KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2300
- Karar No
- 2024/1561
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24/06/2021
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazım tarihi
- 13/11/2024
Karar Metni
1.134 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin meyve ve sebze konsantresi üretimi yapan bir firma olduğunu, müvekkil firma ile davalı şirket arasında bu nedenle ticari bir ilişki bulunduğunu, davalı tarafın 28/05/2016 tarihli fatura ile 70.000 adet M9 (5-7) elma anacı, 15.000aden Quince A (5-7) armut anacı ve 20.000 adet Quince A(3-5) armut anacını müvekkiline sattığını, müvekkilinin bu ürünlere karşılık toplam 81.052,50 TL ödeme yaptığını, satın alınan anaç ürünlerin müvekkilinin kiraladığı .... nolu taşınmaza dikildiğini, söz konusu anaç ürünlerin yetişmeye başladığını ve ürünler üzerinde ur benzeri kitlelerin oluştuğunu,
bunun üzerine davalı tarafa 15/03/2018 tarihinde e-mail yoluyla durumun ihbar edildiğini ve ürünlerde parazit görüldüğünün bildirildiğini, davalı tarafın ürünlerde kusur olup olmadığını tespit etmek için müvekkilinin bahçesini ziyaret ettiğini, ancak bir çalışma yapılmadığını ve ürünlerden numune alınmadığını, müvekkilinin Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ...
Değişik İş sayılı dosyası ile anaç ürünlerin dikiminin yapıldığı yerde tespit yaptırdığını, bu dosyada alınan raporda satılan anaç ürünlerin hastalıklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkil şirketin uğradığı zararın 143.084,00 TL olarak tespit edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını beyanla, müvekkilinin uğradığı zarar nedeni ile 143.000,00 TL 'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, ayıp ihbarına dair e-mailin, fidanların satışından-teslim tarihinden neredeyse 2 yıl sonra olduğunu, bu nedenle ticari satışa ilişkin olarak usule uygun bir ayıp ihbarının bulunmadığını, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, satılan anaç ürünlerde herhangi bir hastalık tespiti halinde, bu ürünlere mavi sertifika verilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu fidanlarda bulunduğu beyan edilen kök kanserine ilişkin incelemenin davacının parsellerinde yapılmadığını, davacının kendi taşınmazında nematod tahlili yapmaktan imtina ettiğini,
müvekkilinin aynı sene içinde davacı taraf dışında 10 civarında firmaya aynı ocaktan satış yaptığını ve sadece davacı taraftan sorun bildirimi geldiğini, bu durumun davacının taşınmazından kaynaklanan bir hastalık gelişimi bulunduğunu gösterdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... Somut olayda aldırılan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere dava konusu anaçlar ile aşılama yapılmış, 2017 yılında aşı gözlerinin sürmesi sonucu aşı üstünde kalan kısım kesilmiş ve bakım işleri devam etmiş, 2018 yılında gelişimini tamamlayan fidanların sökülmesi ile fidan köklerinde irili ufaklı urlar görülür hale gelmiştir.
Bu nedenle TBK uyarınca ayıbın niteliği itibariyle 2 yıl sonra ortaya çıkmış olması karşısında gizli ayıp olup TBK 223 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, fidanların dikim için söküleceği dönemin öğrenme tarihi olduğu, tespit dosyasında bulunan bilirkişi raporu nazara alındığında 2018 baharda dikim aşamasına geleceği hususunun belirlendiği, davalıya mail yoluyla yapılan bildirimin ise 2018 yılı mart ayında yapıldığı anlaşılmakla ihbarın süresi içinde yapıldığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle usule ilişkin davalı savunmasına itibar edilmeyerek esas yönünden değerlendirme yapılmıştır. Maddi tazminat için gereken unsurlar kusur, zarar , illiyet bağıdır.
Davacı tarafından davalıdan satın alınan anaçların ayıplı olduğu iddiası ile tazminat talebinde bulunulmuş ise de, usulüne uygun bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının davalıdan aldığı anaçlarla aşılayarak yetiştirdiği fidanların kök kanseri olduğu, bu hastalığın fidanların istenen şekilde gelişim göstermesine engel teşkil edeceği ve ekonomik bir değerinin bulunmadığı ihtilafsızdır.
Ancak zararın davacıya satılan anaçların ayıplı olmasından kaynaklandığı hususuda ispat yükünün davacı tarafta olduğu, gerek tespit raporunda gerekse dosyamızdan aldırılan akademisyen ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda, davacının fidanlarının hastalanmasının nedeni konusunda net bir tespitin yapılamadığı, davacının her iki rapor uyarınca zararı sabit ise de söz konusu zararın münhasıran ayıplı anaç nedeniyle oluştuğuna dair iddianın ispatlanamadığı,
eldeki dosyada aldırılan raporda geriye dönük toprak analizi yapılması mümkün olmamakla hastalığın kaynağının bilinemeyeceğinin belirlendirği, tespit dosyasında verilen raporda da ekim yapılan arazide dosyada mevcut analiz raporuna göre bitki parazitine rastlanmadığı ancak mevzuata göre ekim dikim yapılmadan önce üretim materyalinden ( topraktan ) tahlil alınması gerektiği halde ekimden 2 yıl sonrasında alınan tahlile göre toprak numunesi yapıldığı vurgulanmıştır.
Davacının iddiasının aksine raporlar arasında çelişki de mevcut değildir. Buna göre zararın davalıdan kaynaklandığı ispatlanamadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi raporundaki eksikliklerin ve çelişkilerin giderilmediğini, tespit raporunda dava konusu taşınmazın su tutma kapasitesinin zayıf olduğu ve drenaj problemi olmayan, damla sulama su sistemi ile sulanan bir tarım arazisi olduğunun açıkça tespit edildiğini, toprağa ilişkin dosya içerisinde bilgi olmadığı hususunun gerçek dışı olduğunu, bilirkişiler tarafından anaçlarla ilgili olarak davaya konu hastalığın davalının verdiği anaçlardan kaynaklanmadığı yönündeki tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, toprakta bir sıkıntı olmadığını,
fidanları hastalandıran bakterilerin anaçlardan geldiğinin kabulü gerekirken fidanların sertifikalı olması nedeniyle temiz olduklarının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi zirai mücadeleler teknik talimatlarına da aykırı olduğunu, bilirkişilerin raporda taşıma ve dikim esnasında fidan köklerindeki bakterinin urlarını çıplak gözle fark etmenin olası olduğunu belirttiklerini, bu hususun gerçek dışı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; ayıplı elma ve armut anacı satıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, zararın davacıya satılan anaçların ayıplı olmasından kaynaklandığı hususunda ispat yükünün davacı tarafta olmasına, gerek tespit raporunda gerekse mahkemece aldırılan bilirkişi kurulu raporunda, davacının fidanlarının hastalanmasının nedeni konusunda net bir tespitin yapılamamasına,
geriye dönük toprak analizi yapılması mümkün olmadığından hastalığın kaynağının tespitinin olanaksız olduğunun belirtilmesine, dolayısıyla ekimden 2 yıl sonrasında alınan analiz sonuç raporuna itibar edilememesine, raporlar arasında çelişkinin bulunmamasına, davacının zararın anaç nedeniyle oluştuğunu ispat edememesine, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre;
davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1.gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2300, K. 2024/1561, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama