KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/369
- Karar No
- 2025/585
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
Karar Metni
1.618 kelime·8 dk okuma·18 bölüm
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2022
NUMARASI : ...
DAVANIN KONUSU
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 24/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının, müvekkiline olan borcunu ödememesi nedeniyle, davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/32036 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı yanca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu beyan ederek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Davacının, Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/32036 E. sayılı icra takibine konu ettiği alacak kalemleri yönünden ve herhangi bir ad altında müvekkilinden alacağının bulunmadığını, bu durumun müvekkili şirkete ait ticari defter, cari hesap kayıtları ve her türden bilgi ve belgelerin incelenmesi ile açıklığa kavuşacağını, kaldı ki taraflar arasında mezkur sözleşmeler gereği de davacı yanın üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğinden davacının alacağa hak kazanmadığının kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek,
davanın ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla belirlenecek olan kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 tarihli 2022/177 Esas 2022/1212 Karar sayılı kararında özetle; Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali talebine ilişkindir.
Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/32036 E. sayılı takip dosyasının bir sureti dosya arasına alınmış, incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 17/11/2021 tarihli ödeme emri ile 13.276,53 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 18/11/2021 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 15/02/2022 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 13.276,53 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya kazandırılan 06/07/2022 tarihli ve 04/11/2022 tarihli raporlarda özetle; Davacı .... 17.11.2021 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğü'ne 2021/32036 E. sayılı dosyası ile davalı ... A.Ş. aleyhinde başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi olan 17.11.2021 tarihi itibariyle davalı şirketten 13.276,53 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı ticari defterlerine dayanarak alacak talep etmiştir. Bir gerçek veya tüzel kişinin kendi düzenlemiş olduğu belgeyi yine kendi lehine delil olarak kullanamaması bir usul kuralıdır. Zira kişi kendi lehine, başkası aleyhine delil oluşturma eğilimine girebilir.
Ancak, bir kişinin kendi düzenlemiş olduğu belgeye yine kendi lehine delil olarak dayanamayacağına ilişkin genel kurala bir istisna getirilmiş ve kanunda belirtilen şartlar altında ticari defterlerin sahibi lehine delil olacağı kabul edilmiştir.
Sahibi tarafından oluşturulan ticari defter kayıtları, uyuşmazlığın her iki tarafının defter tutma yükümlülüğüne tabi olması ve uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasına ilişkin genel şartlar dışında, kanunda öngörülen ek şartların gerçekleşmesi halinde, sahibi lehine delil teşkil edebilir. Bu kuralın istisnası olan ticari defterlerle ispat HMK'nın 222/2-3. Maddesinde bazı sıkı şartlara bağlanmıştır.
HMK 222/2'de, ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz, usulüne uygun şekilde tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
HMK 222/3. maddesinde ise, HMK 222/2'de öngörülen şartlara uygun şekilde tutulan ticari defter kayıtlarının, sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır ( Yargıtay 15. HD'nin 13/06/2017 tarih ve 2/16/2310 E.2017/2537 K sayılı ilamı).
Taraflara ait ticari defterlerin karşılaştırılması neticesinde de; davalıya ait ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 13.276,53 TL tutarında borçlu bulunduğu, davacıya ait ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye 13.276,53 TL TL alacaklı bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tarafların 2021 yılı BA/BS formlarının karşılaştırılması neticesinde ise; tarafların bu kayıtlarının da uyumlu olduğu, Yargıtay 19.HD 2016/7490 esas, 2017/2932 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere bu hususun fatura konusu malların teslimine karine teşkil ettiği, ve aksinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Kaldı ki, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla da taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar, HMK'nın 222. maddesi ve belirtilen Yargıtay kararları ışığında tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil vasfına haiz olduğu, taraf ticari defterlerinin ve BA-BS formalarının birbiriyle uyumlu olduğu anlaşıldığından itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın faturaya dayalı olması gözetilerek likit olduğu anlaşıldığından icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/32036 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 13.276,53 TL asıl alacak üzerinden işletilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 23/01/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair karar verildiğini ve söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazları gözetilmeden ve yeniden rapor alınmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, cevap dilekçelerinde de belirttikleri gibi davacının esasen müvekkili şirketten herhangi bir alacağa hak kazanamamış olması karşısında itirazın iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığını, bu iddialarının bilirkişi raporu alınırken de gözetilmediğini ve gerekçeli kararda da hukuki denetime elverişli bir şekilde ele alınmadığını,
müvekkilinin takibe itirazda haksız ve kötüniyetli olduğu hususlarının sabit olmadığını, bu nedenle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğundan istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında iş bedeli karşılığı olarak düzenlenen faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı yukarıda belirtilen nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, mali müşavir bilirkişiden alınan ve hüküm vermeye yeterli görülen rapora göre her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve takibe konu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ticari defterlere göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 13.276,53 TL alacaklı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne ve davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin 13.276,53 TL alacak üzerinden devamına ve alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/369, K. 2025/585, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama