İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2026/316 K.2026/332

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile…

Esas2026/316Karar2026/332Tarih5 Mart 2026Okuma10 dk · 2.025 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Mart 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2026/316 - 2026/332
Dosya no
2026/316
Karar no
2026/332
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
24/12/2025
Numarası
2023/468 Esas - 2025/884 Karar
Davanın konusu
Tazminat
Yazılma tarihi
06/03/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.025 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.06.2022 tarihinde davalı ...'nin sevk ve idaresinde olup davalı .... A.Ş.'ye ait ve davalı Sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı olan ... plakalı aracın yaya olan müvekkiline çarpması sonucu yaralanmasına sebep olduğunu belirterek, şimdilik geçici işgöremezlik zararı olarak toplam 1.000,00 TL, manevi zarar sebebiyle 60.000,00 TL tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir.

Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlık yönünden zamanaşımı gereçekleştiğini, sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, dava konusu kazada kusur dağılımının tespit edilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin ancak poliçe limitleri kapsamında sorumlu tutulabileceğini bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazada kusur dağılımının tespit edilmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ..., süresinde davaya yazılı cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacıdaki yaralanmalar ve bu yaralanmalara bağlı olarak oluşan beden gücü kayıp oranı ve süresinin belirlenmesi için T.C Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.06.2025 tarihli E-72446162/641.03.01/1105 sayılı ... konulu Adli Tıp Kurulu raporunda, davacı ...'ın 09.06.2022 tarihli yaralanması neticesinde,

kaza tarihinden sonra muhtelif tarihlerde Ankara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Mamak Devlet Hastanesinde görmüş olduğu tedavinin 09.06.2022 tarihli kaza sonucu oluşan yumuşak doku yaralanması ile illiyetli olduğu ve 09.06.2022 tarihli yaralanması neticesinde 2 (iki) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı kanaatine varıldığının belirtildiği,

benzeri olaylar nedeni ile yaralananların oluşan zararları BK'nın 54. maddesine göre belirlenmekte olup, sigorta şirketlerinin sürekli iş göremezlik zararı yanında geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının da poliçe kapsamında yer alması nedeni ile bu zararlardan da sorumlu olduklarının kabul edildiği, geçici iş göremezlik zararı ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle.

"1-Geçici iş göremezlik talebinin kabulü ile, 8.506,80 TL'nin davalı sigorta şirketinden 11/11/2023 tarihinden, davalı ... ve ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş.'den 09/06/2022 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin davalı ... ve ... Ev Aletleri San. ve Tic.

A.Ş.'den 09/06/2022 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken esasa girilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla KTK m.97’de öngörülen başvuru şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemenin HMK m.115/2 gereğince davayı usulden reddetmesi gerekirken, sonradan tamamlanan bir işlemi geçerli sayarak esasa girmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda,

dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, davacı tarafça dosya kapsamında sunulan arabuluculuk tutanakları incelendiğinde, sürecin diğer davalı şirketler (sigorta şirketi ve işleten şirket) nezdinde yürütüldüğünü, ancak müvekkili ... yönünden usulüne uygun olarak başlatılmış ve sonuçlandırılmış bir arabuluculuk süreci bulunmadığını, kusur tespitinin eksik incelemeye dayalı olduğunu ve illiyet bağının kesildiğini, davacı yayanın müterafik kusurunun hiç değerlendirilmediğini, maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, emekli olan davacının pasif devre zararı bulunmadığını,

hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup, hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic.

A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirkete ait araç sürücüsü ...'nin, dava konusu kazanın meydana gelmemesi için elinden gelen en azami çabayı gösterdiği bu olayda %100 kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, sürücü ...'nin kaza tarihinde vermiş olduğu ifadelerinde ve yine Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/321 E. sayılı dosyası kapsamında yapmış olduğu savunmalarında servis işi için gelmiş olduğu bu adreste aracı park ettiğini, el frenini çektiğini,

aracı vitese taktığını ve her ihtimale karşı aracın direksiyonunu sola doğru çevirdiğini ve bu sayede aracın olası hareket etmesi durumunda kaldırıma yaslanmasını amaçladığını ifade ettiğini, müvekkili şirkete ait aracın periyodik bakımının yapıldığını, hal böyleyken müvekkili şirketin de olayın meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığını, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin doğru olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı, kaza geçiren kişinin kalıcı sakatlık durumu söz konusu olmayıp bir süre tedavi görmesi,

iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğraması durumlarında ödenecek tazminat türü olup, söz konusu tazminat hakkının doğabilmesi için kişinin iş sahibi yahut gelir elde etme durumunun olması gerektiğini, davacının herhangi bir işte çalışmadığı olayda bir kazanç kaybı da söz konusu olmadığını, nitekim Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 03/03/2023 tarihli ve 1748 sayılı kati Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davacının yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde ve hafif nitelikte olduğunun tespit edildiğini,

müvekkili aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda, dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer Kanun'larda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında. "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.

Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.

Bu düzenlemelere göre, 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.

Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir.

TTK'nın 5/A maddesi gereğince ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel Kanun'larda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. (a)- (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir.

6102 sayılı TTK'nın 4/1.f bendi ile yapılan düzenlemeye göre bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır.

Sigorta Hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası aynı yasanın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, zarar gören üçüncü kişi tarafından zarar verenin Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı aleyhine açtığı davalar TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava kapsamında kalmaktadır.

Bu durumda ZMMS'nin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmesi nedeniyle sigorta şirketi hakkında açılan davanın ticari dava olması, davalı sigorta şirketi ile birlikte dava açılmasının haklarındaki davayı ticari dava haline getirmeyeceği, şartları varsa tamamı için zorunlu arabuluculuk yoluna gidilebileceği, yoksa bir kısmı için bu dava şartının yerine getirilmesi gerekirken, diğerleri yönünden zorunlu arabuluculuk şartı aranmaksızın davaya devam edilmesi gerektiği,

mahkemece zorunlu arabuluculuk şartları ve davanın araç sürücüsü ile araç işleteni yönünden ticari dava olup olmadığı hususu değerlendirilerek neticeye ulaşılması gerektiği gözetilmelidir. Davalı sürücü hakkında davacının arabuluculuğa müracaat zorunluluğu bulunmadığı gözetildiğinde, bu yöne ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.

Faiz başlangıcına gelince, davacının talebi haksız fiil nedeniyle maddi tazminat olup, haksız fiil failinin temerrüdü haksız fiil hükümlerine göre belirlenmelidir. HGK'nın 2017/1015 E. 2020/222 K. sayılı ilamında da değinildiği üzere. "Belirtilmelidir ki, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur.

Ne var ki, müşterek hukukun “Gasp eden daima temerrüt hâlindedir” şeklindeki genel ilkesi, günümüzde de uygulama alanı bulmaktadır. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt hâlinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez.

Buna göre; kaza tarihinde haksız fiil sorumlusunun temerrüdü gerçekleştiğinden haksız fiil tarihinden itibaren, zarar gören zararının faizi ile karşılanmasını talep edebilir. Nitekim 6098 sayılı Yasanın 117/2. maddesinde.

"Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.

Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesine yer verilerek, haksız fiilde temerrüde uygulamada düşülebilecek tereddütler giderilmiştir. Bu nedenle, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacının çalışmadığından bahisle iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağına yönelik itirazda bulunulmuş ise de, iş göremezlik tazminatı bir çalışmanın karşılığı değil aynı zamanda ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesine (efor tazminatı) ilişkin olduğundan buna yönelik itiraz yerinde değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/3869 Esas, 2021/1624 Karar sayılı ilamı)

Kusura ilişkin olarak, 09.06.2022 günü saat 13.20 sıralarında sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile şehitler caddesi üzerinde istikametine göre çıkış eğilimli yolda No:7 önünde aracını park etmesi devamında ayrıldıktan kısa bir süre sonra aracının geri istikamette sürücüsüz bir şekilde hareket etmesi ile yaya kaldırımını takiben sırtı dönük vaziyette yürümekte olan müşteki yaya ...'a çarpması devamında tekeri altına alarak sürüklemesi sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, olayda sürücü ...'nin asli kusurlu, yaya ...'ın kusursuz olduğuna ilişkin dosyada ve ceza dosyasına alınan kusur raporlarının dosya içeriği ile uyumlu olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Hükmedilen manevi tazminat miktarına gelince,

TBK'nın 56/1 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir" hükmü ile aynı Yasa'nın 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda; kaza tarihi, kusur durumu, davacının yaralanma derecesi ile tarafların sosyal ekonomik durumu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi göz önüne alındığında yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... ve davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı ... vekili ve davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... ve davalı ... Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş.'den alınması gereken 4.030,90 TL nispi istinaf karar harcından, peşin olarak alınan 3.317,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 713,40 TL harcın davalı ... ve davalı ... Ev Aletleri San. Ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf edenlerce yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2026/316, K. 2026/332, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/316
Karar No
2026/332
Tarih
5 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2026/316 K.2026/386
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2026/316 K.2026/478
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/316 K.2026/310
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2026/316 K.2026/510
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/316 K.2026/285
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2026/316 K.2026/510

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.