KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacılar
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/492 - 2024/58
- Dosya no
- 2023/492
- Karar no
- 2024/58
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/11/2022
- Numarası
- 2019/335 Esas 2022/904 Karar
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 24/01/2024
Karar Metni
2.928 kelime·15 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 27.02.2019 tarihinde davacıların murisi ...'ın ölümüne sebebiyet verdiğini, kazanın gerçekleşmesinde yüksek hızla ve alkollü araç kullanan ...'ın tam kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, araç için ... Sigorta A.Ş. tarafından ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi tanzim edildiğini, ...
Sigorta A.Ş'nin zorunlu mali sorumluluk sigortasından kalan kısım için ve manevi tazminat için sorumlu olduğunu, müteveffanın çiftçilik ve hayvancılık yaptığını, murislerinin vefatı nedeniyle eşi Naime ve oğlu ...'un destekten yoksun kaldıklarını, ayrıca davacıların manevi olarak zarara uğradıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, davacı eş ... için 1.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi, davacı ... için 100,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi ve oğlu olan davacı ... için 150.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı ...
Sigorta manevi tazminattan sorumlu olmaması kaydıyla) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 14/01/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesinde; 05/10/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu 1.000,00-TL maddi tazminat taleplerini 1.058.630,02-TL arttırarak maddi tazminat alacaklarını 1.059.630,02-TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. (...
Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, dava açılmadan ve arabulucuya başvuru yapılmadan önce müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla desteğin fikri ve bedeli çalışmasının karşılığının, yaptığı işte kişisel katkısının belirlenerek davacının desteğe ait tarım alanlarını ve büyükbaş hayvanları kullanacağı dikkate alınmak suretiyle desteğin yerine başkasını çalıştırması halinde ona ödenecek ücretin belirlenerek destek zararının belirlenmesini talep ettiklerini,
davacının zararını ispatlaması gerektiğini, kazada yolcu olarak bulunan müteveffanın müterafik kusuru bulunduğunu, alkollü sürücünün kullandığı araca durumu bilerek bindiğini, ayrıca kaza sorasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, ayrıca hatır taşıması bulunduğunu belirterek davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ile ....
Şti. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ekinde veraset ilamının, arabuluculuk tutanağının sunulmaması halinde dosyanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinin HMK 119. maddesine uygun şekilde hazırlanmadığını, dayanak olarak gösterilen Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/252 esas sayılı dosyasının derdest olup henüz kesinleşmediğini, müvekkili ...'ın meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin yolda köpeğe çarpmamak için direksiyonu kırdığını, karanlıkta kasisi görmediğini ve kazanın meydana geldiğini, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığını,
davacı tarafın sigorta şirketlerine müracaat etmeden ve sonuç almadan müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müteveffanın küçük çaplı hayvancılık ve çiftçilik ile uğraştığını, bu işi çocukları ile birlikte yaptığını, sigortalı çalışanının bulunmadığını, davacıların miras kalan işlerle gelir elde etmeye devam ettiklerini, herhangi bir zararlarının olmadığını, müvekkili ile müteveffanın yaklaşık 10 yıldır arkadaş olduklarını, hatır taşıması bulunduğunu, müvekkilinin alkollü olduğunu bilmesine rağmen müteveffanın bu araca bindiğini, bu nedenle müterafik kusuru bulunduğunu,
kaza nedeniyle müvekkilinin kendisinin de yaralandığını, böyle bir kaza olmasını asla istemediğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, neticeten esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...
Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 03/10/2018-03/10/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sigortalının kusuru oranında olmak üzere ölüm/sakatlık halinde azami 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru olmaması halinde sigortacıya düşen bir sorumluluk da olmayacağını, sürücünün alkollü olduğunu bildiği halde araçta yolculuk yaptığı için müteveffanın müterafik kusurlu olduğunu,
ayrıca emniyet kemerinin de takılı olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin günümüz şartlarında fahiş olduğunu, davacılar açısından zenginleşme amacı taşıdığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/252 esas -2020/141 karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık sürücü ... kazanın oluşumunda asli kusurlu kabul edilerek, taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan TCK 85/2, 22/3 ve 62/1 maddeleri uyarınca neticeten üç yıl dört ay hapis cezası ile cezalandırılmasına istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği,
ceza dosyasında temin edilen ATK Trafik İhtisas Dairesinin 09.08.2019 tarihli raporu ile sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile yanında ön koltukta ... ve arka koltukta ... ile birlikte 27/02/2019 günü saat 02:40 sıralarında seyir halindeyken Eskişehir İli OSB 8. Cadde ... önünde tek taraflı trafik kazası meydana gelmesi neticesinde ...'ın olay yerinde ölmesi ve ...'ın yaralanması ile sonuçlanan kazanın meydana geldiği, sürücü ...'ın 2.32 promil alkollü olduğu,
27/02/2019 tarihli Görüntü İzleme ve Resim Tutanağında, olay tarihinde saat 02.36 sıralarında ... plaka sayılı aracın kontrolden çıkarak kaldırıma doğru çıktığı, 02.38'de ağaca çarparak durduğunun tespit edildiği, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, kavşağa yaklaştığını da dikkate alarak süratini düşürmesi,
seyrini taşıt yolu üzerinde emniyetli ve güvenli şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idare hatasıyla yönetimindeki otomobilin yolun sol tarafında bulunan tretuvar taşlarına çarpıp sağa savrularak kaldırıma çıktığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket etmekle asli kusurlu olduğu, müteveffa yolcu ... ve mağdur yolcu ... alkollü olarak araç kullanan sanık sürücünün yönetimindeki otomobilde yolculuk ettikleri, kendi ölüm ve yaralanmalarıyla neticelenen olayda her birinin alt düzeyde tali kusurlu olduklarının tespit edildiği,
mahkeme kararının sanık ve katılanlar tarafından istinaf edilmiş ve henüz kesinleşmemiş ise de, ceza dosyasındaki olay anını gösteren kamera kaydı, buna dair tutulan 27/02/2019 tarihli görüntü izleme ve resim tutanağı ile olayın kaza tespit tutanağı ve ATK raporunda belirtildiği şekilde gerçekleştiği diğer bir ifadeyle maddi olgunun sabit olduğu anlaşılmakla, hukuki yarar bulunmadığından ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmediği,
her ne kadar ceza mahkemesinde temin edilen ATK Trafik İhtisas Dairesinin 09.08.2019 tarihli raporu ile kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'ın asli kusurlu ve müteveffa yolcu ... ve mağdur yolcu ... alkollü olarak araç kullanan sanık sürücünün yönetimindeki otomobilde yolculuk ettikleri, kendi ölüm ve yaralanmalarıyla neticelenen olayda her biri alt düzeyde tali kusurlu kabul edilmiş iseler de, davacıların murisi ... ve mağdur yolcu ...'ın alkollü sürücünün aracına binmesi sürüş kusurlarından olmayıp,
yolculuk yapmaya uygun olmayacak şekilde bulunma hallerinin bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlardan olmadığı, ancak hakim tarafından değerlendirilerek müterafik kusur indiriminde dikkate alınması gereken bir durum olduğu anlaşılmakla, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu olarak kabul edildiği, sigorta poliçelerine göre; davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin zorunlu trafik sigortasından kaynaklı maddi tazminattan sorumluluğu 360.000,00-TL, davalı ...
Sigorta A.Ş,'nin ihtiyari mali mesuliyet sigortasından kaynaklı maddi ve manevi tazminattan sorumluluğunun ise 100.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğu, kazanın oluşumunda davacıların murisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, 2918 sayılı KTK 88. maddesi uyarınca davalıların, davacılara karşı kusurun tamamından (davalı sigorta şirketleri teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, murisin vefatı nedeniyle eşi olan davacı ...'nin destekten yoksun kaldığı, bundan kaynaklı destekten yoksun kalma zararının 1.059.630,02 TL olduğu, davalı ...
Sigorta A.Ş. (...
Sigorta A.Ş.)'nin ZMM sigorta poliçesinden kaynaklı toplam teminat limitinin maddi tazminat yönünden 360.000,00 TL olması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi uyarınca (bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde), zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılması gerektiği, somut olayda da, murisin vefatı nedeniyle eşi,
anne ve babasına pay ayrılması gerektiği buna göre, davacı eşe karşı sorumluluğunun 284.292,00 TL ile sınırlı olduğu, davalı ...
Sigorta A.Ş'nin ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesinden kaynaklı toplam teminat limitinin maddi ve manevi tazminat yönünden 100.000,00 TL olması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi uyarınca zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılması gerektiği, somut olayda da, murisin vefatı nedeniyle eşi, anne ve babasına pay ayrılması gerektiği buna göre, davacı eşe karşı sorumluluğunun 78.950,00 TL ile sınırlı olduğu,
ayrıca, davacı, davalı ZMM sigortacısına müracaat etmiş ise de, genel şartlar çerçevesinde aranılan başvuru evraklarının sigorta şirketine sunulmamış olması nedeniyle, eksik evrakla müracaat edildiği anlaşılmakla, davalı KTK'nın 99. maddesine uygun şekilde temerrüde düşürülmediğinden, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, davalı ...
Sigorta şirketi de dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden bu davalı yönünden de temerrüdün dava tarihi itibariyle gerçekleştiği, araç sürücüsü ve işleteni olan davalıların ise haksız fiil tarihinden itibaren faizden sorumlu oldukları, davacı ...'ın ise olay tarihinde 22 yaşında olması, çiftçilikle uğraşması, evli olması ve çalışmaya engel halinin bulunmaması sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği, babasından destek almasını gerektiren özel bir durumu olduğu ve babasının kendisine düzenli şekilde destekte bulunduğuna dair dosyada herhangi bir belge ve delil bulunmadığı,
muris babasının desteğine muhtaç olduğunu ve desteğinden yoksun kaldığını da ispatlayamadığı, ceza dosyasındaki müşteki ve tanık anlatımından; davalı sürücü ... ile davacıların murisi ... ve dava dışı mağdur ...'ın kaza öncesinde birlikte alkol aldıkları, alkollü olduğunu bildikleri halde sürücü ...'ın kullandığı araca bindikleri, emniyet kemeri takmadıkları ve olayda hatır taşıması olduğu,
bu haliyle davacıların murisinin olayda müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmakla, Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak olayın oluş şekli ve zarar durumuna göre tazminat miktarından %40 oranında hakkaniyet ve takdiri indirim yapılması gerektiği, buna göre, eşi olan davacı ...'nin toplam destekten yoksun kalma tazminatının neticeten 635.778,01-TL olduğu anlaşıldığı, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle;
"Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-635.778,01-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti olan 284.292,00-TL ile sınırlı olmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ise diğer davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limitinin üstünde kalan miktarla ve poliçe limiti olan 78.950,00-TL ile sınırlı olmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,
2-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine,
3-100.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Ltd. Şti. ve ... Sigorta A.Ş.'den (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı kalmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,
4-60.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Ltd. Şti. ve ... Sigorta A.Ş.'den (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı kalmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,
5-60.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Ltd. Şti. ve ... Sigorta A.Ş.'den (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı kalmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,
6-Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı olan sorumluluğunun yukarıda hüküm altına alınan tüm maddi ve manevi tazminatların toplamı için geçerli olmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... Ltd. Şti. vekilleri istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsedilen ve dava dilekçesi ekindeki belgelerin bir suretinin kendilerine tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde, HMK.
119. maddesine uygun şekilde de hazırlanmadığını, kaza tarihi üzerinden iki yıl geçtiğini ve davalı sigorta şirketi tarafından ibra karşılığı ödeme yapıldığını, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediğini, ıslah edilen miktar yönünden faiz yürütülemeyeceğini, ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, kusur raporu alınmamasının hatalı olduğunu, aktüer raporunda desteğin gelirinin asgari ücretin 1,27 katı tutarında belirlenmesinin isabetsiz olduğunu, aktüer raporunda 1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken progresif rant yönteminin uygulanmasının hatalı olduğunu, hatır taşıması indiriminin yapılması gerektiğini,
müterafik kusur bulunduğunu, faizin dava tarihinden itibaren işletilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın dava şartı yokluğu nedeniyle müvekkil şirket yönünden reddi gerektiğini, davacıların destek alma ihtiyacının devam etmediğini, mahkeme ilamında müteveffanın asgari ücretin 1,27 katı tutarında gelir elde ettiği kabul edilerek hüküm kurulduğunu, buna ilişkin olarak Tepebaşı Ziraat Odasının 12.04.2022 tarihli yazı cevabının dayanak kabul edildiğini, bu yazı cevabının dosyadaki subjektif durumlar ile uyuşmadığını, zira müteveffanın bedeni çalışmasının karşılığının bu yazı cevabı ile bildirilmiş olmadığını,
müteveffa yanında 2 çoban çalıştırmakta olup hayvancılığa ilişkin bedeni bir çalışması olmadığını, kusur raporu alınmadığını, müvekkil şirketin taraf olmadığı ve haklarını savunamadığı ceza mahkemesinin kusur raporu ile yetinildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme ilamında hükmedilen tutarlar yönünden müvekkil şirketin sorumlu olduğu asıl alacak tutarı açıkça belirtilmiş ise de; fer'iler yönünden hükmedilen tutarların hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin maddi ve manevi toplam tazminattan azami sorumluluğunun 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunun hüküm altına alındığını, ancak vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçlar yönünden yapılan miktar tespitlerinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda müvekkil şirketin maddi tazminat için 12.632,00-TL,
manevi tazminatlar için ise 9.600,00-TL+9.600,00-TL+16.000,00-TL olmak üzere 35.200,00-TL'den sorumlu tutulduğunu, bu durumda toplam vekalet ücreti sorumluluğunun 47.832,00-TL olarak belirlendiğini, yine gerekçeli kararda müvekkil şirket hazineye irat kaydedilen harçlar yönünden maddi tazminat için 5.393,07-TL ve manevi tazminat için 6.831,00-TL'den sorumlu tutulduğunu, bu durumda toplam harç sorumluluğu 12.224,07-TL olarak belirlenmiş olup, hükümde parantez içinde sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutarların ayrıca belirtilmesi gerektiğini,
ilamda maddi ve manevi tazminat için toplam vekalet ücreti yönünden sorumluluklarının 16.000,00-TL olarak, hazineye irat kaydedilen harçlar yönünden sorumluluklarının ise toplam maddi ve manevi tazminat için sorumlulukları olan 100.000,00-TL üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu miktarın 6.831,00-TL olduğunu, hükme esas alınan raporda asgari ücretin 1.27 katı üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, hükmedilen tazminatların fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırmasını istemiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Tepebaşı Ziraat Odası Başkanlığı 12.04.2022 tarihli 038 sayılı yazısında mütevvaffanın büyükbaş küçükbaş hayvanları ile ekim yaptığı alanlar tespit edilerek aylık 10.164,23 TL geliri olduğunun belirlendiğini, bu ücretin asgari ücretin 4,372275 katı olduğunu, kaldı ki müteveffanın bakkalının mevcut olduğunu, mahkemenin 23.11.2022 tarihinde karar verdiğini, yeni asgari ücretin ise yalnızca bir ay sonra 22.12.2022 tarihinde belirlendiğini, mahkeme tarafından yeni asgari ücrete göre hesaplama yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken mevcut şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece uygulanan % 40 takdiri indirimin çok yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kusura ilişkin olarak, mahkemece kusur raporu alınmadığı anlaşılmakta olup, mahkemece, ceza dosyasında belirlenen maddi vakıanın hukuk hakimini bağlayacağı da gözetilmek suretiyle, kusur raporu alınması gereğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
Gelire ilişkin olarak ise,
Desteğin vefatı ile sahip olduğu mal varlığı mirasçılarına intikal ettiğinden, desteğin sağlığında gelir elde ettiği taşınmazlar, iş yerleri, dükkânlar, tarım arazileri, büyükbaş, küçük baş ve kümes hayvanları gibi ticari müessese ve tarımsal işletmeleri de mirasçılarına intikal etmektedir. İntikal eden ticari faaliyet ve tarımsal işletme varlıklarının mirasçılar tarafından kullanılması neticesinde gelir elde edilebileceğinden artık destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken bu durumun da nazara alınması gerekmektedir.
Buna göre yapılacak iş, desteğin söz konusu tarımsal ve ticari faaliyetin devamı için sağlığında yapmış olduğu kişisel katkısının belirlenmesidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, desteğin faaliyette bulunduğu bakkal ve tarımsal araziye ilişkin olarak, iş kapasitesi, desteğin kişisel özellikleri ile kişisel ve yönetsel katkısının ne oranda olduğu, desteğin yerine işin görülmesi için başka birisinin çalıştırılması halinde, ilgili meslek odalarından bu iş için ne kadar ücretle başka birisinin çalıştırılabileceği sorularak desteğin kişisel yetenek ve emeğinin işletme gelirine katkısı belirlenerek, bu katkının parasal değeri tespit edilip, bu değerin asgari ücrete oranının belirlenerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Kabule göre de, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olan %20 oranında hatır taşıması indirimi ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, toplamda % 40 oranında indirim yapılması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak ise, 2918 sayılı KTK.'nun 98. ve 99 maddeleri ile ZMSS Genel Şartlarının B.2 maddesi uyarınca, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini ödemekle yükümlü olup hükmolunan tazminat miktarı sigorta bedelini (limitini) geçerse sigortacının bu masraflardan sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. O halde, davalı sigorta şirketinin yargılama gideri ve avukatlık ücretinden, sigorta bedelinin (limitinin) hükmolunan tazminata oranı dahilinde sorumlu tutulması gerekirken mahkemece bu durum gözetilmeden yargılama gideri ve vekalet ücretinin asıl alacakla birlikte poliçe üst limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
Bu gerekçeler ile taraf vekillerinin istinaf isteminin kabulüne, yukarıda belirtilen şekilde deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi bakımından, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/492, K. 2024/58, 24 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama