KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 35. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/1020
- Karar no
- 2025/1334
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/04/2025
- Numarası
- 2025/269 Esas 2025/249 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazılma tarihi
- 27/10/2025
Karar Metni
991 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... plakalı araca, davalı dışı ...
Sigorta ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın 12.06.2023 tarihinde maddi hasar verdiğini, 06.03.2024 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, dava dışı sigorta şirketinin teminat limiti dolduğundan kalan bakiye borç için davalı ... ve ...'ya karşı icra takibine başlandığını, dava dışı sigorta şirketinin 40.937,50 TL değer kaybı ödemesi yaptığını, değer kaybına yönelik kalan bakiye alacağının 37.062,50 TL olduğunu, hasar dosya kapsamına kazandırılan ek bilirkişi raporunda müvekkiline ait aracın hasar gören parçaları KDV dâhil, parça ve işçilik bedelleri üzerinden hesaplanan hasar tazminatı tutarının ise,
169.913,11 TL olduğunu, dava dışı sigorta şirketinin 79.062,00 TL ödeme yaptığını ve teminat limitini doldurduğunu, ödenmemiş bakiye 150.800,80 TL üzerinden davalıların sorumluluğu devam ettiğini, davalı borçluların borca itiraz etmeleri ile takibin durduğunu, belirterek davalı borçluların itirazlarının iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketi tarafından maddi hasar ve değer kaybı zararının tazmini amacıyla ödeme yapıldığı dikkate alınarak her iki talep yönünden davanın reddi ile 12/06/2023 tarihinde meydana gelen kazada davacının da %25 tali kusurlu olduğu, icra takibine konu miktar yönünden davacının kusuru dikkate alınmadığından icra takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacı aleyhinde takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan “6100 sayılı HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca Ticaret Mahkemeleri görevli olmadığı için davanın usulden reddine,” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; daha önce Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada yargılama sırasında verilen ara kararının istinafı sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunun belirtildiğini, mahkemenin görevli olduğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedelinin sigorta şirketi teminat limiti dışında kalan miktarının tahsili için davalılar aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, Yerel Mahkeme tarafından mahkemenin görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Diğer yandan, TTK'nın 3. Maddesinde. "Ticari İş" kavramı düzenlenmiş. "Bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticari iş karinesine ilişkin TTK'nın 19. maddesinde; "(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır." denilmiştir.
İlgili düzenlemede, gerçek kişi tacirler yönünden hangi işlerin adi iş sayılacağı belirtilmiş iken, tüzel kişi tacirler yönünden ayrık düzenleme getirilmediğinden tüm işleri ticari iş niteliğinde ve ticari işletmesi ile ilgili olduğu yasal düzenleme ile kabul edilmiştir.
Bu nedenle tüzel kişi tacirler hakkında açılan davada, alacağın sebebine bakılmaksızın (sözleşmeden, haksız fiilden yahut sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmış olsa da) ticari işletmesi ile ilgili olduğu ve ticari iş olduğunun kabulü gerekmektedir.
Gerçek kişiler yönünden ise uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olması durumda ticari iş kabulü gerekeceğinden, bu şekilde uyuşmazlığa istinaden açılacak davada, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi durumunda, her iki taraf için de ticari iş olması nedeniyle, dava nispi ticari dava niteliğinde olacağından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekir.
Görev hususu dava şartlarından ve kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olayda, davacıya ait zarar gören aracın “ticari kullanım amaçlı” kamyonet olduğu, davacı tarafından bu aracın ticari amaçlı olarak işletildiği, davalılardan araç maliki Limited Şirketin de “tüzel kişi tacir” olduğu, TTK’nın 19 . maddesi de nazara alındığında artık her iki taraf açısından da meydana gelen kazanın "ticari iş” mahiyetinde olması nedeniyle uyuşmazlığın "ticari dava" niteliğinde olduğu açık olup ihtilafın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/1020, K. 2025/1334, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama