KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Vekilleri Davalılar
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/619 - 2024/1102
- Dosya no
- 2023/619
- Karar no
- 2024/1102
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/02/2023
- Numarası
- 2018/579 Esas 2023/89 Karar
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 25/09/2024
Karar Metni
1.384 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde. 04.06.2016 tarihinde işleteni ..., sürücüsü ... olan ... plakalı araç seyir halindeyken davacı ...’in yönetimindeki motosiklete çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, davacının bu kaza nedeniyle yaralandığını, ... plakalı aracın 311000012516172 numaralı ZMMS poliçesi ile ...
Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, davacının kazada kusurunun olmadığını, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 03.07.2017 tarih ve 9639 numaralı engelli sağlık kurulu raporuna göre davacının engel oranının % 50 olarak belirlendiğini, davacının bakıma muhtaç olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı giderinin davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müselsilen, ayrıca müvekkili için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 07/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini sürekli iş gücü kaybı için 13.572,69 TL, geçici iş göremezlik kaybı için 2.881,34 TL, bakıcı gideri için 100,00 TL olmak üzere davasını ıslah etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın maluliyet sebebiyle uğradığı zararını ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, maluliyet oranını gösterir raporun dosyaya kazandırılması gerektiğini, 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerli olan mevzuat değişikli sebebi ile,
müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığını, davacının geçici iş göremezlik giderine ilişkin talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğundan reddi gerektiğini, sigortalısının kusuru ve kusur ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunun usulen ispat edilmesi gerektiğini, davacının bakıcı giderine ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin söz konusu kazada kusursuz olduğunu, müvekkilinin davranışı ile davacının iddia olunan zararı arasında uygun illiyet bağı olmadığını, davacının engel oranının %50 olmasının mümkün olmadığını, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi kusurundan yararlanmaya çalıştığını ve davacının kendi kusurunun tazminatta indirim sebebi olması gerektiğini, iddia olunan zararlar hakkında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı kızının aracı ile seyir halindeyken trafik kurallarına uyduğunu, hiçbir suretle trafik kurallarına aykırı bir icrai veya ihmali davranışta bulunmadığını, tam aksine kazadan zarar gördüğünü beyan eden davacının müvekkilinin kullandığı araca arkadan çarptığını, hatalı olan kişinin davacı olduğunu, davacının kaza tarihinden 2 yıl geçtikten sonra söz konusu davayı açtığını, 2 yıl boyunca ilgili hususta hiçbir girişimi olmaksızın kazadan 2 yıl sonra davacının iş göremeyecek hale geldiğini iddia etmesinin iyi niyetli olmadığını, Kanunda yer alan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, söz konusu kaza ile müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, sigortalı araç sürücüsünün % 25 kusur oranına istinaden davacının belirlenen engellilik ve vücut genel çalışma gücü kayıp oranına dair yapılan progresif rant sistemi ve TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle yapılan hesaba itibar edilmek suretiyle tespit edilen gerçek zarar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle.
"1-Davanın KABULÜ İLE, 2.981,34 TL geçici iş göremezlik zararı, 13.672,69 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 16.654,03 TL'nin gerçek kişi davalılar yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının Manevi Tazminat Talebinin Kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişilerden tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, davalı müvekkile kusur atfedilmesinin haksız olduğunu, Trafik Kazası Tespit Tutanağında da görülebileceği üzere davacı ...'in kontrolündeki motosikletin davalı müvekkil ...'in aracına çarptığı konum (...'in kontrolündeki araç kavşaktan çıkmak üzereyken) ve aracın çarptığı kısmı (sol arka tekerlek) göz önüne alındığında olayda davalı ... tarafından değil, bilakis davacı ... tarafından işlenmiş bir haksız fiil olduğunu,
Trafik Kazası Tespit Tutanağında da belirtildiği üzere söz konusu kavşak kollarının herhangi birinde trafik yoğunluğunu belirtecek trafik işaret levhası bulunmamakta olup ana yol - tali yol ayrımı söz konusu olmadığını, kavşaktaki geçiş hakkının davalı müvekkil ...'e ait olduğunu, davacının iddia ettiği zarar ve davalı müvekkilin davranışı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat talepleri açısından kaza tarihi 04.06.2016 olup dava tarihinin 02.08.2018 olduğunu, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, manevi tazminat talebinin de zamanaşımına uğradığını belirterek,
kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi, gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir.
Zamanaşımına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde,
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, TBK'nın 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
2918 sayılı KTK.'nın 109 maddesinde de; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Ceza zamanaşımı süresi ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıldır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 04.06.2016 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazasında yaralanma meydana geldiğinden suç teşkil eden fiil kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 maddesi ve 66 maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımına ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Kusura ilişkin olarak ise, olay günü; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile 2880 cadde üzerinde seyrederken kazanın meydana geldiği kontrolsüz kavşağa geldiğinde aracın sağ ön ve yan kısımları ile, sağından 2881 cadde üzerinden kavşağa giriş yapan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol arka yan kısımlarına çarpması sonucunda ... plakalı motosiklet sürücüsü ... 'in yaralanmasıyla sonuçlanan yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği,
hükme esas kusur raporunda, sürücü ... kavşağa giriş yaparken kavşağa kavşağı yeterince kontrol etmeden ve sağından gelen araca ilk geçiş hakkını vermeden seyrine devam ederek sebebiyet verdiği kazanın oluşumunda dava konusu kazayı meydana getiren esas filli icra ettiği, sürücü ...’in kazanın meydana geldiği kavşağa geldiğinde dikkatini kavşağın sağ tarafına vererek ve sol tarafını yeterince kontrol etmeden çıkış yaparak tedbir almada yetersiz kaldığı “yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek" kuralını ihlal ederek dava konusu kazayı meydana getiren ikincil fiili icra ettiği kanaatine varılarak,
davacının % 75, davalının % 25 kusurlu olduğu belirtilmiş olup, kusur raporunun kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/619, K. 2024/1102, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama