KÜNYE
T.C. Bursa Bam 5. Hukuk Dairesi T.C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1949
- Karar No
- 2024/1491
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 17/02/2021
- Numarası
- ... E. ... K.
- Davacı
- ... - ... - ...
- Vekili
- Av. ... -..
- Davalı
- ... - ... - ...
- Vekili
- Av. ... ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/03/2019
- Karar yazım tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.195 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/02/2021 tarih, ... Esas, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafından Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası üzerinde ihtiyati haciz ve takip işlemine konu edilen çekteki davalı cirosunun ibrazdan sonra oluşturulduğunu, davalının karşılıksızdır işleminden sonra müvekkili ve ... cirosu arasına girdiğini, icra takibe konu edilen bu çekin ihtiyati haciz işlemi sırasında müvekkilinden mahalde baskı ile 15.200,00 TL miktarı belge alındığını, yapılan suç duyurusu sonrası alınan ifadeler uyarınca, çekin müvekkilinin cirosu ile ...'a geçtiğini, bu kişinin ciro yapmadan davalıya teslim ettiği çeki, davalınında cirosuz ...'e verdiğini, çek karşılıksız çıkınca davalıya iade edildiğini davalınında araya ciro yaparak takibe koyduğunu,
müvekkilinin davalı ile herhangi bir borç doğurucu işleminin bulunmadığını, ...'a da müvekkilinin borcunun bulunmadığını, bunun yanında bonoya dayalı takipte başlatıldığını, bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek dava konusu çek ve senedin takibe konulduğu her iki dosyadan borçlu olmadıklarının tespitine ödenmesi halinde iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça imza inkarında bulunulan senedin çeke dayalı takip kapsamında düzenlenen protokol gereğince verildiğini, imza inkarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, takibe konu edilen belgelerin kambiyo senedi vasfında olması sebebiyle taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmasının gerekmediğini belirterek açılan davanın reddine ve davacının kötüniyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dosya kapsamı uyarınca.
30/08/2018 keşide tarihli 40.000 TL bedelli çeke dayalı olarak başlatılan Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına istinaden taraflar arasında protokol yapıldığı, bu protokoldeki imzanın davacı tarafça da inkar edilmediği sadece müzayaka halinde imzalandığının ileri sürüldüğü, protokolle birlikte davacı tarafından 26/09/2018 tanzim tarihli 28/09/2018 vadeli 15.200 TL bedelli bononun davalıya verildiği, bu senet dolayısıyla yapılan Bursa 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra dosyası ile bağlantılı ve tahsilatta mükerrer olmamak üzere Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibin başlatıldığı,
davacının çekten doğan borcuna mahsuben verdiği bononun kayıtsız şartsız para borcunu ihtiva eden bir kambiyo senedi olduğu protokolde davacı tarafça kabul ve taahhüt edildiği, bononun ihtirazi kayıtla karşı tarafa verildiğine dair protokol içeriğinde herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmadığı ayrıca davacının imzaya yönelik itirazlarının da icra hukuk mahkemelerinde alınan raporlarla yerinde olmadığı anlaşılmakla basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı tarafça protokolün müzayaka halinde imzalandığı ileri sürülemeyeceğinden davacı tarafça protokolün ve protokol gereği düzenlenen bononun rızaen karşı tarafa verildiği
kabul edilmekle davanın reddine, icra veznesine yatan paranın alacaklısına ödenmemesine dair verilen tedbir kararı teminatı yatırılmadığından uygulanamadığından ve alacaklı davalının alacağını geç tahsil ettiğinden söz edilemeyeceğinden yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebi hakkında karar verilmemiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davaya konu 40.000,00 TL tutarlı çekteki davalı cirosunun karşılıksızdır işleminden sonra oluşturulduğunu, çekin kambiyo vasfının bulunmadığını, bu çeke dayalı yapılan ihtiyati haciz işlemi sonrası düzenlenen protokolle baskı ve muhafaza tehdidi ile senedin alındığını, davacı tarafından icra hukuk mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine 02/09/2020 tarihinde tekrar hacze gelindiğini ve bu ikinci haciz baskısı üzerine alacaklı vekili hesabına 5.000,00 ve 8.960,00 TL ödeme yapıldığını,
ayrıca müşteri çeki teslimine yönelik makbuzun baskı ve hile ile müvekkiline imzalatılarak müvekkilinin açtığı davalardan feragat ettiğini beyan ettiğini, feragat beyanının geçersiz olduğunu ödenen takip borçları sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; basiretli tacir gibi davranma ile yükümlü olan davacı borçlunun hiçbir haciz ve muhafaza baskısı altında kalmadan ofise gelerek çeki teslim ettiğini ve her türlü menfi tespit, istirdat, tazminat dava ve şikayet haklarından feragat ettiğini kabul ve taahhüt ettiğini belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. maddesine dayalı takipten sonra açılan borçlu olunmadığının tespiti/istirdatı istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda.
Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2018/10605 Esas sayılı takip dosyası üzerinden takibe konu edilen 8007859 seri numaralı, 40.000,00 TL bedelli çekin ibraz anında davalı cirosunu içermediği, söz konusu çeke dayalı alınan ihtiyati haciz kararının infazına yönelik 26/09/2018 tarihinde davacı-borçlu iş yerine fiili hacze gidildiği, aynı gün düzenlenen protokol ile dava konusu edilen 15.200,00 TL bedelli senedin takip borcuna mahsuben alındığı, dava sırasında senede dayalı takip borcunun ödendiği, çeke dayalı takip dosyası üzerinden 02/09/2020 tarihinde davacı adresine hacze gidildiği,
davacının aynı gün davalı vekilinin banka hesabına 5.000,00 TL ve 8.960,00 TL ödeme yaptığı, bu tarihte düzenlenen protokol ile davacının davalı vekiline takip borcuna istinaden 40.000,00 TL miktarlı ayrı bir çek teslim ettiği ve her türlü menfi tespit, istirdat vb. dava ve şikayet haklarından feragat ettiğini kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık ....seri numaralı, 40.000,00 TL bedelli çekten kaynaklanmakta olup, davalının çek üzerindeki cirosunun ibrazdan sonra olduğu anlaşılmaktadır.
TTK'nın 793. maddesine göre çekin, kanuni ibraz süresi geçtikten sonra veya bu süre içinde ödenmediğinin tespitinden sonra cirosu, alacağın devrinin hüküm ve sonuçlarını doğurur. Yine aynı Yasa'nın 790. maddesine göre çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. TTK 801. maddesine göre ise emre yazılı çeklerde şeklen yetkili hamil cirolar arasında muntazam bir teselsülün mevcut olup olmamasına göre belirlenir. Bu ilkelere göre kopma yapmayan muntazam bir ciro zincirine göre hamil olduğu anlaşılan kişi o çekin şeklen yetkili hamilidir.
Bu itibarla, dava konusu çek üzerindeki davalı cirosunun ibrazdan önce bulunmaması, mevcut cironun ibrazdan sonra olması sebebiyle davacı yönünden davalı yetkili hamil değildir. Bir başka deyişle, davacı kambiyo evrakına bağlı hakları kullanamaz. Dolayısıyla davacıdan kambiyo evrakına dayalı alacak talebinde bulunamaz.
Ancak taraflar arasında imzalanan 02/09/2020 tarihli "Protokol ve İbra" başlıklı belgede; takibe konu edilen borcun kapatılması için tarafların anlaştığı, bu miktarın davacı tarafından çek ve nakitle ihtiraz-i kayıt konulmaksızın ödendiği ve davacının açtığı davalardan feragat edeceğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu halde, davacı imzası içeren belge icra takibinin kesinleşmesinden sonra verilmiş olup, ihtiyatî haciz sırasında verilmiş bir beyan da olmadığından manevî baskı (haciz tehdidi) altında düzenlendiğinin kabulü mümkün değildir. Ayrıca davacı tarafından iradenin fesada uğratılması hali de ispat edilmememiştir. Bu durumda söz konusu protokolün kendisini bağlayacağı ve borcun kabulü anlamına geldiği, sonucuna varılmakla aksi yöndeki davacı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davanın reddine yönelik mahkeme kararının isabetli olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... · Başkan · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Katip · ...
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/1949, K. 2024/1491, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama