KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/29
- Karar No
- 2025/183
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29/11/2022
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 04/03/2025
Karar Metni
1.508 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2024 tarih,...Esas ve ... Karar sayılı bozma ilamı üzerine HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkili hakkında 11/04/2019 keşide tarihli keşidecisi..., avalisti müvekkili... olan 200.000 Euro bedelli bonoya dayalı olarak 05/07/2022 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün...
Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, bono üzerindeki müvekkili... ve ...’e ait iki imzanın da şirkete ait kaşe üzerine atılı olduğunu, bononun düzenlendiği tarihte şirketin çift imza ile temsil edildiğini, bono üzerinde müvekkilinin şahsi sorumluluğuna dayanak olabilecek bir imzasının olmadığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla adının bonoya bilahare yazıldığını belirterek; müvekkilinin bu takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, bono düzenlenirken davacının bonoya kendi ismini de yazdığını/yazdırdığını ve bir bütün oluşturan imzasını ikiye ayırarak bono üzerine attığını, şimdi de bono üzerinde kendisi tarafından atılmış tek bir imza olduğunu iddia ederek borçtan kurtulmaya çalıştığını, bu bonoyu ciro yoluyla devralan müvekkilinin bononun ön yüzünde davacının isminin yazılı ve bonoda üç ayrı imzanın bulunduğunu değerlendirerek davacı hakkında da takibe giriştiğini, müvekkilinin bir kötüniyetinin olmadığını, davayı kabul ettiklerini,
müvekkili davalının iş bu davanın açılmasına açılmasına sebebiyet vermediğini ve mezkur davada imza incelmesi yapılmadan ve ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul etmeleri sebebiyle. HMK 312/2 maddesi uyarınca aleyhlerine tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı her ne kadar takibe dayanak bono üzerinde üç farklı imza varmış algısına sebep olacak şekilde imza atılmış olduğu gerekçesi ile davacı hakkında da takibe giriştiklerini, davayı ön inceleme duruşmasından önce kabul ettiklerini belirterek yargılama masraflarından sorumlu tutulmamaları gerektiğini savunarak davayı kabul etmiş ise de;
takibe dayanak bonodaki keşideci şirket kaşesi üzerinde üç farklı imza atılı imiş gibi görülmekle birlikte, davacı borçlunun isim, soy isim ve TC numarasının yazılı olduğu yerde başka imza bulunmadığını, tüm imzaların borçlu şirket kaşesi üzerine atılı olduğunu, basit bir araştırma ile borçlu şirketi temsile yetkili kişileri araştırabileceği gibi kaşe üzerinde atılı bulunan 3 imzadan ikisinin bir biri ile aynı olması gerekliliğini gözetmemesi sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet vermediği savunmasının yerinde olmadığı;
fakat davalının davacı hakkında haksız ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğinin subut bulmadığı belirtilerek davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti tayinine ve yargılama masraflarından davalının sorumlu tutulmasına karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davayı kabul etmekle birlikte müvekkilin malvarlığına konulan hacizlerin halen kaldırmadığını bunun da kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin bu takip sebebiyle işini ve ticari itibarını kaybettiğini, şirket kaşesi üzerinde iki imzanın bulunduğunun açık olduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” harflerinden oluşan imzasının iki ayrı imza algısı oluşturacak bir imza olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını,
davalının bonoda ciranta sıfatıyla alacaklı gözükmekle birlikte lehtar şirketin yetkilisi olması sebebiyle bononun düzenlendiği tarihte davacının şirket yetkilisi olarak imza attığını bildiğini, hatta cevap dilekçesindeki davacının senede kendi adını yazdırdığını çift imza attığını bile iddia ettiği bütün bunların kötü niyetli olduğunu gösterdiği belirtilerek kararın kaldırılmasına ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takibe karşı açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabul nedeniyle kabulüne, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 22/03/2023 tarih ...esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Uyuşmazlık davacı hakındaki takibe dayanak bonoda bononun tanzim edildiği tarihte yetkilisi olduğu şirket adına atılı imzası yanında şahsen sorumluluğunu gerektirecek bir imzasının bulunup bulunmadığı, incelendiğinde davalı alacaklının böyle bir imza olduğu kanaatine vararak davacı borçlu hakkındada takibe girişmiş olmasının makul kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.
Mahkeme davalı alacaklının takibe dayanak bonoda davacıyı sorumlu tutacak nitelikte bir imzasının olmadığını yukarıda belirtilen isabetli gerekçe ile kabul etmiş ve bu gerekçe istinaf konusu da edilmemiş ise de davalı alacaklının takibe girişmekte kötü niyetli olmadığına karar vermiştir.
Davacı her ne kadar davalı alacaklının lehtar şirketin yetkilisi olduğunu yargılama sırasında ileri sürmemiş ise de lehtar şirket adına atılı çift imzalı ciroda davalı alacaklının da imzasının olduğunun anlaşılması, davalının davacının bu bononun düzenlendiği sırada kendi adını yazdığı/ yazdırdığı iddiasında bulunması karşısında davalı alacaklının kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla tazminata hükmedilmemesi mahkememizce doğru bulunmamıştır.
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... 1.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması ve talebinin bulunması hâlinde borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği, takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağı düzenlenmiştir.
2.Takibe dayanak bonoda, keşideci ... kaşesi üzerinde birden fazla imza bulunmakta olup kaşe üzerinde birden fazla imzanın sadece şirket yönünden geçerliliği kabul edilmekle beraber kaşe üzerindeki iki imzanın da keşideciye izafeten atıldığının Dairemiz uygulamalarıyla açıklığa kavuşup bu hususun herkes tarafından bilinmesinin öngörülemeyeceği dolayısıyla davacı ... ... aleyhine avalist sıfatıyla takip başlatmakta davalının kötü niyetli (davacıyı avalist olarak bağlayan geçerli bir imza bulunmadığını bile bile) olduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit görülmediği,
davalının dava açıldıktan sonra davayı derhal kabul etmesi gibi hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı aleyhine ayrıca kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile Dairemiz kararı bozulmuştur.
Dairemizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı, öninceleme duruşmasından önce açılan davayı kabul etmiştir. Davayı kabul 6100 sayılı HMK’nun 308. Maddesinde, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde tanımlanmış olup, HMK.'nun 311. maddesinde, kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 310. maddesinde ise, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davanın kabül edilebileceği hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı tarafından dava kabul edilmekle, kabulün yargılamaya tek yönlü olarak son veren ve kesin bir hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemi olması karşısında, davanın kabul nedeniyle kabulüne, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, takibe dayanak bonoda,
keşideci ...nin kaşesi üzerinde birden fazla imza bulunmakta olup kaşe üzerinde birden fazla imzanın sadece şirket yönünden geçerliliği kabul edilmekle beraber kaşe üzerindeki iki imzanın da keşideciye izafeten atıldığının Dairenin uygulamalarıyla açıklığa kavuşup bu hususun herkes tarafından bilinmesinin öngörülemeyeceği dolayısıyla davacı ... ...aleyhine avalist sıfatıyla takip başlatmakta davalının kötü niyetli (davacıyı avalist olarak bağlayan geçerli bir imza bulunmadığını bile bile) olduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit görülmediği,
davalının dava açıldıktan sonra davayı derhal kabul etmesi gibi hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/29, K. 2025/183, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama