KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Dosya no
- 2023/269 Esas
- Karar no
- 2025/394 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2022
- Numarası
- 2015/790 Esas-2022/856 Karar
- Davanın konusu
- Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
- Karar yazım tarihi
- 13/05/2025
Karar Metni
3.193 kelime·16 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davalı ... arasında işletme adı ... olan ... adresinde bulunan lokantanın giriş ve bodrum katının mevcut halinin yıkılarak ekteki sözleşme ve iş projesine uygun olarak yapılması hususunda 384.000TL +KDV'ye anlaştıklarını.
Ancak üç gün sonra restoran konseptinin davalı tarafından değiştirildiğini, davalı tarafından eksik imalat yapılıp teslim edildiğine dair bir ihtar yapılmadığını; hal böyle olmasına rağmen davalı iş sahibi tarafından müvekkilinin kestiği fatura ve alacaklarının ödenmediğini, ek işlerin ve sürekli konsept değiştirmenin ücret farkı yapılacak işler konusunda tarafların yeni yapılan sözleşmeden ayrı olarak değerlendirilmesi hususunda tanıklar huzurunda anlaşıldığını, işin projelendirilerek projelerin Whatsapp'tan karşı tarafa gönderildiğini;
ek işlerin yapıldığını, zarara ilişkin olarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/60 D.
İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, yapılan incelemede işin müvekkili tarafından bitirilerek davalıya teslim edildiğinin tespit edildiğini, davalının süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını ve bunun malın ayıpsız olarak teslimine karine oluşturacağını ileri sürerek müvekkili şirket ile davalı arasında aktedilen sözleşme kapsamı dışına çıkılması,
sürekli konsept değişikliği ve ek işler yapılması nedeniyle yapılan tüm işlerin kalan bedelinin tayin edilerek bakiye alacaklarının belirlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00.-TL'nin 19.09.2015 temerrüt tarihinden itibaren başlayacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle. Davacı ile ... adresinde bulunan gayrimenkulde imalat yapılması konusunda anlaştıklarını, sözleşme gereğince müvekkilinin yükümlülüğünün 384.000,00 TL olduğunu, bedelin eksiksiz ödendiğini.
118.177,00 TL tutarın banka aracılığıyla ödendiğini, elden nakit olarak da 330.000,00 TL ödendiğini, mevcut sözleşme dahilinde ve dışında yapılan imalatların tespiti ile parasal değerinin hesaplanması talepli Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/60 D.
İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davacının yapmış olduğu iş bedelinin 384.000,00TL olarak belirlendiğini, fazla iş yapılmış olsa dahi götürü bedel ile sözleşme imzalandığını, bu nedenle ilave iş bedeli talep edilemeyeceğini, sözleşme ile belirlenen işler yerine benzer veya aynı doğrultudaki işlerin ilave iş gibi gösterildiğini, sözleşmede olup yapılmayan işlerin tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından 10.11.2014 tarihli sözleşmede belirtilmesine rağmen bir takım işlerin yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2022 tarihli 2015/790 Esas 2022/856
Karar sayılı kararında özetle; Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.
Davacı ile davalı ... arasında işletme adı ''...'' olan lokantanın giriş ve bodrum katının mevcut halinin yıkılarak taraflarca imzalanan sözleşme ve eki iş projesine uygun olarak yapılması hususunda 384.000TL +KDV'ye anlaştıkları anlaşılmakta olup, buna göre davacı yüklenici, davalı ise işveren durumundadır.
Davacı vekili eldeki dava ile; sözleşme ile kararlaştırılan işlerin davalı tarafça değiştirildiğini, sözleşme kapsamı dışında yeni işler yaptırıldığını, yeni işlerin mevcut sözleşmeden ayrı olarak değerlendirilmesi hususunda anlaşıldığını buna rağmen davalı iş sahibi tarafından davacının keşide ettiği fatura ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, yapılan tüm işlerin kalan bedelinin tayin edilerek bakiye alacaklarının ödenmesini istemekte olup, davalı taraf ise sözleşme gereğince müvekkilinin yükümlülüğünün 384.000TL olduğunu, bedelin eksiksiz ödendiğini; 118.177,00 TL tutarın banka aracılığıyla ödendiğini, elden nakit olarak da 330.000TL ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme kapsamında davacının edimini yerine getirip getirmediği, sözleşme kapsamı dışında iş yapılıp yapılmadığı, yerine getirilmiş ise davacı tarafından yapılan imalatın bedeli, davalı tarafça yapılan ödemelerin tutarı buna göre bakiye ödenmeyen alacak bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşme içeriği nazara alındığında, bir takım malzeme ve eşya satın alınmasına yönelik mal alım işlerinin de olduğu, bu yönüyle karma sözleşme niteliğinin de bulunduğu anlaşılmakta ise de, sözleşmedeki temel edimlere bakıldığında (İnşaat, onarım ve dekorasyon vs) baskın edimlerin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, gerçekleşen somut olayda eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin tatbiki yoluna gidilmiştir.
Mahkememizce deliller toplanmış, bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyet raporu dosya kapsamına ve denetime uygun olmakla raporda yer alan hesaplamalar hükmün tesisinde esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arasındaki sözleşmenin, anahtar teslimi, götürü bedelli sözleşme olduğu, bu nedenle davacı yüklenicinin özellikle çıkan moloz ve hafriyatın fazla olması vb. hususlara binaen sözleşme kapsamındaki işlerin öngörülenden fazla çıkması nedeniyle ek bedel talep etme hakkının olmadığı, ne var ki sözleşme kapsamı dışında olarak bodrum katta hafriyat yapılarak bir kat aşağı inilmesi ve ilave kat yapılması şeklindeki imalat nedeni ile ücret talep etme hakkının olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu kapsamda mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporunda da ifade edildiği üzere; dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacının sözleşme dışı iş olarak 23.600,00 TL iş yaptığının belirlendiği 23.600,00 TL işin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda ÜFE endeksi ile 19.09.2015 temerrüt tarihine, geriye dönük olarak güncellenmesi gerektiğinde Nisan 2021: 641,63 TL, Eylül 2015: 254,25 TL, Güncel Tutar 123.600 TL ,19.09.2015 Tarihli Tutar : 23.600*254,25/641,63: 9,351,65.-TL,
bu durumda anahtar teslimi götür bedel olarak belirlenen 384.000TL ile birlikte davacı tarafından toplamda: 384.0004+ 9.351,65TL: 393.351,65.-TL+KDV imalat yapıldığının anlaşıldığı, bu tutarın KDV dahil ulaştığı tutarın ise 464.154,95.-TL olacağı, davalı tarafça davacıya belgeli olarak yapılan ödemelere ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayıp, yapılan ödeme tutarı olan 118.177,00 TL'nin bu tutardan mahsubu neticesinde davacı alacağının 464.154,95-118.177,00 (davacı defterlerindeki ödeme): 345.977,95.-TL olacağı anlaşılmıştır.
Davalı vekilince mevcut ve davacı defterlerinde kayıtlı ödeme tutarı olan 118.177,00 TL dışında, 300.000,00 TL elden ödeme olarak, davacı şirket yetkilisi ...'a imza karşılığı ödeme yapıldığı savunulmuş olmakla, elden ödeme iddiasının kabul edilmemesi üzerine, dava dışı ...'a ait imza örnekleri dosya içerisine kazandırılmak suretiyle kriminal inceleme yaptırılmış, Jandarma kriminal rapor içeriğine göre, davalı tarafça yapılan elden ödemelere ilişkin olarak tanzim olunan belgelerdeki(defter) imzaların ... eli ürünü olduğu belirlenmiştir.
Dosya içerisine kazandırılan ticaret sicil kayıtları içeriğine göre, dava dışı ...'un elden ödemelerin yapıldığı 2014 yılında davacı şirket yetkilisi olmadığı ancak 2016 yılında müdür olarak seçildiği ve 21.04.2017 tarihinde görevinin sona erdiği anlaşılmakta ise de, taraflarca imzalanan sözleşme altında davacı adına atılan imzanın ...'a ait olması ile davalı vekiline ait 05.12.2022 tarihli celsedeki tevil yollu ikrar niteliğindeki beyan içeriği nazara alındığında, ... isimli kişiye yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında yapıldığı ve geçerli ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Hal böyle olunca, imza incelemesine göre davalı tarafça geçerli olarak yapıldığı tespit edilen 330.000,00 TL elden ödeme tutarı ile davacı defterinde kayıtlı ödeme tutarı olan 118.177,00 TL'nin toplamı olan 448.177,00 TL'nin, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen imalat tutarı olan 464.154,95 TL'den mahsubu neticesinde davacının bakiye alacağının 15.977,95 TL olacağı, davacı tarafça davalıya gönderilen 31.08.205 tarihli ihtarname ile tanınan 7 günlük sürenin eklenmesi ile davalının 19.09.2015 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmakla,
bu tarih itibariyle hükmedilen alacağa avans faizi ile işletilmek suretiyle alacağın tahsiline dair karar verilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine, 15.977,95 TL'nin 19/09/2015 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından verilen 27/01/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle. Usul yönünden başvuru sebepleri olarak.
Gerekçeli kararda yer alan hususların çeliştiğini, kararın gerekçe kısmında "300.000,00-TL elden ödeme" alındığı bildirilirken; son kısımda "geçerli olarak yapıldığı tespit edilen 330.000,00-TL elden ödeme tutarı" olarak bildirildiğini, kararın gerekçesinin çelişkili olması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekeceğini, bu hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 297 nci maddesinde de hüküm altına alındığını, anılan Anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince;
yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesinin zorunlu olduğunu, mahkemece kararın, eksik inceleme neticesinde alınmış olup taraflarınca dosyada mübrez 21.05.2021 tarihli rapora itiraz edildiğini, ancak itirazlarını kapsar ek raporun alınmadığını, bu hususun açıkça usule aykırılık teşkil ettiğini,
Yargıtay kararları ve doktrinde ifade edildiği üzere götürü bedelin iş sahibinin esere ilişkin olarak iş değişiklikleri talep etmesi ve bu iş değişikliklerinin maliyet artışına neden olması durumunda da götürü bedelin değişmesinin mümkün olduğunu, tarafların sözleşme ilişkisine girerken götürü bedelli olan miktarı kararlaştırdıkları gibi, bu bedelin hangi işleri kapsayacağı konusunda da anlaştıklarını, iş sahibinin iş değişikliği talebinde bulunması ve bunun maliyet artışına neden olması halinde götürü bedelin kapsadığı işlerde de değişiklik meydana geleceğini,
tüm değişikliklerin malzeme giderlerini ve işçilik maliyetini de üstlenen müvekkilinin sözleşme bedeli ve inşaat sürecinde çıkan tüm proje değişiklikleri maliyetini talep etme hakkı olduğunun açık olduğunu, bu sebeple davalı tarafın götürü bedel ve ödemeye ilişkin iddialarının temelsiz olduğu gibi 21.05.2021 tarihli bilirkişi kurul raporunda müvekkilinin inşaat sırasında ortaya çıkan hafriyat, işçilik ve malzeme ücreti gibi hususları öngörmesi gerektiği tespitinin, mevcut eser sözleşmesi kapsamında ifa edilen inşaata aykırılık teşkil ettiğini,
bilirkişi raporuna işbu yönleriyle itiraz edilmişse de mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda, müvekkili şirketin alacağının 464.154,95 TL olarak kabul edilmişse de davalının mesnetsiz olarak elden ödeme yaptığını iddia ettiği tutarın, alacak miktarından düşüldüğünü, bu hususun kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının, tacir olup delil olarak sunulan kağıtların, not defterlerine alınmış bir kısım notlardan ibaret olduğunu, işbu defter yapraklarının senet/delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece buna ilişkin beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, oysa ki,
taraflar tacir olup aralarındaki tüm ilişkilerin senetle ispatı gerektiğini, bununla birlikte davalının iddia ettiği tutarın da senetle ispat sınırının çok üzerinde olduğunu, bu nedenle ödemelerin senetle ispatı gerektiğini, davalının sunduğu kağıtların senet olarak değerlendirilmesi ve müvekkilinin toplam alacağından bu bedelin düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada yer alan taraflar tacir olup tacirler arası yapılan ödemelerin, belgeye bağlanması gerektiğini, davalı tarafından, 118.177,00 TL dışında kalan ödemelerin, ispat edilemediğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını,
davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, ödemeye ilişkin kağıtların senetle ispat sınırını aşan miktarda bir borcun ödendiğine ilişkin delil teşkil etmesinin düşünülemeyeceğini, bu imzaların yer aldığı defterde yalnızca ücret tutarına yer verildiğini ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin, ödeme sebebi veya ticari ödemelerde yer alması gereken diğer hiçbir kayıtın mevcut olmadığını, ispata yarar hiçbir ifadeye yer verilmeyen alelade bloknot defterindeki mevcut kayıtların dava konusu sözleşme bedelinin ödendiği hususunda delil teşkil etmesinin HMK.
TTK ve diğer kanun hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığını, belgelerin, söz konusu tarihte müvekkili şirketin yetkilisi ya da müdürü olmayan ve şirket yetkilisi tarafından usulüne uygun bir şekilde yetkilendirmesi bulunmayan ... tarafından imzalandığını, ... ile müvekkili şirket arasında sözleşme ve tahsilat olduğu iddia edilen tarihlerde herhangi bir ilişki bulunmadığını, buna rağmen bu kişiye yapıldığı iddia edilen ödemeleri gösteren kağıtların delil başlangıcı ya da delil sayılmasının mümkün olmadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu,
davalı tarafından sunulan not defteri kağıtlarının ödemeye ilişkin delil olması mümkün olmamakla ve kabul manasına gelmemekle birlikte bu ödemelerin, sözleşme ve tahsil tarihinde müvekkili şirketle herhangi bir resmi ilişkisi bulunmayan ...'a yapıldığının belirtildiği ve dosya kapsamında da kesin olduğu üzere ...'un, ilgili tarihlerde müvekkili şirket yetkilisi olmadığını, davalının dava dışı ...'a yapmış olduğu elden ödemelerin sözleşme borcu kapsamında değerlendirilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, 11.09.2014 tarihinde ... tarafından kurulduğunu, kurucu ve müdür olarak ...'un yetkilendirildiğini,
buna göre davalı ile imzalanan sözleşme döneminde şirket yetkilisinin ... olduğunu, ...'un müvekkili şirket tarafından yetkilendirildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, davalının ...'a yapılan ödemelerin davacı şirkete yapıldığını ve sözleşme kapsamında olan ödemeler olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece tüm bu hususların ve itirazların değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda;
" taraflarca imzalanan sözleşme altında davacı adına atılan imzanın ...'a ait olması... ...'a yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında yapıldığı ve geçerli ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği" hususunun yer aldığını, gerekçeli kararın, açıkça dosya kapsamına ve davalı iddialarına aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, imza incelemesi yapılan belgelerin "Taksa Defter" antetli "ring cep" ibareli içinde muhtelif el yazıları bulunan sarı renkli karton kapaklı 1 adet kareli spiralli not defterinde yer alan sayfalar olduğunu,
dosyanın hiçbir aşamasında davalı taraf sözleşmeyi ... ile imzaladığını iddia etmediğini ve dava konusu sözleşme üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, mahkemece dosya kapsamında yer almayan hususların gerekçeye eklendiğini, yine kararda 05.12.2022 tarihli duruşmada tevil yollu ikrar niteliğinde beyanda bulunduklarından bahsedilmişse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece temelsiz ve gerekçesiz karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tacir olan davalı tarafından yapılan 118.177,00 TL dışında herhangi bir ödeme bulunmadığını,
mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmelerle hüküm kurulmuş olup bu nedenle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiş,
Davalı yanın istinaf başvurusuna karşı dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ise özetle; Davalı tarafından gerekçesiz şekilde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, davanın kısmen reddi durumunda hükmedilecek vekalet ücretinin, davacı lehine ücretini geçemeyeceğini, bu hususun AAÜT'nin 13. Maddesinde düzenlendiğini, bu sebeple davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yerinde olduğundan davalının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 31/01/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle. Mahkemenin 05/12/2022 tarihli kararında, dava değeri 100.000,00 TL olan davanın kısmen kabulü ile 15.977,15 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini ancak lehlerine asgari vekalet ücretine hükmedildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326.
Maddesinde; "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verdiğini, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü yer aldığını, aynı kanunun 323. maddesine göre de vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğunu,
vekalet ücretinin yargılama giderinden olması ve resen gözetilmesi gerektiği hususu dikkate alındığında "davanın 85.000,00 TL'lik kısmının reddine'' karar verildiği gözetilerek gerekçeli kararda lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yukarıda belirtilen hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olup davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı yüklenici taraflar arasındaki sözleşme kapsamında tüm işleri yerine getirdiği gibi sözleşme kapsamında olmayan ek imalatların da yapılmış olduğunu, ancak bu işlere karşılık sadece 118.177,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye alacağın ödenmediğini belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutmak suretiyle şimdilik 100.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevapta, tüm bedelin ödendiğini, davacının başkaca alacağı bulunmadığını, sözleşmenin götürü bedelli olup götürü bedel dışında başkaca bir bedelin talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacıya 118.177,00 TL'nin banka kanalıyla nakit olarak, 330.000,00 TL'nin elden ödendiğini, davacıya borcun kalmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraf ticari defterleri üzerinde uzman bilirkişi kuruluna dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre; uzman bilirkişi kurulunun davadan önce yaptırılan tespit dosyasındaki belirlemeleri de dikkate alarak davacı yüklenici tarafından gerek sözleşme kapsamında gerekse sözleşme kapsamı dışında yapılan fazla imalatın tutarının 384.000,00 TL + 9.351,65 TL + KDV = 464.154,95 TL olduğu, yapılan ödeme tutarının ise.
118.177,00 TL olduğu, yine davalı tarafından dosyaya sunulan ve davacı adına ... isimli kişiye yapılan ödeme tutarının da 330.000,00 TL olduğu, bu ödeme belgelerindeki imzaların, ...'a ait olup olmadığının tespiti amacıyla Jandarma Kriminalden rapor alındığı,
bu rapora göre davalı tarafça yapılan elden ödemelere ilişkin olarak düzenlenen belgelerdeki imzaların ...'a ait olduğunun belirlendiği ve yine ... isimli kişinin sözleşme tarihinde davacı şirket yetkili temsilcisi olmadığı anlaşılmakta ise de davacı adına sözleşmede atılan imzanın ...'a ait olması sebebi ile bu ödeme belgelerindeki ödemelerin sözleşme kapsamında yapılan geçerli ödeme olarak kabul edilmek suretiyle davacının ödenmeyen bakiye alacağının dava tarihi itibari ile 15.977,95 TL olduğu kabul edilmek suretiyle bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü ile 15.977,95 TL alacağın temerrüt tarihi olan 19/09/2015 tarihinden itibaren
işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Mahkemece yukarıda belirtilen kabuller ve gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümleri ile dosya kapsamına aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ancak davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda ise; Mahkemece 100.000,00 TL üzerinden açılan ve harcı yatırılan davada davanın kısmen kabulü ile 15.977,95 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olduğundan, davalı yönünden reddedilen dava değerinin 84.022,05 TL olduğu anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nın 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca konusu para ile değerlendirilebilen davada, davalı lehine reddedilen dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece gerekçeli kararda davalı lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkemenin 05/12/2022 tarihli 2015/790 Esas 2022/856 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, 15.977,95 TL alacağın, 19/09/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine ve davalı yararına reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmesine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/269, K. 2025/394, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama