kaza anında sürücünün 0,67 promil alkollü olduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya alınan 20.02.2023 tarihli trafik bilirkişisi, makine mühendisi ve nöroloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin raporunda, sigortalı araç sürücüsünün 0,67 promil alkollü olduğu, kazada sürücünün tam kusurlu olduğu ancak kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediği belirtilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
... · Başkan · ... · ... · Üye · ... · ... · Üye · ... · ... · Katip · ...
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/1137, K. 2024/1611, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama