KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/575
- Karar No
- 2024/460
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Karar tarihi
- 20/12/2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 24/01/2022
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 20/12/2024
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin alacağının tahsili için Denizli 7. İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, takibe konu alacağın taraflar arasında düzenlenen 17.05.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesine dayandığını, bu temlikin temlik alan şirket yetkilisi ile Denizli'de gerçekleştiğini, ödeme emrinin davalıya 11.09.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının borc aitirazı üzerine takibin durduğunu, davalının icra takibine vaki itirazının haksız, mesnetsiz ve dayanaksız olduğunu, davalının icra takibindeki alacak, faiz ve tüm fer'ileri ile yetkiye itirazının iptaline,
takibin devamına ve borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davanın alacağın temliki sözleşmesi şartlarının yerine getirilmemesi iddiasına dayandığını, sözleşme ticari mahiyette olduğundan Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, görev yönünden davanın usulden reddi gerektiğini, sözleşmedeki yetki şartı gereği ... İcra Müdürlüğü veya davalının şirket merkezinin bulunduğu ...
İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, borcu üstlenen davalıdan ifanın istenebilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiğini halbuki borcu nakleden İhlas Finans halen tasfiye halinde olduğundan borcun ödenebilir hale gelmediğini, tasfiye sonuçlanmamış ve takip tarihi itibariyle alacak muaccel hale gelmemiş olduğundan zamansız açılan davanın reddi gerektiğini, sözleşmenin 4.3 maddesi gereği davacının takip tarihindeki Dolar kurundan talepte bulunamayacağını, her bir taksidin satış kuru hesaplanarak talep edilmesi gerekirken davacının Dolar alacağına Dolar faizi talep edemeyeceğini,
takip öncesinde temerrüt olmadığından takip öncesi faiz istenemeyeceğini, davacıya yapılan 1.700 USD ödemenin takipte mahsup edilmediğini beyanla haksız davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava tarihinde zorunlu arabuluculuk dava şatının yerine getirilmediği, asliye hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinden sonra davaya görevli mahkemede devam edildiği ve görevli mahkemede devam edilen davanın yeni bir dava olmadığı davanın ticari dava olduğu halde asliye ticaret mahkemesi yerine önce Asliye Hukuk mahkemesinde dava açılmış olmasının dava açılırken olması gereken arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmadığı ve arabuluculuk dava şartının giderilebilir dava şartlarından olmadığı anlaşıldığından, mahkememizce davanın 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince karar verilmeden önce arabuluculuk dava şartının tamamlandığını, usul ekonomisi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK'nın 5/a-1 maddesi:" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ışığında değerlendirildiğinde; davacı vekilinin verdiği beyan dilekçesinden ve sonradan sunduğu arabuluculuk anlaşamama tutanağından; davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulmadığı,
arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihinin 07/01/2022 olduğu son oturum tarihi ile anlaşamama tutanağının düzenlediği tarihin ise 21/01/2022 tarihi olduğu görülmekle itirazın iptali davasının ilk açıldığı 03/07/2020 tarihi itibariyle davacının dava tarihinden tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı ,
dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunulmasının ve arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Aynı yöndeki içtihat için bknz.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı).
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/575, K. 2024/460, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama