KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1147 - 2024/1663
- Esas no
- 2023/1147
- Karar no
- 2024/1663
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/04/2023
- Numarası
- 2022/753 Esas - 2023/200 Karar
- Dahili davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
4.539 kelime·23 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı dahili davacılar vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili mahkemeye görevsizlik kararı ile gelen davanın dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalılardan ...'ya ait iş yerinde sigortasız çalıştırılmakta iken işveren ...'ya ait araç ile iş tanımı gereği paket servisi yaptığı sırada işleteni, sevk ve idare edeni davalı ... olan, davalı ...
Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, davalılardan ...'nın işveren olarak, davalı ...'in müvekkiline çarpan aracın işleteni ve sürücüsü olup KTK gereği trafik kazasından kaynaklı sorumlu olduğunu, davalı Sigorta Şirketinin ZMMS poliçesiyle sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağına göre kazaya ...'in hatasıyla ve kusuruyla sebebiyet verdiğini, davalı Sigorta Şirketine 25/07/2017 tarihinde başvuru yapıldığını, yasal 15 gün süre içerisinde ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL sürekli iş göremezlik,
400,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere 101.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sigorta Şirketinin sadece maddi tazminat yönünden ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Ankara 22. İş Mahkemesi tarafından davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın, diğer davalının dosyasından tefrik edilerek, davanın görülmesinde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı ile dava Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik tazminatını 358.826,10 TL olarak, geçici iş göremezlik tazminatını 27.164,15 TL olarak belirlemiş, bakıcı giderine ilişkin talebinden feragat ettiğini bildirmiştir.
Davacı ... ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında davanın ıslahından sonra 05/12/2022 tarihinde vefat etmiş dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, üzücü bir durum meydana geldiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, gerek davacı taraf gerek ailesiyle elinden geldiğince ilgilendiğini, temennilerinin davacı tarafın ileriki yaşantısında hiçbir sağlık problemiyle karşılaşmaması olduğunu, davacı tarafın taleplerinin iyi niyetli olmadığını ve zenginleşme fırsatı niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirkete eksik evrak ile başvurulduğunu, bu şekliyle başvuru şartının tam olarak yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da kazaya karışan aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesiyle sigortalı olup sorumluluklarının teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının trafik kazası sebebiyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi,
kusur tespiti yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, davacının bakıma muhtaç olduğunun maluliyet raporu dışında ayrıca alınacak bir bilirkişi raporuyla tespiti gerektiğini, davacının kaza tespit tutanağından kask kullanmadığının anlaşıldığını, tazminat hesabından kask indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından verilen 23/10/2019 tarih, 2018/320 E. - 2019/893 K. sayılı kararın, davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemiz 05/10/2022 tarih, 2022/119 E. - 2022/157 K. sayılı kararı ile davalının istinaf talebi kabul edilerek eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeninden yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince yeniden verilen kararda;
Davanın, trafik kazası sonucu sürekli ve geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına konu maddi tazminat ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olduğu; eldeki davanın Ankara 22. İş Mahkemesine açılan davada verilen tefrik ve sonrasında verilen görevsizlik kararı ile gönderilmesi sonrasında görüldüğü, davacının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına sevki ile,
11/07/2019 tarihli kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik kapsamında düzenlenen raporda, davacının yaralanmasının vücut genel çalışma gücünden %47 oranında kaybettiği, 18 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığının belirtildiği, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/165 Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 18/12/2018 tarihli raporunda davalı ...'in olayda asli kusurlu, davacı sürücünün kusursuz olduğunun bildirildiği, ayrıca mahkemece de dosyasında kusur ve tazminat hesabı için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı,
bilirkişi heyetinin 09/09/2019 tarihli raporunda, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada geçici iş göremezlik zararının 27.164,15 TL, sürekli iş göremezlik zararının 358.826,10 TL olarak hesaplandığının bildirildiği, davacı vekilinin 25/09/2019 tarihli dilekçesi ile bakıcı giderinden feragat ettiği, 500,00 TL sürekli iş göremezlik, 400,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olarak talep ettikleri kalemlerden bakıcı giderine yönelik kısımdan feragat ettiklerini, 500,00 TL sürekli iş göremezliğe yönelik talebini 358.826,10 TL'ye,
400,00 TL geçici iş göremezliğe yönelik talebini 27.164,15 TL'ye (davalı Sigorta Şirketi için salt maddi tazminat yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) yükselterek harcını ikmal ettiği, mahkemece daha önce yapılan yargılamada, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarından davacının kask takmaması nedeniyle %20 indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik zararı toplamı 308.792,20 TL ve 50.000,00 TL manevi tazminat üzerinden karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekili ile davalı ...
Sigorta A.Ş. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması sonrasında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2022 tarih, 2022/119 Esas - 2022/157 sayılı kararı ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrasında.
SGK'ya yazılan yazıya verilen cevapta, davacının iş kazası ve gelir bağlanmasına ilişkin dilekçesi nedeniyle, Keçiören Sosyal Güvenlik Merkezi'nce davacıya geçirdiği kazadan dolayı %40 SİD oranı üzerinden 01/11/2019 tarihinden geçerli olmak üzere sürekli iş göremezlik geliri bağlandığının tespit edildiği, hastane tarafından e-rapor sistemine girilen herhangi bir geçici iş göremezlik raporu bulunmadığı için sigortalıya ödeme yapılmadığı, Ankara 22. İş Mahkemesinin 2017/426 esas sayılı dosyasının olduğunun bildirildiği, davacı vekilince 26/12/2022 tarihli dilekçe ile,
müvekkilinin 05/12/2022 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları anne ve babası tarafından davaya devam edileceği bildirilerek, mirasçılık belgesi ve vekaletname örneğinin sunulduğu, Ankara 22. İş Mahkemesinin 2017/426 esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek, kaldırma kararı öncesi rapor düzenleyen aktüerya uzmanı bilirkişinin 23/01/2023 tarihli ek raporunda sonuç itibariyle;
davacının 05/12/2022 tarihinde vefat ettiği göz önünde bulundurularak yeniden yapılan hesaplamada 71.207,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığını, SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri olan 162.495,19 TL mahsup edildiğinde sürekli iş göremezlik tazminatı çıkmadığının bildirildiği, SGK'ya yeniden yazı yazılarak daha önceki yazı cevabında rücuya tabi gelir bağlandığı ve ilk peşin sermaye değerinin bildirildiği,
ancak yargılama sırasında davacının 05/12/2022 tarihinde ölümü nedeniyle bağlanan gelirin kesildiği belirtilmekle ölüm tarihi itibariyle rücuya tabi ödenen miktarların bildirilmesi ve bu ödeme miktarının ayrıca ilk peşin sermaye değerinin ne olduğunun bildirilmesinin istenildiği, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezince verilen yanıtta, adı geçenin iş kazası kontrol muayenesine ilişkin Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 17/12/2021 tarih, 20210601224 sayılı azalma kararında, sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğu, yardıma muhtaç olmadığı, kontrol muayenesi gerekmediği belirtildiğinden,
sigortalının gelirinin 20.10.2021 tarihi itibariyle durdurulduğu, sigortalıya %40 SİD oranı üzerinden 01.11.2019-19.10.2021 tarihleri arasında 18.734,13-TL fiili ödeme yapıldığı, oran %0 olduğundan bildirilecek peşin sermaye değeri bulunmadığının bildirildiği, Ankara BAM 35. Hukuk Dairesi tarafından verilen ilk kararın SGK tarafından davacıya yapılmış bir ödeme olup olmadığı, var ise peşin sermaye değerinin tespit edilmesi ve tazminat hesabında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle kaldırıldığı,
yeniden yapılan yargılamada, yukarıda bahsedildiği üzere davacının 05/12/2022 tarihinde ölümü ve sürekli iş göremezlik oranının kurumca %0 olduğunun kabulü nedeniyle peşin sermaye değeri bulunan bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, bu sebebe dayalı olarak hesaplanan tazminattan herhangi bir indirime gidilmesi gerekmediğinin anlaşıldığı, dava konusunun trafik kazası sonucu yaralamaya dayalı kalıcı ve geçici tazminat olup, kalıcı tazminat hesabı malul kalan kişinin hayatının geri kalan kısmında bu nedene dayalı olarak uğrayacağı zarara göre belirlendiği,
söz konusu tespit yapılırken kişilerin muhtemel yaşayacağı süre tespit edilerek ve bu faraziyeye dayalı olarak zarar tutarının belirlendiği, ancak davacı 05/12/2022 tarihinde vefat etmiş olup, bu durumda belirli hale gelen gerçek durum ortaya çıktığından artık farazi hesap yapılamayacağı, davacının ölüm tarihine kadar kalıcı maluliyetinden kaynaklanan zararın tespiti gerektiğinden bilirkişiden bu yönde ek rapor alındığı ve 23/01/2023 tarihli ek rapor ile; ölüm tarihine kadar kalıcı maluliyet tazminatının 71.207,27 TL, geçici maluliyet zararının 27.164,15 TL olduğunun tespit edildiği,
söz konusu raporun kabulleri doğrultusunda ve denetime elverişli olarak düzenlendiğinden hükme esas alındığı, ilk kararda da olduğu üzere davacının kask takmadığı kaza tespit tutanağı içeriği ve dosya kapsamı ile belirlendiğinden hesaplanan tazminattan takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında ödenmesi gereken geçici maluliyete dayalı tazminat tutarının 21.731,32 TL, kalıcı maluliyete dayalı tazminat tutarının ise 56.965,82 TL olduğu ve bu miktarlar üzerinden davanın kabulü gerektiği, bakıcı ihtiyaç süresi ile ilgili talepten feragat edilmesi nedeniyle bu talep yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı,
davacının davalı ...'e yönelik manevi tazminat talebi ile ilgili olarak; olayın oluş şekli ve oluşa ilişkin kusurun tamamının davalıda oluşu, murisin kask takmamak suretiyle zararın artışına etkili eyleminin bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara ödenmesine karar vermek gerektiği, mahkemece verilen ilk hükmü davacı ile davalılardan Sigorta Şirketi istinaf ettiği, davalı ... ise istinafa taşımadığı; istinaf kaldırma kararı sonrasında ise, davacı ...'ın vefatının gerçekleştiği, bu durumda tartışılması gereken hususun;
davalı ...'in murisin ölüm tarihine kadar hesaplanan kalıcı maluliyet tazminatı tutarından mı, yoksa ilk hükümdeki tutardan mı sorumlu olması gerektiği olduğu, davalı ...’in ilk kararı istinafa taşımaması nedeniyle ... hakkında ilk kararın şekli anlamında kesinleştiği, bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu hakka, usule ilişkin hak adı verildiği, HMK.'da usulu kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, bu kavramın Yargıtay uygulamaları ile geliştirildiği ve öğretide de kabul gördüğü,
ayrıca, kararı istinaf etmeyen davalı yönünden ilk kararın kesinleştiğinin de ortada olduğu, ancak davalı ...'in 3.kişilere karşı araç işletmesinden kaynaklı sorumluluğunu trafik sigortası yaptırmak suretiyle limit dahilinde diğer davalı Sigorta Şirketine aktardığı, zarar gören davacının Sigorta Şirketine doğrudan müracaat hakkının yasal olarak mümkün olduğunu, bu durumda zarar gören kişinin haksız fiilin doğrudan faili ile birlikte Sigorta Şirketine dava açması, her iki davalı arasında müteselsil sorumluluk ilişkisi nedeniyle yerinde olduğu,
somut olayda zarar gören kişi hem Sigorta Şirketine hem de araç işletenine birlikte dava açmış olup, verilen ilk hükmü Sigorta Şirketi istinafa taşıdığı, davalı işletenin ise, istinafa gitmediğini, hükmün kaldırılması sonrasında ise davacının ölümü nedeniyle daha önce yapılan farazi hesabın ortadan kalktığı, davacının ölümü sonucu ortaya çıkan gerçek duruma göre yapılan tazminat hesabı sonucu bulunan miktarın, ilk hükümdeki tazminat tutarının oldukça altında kaldığının görüldüğü,
davalı işletenin ilk hükmü istinaf etmemesi nedeniyle işleten davalı yönünden ilk hükümdeki tutarın kesinleştiği, davacı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu kabul edildiği takdirde davalı işleteninin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin 78.697,14 TL'den, davalı işletenin ise 308.792,20 TL tazminattan sorumlu olacağının ortada olduğu, bu sonucun ise hakkaniyete uygun olmadığı,
bunun yanında zarar gören davacı, dava devam ederken öldüğü halde bu husus sanki gerçekleşmemiş gibi davacının yerine geçen mirasçılarının olması gereken tutardan daha fazla tazminat alacakları ve sebepsiz zenginleşeceklerinin de ortada olduğunu, bu durumda tercihin hangi yönde olması gerektiği ve hukukun buna izin verip vermediğinin tespiti gerektiği, buna göre, davalı ...'un da oluşan yeni duruma göre sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğinden, bu çerçevede karar verildiği,
hükmedilen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması hakimin takdirine dayalı olduğundan ve davalı tarafça indirim tutarı öngörülemeyeceğinden yine murisin ölümü davadan sonra gerçekleştiği için bu hususun da öngörülmesi mümkün olmadığından maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin davalı ... yönünden hükmedilen tutara olay tarihinden, davalı Sigorta Şirketi yönünden ise dava tarihi öncesi temerrüt oluşmadığından dava tarihinden itibaren, sigortalı aracın özel araç olması nedeniyle yasal faiz işletilmesi gerektiği gözetilerek davanın kısmen kabul,
kısmen reddine karar verildiği gerekçesiyle ve oy çokluğu ile.
“Davacı tarafın davalılara yönelik bakıcı gideri talebinin reddine, davacı tarafın davalılara yönelik geçici ve sürekli iş göremezliğe konu maddi tazminat davasının; kısmen kabulü ile, 56.965,82 TL sürekli, 21.731,32 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 78.697,14 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa davalı ... yönünden 16/04/2017 olay tarihinden, davalı Sigorta Şirketi yönünden 17/08/2017 dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bu kalemden fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacının davalı ...'e yönelik manevi tazminat davasının, kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL'nin 16/04/2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Dahili davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan raporun karar vermeye elverişli olmadığını, hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılmış olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını;
hesaplamanın Progresif Rant Yöntemine göre yapılması gerektiğini, vefat edenin geliri asgari ücret kabul edilmiş ise de Ankara 22. İş Mahkemesinde dinlenen tanıklar beyanlarında vefat edenin, kendilerine günlük 75,00 TL yevmiye ile çalıştığını söylediğini, beyan ettiklerini, buna rağmen vefat edenin gelirine yönelik tanık beyanlarının görmezden gelindiğini, vefat edenin sigortasız çalışması nedeniyle SGK kayıtları olmayacağı da nazara alındığında tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, tazminat hesabında söz konusu gerçek gelirinin nazara alınması gerektiğini, hakimin gerçek ücreti belirlemesi gerektiğini,
vefat edenin kask takmaması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, zira müvekkiline kusur izafesi yapılmadığını, müvekkilinin ekipman verilmemesi nedeniyle kask kullanmadığını, bu nedenle kendisine kusur verilemeyeceğini, Yargıtay 10 H.D.
Dairesinin kararının da bu yönde olduğunu, davalı ... tarafından daha önce verilen kararın istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları oluştuğu halde, sonrasında verilen kararda müvekkilinin usuli kazanılmış haklarının korunmaması nedeniyle kararın hatalı olduğunu; söz konusu kararın Yargıtay İBK’nın 09/05/1960 tarih 1960/21 E. - 1960/9 K. sayılı kararına aykırı olduğunu, istinaf etmeyen davalı yönünden usuli kazanılmış haklarının gözetilmesi gerektiğini, bu durum İBK’da sayılın usuli kazanılmış hakların istisnası kapsamında olmadığını;
davacıların davasının birbirinden bağımsız olduğunu, bu nedenle istinaf yoluna başvurmayan davalı açısından hükmün kesinleştiğini, davalının kaldırma kararından istifade edemeyeceği, takdir edilen maddi tazminat miktarının ve manevi tazminatın mevcut maluliyetine göre yetersiz olduğunu belirterek, kararı istinaf etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde.
SGK tarafından yapılan ödeme ile davacı müteveffanın zararının karşılandığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, zira davalıya yapılan ödemenin ilk peşin sermeye değerinin 162.495,19 TL olduğunu, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarının ise 71.207,27 TL olduğunu, bu durumda bilirkişi tarafından, SGK tarafından yapılan ödeme mahsup edildiğinde, davacının sürekli iş göremezlik zararı olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle yapılacak ödemenin mükerrer olacağından kabul edilmez olduğunu, TBK m. 77 kapsamında sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, yerel mahkeme tarafından takdir edilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu,
ilk karara göre talep edilen miktarın 230.095,06 TL’lik kısmının reddedilmiş olmasına göre bu miktar üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminata ilişkin harç hesaplamasının ayrı ayrı yapılması gerekirken tek harç hesaplaması yapılarak sorumluluğuna karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik iş kazasıdan kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacının vefatı nedeniyle davayı takip eden dahili davacılar ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf edilmiştir. Motokurye olarak çalışan davacının 16/04/2017 tarihinde, motosikleti ile seyri sırasında davalı sürücünün çift çizgi ile bölünmüş yolda, davacının seyir şeridine girmesi neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığı, dosya kapsamında anlaşılmıştır.
Mahkemece, alınan kusur raporunda kazanın meydan gelmesinde, kurallara aykırı şekilde davacının şeridine girerek kazanın meydana gelmesine neden olan davalının asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde Dairemizce de kaldırılan ilk kararında davacının hayatta olması nedeniyle muhtemel yaşam süresi nazara alınarak yapılan hesaplamaya göre maddi tazminata ve manevi tazminata karar verilmiş iken, davacı vekilinin ve davalı ...
Sigorta A.Ş. tarafından söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine, kararın Dairemizce kaldırılması sonrasında yeninden yapılan yargılama sırasında davacının vefatı nedeniyle ölüm tarihine kadar maddi tazminat hesaplayarak maddi tazminata ve ayrıca usuli kazanılmış haklar gözetilerek ilk kararda hüküm altına alınan manevi tazminata karar verildiği görülmüştür.
1-Davacı, daha önce verilen kararın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurusu üzerine kaldırıldığını, diğer davalının istinaf başvurusu olmadığını, bu nedenle davalı ... hakkında verilen ilk karar ile usuli kazanılmış hakları olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi kararında da açıklandığı üzere, Usuli Kazanılmış (müktesep) hak kavramı, Türk hukukuna Yargıtay içtihatları girmiş, hakkın kapsamı ve genel hatları da yine içtihatlar ile belirlenmiştir.
09.06.1960 Tarih 21/9 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı’nda Yüksek Mahkeme usuli kazanılmış hakkı “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, “usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir; meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin.
Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir.” şeklinde tanımlamış, söz konusu içtihatta ve sonrasında yargı içtihatlarında usuli kazanılmış hakların istinası olan haller sayılmış ise de, sayılan haller sınırlı olmayıp, usuli kazanılmış hakka ilişkin tanımlama çerçevesinde ilk kararın temyiz sonrasında verilen karar açısından usuli kazanılmış oluşturup oluşturmayacağı,
söz konusu tanımlama ve içtihatlar çerçevesinde değerlendirilmeli, usuli kazanılmış hak ile "kesin hükmün" birbiri ile örtüşmediği gözardı edilmemelidir.
Diğer yandan, söz konusu Yargıtay İçtihatı Birleştime Kararında, temyiz edilen kararların bozulması durumunda usuli kazanılmış hak oluşacak durumlar belirlenmiş olup, söz konusu içtihatlardan sonra usul hukukunda yer bulan "istinaf kanun yolu" açısından, istinaf mahkemesi tarafından verilen kararların usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı doktrin ve yargı kararlarında tartışmalı ise de, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesinin kamu düzenine aykırılıklar hariç istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılması nedeniyle Yargıtay İBK ile temyiz için kabul edilen usuli kazanılmış hak kavramının istinaf incelemesi sırasında da nazara alınacağı Dairemiz ve Yargı ekseriyeti tarafından kabul edilmektedir.
Bu çerçevede eldeki uyuşmazlığa bakıldığında, davacı meydana gelen trafik kazası nedeniyle cismani zararını talep etmiş olup, davacı mahkemece verilen kısmen kabul kararının Dairemizce kaldırılması sonrasında vefat etmiştir. Her ne kadar ilk karar davalı ... tarafından istinaf edilmemiş ise de, davacı tarafından şekli anlamda kesinleşen bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki kararı davacı da istinaf etmiştir.
Sürekli iş göremezlik tazminatı, TRH2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam süresi belirlenerek, aktüer hesaplama çerçevesinde belirlenen bir tazminat olmakla birlikte, ölümün gerçekleşmesi halinde hesaplama peşin değerli (işleyen dönem "ölüm tarihine kadar olan dönem") dönem için yapılacağından, ilk karar tarihinden sonra vefatın gerçekleşmesi durumunda, ilk kararı istinaf etmeyen tarafın öngöremeyeceği bir duruma rağmen, ilk kararda hesaplanan miktardan sorumlu tutulması, İBK kapsamında tanımlanan usuli kazanılmış hak oluşturacak durumlardan değildir.
Bu nedenle her ne kadar daha önce verilen karar davalı ... tarafından istinaf edilmemiş ise de, sürekli iş göremezlik zararının, sonradan gelişen durum çerçevesinde azalmış olması, bu durumda davalının davacının "gerçek zararından" sorumluluğuna karar verilebilecek olması nedeniyle, davacıların, davalı ... yönünden, davacı vefat etmiş olsa dahi muhtemel yaşam süresi sonuna kadar tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Dahili davacılar vekili tarafından hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu uygunlanarak "Progresif Rant" yöntemi uygulanarak yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan ek raporda peşin değerli(işleyen) dönem hesabı yapılmış olmasına, davacının vefatı nedeniyle işleyecek (bilinmeyen) dönem hesabı yapılmamış olmasına, dahili davacıların da ancak bu dönem için zararlarını talep edebilecek olmasına göre dahili davacıların kaldırma kararından önceki rapora yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Dahili davacılar vekili, kask takılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmayacağını, işverenin kask sağlamadığını ileri sürmüş ise de, müteveffa davacının yaralanması gözetildiğinde kask takılmamış olmasının müterafik kusur mahiyetinde olmasına, davacının kask takmamasında işverenin kusuru var ise bu kapsamda oluşan ve tazminattan mahsup edilen miktarın işverenden talep edebilecek olmasına göre dahili davacıların buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülemiştir.
3-Dahili davacılar vekili, vefat edenin gelirinin düşük belirlendiğini ileri sürmüş ise de, dosya içerisindeki SGK İş müfettişleri raporu da nazara alındığında, buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
4-Dahili davacılar vekili manevi tazminat miktarının da yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü ve tarafların sosyal ekonomik durumları nazara alındığında takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet ölçüsünde takdir edilmiş olmasına göre dahili davacıların manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
5-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin SGK tarafından yapılan ödemenin mahsubu gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Dairemizce verilen kaldırma kararında da açıklandığı üzere trafik iş kazası neticesinde yaralanan davacıya SGK tarafından yapılan ödemelerin rücuya tabi olması halinde TBK'nın 55. maddesi ve 5510 Sayılı Yasa'nın 21. maddesi gereğince tazminat miktarından indirilmesi gerekmektedir.
Davalı Sigorta Şirketi, davacıya SGK tarafından hesaplanan ve ilk peşin değeri 162.495,19 TL olan ödemenin tazminattan mahsup edilmesi gerektiği bu durumda ise davacının zararı karşılanmış olacağından davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de,
SGK tarafından hesaplanan ilk peşin değere ilişkin yazı cevabından sonra mahkemece SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sıhhıye Sosyal Güvenlik Merkezi 01/05/2022 tarihli ve 11/03/2023 tarihli cevabi yazısında 04/11/2021 tarihi itibariyle davacının sürekli iş göremezlik durumunun durdurulması nedeniyle ilk peşin sermaye değerinin olmadığı ancak 18.734,13 TL fiili ödeme yapılmış olduğu bildirilmiştir.
Bu nedenle davalının ilk peşin sermaye değeri kadar tazminattan indirim yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değil ise de, davacının yaralanması nedeniyle maluliyetinin sona erdiği tarihe kadar toplam 18.734,13 TL ödeme yapılmış olup, söz konusu ödemenin rücuya tabi olduğu yazı cevabından anlaşılmaktadır.
Bu durumda yapılan ödemin TBK'nın 55. maddesi kapsamında hesaplanan tazminattan mahsubu gerekirken, mahsubun sadece ilk peşin sermaye değerine yönelik olduğu kabul edilerek, yanılgılı şekilde hesaplanan sürekli iş görmezlik tazminatında mahsup edilmemiş olması doğru görülmemiştir.
6-Davalı vekili tarafından maddi ve manevi tazminat için harcın ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. Toplam dava değeri üzerinden karar ilam harcı hesaplanabilir ise de, sigortanın ancak sorumluluğuna karar verilen miktar üzerinden karar ve ilam harcından sorumluluğuna karar verilebilir. Somut olayda, mahkemece hüküm altına alınan toplam maddi ve manevi tazminat üzerinden hesaplanan karar ve ilam harcının tamamından davalı Sigorta Şirketinin de sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede dahili davacıların tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...
Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin 5 ve 6. bentte yazılı nedenlerle kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davalı ...
Sigorta A.Ş. lehine olacak şekilde kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine, buna göre; ilk derece mahkemesince yapılan hesaplamaya göre davacının ilk derece mahkemesi tarafından geçici iş görmezlik tazminatı 21.731,32 TL olarak, manevi tazminat alacağı ise 50.000,00 TL olarak kabul edildiğinden,
bu kalemeler yönünden tazminat miktarlarının ilk derece mahkemesi kararında belirtilen şekilde, yine ilk derece mahkemesi kararını, karar tarihindeki mevcut duruma rağmen istinaf etmeyen davalı ...'in sürekli iş görmezlik tazminatından ilk derece mahkemesi tarafından karar verilen miktar olan 56.965,82 TL ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararını istinaf eden davalı ...
Sigorta A.Ş. yönünden sürekli iş göremezlik zararları yönünden ise; mahkemece sürekli iş göremezlik zararı 71.207,27 TL olup, bu miktardan TBK'nın 55. maddesi gereğince SGK tarafından yapılan 18.734,13 TL fiili ödeme mahsup edildiğinde tazminat miktarı 52.473,14 TL olacağından, belirlenen tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında, davacının ... Sigorta A.Ş. den talep edebileceği tazminat miktarı 41.978,51 TL olacağından, davalı ...
Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik zararından bu miktardan sorumluluğuna karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararının davalı Sigorta lehine bozulmuş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar gözetilerek, ayrıca davalı Sigorta Şirketinin yargılama giderinden ve harçlardan aleyhine hüküm verilen maddi tazminat çerçevesinde sorumlu olacağı gözetilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
III- İstinaf talebi kabul edilen davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalı ... Sigorta A.Ş'ye iadesine,
lV-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf talebi reddedilen dahili davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
VI-Dahili davacılardan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının peşin alınan 499,85-TL'den mahsubu yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazladan alınan bakiye 72,25 TL'nin isteği halinde dahili davacılara iadesine,
VII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın taraflara usulüne uygun tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, davalılar yönünden (katılma yolu ile istinaf hakkı olmakla birlikte) HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak, davacılar yönünden HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 19/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1147, K. 2024/1663, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama