KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1006
- Karar No
- 2025/1211
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 05/07/2022
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazım tarihi
- 04/11/2025
Karar Metni
1.542 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait ... plakalı ... marka aracın şirket yetkilisi ve sahibi ...'in idaresindeyken 19.01.2021 günü ... nolu ... isimli işyerinin duvarına çarparak savrulması sonucunda tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini,
kaza anında sürücünün yanında bulunan arkadaşı ... şoka girdiğinden sürücü ...'in kazadan hemen sonra arkadaşıyla ilgilenmek üzere araç başından ayrıldığı sırada olay yerine gelen polislerin kaza tespit tutanağını düzenlerken müvekkilinin "bu aracı ben kullanıyordum" şeklinde ifade etmesine rağmen polislerin ikna olmadığını ve olay mahallinde tutulan kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün firar ettiğinin belirtildiğini, müvekkili ...'in araçta oluşan hasarın tazmini için kasko sigortası yaptırdığı ...
Sigorta A.Ş. yetkililerine durumu bildirdiğini, sigorta yetkililerinin aracın şoförünün araç başında bulunmadığı gerekçesiyle hasarı ödemeyeceklerini sözlü olarak söylediğini, buna ilişkin yazılı bir belge talep edildiğini, ancak yazılı belgenin genel müdürlükle görüşüldükten sonra verileceğinin bildirilmesine rağmen yazılı hiçbir belgenin verilmediğini, araçta meydana gelen hasarın tespiti için Antalya 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin ...
D.... no'lu dosyasında delil tespiti yapıldığını, Antalya Emniyet Müdürlüğünden istenen MOBESE görüntülerinin cd ortamında mahkeme kayıtlarına alındığını, makine mühendisince düzenlenen bilirkişi raporunda kaza yapan aracın onarılamayacak derece ağır hasarlı olduğunun ve aracın kasko değerinin 450.000 TL olduğunun belirtildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını,
aracın 05/04/2021 günü ... isimli kişiye 60.000 TL bedelle hurda fiyatına satıldığını belirterek aracın kasko değerinden hurda satış bedelinin düşülerek kalan 390.000 TL zarar ile 1.250 TL delil tespit dosya masrafı olarak toplam 391.250 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak taraflarına verilmesine, dava masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, dava konusu taleplerin dayandığı mezkur poliçenin incelenmesinde söz konusu poliçenin ...
Bankası A.Ş. daini mürtehinli poliçe olduğunu, bu nedenle davacı tarafın dava açma ehliyetinin bulunabilmesi için söz konusu bankanın açık muvafakatini alması gerektiğini, bu nedenle davacı yanın dava açma ehliyetinin yokluğu nedeni ile aktif husumet itirazında bulunduklarını, 09.01.2021 tarihinde meydana gelen kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun Kasko Sigortası Genel Şartları ve sigorta poliçesinde belirtilen teminat limiti ile sınırlı olduğunu,
davacının huzurdaki davanın ikamesinden önce müvekkili şirkete başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını ve hasar dosyası kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde haklı gerekçeyle hasar başvurusunun reddedildiğini, davacı tarafından arkadaşının şoka girmiş olması dolayısıyla olay yerinin terk edildiği iddiasının genel şartlar gereği olay yerinin terk edilmesine imkan veren zorunlu hallerden olmadığını, davacı tarafından arkadaşının şoka girdiği hususunun ispat edilmediğini belirterek huzurdaki haksız ve mesnetsiz talebinin reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı taraf sürücünün ... olduğunu, araçta yolcu olan ve şoka girmiş olan arkadaşı ...'a eşlik etmek için araçtan ayrıldığını iddia etmektedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle; mobese kamera görüntülerinden kameranın sürekli hareket halinde kayıt yapması sebebiyle kaza anı sonrasında yaşananların tespit edilemediği, olay yerindeki dükkanın kamera görüntülerinde ise kaza sonrası şoför ve yan yolcu kapısının açılıp içeriden kişilerin çıktığı görülmekte ise de, kamera kayıt çözünürlüğü sebebiyle bu kişilerinin eşgallerinin tespitinin imkansız olduğu, kamera görüntüsünün sadece kaza sonrası aracı çektiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
Öncelikle sürücünün ... olduğu tespit edilse bile bu husus davayı kabule yeterli değildir. Zira sürücünün alkollü olması ve olay yerinden ayrılarak bunun tespit edilmesini engellemiş olması ihtimali mevcuttur. Bu hal de teminat dışı hal olarak zaten düzenlenmiştir. Somut olayda tespit edilmesi gereken husus sürücünün olay yerinden ayrılmasını gerektirir zorunlu hal bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Zorunlu halin ne olduğuyla ilgili maddede örnekseme yoluyla tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme ve can güvenliği sebebiyle uzaklaşma halleri gösterilmiştir. Bu konuda yerel Yargıtay içtihatlarına bakıldığında sürücünün veya araç içerisindeki bir yolcunun veya iki taraflı kazalarda karşı araçta bulunan kişilerin yaralanmaları halinde can güvenliği sebebiyle olay yerinden ayrılmış olunması zorunlu hal sayılmaktadır.
Somut olayda yapılan tek taraflı kazada davacı taraf sürücünün veya yanındaki yolcunun yaralandığı iddiasında zaten bulunmamıştır.
Mahkememizce istinabe yoluyla tanık olarak beyanlarına başvurulan ... ile bizzat şoka girdiği belirtilen ...'ın ifadelerinden anlaşılacağı üzere, ...'ın sadece şok geçirdiği, hastaneye gitmek istemediği, tanık ...'ın ayrı araçla davacıya ait aracın arkasından geldiği ve ...'a onun da yardımcı olduğu, dolayısıyla davacıya ait araç sürücüsünün olay yerinden ayrılmasını gerektirir can güvenliğini sağlamaya yönelik zorunlu bir halin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Neticeten sürücünün herhangi bir zorunlu ve tehlikeli hal olmaksızın olay yerinden ayrılması sebebiyle hasarın teminat dışı kaldığı anlaşıldığından davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ve tüm aşamalarda tanık beyanlarından da görüleceği üzere sürücü ...'in olay yerine terk etmediğini, taraflarınca delil tespiti yaptırılarak Mobese kayıtlarından sürücünün olay yerinden ayrılmadığının tespitinin amaçlandığını, olay yerine gelen polisin hatalı yada kasıtlı tutumu nedeniyle sürücü ...'in araç sürücüsü benim demesine rağmen yanlış tutanak tutulduğunu iddia ettiklerini ve bu iddialarının açıkça ispat edildiğini, ilk derece mahkemesi gerekçesinin hatalı olduğunu, araç sürücüsünün ... olduğu kabul edilse bile bu hususun davayı kabule yeterli olmadığını,
zira sürücünün alkollü olması ve olay yerinden ayrılarak bunun tespit edilmesini engellemiş olması ihtimalini mevcut olduğu gerekçesinin yanlış olduğunu, zira davalı tarafın bu hususta en ufak bir iddiasının bulunmadığını, dosya kapsamında hiçbir şekilde alkolden bahsedilmediğini, hakimin kendi kendine bu şekilde yorum yapması ve yorumuna dayanarak gerekçe oluşturmasının açık hukuk ihlali olduğunu, özellikle diğer tanık ...'ın aracın zarar verdiği ...
Kokereç'in işletmecisi olup olayları objektif anlatabilecek durumda bulunduğu gözetilerek araç sürücüsünün ... olduğunun beyan etmesinin dikkate alınmadığını, Yargıtay içtihatlarından da sabit olduğu üzere araç sürücüsünün kaza yerini terk etmiş olmasının tek başına teminat dışı hal olarak kabul edilemeyeceğini, rizikonun teminat dışında kaldığına dair iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ispat yükünün davalı sigorta şirketi üzerinde olduğunun mahkemece gözetilmediğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gereken, maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğudur.
İstisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterilmiştir. Buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacaktır.
Olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayılmıştır (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 13/02/2025 Tarih 2024/11202 Esas 2025/2473 Karar sayılı ilamı).
01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kasko Genel Şartlar A.5.10. maddesi “Zorunlu haller(tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda.
19/01/2021 Tarihi saat 21:03 sularında davalı sigorta şirketince sigortalanan ... plakalı araçla tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, sürücü olduğu iddia edilen ...'in kolluktaki imzalı ifadesinde arkadaşını otele götürmek için araç başından ayrıldığını beyan ettiği olayın ertesi günü 20/01/2021 tarihi 17:50'de ifade vermek için polis merkezine geldiği, bu durumun kolluk ifade tutanağı ile sabit olduğu, kaza tespit tutanağında da sürücünün kaza yerinden firar ettiğinin belirtildiği dosya kapsamı ile sabit olmasına,
sigortalı araç sürücüsü olduğu iddia edilen ...'in olay yerini terk sebeplerinin zorunlu hallere(tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) ilişkin olmadığı anlaşılmakla bu haliyle hasarın teminat içinde olduğunu yani zorunlu haller ile olay yerini terk edildiğini ispat yükümlülüğü sigortalıda olmasına (bknz Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11707 E., 2019/5762 K. Sayılı kararı)
olayın oluş şekline ve 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kara Araçları Kasko Sigorta Genel Şartları A.5.10 maddesine göre sigortalının meydana gelen kazanın teminat içinde gerçekleştiğini ispat edememiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1006, K. 2025/1211, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama