KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/296 - 2024/842
- Esas no
- 2023/296
- Karar no
- 2024/842
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/12/2022
- Numarası
- 2016/832 Esas - 2022/873 Karar
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davalılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 09/07/2024
Karar Metni
3.363 kelime·17 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'a ait olup, olay sırasında diğer davalı ...'ın kullandığı ve davalı ...
A.Ş. tarafından trafik sigorta poliçesi düzenlenen araç ile davacılardan ...'ın kullandığı ve diğer davacı ... yolcu olarak bulunduğu araçların 11/09/2014 tarihinde neden oldukları trafik kazası sonucu her iki davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek,
davacıların her biri için çalışma gücü, iş gücü kaybı, tedavi ve hasta bakım giderleri için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, her iki davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 23/10/2017 tarihli dilekçe ile her bir davacı için tedavi giderleri yönünden 750,00 TL, bakıcı giderleri için 750,00 TL, sürekli iş gücü kaybı için 1.000,00 TL ve geçici iş göremezlik nedeniyle 2.500,00 TL tazminat talep ettiğini belirtmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile davacı ... için geçici iş göremezlik alacağını 3.800,00 TL'ye, sürekli iş göremezlik alacağını 383.000,00 TL'ye, tedavi bakıcı giderini ise 1.150,00 TL'ye yükseltmiştir. Aynı dilekçede davacı ... yönünden geçici iş göremezlik alacağını 1.650,00 TL'ye, sürekli iş göremezlik alacağını 147.500,00 TL'ye ve tedavi bakıcı giderlerini ise 550,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; trafik kazasının oluş şekline ilişkin kaza tespit tutanağı dikkate alındığında ceza yargılaması sırasında belirlenen kusur dağılım oranının olaya uygun olmadığını ve bu nedenle tamamen kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceğini, sigorta şirketinin tarafları eşit kusurlu kabul edip buna göre araç hasar ödemesi yaptığını, müvekkillerine ait araçta bulunan sürücü ve yolcuların da kazada yaralandığını, davacı ...'ın ticari faaliyeti nedeniyle elde ettiğini ileri sürdüğü geliri ispat etmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru, zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davadaki talebin, davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı oldukları aracın neden olduğu kaza sonucu her iki davacıda oluşan bedensel zararlar ile tedavi ve yol giderleri yanında manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, davaya konu trafik kazası nedeniyle, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan ceza davasında trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde şerit ihlali yapan davalının %100 oranında kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirilmiş olduğu,
mahkemece alınan 01/02/2018 tarihli raporda ise, ceza yargılama dosyasındaki deliller ve dava dosyasına kazandırılan deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra, davacı sürücü ...'ın yolun sağ kenarını takip ederek seyir halinde olduğu sırada önündeki araçlar ve yolu dikkatli şekilde araç kullanması gerekirken karşı yönden gelen ve davalı ... kullandığı aracı fark edip kendi şeridine dönmekte oldukça geç kaldığı,
olay öncesinde şerit ihlalinde bulunarak seyri nedeniyle davalı sürücünün yanlış tedbir almasına neden olmakla ve yeterince fren tedbirine başvurmayarak 1.derecede ve % 60 oranında, davalı sürücü ... ise, aracını yol ve hava koşullarına uygun şekilde kullanmayıp azami hız sınırının 50 km olduğu olay yerinde oldukça yüksek hızla yol aldığı,
karşı yönden şerit ihlali yaparak gelen aracı gördüğünde yolun sağına yanaşıp fren tedbirine başvurması gerekirken hatalı olacak biçimde yolun sağ şeridine geçmeye çalışıp karşı yönden gelen araçlar için ayrılan yol bölümüne geçtikten sonra karşı yönden gelen ve şerit ihlali yapan aracın kendi şeridine dönebileceğini düşünmeden hareket etmek suretiyle olayda 2.derecede ve % 40 oranında kusurlu olacak şekilde kazaya neden oldukları şeklinde görüş bildirdiği,
kusur raporları arasındaki çelişki nedeniyle 3 kişilik heyetten alınan 05/03/2019 tarihli raporda, ceza yargılaması sırasında davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün şerit ihlali yaptığı kabul edilerek kusur dağılım oranı belirlenmiş ise de, tüm dosya içeriği dikkate alındığında hangi aracın şerit ihlali yaptığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı,
01/02/2018 tarihli olup ... tarafından hazırlanan raporda, tanığın ifadesine üstünlük tanınmış ise de, davacı sürücü ...'ın anlatımları ile tanık anlatımları uyuşmadığı için olayın bu iki kişiden hangisinin anlatımına uygun şekilde gerçekleştiğinin belirlenemeyeceği, bu durumda tehlike sorumluluğu dikkate alındığında Yargıtay'ın benzeri olaylarda kabul ettiği ilkeden hareketle sürücülerden hangisinin şerit ihlali yaptığı tespit edilemediğinden, her iki sürücünün olayda %50 oranında eşit kusurlu kabul edilmeleri gerektiği şeklinde görüş bildirildiği,
alınan 3 bilirkişi raporunun kusur dağılımı konusunda uyuşmaması nedeniyle İstanbul Ticaret Mahkemeleri'ne talimat yazılmak suretiyle İTÜ'den seçilen ve 3 kişiden oluşan heyetten 28/06/2019 tarihli yeni rapor alındığı, konunun uzmanı oldukları tartışmasız olan bu bilirkişiler tüm dava dosyası ve önceki bilirkişi raporlarını değerlendirdiklerinde, araç sürücülerinden hangisinin şerit ihlali yaptığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda bir önceki raporda belirtildiği gibi her iki araç sürücüsünün eşit ve %50 oranında kusurlu sayılmaları gerektiği yönünde görüş bildirildiği,
tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, ceza yargılaması sırasında verilen kararda olayın oluş şekli hukuk hakimi açısından yol gösterici olmakla birlikte, belirlenen kusur dağılım oranı hukuk mahkemeleri için bağlayıcılık oluşturmadığı, bir tanesi ceza yargılaması sırasında alınmış, diğer üçü mahkeme tarafından alınmış bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde, araç sürücülerinden hangisinin şerit ihlali yaparak yaralanma ile sonuçlanan kazaya neden olduklarının somut olayda belirlenemediği,
bu durumda her iki araç sürücüsünün tehlikeye katlanma sorumlulukları kapsamında %50 oranında kusurlu olacak şekilde yaralanma ile sonuçlanan kazaya neden oldukları, davacı ...'a ait araçta yolcu olarak bulunan diğer davacı ...'nın kazanın meydana gelmesine etkili trafik kuralı ihlali ya da davranışı bulunmadığı için olayda kusursuz kabul edilmesi gerektiğinin kabul edildiği,
davacı ... yönünden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 03/11/2017 tarihli raporda, olay tarihinde yürürlükte olan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği"ne göre bu davacıda %12,2 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluştuğu, 4 ay süre ile geçici iş göremezlik meydana geldiği, geçici iş göremezlik süresinin tamamında başka birinin bakımına muhtaç olduğu şeklinde görüş bildirildiği,
aynı davacı ile ilgili ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 19/02/2021 tarihli raporunda, yine "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği"ne göre %21,2 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluştuğu, yaralanmaların 4 ay süre ile geçici iş göremezlik meydana getirdiği, bu sürenin 1 aylık bölümünde başka birinin bakımına ihtiyaç duyduğu şeklinde görüş bildirildiği, aynı yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanan ve davacı ... ile ilgili iki rapor arasında aykırılık bulunduğu için aykırılığın giderilmesi amacıyla Adli Tıp 2. İhtisas Üst Kurulu'ndan 11/08/2022 tarihli yeni bir rapor alındığı,
Üst Kurul tüm tedavi evrakı ile daha önce düzenlenen raporları da değerlendirmek suretiyle yaptığı inceleme sonucu, davacıdaki yaralanmaların %21,2 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluşturduğu, yaralanmaların 4 ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğu ve bu sürenin 1 aylık bölümünde başka birinin bakımına muhtaç olduğu şeklinde görüş bildirdiği, Üst Kurul'dan alınan raporun karar vermeye elverişli olduğu,
diğer davacı ... ile ilgili rapor ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmiş olup, 08/02/2021 tarihli raporda belirtildiği gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği"ne göre davacıdaki yaralanmaların % 48,2 oranında sürekli çalışma gücü kaybı, 9 ay süre ile geçici iş göremezlik hali oluşturduğu, tedavi sürecinin 2 aylık bölümünde geçici olarak başka birinin bakımına ihtiyaç duyduğu şeklinde görüş bildirdiği, rapora yönelik itirazlar üzerine ATK 2. İhtisas Üst Kurulu'ndan 11/08/2022 tarihli rapor alındığı,
davacı ile ilgili temin edilen tüm tedavi evrakı ve daha önce düzenlenen rapor da irdelenmek suretiyle hazırlanan yeni raporda da, 2. İhtisas Kurulu raporunda belirtilen tespitlerin yerinde olduğunun bildirildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, tespit edilen kusur ve maluliyet durumuna göre aktüer bilirkişiden alınan raporda, davacı ...'nın vergi istisnası dahil edildiğinde 384.327,16 TL sürekli iş göremezlik alacağı, 3.773,45 TL geçici iş göremezlik alacağı ve 891,04 TL bakıcı gideri talebinin yerinde olduğu,
diğer davacı ... için vergi istisnası dahil edildiğinde 148.912,11 TL sürekli iş göremezlik alacağı, 1.792,81 TL geçici iş göremezlik alacağı ve 445,52 TL bakıcı gideri talep edebileceğinin hesaplandığı, davacıların bir diğer talepleri SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol giderlerine ilişkin alınan 11/03/2019 tarihli raporda ise, davacı ...'ın SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol gideri alacağının 2.969,35 TL olduğu,
olayda davacı %50 kusurlu olduğu için talep edebileceği alacağının 1.484,68 TL olması gerektiği, aynı şekilde davacı ...'nın talep edebileceği ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol gideri alacağının 3.939,33 TL olduğu, %50 kusur oranına karşılık gelen 1.969,87 TL'nin davalılardan talep edilmesinin mümkün olduğunun tespit edildiği, raporların karar vermeye elverişli olduğu,
her iki araç sürücüsünün eşit oranda kusurlu oldukları kabul edilen trafik kazası sonucu davacıların yaralandıkları, her bir davacının ATK 2. İhtisas Üst Kurulu'nun raporunda belirtildiği şekilde sürekli çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı ihtiyaçlarının oluştuğu, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile hesap bilirkişilerinin hazırladığı raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı ... yönünden 1.150,00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 3.800,00 TL geçici iş göremezlik alacağı ile birlikte 383.000,00 TL sürekli iş göremezlik alacağının davalılardan tahsili gerektiği,
bu davacı zararından kaynaklanan alacağın sigorta şirketi yönünden poliçe limitini aştığı için sigorta şirketinin olay tarihindeki limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olacak şekilde sorumlu olması gerektiği, diğer davacı ... yönünden, 550,00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 1.650,00 TL geçici iş göremezlik alacağı ile birlikte 147.500,00 TL sürekli iş göremezlik alacağının davalılardan tahsilinin kabul edilmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden ise, araç sürücülerinin kusur durumları, davacıların maluliyet durumları, tedavi süreçleri, tedavi süresi içerisinde bir başkasının bakımına muhtaç hale gelmeleri,
belirlenebilen gelir durumları da dikkate alındığında, davacı ... için 30.000,00 TL, diğer davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olduğu, davacının faiz talebi yönünden ise, aracın ticari kullanımlı açık kasa kamyonet olması nedeniyle, davacıların sigorta şirketinden avans faizi, diğerlerinden yasal faiz talep edebileceği gerekçesiyle, “1-Davacı ...'ın talepleri yönünden. A)Maddi tazminat isteği ile ilgili olarak.
550,00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 1.650,00 TL geçici iş göremezlik alacağı, 147.500,00 TL sürekli iş göremezlik alacağı olmak üzere toplam.
149.700,00 TL'nin her üç davalıdan müteselsilen alınıp adı geçen davacıya ödenmesine, davalılar ... ve ... yönünden davacı alacağı olan 149.700,00 TL'ye 14/09/2014 kaza tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi uygulanmasına, davalı sigorta şirketi yönünden davacı alacağının 5.000,00 TL'sine 31/10/2016 dava tarihinden itibaren, kalan 144.700,00 TL'sine 14/09/2022 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi uygulanmasına, fazla talebin saklı tutulmasına, B)Manevi tazminat isteği ile ilgili olarak;
talebin kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın 11/09/2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, 2-Davacı ... ... yönünden. A)Maddi tazminat talebi ile ilgili olarak. 1.150,00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 3.800,00 TL geçici iş göremezlik gideri, 383.000,00 TL sürekli iş göremezlik gideri olmak üzere toplam.
387.950,00 TL'nin her üç davalıdan (davalı sigorta şirketi 268.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınıp adı geçen davacıya ödenmesine, davalılar ... ve ... yönünden davacı alacağı olan 387.950,00 TL'ye 14/09/2014 kaza tarihinden itibaren değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalılar ...'dan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden davacı alacağının bu davalının sorumlu olduğu 268.000,00 TL'nin 5.000,00 TL'sine 31/10/2016 dava tarihinden itibaren, kalan 263.000,00 TL'sine 14/09/2022 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi uygulanmasına,
Fazla istemin saklı tutulmasına, B)Manevi tazminat talebi ile ilgili olarak; talebin kısmen kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın 11/09/2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,” karar davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, çelişki giderilmeden eksik inceleme ile davanın esası hakkında karar verildiğini, davacıların yaralanmasına ilişkin maluliyet raporlarının da çelişkili olduğunu, mahkemece hükme esas alınan aktüer hesap raporunun da hatalı olduğunu, TRH2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Yöntemine göre yapılan hesaplamanın uygun olmadığı gibi aktif ve pasif dönem hesaplarının da hatalı olduğunu, yüksek hesaplandığını, davacıların aldıkları uzman görüşüne göre kararı ıslah ettiklerini,
uzman görüşünün kendilerine tebliğ edilmemiş olması nedeniyle usulsüz olduğunu, uzman görüşü raporunu ıslahtan sonra öğrenerek itirazlarını bildirdiklerini, ayrıca davacıların delil listesinden uzman görüşü olmadığını, söz konusu rapora göre karar verilemeyeceğini, mahkemece ayrıca hesap raporu alınmadığını, bu nedenle uzman görüşüne göre davanın ıslah edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, uygulanan faizin de hatalı olduğunu, müvekkilinin tacir olmadığını, avans faizi uygulanmasının hatalı olduğu gibi, vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, kaza tarihi nazara alındığında alacakların zamanaşımına uğradığını,
müvekkillerinin de bu kaza nedeniyle zarar gördüklerini, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava çift taraflı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemdir. Mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davacılar vekili tarafından dosyaya uzman görüşü sunulmasının savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu ve ıslahtan önce kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de, taraflar gerekli gördüklerinde her zaman uzman görüşüne başvurabileceklerinden, davacıların bu yönde rapor almaları savunmanın genişletilmesi mahiyetinde görülmeyeceği gibi, davalının uzman görüşünden ıslahtan sonra haberdar edilmesi de savunmanın kısıtlanması mahiyetinde olmadığından, davalıların buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili tarafından alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de, KTK'nın 109/2 maddesi hükümleri gereğince, davada ceza kanunda uygulanan zamanşımı süreleri uygulanacağından gerek dava tarihinde gerekse de ıslah tarihinde 8 yıllık zamanaşmını süresi dolmadığından, davalıların zamanaşımına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davalılar vekili tarafından kusur raporuna itiraz edilmiş ise de, ceza dosyasında davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmış ve ceza dosyasının kesinleşmiş olmasına, mahkemece tarafların %50 kusurlu kabul edilerek davalı ve davacının eşit kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasının davalının lehine olmasına, davacıların da karara yönelik istinaflarının bulunmamasına göre davalılar vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
4-Davalılar vekili tarafından hesap raporuna da itiraz edilmiş ise de, davalıların gerçek zarardan sorumlu olmasına ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından cismani zarar nedeniyle tazminat hesaplamasında gerçek zararın belirlenmesinde TRH2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam sürelerinin belirlenmesi ve bilinmeyen dönem hesabından "progresif rant yöntemi" uygulanması gerektiğini kabul etmiş olmasına, mahkemece de yapılan hesaplamanın buna göre yapılmış olmasına, hesaplamada da hata bulunmamasına göre davalıların aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
5-Davalılar maluliyet raporuna da itiraz etmiş ise de, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olmasına, denetime elverişli ve gerekçeli olmasına göre davalıların maluliyet raporuna itirazları da yerinde görülmemiştir.
6-Davalı vekili tarafından manevi tazminat miktarına da itiraz edilmiş ise de, kaza nedeniyle davacıların sürekli maluliyetinin meydana gelmiş olması, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu, kaza tarihi, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alındığında takdir edilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına uygun olmasına göre davalılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatı nazara alındığında, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
7-Davalılar vekilinin faiz türüne yönelik istinaf sebeplerine gelince, kazaya karışan araç gerçek kişi adına kayıtlı olup ticari araç olmakla birlikte, tescil kaydında hususi-yük naklinde kullanıldığı belirtilmiştir. Ticari faize hükmedilmesi için aracın niteliğinin ticari araç olması değil, "ticari" olarak kullanılması gerekmektedir.
Somut olayda kazaya karışan araç tescil kaydına göre "ticari" kullanılan araç olmadığı gibi fiilen de ticari kullandığı kanıtlanamadığından temerrüt faizine yasal faiz olarak hükmedilmesi gerekirken, gerekçe kısımında sigorta şirketinin avans faizinden, diğerlerinin ise yasal faizden sorumlu tutulduğu belirtilmiş iken, hüküm fıkrasında ise davalıların davacı ...'ın maddi tazminat talepleri yönünden "değişen oranlı avans faiziyle" sorumlu tutulması doğru görülmemiş davalıların bu nedenle yaptıkları istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile 7 no'lu bentte yazılı nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre, kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi tarafından davacı ...'ın maddi zararları yönünden hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanan faiz türünün, istinaf eden davalar yönünden "değişen oranlarda yasal faiz" olarak düzeltilmesine karar verilerek, kararın davacılar ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-Davalılar ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,
III-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ve 114,00 -TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 606,00 TL'nin, hüküm sadece davacı ... hakkındaki karara yönelik kaldırılmış olması nedeniyle takdiren 303,00 TL'sinin davacı ...'dan alınarak alınarak davalılara verilmesine, fazlaya ilişkin giderin davalılar üzerinde bırakılmasına,
lV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, davacı ... hakkındaki karara yönelik olarak HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, davacı ... hakkındaki karara yönelik olarak HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/296, K. 2024/842, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama