KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/161 - 2024/682
- Dosya no
- 2023/161
- Karar no
- 2024/682
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/11/2022
- Numarası
- 2019/69 Esas - 2022/794 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 20/05/2024
Karar Metni
1.523 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı küçük ...’ın idaresindeki motosiklete davalıya ZMMS ile sigortalı aracın çarpması sonucunda davacının yaralandığını belirterek, belirsiz alacak olarak şimdilik 100TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 100TL bakıcı gideri zararı tazminatı ile 3.800TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile neticeten kalıcı işgöremezlik talebini 84.209,64TL’ye, bakıcı gideri talebini 4.201,40TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ceza dosyasında uzlaştırmanın gerçekleştiğini, bu nedenle zarardan sorumlulukları kalmadığını, başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, sigortalılarının kusurunun bulunmadığını, kusur ve iş göremezlik durumu ile sosyal güvenlik kurumu ödemesinin olup olmadığının tespitinin ve tazminat hesabının kayıtlı aktüer tarafından yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararından sorumlu olmadıklarını, temerrüt koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda. 18/11/2016 tarihinde davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen araç ile davacının kullandığı aracın(motosiklet) çarpışması sonucu davacının yaralandığı, kazaya ilişkin olarak yapılan soruşturmada uzlaşma nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kusur bilirkişi raporuna göre dava konusu kazada davacının %75, davalıya ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu,
kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen iş göremezlik raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %3, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 3 ay olduğunun tespit edildiği, davacının geçici iş göremezlik zararının yaşı nedeniyle bulunmadığı,
bakıcı ihtiyacı zararının 4.201,40 TL, sürekli iş göremezlik zararının ise asgari ücretin gelir vergisi indirimli hali ile 82.134,60 TL, gelir vergisi indirimsiz hali ile 84.209,64 TL olduğunun aktüer bilirkişi raporuyla tespit edildiği, trafik kazası sonucunda oluşacak geçici iş göremezlik zararı, geçici ve sürekli bakıcı gideri zararı ile sağlık uygulama tebliği kapsamında kalmayan zararlardan sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunduğu,
davacı tarafından davalıya yapılan başvurunun davalı tarafından 04/01/2019 tarihinde kayda alındığı ve takip eden 8. iş günü olan 14/01/2019 tarihi itibari ile davalı yönünden temerrüt koşullarının oluştuğu, dava konusu zarara sebebiyet veren aracın hususi nitelikte olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerektiği, uzlaşma belgesinin tek başına baba tarafından imzalandığı, bu hali ile ceza soruşturması sırasında yapılan uzlaşmanın usulüne uygun ve davacının tazminat haklarını sona erdirir nitelikte olmadığı, davacının kaza tarihi itibari ile 18 yaşından küçük olduğu,
gelir getiren bir işte çalıştığına yönelik dosya kapsamına herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi bu yönde bir iddianın da olmadığı anlaşıldığından geçici iş göremezlik zararına yönelik davanın reddine, sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararına yönelik davanın ise ıslah doğrultusunda kabulüne karar vermek gerektiği anlaşıldığından, “Davanın kısmen kabulü ile,
84.209,64 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ve 4.201,40TL geçici bakıcı gideri zararı tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 14/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatına yönelik dava ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, olayla ilgili ceza soruşturmasının sürücü ile “uzlaşma” nedeniyle sonuçlandığını, dolayısıyla CMK’nın 253/19 maddesine göre artık bu davanın açılamayacağından reddi gerektiğini, dosyada davanın iki kez ıslah edildiğini, ikinci ıslahın yapılamayacağını, davacının ehliyetsiz, kasksız ve koruyucu tertibatsız motosiklet kullanması nedeniyle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, bakıcı giderinden davalı sigortanın sorumlu olmadığını, davalı şirkete geçerli bir başvuru yapılmadığından faizin dava tarihinden başlatılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 18/11/2016 tarihinde, 2003 doğumlu davacının kullandığı motosiklet ile davalıya ZMMS ile sigortalı otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporuna göre davacının %3 malul kalacak, 9 ayda iyileşebilecek ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı, gerek soruşturma dosyası kapsamından gerekse kaza tutanağı ve iş bu dosyada alınan kusur bilirkişi raporundan kazada davacının %75, sigortalı araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtildiği, bu nedenle davacının bedel artımı dilekçesinden sonra ıslah dilekçesi sunabileceği anlaşıldığından, ikinci kez ıslah yapıldığına yönelik istinafa itibar edilmemiştir.
Her ne kadar olayla ilgili Demre Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/970 Sor., 2017/93 Karar sayılı soruşturma dosyasında, “uzlaşma nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığı” kararı verilmişse de, ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak belirtildiği üzere, uzlaşma tarihinde davacı küçüğün anne ve babasının hayatta ve ikisinin velayeti altında olduğu, bu durumda uzlaşmanın anne ve baba tarafından birlikte yapılması gerekirken sadece baba tarafından uzlaşma tutanağının imzalandığı, bu durumda uzlaşmanın geçersiz olduğu, uzlaşma raporunda da bedel alındığına dair bir bilginin bulunmadığı,
kaldı ki "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" şeklindeki kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin, 2023/43 Esas - 2023/141 Karar, 26/07/2023 tarihli, 18/10/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararı ile iptal edildiği anlaşıldığından, bu hususa yönelik istinafa itibar edilmemiştir.
Kaza tutanağından, davacının koruyucu tertibat ve kask takıp takmadığına dair bir belirlemenin bulunmadığı, ancak ehliyetsiz olduğu yönünde tespit bulunduğu, kaza nedeniyle davacının sağ femur orta kırığı olacak şekilde yaralanması ve maluliyetinin de bu kırıktan kaynaklı oluşan sekeller nedeniyle belirlenmesi karşısında davacının müterafık kusuru bulunduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki yaralanma ile kask takmama eylemi arasında illiyet bağının da bulunmadığı, yine geçici bakıcı gideri zararının TBK'nın 54 ve KTK'nın 91. maddesine göre ZMMS kapsamında bulunduğu anlaşıldığından bu hususlara yönelik istinafın da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Ancak; dava öncesi davalı Sigorta Şirketine, Kepez Devlet Hastanesinden alınan “engelli sağlık kurulu raporu” dahil gerekli tüm belgelerle usulüne uygun olarak 04/01/2019 tarihinde başvurulduğu, 8 iş günü sonrası olan 17/01/2019 günü sigortanın temerrüde düştüğü ancak mahkemece temerrüt tarihinde hata yapılarak faizin 14/01/2019 tarihinden başlatılması doğru olmadığından, davalının buna yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesine, esasa yönelik düzeltme yapılmadığından vekalet ücretinin ilk derece karar tarihindeki miktarlar olarak bırakılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II- İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde bu davalıya iadesine, III- Davalı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ve 18,00 TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 510,00 TL'nin davalıdan alınarak davalıya verilmesine, IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/161, K. 2024/682, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama