KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/977
- Karar no
- 2024/1484
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/05/2023
- Numarası
- 2020/420 Esas - 2023/279 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 11/12/2024
Karar Metni
1.885 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
05.04.2017 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın seyri sırasında karşıdan karşıya geçmeye çalışan ve yaya konumunda bulunan müvekkili ...’e çarparak tek taraflı, yaralamalı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaza sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu 27.11.2018 tarihinde verilen kararda, davalı tarafından sigortalı aracın sürücüsü ...’ın adli para cezası ile cezalandırıldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek;
geçici, kalıcı iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın (geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı) ve tedavi süresince bakım ihtiyacı doğduğundan şimdilik 100,00-TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini istemiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile; 330.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.665,00 TL bakıcı gideri olan maddi tazminatın ki toplam 340.665,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, ibrazı zorunlu evrakların eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme ve ödemenin yapılamadığını, kazaya karışan aracın müvekkili tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, aracı Trafik Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirenin ve sigortalının ... olduğunu, araç malikinin ... olduğunu, işleten değişikliği olması nedeniyle ilgili Trafik Tescil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... plakalı aracın tescil dökümlerinin istenmesi gerektiğini,
poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin işbu sigorta poliçesine istinaden sorumluluğunun "Sakatlanma ve ölüm kişi başına" 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne yöneltilen kusur durumunun kesin bir oran olarak belirlenmediğini, bu nedenle uzman bilirkişilerden alınacak heyet raporu ile kusur durumunun net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı vekilinin müvekkilinin malul olması sebebiyle davalı şirketten sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiğini,
bilirkişi incelemesine başvurulması halinde hazırlanacak raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz) %1,8 olarak dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik/ geçici bakıcı gideri ve tedavi masrafları bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun tamamen Sosyal Güvenlik Kurumu'na ait olduğunu, davacının herhangi bir Sosyal Sigorta Kurumu'na bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bağlı olması halinde bu kurum tarafından yapılan ödemelerin davalıdan talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte,
müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, 05.04.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan davacının, bu nedenle uğradığı iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri zararının kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini temin eden davalı ... şirketinden poliçe limitleri dahilinde tazmini istemine ilişkin olduğu, davacının 05.04.2017 tarihinde yolun karşısına geçmeye çalışırken davalı ... şirketine kaza tarihi itibariyle ZMMS sigortası ile sigortalı ve dava dışı sürücü ...'ın yönetimindeki kamyonet cinsi aracın olay mahallinde ışık ihlalinde bulunarak kazaya neden olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı,
Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 14.09.2022 tarihli raporunda, davacı ...'ün "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" uyarınca özür oranının %48 olduğu ve bakıcı ihtiyaç süresinin 6 ay olup, tıbbi iyileşme süresinin 24 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa olunduğu, davacının gelirine ilişkin 2019 yılı Ocak ayı bordrosu ve SGK hizmet cetvelinin sunulduğu, işlemiş dönem hesabında davacının bordro ve SGK kayıtlarından tespit edilen ücretlerine göre hesaplama yapıldığı,
ancak sunulan SGK hizmet cetvelinden 2021 yılı ve sonrasına ait ücretler belirlenemediğinden bu dönem için davacının en son tespit edilen ücretinin asgari ücrete olan oranına göre hesaplama yapıldığı, alınan raporda davacının bakıcı ihtiyaç süresi olarak belirlenen 6 aylık süredeki brüt asgari ücrete göre yapılan hesaplama sonucu bulunan zararının 10.665,00 TL olduğu,
aynı raporda davacı ...'ün tıbbi iyileşme süresinin 24 aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmakla, davacının kaza tarihi olan 05.04.2021 tarihinden itibaren 24 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığı süredeki zararının bu süreçte belirlenen ücretine göre 51.863,41 TL olarak hesaplandığı, %48 özür oranına istinaden 2.156.974,59 TL sürekli iş göremezlik zararının hesaplandığı, ancak 05.04.2017 kaza tarihinde geçerli olan sakatlanma ve ölüm teminatı limitinin 330.000,00 TL olduğu, davacının sağlık gideri teminatı kapsamında bakıcı giderini de davalıdan talep edebileceğinin belirlendiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle.
“Davacının davasının talep artırım dilekçesi kapsamında kabulü ile, davacının sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı zararın davalının poliçesindeki sakatlanma ve ölüm teminatı olan 330.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, davacının bakıcı gideri nedeniyle uğradığı zarar olan 10.665,00 TL'nin davalı ... şirketinin sağlık gideri teminatı kapsamında sorumlu tutulmasına, bu şekilde davacının toplam.
340.665,00 TL maddi zararının davalıdan temerrüt tarihi olan 19/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alınan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, bağımsız eksperden alınan raporda tedavisi tamamlanmaksızın tanzim edilen raporun karar vermeye elverişli olmadığının belirtildiğini, aktüer hesaplamanın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybına istinaden yapıldığını, Özürülülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlüllere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmeliğin uygunlanması gerektiğini, kusur raporunu da kabul etmediklerini, kusur raporuna itirazları değerlendirilmeden ve çelişki giderilmeden verilen kararın hatalı olduğunu,
savcılık aşamasında alınan raporda davacıya da kusur verildiğini, bu nedenle 21/02/2023 tarihli raporun kabul edilemez olduğunu, yine dosya kapsamında alınan 09/02/2021 tarihli kusur raporunda da alternatifli değerlendirme yapılmış olmasına göre kusura ilişkin raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğini, davayı kabul etmemekle birlikte faizin de dava tarihinden itibaren olması gerektiğini, faizin de avans faizi olmayacağını, zira aracın kullanım şeklinin hususi olduğunu, geçici bakıcı giderinden de sorumluluklarının bulunmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazmini istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki giderilmeli, yine raporlar arasında çelişki olmasa dahi raporun uygun olmadığına yönelik somut itiraz olması halinde özellikle mevcut yaralanma ve kaza arasında illiyetin yeterince raporda tartışılmadığı durumlarda itiraz değerlendirilmeden karar verilmemelidir.
Somut olayda, davacının 03/12/2018 tarihinde müracaatı üzerine Keçiören Eğitim Ve Araştırma Hastanesinden alınan 23/01/2019 tarihli raporunda; "Beyin Cerrahi:Yükseklik kaybına neden olan fraktör Tablo 1.7 %5+Opere Edh %10" denilerek davacının %15 oranında engel durumunun tespit edildiği, raporu tanzim eden heyette Nöroloji Uzmanı ve Psikiyatri Uzmanın da bulunduğu görülmüştür. Yine davacının 11/11/2019 tarihinde trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Ve Araştırma Hastanesine müracaatı üzerine tanzim edilen raporda Nöroloji Uzmanı, Beyin Cerrahi Uzmanı, Fizik Tedavi uzmanı, Ortepedi uzmanı ve Psikiyatri uzmanı tarafından muayenesi yapılarak durumunun değerlendirildiği görülmüştür.
Yerel mahkeme tarafından ise, kazaya bağlı olarak engel oranın tespiti açısından H.Ü.T.F.
Adli Tıp Anabilm Dalından rapor alınmak üzere davacı sevk edilmiş, Adli Tıp Uzmanları tarafından tanzim edilen ön raporda, Nöroloji Anabilim Dalı'ndan davacının son durumunun değerlendirildiği rapor alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, 21/07/2022 tarihli Nöroloji uzmanlarınca yapılan son durum değerlendirmesinde " davacıda 'dikkat ve yürütücü işlev bozukluğu' olduğunun NPT (Nöropsikolojik Testler) ile görüldüğünün, bu durumun, kaza ile beraber oluşan kontüzyo serebrinin kalıcı etkisi olarak değerlendirilebileceği"nin belirtilmesi üzerine,
Adli Tıp Uzmanlarınca tanzim edilen 14/09/2022 tarihli raporda davacının özür oranın %48 olduğu ve sürekli olduğu, iyileşme süresinin 24 ayı bulacağı, 6 ay bakıma muhtaç olduğunun rapor edildiği, rapora davalının itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının daha önce alınan engelli sağlık kurulu raporu ve yine 11/11/2019 tarihinde uzmanlar tarafından tespit edilen bulgular ile hükme esas alınan raporun tanziminden önce Nöroloji Uzmanları tarafından alınan son durum raporları arasında çelişki olduğu gibi, H.Ü.T.F.
Adli Tıp Anablim Dalı başkanlığı tarafından tanzim edilen rapor ile "Engelli Sağlık Kurulu" tarafından tanzim edilen rapor arasında da çelişki bulunduğundan, Adli Tıp Kurumu ilgili (2,3) İhtisas Kurulundan, gerek son durumunun değerlendirilmesine ilişkin raporlar arasında gerekse de H.Ü.T.F.
Adli Tıp ABD tarafından tanzim edilen rapor ve öncesinde alınan engelli sağlık kurulu raporları arasındaki çelişkinin giderildiği, davacının meydana gelen kazaya bağlı yaralanması nedeniyle "çalışma gücünün azalmasına yahut yitirilmesinin" söz konusu olup olmadığının, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatı gereğince kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik çerçevesinde değerlendirildiği, buna göre özürü oranının belirlendiği,
ayrıca geçici iş görmezlik süresinin ve geçici veya sürekli bakıma muhtaç kalıp kalmadığının belirlendiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, karar vermeye elverişli olmayan rapor çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; mahkemece davacının geçici iş göremezlik zararı da oluştuğu kabul edilerek, sakatlık teminatı ile sınırlı olarak tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı geçici iş görmezlik süresi içerisinde %100 malul olması nedeniyle gelirinde bir azalama var ise bu zararı talep edebilir. Dosya kapsamında davacı, SGK'li işçi statüsünde çalışmakla birlikte, ceza yargılama sırasında 12/06/2018 tarihli 2. celsede.
"Benim tedavi masraflarım sigorta tarafından karşılandı, ancak belediyede çalıştığım iş dışında şehir içi nakliye işi de yapıyordum. Belediyeden aldığım maaşlar ödendi, ancak bu nakliye işini yapamadım bundan dolayı zararlarım oluştu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Nitekim SGK hizmet dökümünde de iş görmezlik süresi içerisinde primlerinin yattığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının kazaya bağlı geçici iş görmezlik zararı oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek davacının talepleri konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın geçici iş göremezlik zararının oluştuğunun kabul edilmiş olması da doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, Adli Tıp Kurumu ilgili (2., 3.) İhtisas Kurulu'ndan davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle çalışmasının azalmasına veya yitirilmesine neden olacak bir maluliyetinin/ engelinin olup olmadığı hususunda, dosyada bulunan Engelli Sağlık Kurulu Raporu ve H.Ü.T.F.Adli Tıp ABD tarafından sunulan raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatı gereğince Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki Yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirmenin yapıldığı, ayrıca kazaya bağlı geçici iş görmezlik süresinin ve geçici ve/veya sürekli bakıma muhtaç kalıp kalmadığının tespit edildiği rapor alınarak, sonucuna göre kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
kaldırma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/977, K. 2024/1484, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama