KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi Dava Ve Karşı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2023/459 Esas
- Karar no
- 2025/467 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız (Kararın Kaldırılarak Sulh Nedeniyle Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/10/2022
- Numarası
- 2021/142 Esas-2022/695 Karar
- Davanın konusu
- Sözleşmeden Kaynaklanan Murazanın Giderilmesi - Maddi ve Manevi Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 03/06/2025
Karar Metni
1.421 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı/ karşı davalı ... ile davalı/ karşı davacı arasında sözleşmeden kaynaklanan murazanın giderilmesi - maddi ve manevi tazminat istemli asıl ve karşı davada mahkemece asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve karşı dava; taraflar arasında akdedilen 24/01/2019 tarihli "Fason Üretim ve Analiz Anlaşması" kapsamında sözleşmeye konu ürünlerin üretim ruhsatlarından kaynaklanan hakların davacı şirkete devredildiği ancak davalı - karşı davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerin inkar edildiği iddiasıyla sözleşme çerçevesinde sözleşmeye konu ürünlerin fikri mülkiyet hakkından doğan haklarının hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar arasında çıkan murazanın giderilmesi ve bu sebeple taraflar arasında oluşan zararların da giderilmesi isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda,
mahkemece asıl ve karşı davanın sabit görülmemesi sebebi ile ayrı ayrı reddine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dosyada dairemiz ile Ankara 20. Hukuk Dairesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosya Ankara BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na gönderilmiş ve Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 27/03/2023 tarihli 2023/117 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın sözleşme hukukundan veya fikri mülkiyet hukukundan değil, özel bir ürünün üretimini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilmek suretiyle dosyanın istinaf incelemesi amacıyla dairemize gönderildiğinden dairemizce, Ankara BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu kararı gereği istinaf incelemesi esastan sonuçlandırılmıştır.
Dosya dairemizde istinaf incelemesi aşamasında iken, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 16/01/2024 tarihli dilekçe ile tarafların, 17/12/2024 tarihli "Sulh Protokolü" ile sulh olduklarını, bu sebeple Sulh Protokolünün bir örneğini de dosyaya sunarak tarafların sulh yoluyla anlaşma sağladıklarından davanın konusuz kaldığını ve bu sebeple de konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dairemizce davacı vekiline tebligat çıkarılarak dosyaya bir örneği sunulan sulh protokolünün aslının dosyaya sunulması talep edilmiş ve davacı vekilinde taraflar arasında düzenlenen 17/12/2024 tarihli sulh protokolünün aslının dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır.
Yine dairemizce davalı- karşı davacı vekiline tebligat çıkartılarak ve tebligata "davacı - karşı davalı vekili tarafından dairemize sunulan Sulh Protokolü ile davacı vekilinin talep dilekçesi eklenerek protokole karşı beyanlarını dosyaya sunmaları konusunda 2 haftalık süre verildiği ihtar edilmiş, çıkarılan ihtaratta bu süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde işbu protokolü ikrar etmiş sayılacakları da belirtilmiş ve davalı- karşı davacı vekilinin verilen süre içerisinde sulh protokolüne karşı beyanda bulunmadığı ve ihtarat gereği davacı- karşı davalı vekilince dosyaya sunulan sulh protokolünü ikrar ettiği dairemizce kabul edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 313 ve 315 inci maddeleri uyarınca sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Sulh, genel kavram itibari ile dava sonucunda çıkacak tazminatın birebir ve aynı miktarlarda ödenmesini içermeyip, tarafların karşılıklı özgür iradeleri ile anlaşmalarıdır. Mahkeme içi sulh sözleşmesi, ilgili bulunduğu davaya son veren taraf işlemlerindendir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Sulhun temel işlevi, hükmün tamamlayıcısı olma değil hüküm yerine geçmektir.
Mahkemenin vereceği esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı, davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır. Sulh bir sözleşme olduğundan taraflardan birinin tek taraflı olarak bu anlaşmadan vazgeçebilmesi mümkün değildir. Sulhu bozma isteği, şartlı veya şartsız olduğu veya oluştuğu sırada iradeyi kaldıran sebepler bulunduğu iddiası ayrı bir dava konusu olabilir.
Sözleşmeyi ortadan kaldırmak isteyen tarafın borçlar hukukundaki kurallar çerçevesinde sulhun iptali için dava açması mümkündür.
Mahkeme dışı sulh ise, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin, diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde mahkeme dışı sulh mahkeme içi sulhe dönüşür.
Somut olayda, davacı- karşı davalı vekilince dosya istinaf aşamasında iken dosyaya sunduğu 16/01/2025 tarihli dilekçesinde, ekte sunulan Sulh Protokolü ile tarafların mahkeme dışında 17/12/2024 tarihinde sulh olduklarını, sulh protokolü ekinde ilgili şirketlerin yetkili temsilcilerine ait imza sürküleri ile vekillerin vekaletnamelerinin de sunulduğunu beyan ederek sulh nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiş olduğundan ve davalı- karşı davacı yanca da ihtaratlı tebligata rağmen,
sulh protokolüne ve altındaki imzalara itiraz edilmeyip protokol benimsenmiş olduğundan dairemizce 6100 sayılı HMK'nın 353/1-6-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak tarafların sulh olmaları ve bu nedenle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesini talep etmiş olmaları sebebi ile davanın, esası hakkında sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 326. maddesinde, “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.”
492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesine göre, “Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.”
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre, “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.”
Dosya içeriğine göre, ön inceleme tutanağının düzenlenmesinden sonra davacı karşı davalının, davalı- karşı davacı ile sulh protokolü ile anlaştıklarını ve bu nedenle de dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesini talep etmiş olması sebebi ile dairemizce yeniden kurulan hükümde esas hakkında karar verilmesine yer olmadığında dair karar verildikten sonra hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesine göre, taraflar arasındaki anlaşmazlık, deliller toplanıp keşif yapıldıktan ve karar verildikten sonra,
dosya istinaf aşamasında iken sulh ile sonuçlandığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi hükmü uyarınca davalı- karşı davacı ile davacı- karşı davalı yararına asıl ve karşı davalarda buna göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/459, K. 2025/467, 13 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama