İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2023/1372 K.2024/1653

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.

Esas2023/1372Karar2024/1653Tarih1 Kasım 2024Okuma11 dk · 2.102 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Davalılar

Karar tarihi
1 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2023/1372 - 2024/1653
Dosya no
2023/1372
Karar no
2024/1653
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
31/01/2023
Numarası
2022/425 E. 2023/62 K.
Davacı
—
Vekili
—
Davanın konusu
Alacak
Kararın yazım tarihi
03/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.102 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı, davalı Av. ...'ın vekil olarak işe iade istemiyle Ankara 10. İş Mahkemesi'nin 2018/123, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 2019/1283, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8424 ve İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/207 Esaslarına kayıtlı dosyaları takip ettiğini, ancak, gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin yürüttüğü çalışması sonucu davaların aleyhine sonuçlandığını, üstelik, bilgilendirme yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, süreçten ve sonuçlarından aracı üzerine kayden haciz konulması ile haberdar olduğunu,

davalı avukatın işe iade davasını süresinden sonra açması nedeniyle işe iade edilmemekten kaynaklı tazminat ve boşta geçen süre ücretlerini alamadığı gibi, yargılama giderleri ile birlikte hem karşı yana hem de davalı avukata vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, Ankara 10. İş Mahkemesi'nin 2018/123 Esas 2018/638 K sayılı kararında yer alan karşı yan vekalet ücretinin İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8424 sayılı dosyasıyla takibe konu edildiğini, haciz işlemleriyle durumdan haberdar olduğunu, böylece ilam vekalet ücreti yanında icra vekalet ücreti de ödemek zorunda kaldığını,

davalı avukat süresinde başvuruyu yapmış olsaydı işe iade edilmeme giderimi ve boşta geçen süre ücretine hak kazanacağını, başvuru yapmak istediği zamanda hak düşürücü süre geçmiş ise de gerekli bilgilendirme ve uyarıyı yaparak başvurunun kesin olarak reddedileceği konusunda aydınlatsaydı bu başvuruyu/başvuruları yapmak istemeyeceğini, boşa gider ve vekalet ücreti ödemek zorunda kalmayacağının açık olduğunu, uğradığı zararın giderimi istemiyle 05 Mart 2021 günlü bildirimle davalı avukata, 28 Haziran 2021 günlü bildirimle de mesleki sorumluluk sigortası kapsamında sorumlu olduğu öğrenilen ...

Sigorta A.Ş.'ne başvuruda bulunmuşsa da sonuç alamadığını, 1.000,00 TL işe iade edilmeme giderimi ve 1.000,00 TL boşta geçen süre ücretinin tahsili gerektiğini, davalı avukatın hesabına isteği üzerine, yargılama giderlerine mahsuben 15 Mart 2018 günü 2.000,00 TL gönderdiğini, ayrıca dosyalarda kayıtlı ek gider avansı ve vekalet ücreti ödediğini, davalı avukat yedinde bulunan gider avansının ne kadarının kullanıldığını bilmemekle bereber, zaten hak düşürücü süre nedeniyle ret kararı verileceğini bile bile başvuru yaparak davalının kendisini zarar uğrattığı açık olduğundan davalıya verdiği tüm gider avansının iadesinin gerektiğini,

yargılama giderleri için ödediği gider avansının şimdilik 2.000,00 TL'sinin tahsili gerektiğini, davalının süresinden sonra başvuru yapmış olması ve haklı ret kararına karşın istinaf yoluna gitmesi nedeniyle ayrıca karşı yana vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, Ankara 10. İş Mahkemesi'nin 2018/123 E., 2018/638 K. sayılı kararıyla hükmedilen 2.180,00 TL vekalet ücretini zamanında bildirmediğini, kararın icra takibine konu edildiğini, haciz işlemleri üzerine takipten haberdar olup ayrıca icra gideri ile vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, 3.105,00 TL'nin tahsili gerektiğini,

ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla hüküm altına alınan 280,00 TL. arabuluculuk ücretini de ödemek zorunda kaldığını, 280,00 TL'nin tahsili gerektiğini belirterek fazlaya, munzam zarara, mahrum kalınan kara ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla; davalıların birlikte ve müteselsil olarak toplam 9.565,00,00 TL.'yi davalı ...'ın 09 Mart 2021, davalı ... ...

Sigorta Şirketi'nin 14 Temmuz 2021'den başlayarak işlemiş ve işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ...

Sigorta Şirketi, davalı avukatın, şirket tarafından 25/03/2020 - 25/03/2021 tarihleri arasında sigortalandığını, şirketin sorumluluğunun poliçe şartları ve limitleri ile sınırlı olduğunu, şirketin söz konusu poliçeleri teminatı altına alınmış olmasının teminatın tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmediğini, söz konusu mesleki sigorta poliçesinin teminat limitinin 500.000,00 TL olduğunu, mesleki sorumluluk teminatı için uygulanacak olan muafiyet tutarının her bir tazminat talebi için asgari 1.000,00 TL olmak üzere her bir hasarın %10'u kadar olduğunu, poliçenin,

mesleki hatanın meydana geldiği tarihe göre (olay esaslı) teminat veren bir poliçe olmayıp talep esaslı poliçelerden olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalının mesleki hatasının var olup olmadığı hususunun tespit edilmesi ve uğranıldığı iddia edilen zarar ile sigortalı vekilin davranışı arasında illiyet bağı olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, şirket dava açılmasına sebebiyet vermediğinden hakkında faize hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..., dava konusu talepler hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçirildiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, işe iade davasının süresinde açılmadığına ilişkin iddiaların ve bu nedenle giderim ve boşta geçen süre ücreti alacağı bulunduğunun kabul edilemeyeceğini, İş Mahkemesi kararında yer alan kabulde de görüleceği üzere, davacının işvereni ile yaptığı 16.01.2018 tarihli ''ikale sözleşmesi'' ile 16.02.2018 tarihinde iş akdinin fesih edildiğini, İş Kanunu'nun 20. Maddesine göre,

akdin feshinin bildirimi tarihinden (olayda 16.01.2018) itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde (olayda 16.02.2018) arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunu, davacının ise, kendisine 14.03.2018 tarihinde başvurup, vekaletname çıkarttığını, sürenin davacı tarafından kendisine başvurulmasından çok önce geçirilmiş olduğunu, sürenin aşılmasında hiçbir katkısı ve sorumluluğu bulunmadığını, 14.03.2018 tarihinde aldığı vekaletname ile vekillik görevine başladığını, bu tarihten önce vekillik sıfatı bulunmadığından,

16.02.2018 tarihinden önce davacı adına herhangi bir arabuluculuk başvurusu ve/veya dava açmasının imkanının olmadığını, görüleceği üzere, sürenin aşılması nedeniyle, kendisinden giderim veya boşta geçen sürelere ilişkin alacakların talep edilmesinin hiçbir mantıki izahı, hukuki ve maddi dayanağı bulunmadığını, ikale sözleşmesinin geçersizliği iddiasının, hukuken geçerli, meşru ve savunulabilir bir tez olduğunu, davacı adına bu iddiayı ileri sürüp davayı bunun üzerine inşa ettiğini, davacının, kendisinin ''reddedileceğini bile bile başvuru yaptığı " şeklindeki iddiasının doğru olmadığını,

ikale sözleşmesinin geçersizliği tezinin kabul edilmesi halinde, davacının başvuru süresini geçirmesi engeli de aşılarak işçilik alacaklarına kavuşabileceğini, her davada, davacı tarafın, hukuki bir tezi ileri sürerek bunu mahkemeye kabul ettirmeye çalıştığını, davanın neticesinde bu hukuki iddianın kabul edilmemesi halinde -açıkça bir kötü niyet veya esaslı hata ispatlanmadan- avukatlardan tazmin yoluna gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın kendisinden alacaklı değil bilakis borçlu olduğunu, davacının vekili olarak Ankara 10. İş Mahkemesi'nin 2018/123 E.,

İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8424 ve İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/207 E. Sayılı davalarında vekalet hizmeti gördüğünü, bunların her biri Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince ayrı ücrete tabi işler olup, bunlara ilişkin kendisine hiçbir vekalet ücreti ödenmediğini, alacaklarına ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı tutmak kaydıyla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, davacı ... vekili Av ...'ın davacının işçi olarak çalıştığı şirket ile yaptığı ikale sözleşmesinin iş kanunu hükümlerine aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkiline ikale sözleşmesini imzalamadığı takdirde maaş diğer ücret tazminat alacaklarının verilmeyeceğini tehdidi altında ikale sözleşmesinin imzalatıldığını, iş akdinin haksız olarak feshedilmesinden dolayı işe iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı olan vekile 14/03/2018 tarihi ile vekalet verildiği, vekilinde 15/03/2018 tarihi itibari ile arabuluculuğa başvurduğu ve davanın açıldığı,

davalı vekile vekaletin verildiği tarih itibari ile zaten hak düşürücü sürenin geçtiği, meydana gelen zarar ile davalı vekilin eylemi arasında illiyet olmadığı, davacının davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi var ise de; davalı vekilinin ikale sözleşmesinin geçersizliğini talep ettiği, mahkemenin ikale sözleşmesinin geçersizliğine karar vermesi halinde davacı ...'nin işe iadesine karar verebileceği, ancak mahkemenin aksi yönde karar verdiği, kararın davalı vekil tarafından istinaf edildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince ret kararı verildiği,

İş Mahkemesi dosyası kapsamında davalı avukatın mesleki ihmal ya da kusurunun olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı:

Avukat olan davalının, hak düşürücü süre bittikten sonra yaptığı başvurunun reddedileceğini bilmesi gerektiğini, davalı avukatı 14 Mart 2018 tarihinde vekil olarak atadığını, hak düşürücü sürenin bitiminde olsa bile, davalı avukatın bile bile vekilliği üstlenip, 15 Mart 2018 günü başvuruyu yapmış olmasının mesleki sorumluluk açısından en basit haliyle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı avukatın bu başvurunun reddedileceğini bile bile işlem yaptığını, aksinin yaşamın doğal akışına aykırı olduğunu, avukatın bu eylemi nedeniyle hak kaybına uğradığını, gereksiz yargılama gideriyle vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını,

davalı avukatın hak düşürücü süre geçtikten sonra yaptığı başvuru ile uğradığı zarar arasında illiyet bağı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, her uyuşmazlıkta bir risk olup, avukatın bu riskle ilgili iş sahibini aydınlatması ve ona göre rızasını almak zorunda olduğunu, aydınlatmayı yapmayan ve iş sahibinin rızasını almayan avukatın bu riski kendi üzerine almış olacağını, meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, somut olayda avukatın, hak düşürücü süre bittiği halde, kendisini aydınlatıp onayını almadan dava açtığını, hukuk bilgisi olmadığından hak düşürücü süreyi bilmesi,

bu süre geçtikten sonra yapılacak başvurunun reddedileceğini, başvuru için yaptığı giderleri karşı yandan alamayacağı gibi karşı yana da gider ve vekalet ücreti ödemek zorunda kalacağını öngörmesinin mümkün olmadığını, ispat yükü avukat üzerinde olup, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğunu, davalı avukatın vurguyla, davanın süresinde olduğu yolunda iddiaları bulunduğu,

bunun da, aydınlatma, özen yükümü dışında davalının aslında davayı süresinde açtığını varsaydığını ve bu konuda kendisini inandırdığını, telkin ettiğini gösterdiğini, eğer hukuksal sonuç alınamayacaksa neden bu kadar zaman kaybettirip gider yaptırdığının anlaşılamadığını, hak düşürücü sürenin mahkemece resen göz önüne alınacağını, davalı avukatın hiçbir koşulda bu başvuruda bulunmaması gerektiğini, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. Maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde;

Hemen belirtmek gerekir ki, avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu'nun 505 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, vekil, adı geçen Kanunu'nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.

“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.

Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır

Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; avukatın, müvekkili ile arasındaki sözleşmeden doğan hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi için sözleşmeye aykırı davranması, avukatın kusurlu olması, sözleşmeye aykırılık sonucunda müvekkilin bir zarara uğramış olması, avukatın sözleşmeye aykırı davranışı ile müvekkilin zararı arasında uygun bir illiyet bağının bulunması, avukatın özen borcuna aykırı davranışı olmasaydı müvekkilin zararının doğmayacağının sabit olması gerekir. Bir başka deyişle, davalıların eylemi nedeniyle akde aykırılık sonucunda bir zararın meydana gelmesi, eylemle zarar arasında illiyet bağının bulunması, avukatların akdi sorumluluğu ve tazminatla yükümlü tutulabilmesi için zorunlu koşuldur.

Uyuşmazlık, davalı avukatın vekaleti ifada özen borcuna aykırı davranıp davranmadığı, kusurlu olup olmadığı, davalının kusurlu olması halinde davacı müvekkilin bu nedenle bir zarara uğrayıp uğramadığı, yine davalının eylemi ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve son olarak da (varsa) zararın miktarı konularında toplanmaktadır.

Somut olayda, davacı, davalı avukat tarafından kendisini temsilen açılan işe iade davasının süresinde açılmaması, kendisinin aydınlatılmayıp, özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle alacaklarını alamadığı, masraf yapıp, vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığı, süresinde dava açılsa idi, veya kendisine gerekli aydınlatıcı bilgi verilse idi, dava açılmasına onay vermeyerek zarara uğramayacağı iddialarıyla eldeki tazminat davasını açmış, davalı avukat, üzerine düşeni yerine getirdiğini, işe iade davasının reddinde kendisinin bir kusuru bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece, meydana gelen zarar ile davalı vekilin eylemi arasında illiyet olmadığı, iş mahkemesi dosyası kapsamında davalı avukatın mesleki ihmal ya da kusurunun olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmişse de, davaya konu dosyada, iş hukuku ilkeleri değerlendirilerek davalının eylemi ile sonuç arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının bu husustaki taraf delilleri değerlendirilerek incelenmediği anlaşılmakta olup, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir.

Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulamayacağından, mahkemece, az yukarıda açıklanan tüm nedenlerle, davacı adına süresinde dava açılsa idi, sonucun nasıl olacağı, süre geçirildikten sonra açılması halinde ne gibi sonuçlarla karşılaşılabileceği, somut olayda dava reddedilmiş ise de, Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak bu gibi durumlarda davanın kazanılma ihtimali olup olmadığı değerlendirilerek, davalı avukatın, vekalet görevini özenle ve gereği gibi yerine getirip getirmediği, davacıya karşı kusur ve sorumluluk durumu, davalının eylemi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı,

davacının zarara uğradığının kabulü halinde de, davalı avukatın sözleşmeye aykırı davranışları ile müvekkilin zararı arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, gerektiğinde konusunda uzman, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, yetersiz, eksik incelemeye dayanılarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1/a/6. maddesi uyarınca Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih, 2022/425 Esas ve 2023/62 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davacıya iadesine, 4-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.

Başkan · ¸E-İmzalıdır · Üye · ¸E-İmzalıdır · Üye · ¸E-İmzalıdır · Katip · ¸E-İmzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1372, K. 2024/1653, 1 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1372
Karar No
2024/1653
Tarih
1 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1373 K.2024/1015
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1378 K.2024/969
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1379 K.2024/972
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1380 K.2024/971
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1385 K.2024/1167
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1385 K.2024/1851

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.