KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1125
- Karar No
- 2025/1389
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 04/10/2022
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 08/12/2025
Karar Metni
1.752 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin aleyhinde Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 15.01.2018 vadeli, 60.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı çekin tahsili amacıyla davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü (Örnek No:...) haciz yolu ile takip başlattığını, ödeme emri müvekkiline tebliğ edildikten sonra müvekkilinin 10.02.2020 tarihinde Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dava dosyası ile söz konusu icra dosyasına karşı itirazda bulunduğunu, davalı tarafından Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra Takibi başlatıldığı için takibin durmadığını, davalının icra işlemlerine devam ettiğini, müvekkiline ait banka hesaplarına haciz koydurduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetlerini kilitlediğini, takibe konu 15.01.2018 vadeli, 60.000,00 TL bedelli, ... numaralı çeki keşide eden ... olduğunu, çek keşidesinde müvekkilinin imzası bulunmadığı gibi "... ve ... iş ortaklığı" adına da imza bulunmadığını, bahse konu çekte tek imza olduğunu ve dava dışı ...'e ait olduğunu,
bahse konu çekin daha önce İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edildiğini, bahse konu icra dosyası 26.01.2018 tarihinde "Haricen Tahsil Bildirimi" ile tahsil edildiğini, davalı tarafından kötü niyetli olarak "Tahsilde Tekerrür" olacak şekilde Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası içinde icraya konulmasından dolayı; dava konusu çekin kambiyo senedi vasfında olmadığı için Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra Takibinin konusu olamayacağı için gerekse takip konusu çek altındaki imza müvekkil/davacı şirket yetkilisine ait olmadığı için müvekkil/davacının borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açma zaruretinin hasıl olduğunu belirterek;
işbu haklı davanın kabulüne, icra dosyasına yapmış oldukları itiraza rağmen takip işlemlerine devam eden davalının kötü niyetli davrandığından davalı hakkında İİK m. 72/5 uyarınca takip konusu alacağın % 20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacı tarafından haksız olarak dava açıldığını, müvekkilinin alacağı temlik alarak söz konusu çeki takibe koyduğunu, takibe konu çek bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, söz konusu borçtan dolayı davacının şahsen sorumlu olduğunu savunarak; davacının davasının reddine, işbu davacının açılması ile müvekkilinin alacağının tahsilinin gecikmesi nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..Davalının, davacı hakkında başlattığı Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... dosyası kapsamında takibe dayanak kılınan çekin keşidecisinin ... olduğu, lehdarının ...-... iş ortaklığı olduğu, ilk cironun ...-... iş ortaklğı, ikinci cironun ... Ticaret A.Ş., 3. Cironun ... San. ve Tic. A.Ş. ve son cironunda ...
Faktoring A.Ş. tarafından yapıldığı ve çekin süresinde bankaya ibraz edildiği, ibrazdan sonra son cironun takip alacaklısı ...'a ait olduğu, ibrazdan önceki son ciranta ... Faktoring A.Ş. tarafından çekin ibrazından sonra takip alacaklısı ...'a yapılmış ciro bulunmadığından takip alacaklısının dayanak çek bakımından yetkili hamil sıfatını haiz bulunmadığı görülmüştür.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'ın yetkili hamil sıfatı bulunmayan davalıya karşı takibe ve davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadığı kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile. Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 15.01.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli, ... numaralı çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. İİK 72/5.
Maddesi uyarınca... davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe konu çekin daha önce İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında alacaklısı ...
Faktoring A.Ş. tarafından takibe konulduğunu, müvekkili tarafından dosya borcunun ödenerek takibe konu çekin ilgili icra müdürlüğü tarafından müvekkile verildiğini ve müvekkilin de çeki cirolayarak icra takibine koyduğunu, TTK uyarınca bankaya ibrazından sonra çekin ciro edilmesi durumunda alacağın temliki hükümlerinin uygulandığını, bu sebeple müvekkilin alacağı temlik alarak (temlik cirosu) söz konusu çeki takibe koyduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararında belirttiğinin aksine ciro silsilesinin bozulmasının söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında ...
Factoring A.Ş. tarafından çekin bankaya ibrazından sonra müvekkile yapılmış herhangi bir ciro bulunmaması nedeni ile davayı kabul ettiğini ancak takibe konu çekin zaten daha önce başka bir icra dosyasında ... Faktoring tarafından takibe konulduğunu, söz konusu çek takibe konulduktan sonra çek borcunun müvekkil tarafından ödenmesi nedeni ile artık çekin müvekkile ciro edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin İstanbul 36. İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyasında dosya borcunu ödedikten sonra aynı icra dosyasından keşideci ve cirantalar hakkında takibe devam etme hakkı bulunduğunu ancak müvekkilinin davaya konu takip ile icra takibine devam etmek istediğini, önceden takibe konu edilen bir çekin bedelinin üçüncü şahıs olan müvekkil tarafından ödenmesi durumunda çekin ilgili icra dairesinden alınarak ve ciro edilerek yeniden takibe konulmasında kanuna aykırılık bulunmadığını, takibe konu çek bedelinin müvekkil tarafından ödendiği ve çekin müvekkile icra müdürlüğü tarafından verildiğinin sabit olduğunu, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyada borcun müvekkil tarafından ödendiğini, bu nedenle müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunun sabit olmasına karşın borcu olmadığı yönünde yapılan tespitin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, çekte lehtar olarak yer alan davacının, çekte imzasının bulunmadığı ve ayrıca son hamil tarafından davalıya yapılmış ciro ve devir bulunmadığı bu nedenle davalının yetkili hamil olmadığını iddialarına dayalı menfi istemine ilişkindir. Mahkemece davalıya yapılmış ciro ve devir olmadığından davalının yetkili hamil olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalının, davacı hakkında başlattığı Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... dosyası kapsamında takibe dayanak kılınan 15.01.2018 tarihli 60.000,00 TL bedelli çekin keşidecisinin ..., lehdarının ise ...-... iş ortaklığı olduğu, ilk cironun ...-... iş ortaklığı adına ... tarafından atılan imza ile yapıldığı, ikinci cironun ... Ticaret A.Ş., üçüncü cironun ... San. ve Tic. A.Ş. ve son cironun da ...
Faktoring A.Ş. tarafından yapıldığı ve çekin süresinde bankaya ibraz edildiği, çekin karşılığının bulunmaması sebebiyle banka tarafından ödeme yapılmadığı, ibrazdan sonra son cironun takip alacaklısı ...'a ait olduğu görülmektedir.
Uyapta mevcut dosya evraklarına göre, banka tarafından ödeme yapılmaması üzerine, hamil ... şirketi tarafından borçlular aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, alacaklı ... şirketi vekili tarafından haricen tahsil beyanı üzerine dosyanın kapatıldığı, sonrasında alacaklı vekilinin talebi üzerine çek aslının çekte cirosu bulunan ... şirket vekiline elden teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı; dosya borcunu haricen kendisinin ödediğini, çek aslını icra müdürlüğünden alıp arkasını ciroladığını ve eldeki davaya dayanak takibi başlattığını belirtmektedir.
Dosyaya kazandırılan Isparta 7. Noterliğinin 02.11.2020 tarih, ... yevmiye sayılı adi ortaklık sözleşmesinin incelenmesinde; ... ile ...'ın bir araya gelerek daha evvel aralarında mevcut Denizli 7. noterliği 03.07.2017 tarih, ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinin süresinin dolmuş olması sebebiyle sözleşmeyi yeniledikleri ve yetki şeklini değiştirdikleri, eski sözleşmede her iki ortağa tanınan münferiden temsil ve ilzam yetkisinin, ortakların birlikte hareket etmesini şart kılan müşterek temsil yetkisine çevrildiği görülmektedir.
6102 sayılı Kanun'un cironun hak sahipliğinin ispatı fonksiyonunu belirten 790. maddesinde, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağına yer verilmiş olup, çeki elinde bulunduran hamil ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığı takdirde, ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkını haiz olmayıp keşidecinin de senet metninden anlaşılan bu hususu çek hamiline karşı ileri sürmesi mümkündür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 637. maddesinde adi ortaklıkta kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılsa da temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu düzenlenmiştir.
Kural olarak, adi ortaklığın hak ehliyeti bulunmadığı için adi ortaklığın temsili ifadesinden, ortakların toplu olarak, temsil edilmesi anlaşılmalıdır. Zira adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, üçüncü kişilerle ortaklık arasındaki hukuki işlemleri ortaklık adına yapacak, ortaklığı dış dünyada temsil edecek bir temsil organı da yoktur. Bu sebeple adi ortaklığı, üçüncü kişilerle yapılacak hukuki işlemlerde ortaklar birlikte temsil edecektir.
Davaya konu çek incelediğinde; çekin lehtarının davacının da ortaklarından olduğu "...-... iş ortaklığı" olduğu ve ilk cironun sadece adi ortaklardan ... tarafından yapıldığı, davacı ...'ın imzasının bulunmadığı, akabinde çekin dava dışı ..., ... inşaat ve ... Faktoring şirketleri tarafından cirolanarak muhatap bankaya ... faktoring tarafından ibraz edildiği görülmektedir.
Lehtar adi ortaklığın tüm ortakları tarafından ciro edilmeyen çekteki ciro silsilesinin bu aşamadan itibaren kopuk olduğu, ortaklık adına çeki cirolayan ...'in adi ortaklık sözleşmesinde çek keşide tarihinde ortaklığı münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığı görülmekle birlikte, bu hususun iç ilişkiyi ilgilendirdiği, dış ilişkide üçüncü kişilere karşı adi ortaklığın temsil organının bulunmadığı,
özellikle kambiyo taahhüdü altına girmek gibi önemli tasarruf işlemlerinde tüm ortakların birlikte hareket etmesinin gerektiği, ortaklık adına atılı imzanın ortaklardan sadece birine ait olup davacı ortağın ciroda imzasının bulunmadığının açık olduğu, davacının senet metninden anlaşılan bu hususu herkese karşı ileri sürebileceği, neticeten ciro silsilesinin en başından beri kopuk olduğu çek nedeniyle davalının zaten yetkili hamil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek kararın neticesi itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiştir ( benzer yönde içtihat için bknz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarih, 2024/4346 esas 2025/2852 karar sayılı ilamı)
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1125, K. 2025/1389, 5 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama