KÜNYE
T.C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/367
- Karar No
- 2023/1888
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 25/11/2021
- Karar yazım tarihi
- 11/12/2023
Karar Metni
1.199 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... Esas ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari münasebetten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yasal süresi içinde borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, Bursa Arabuluculuk Bürosuna .../... arabuluculuk numarası ile başvuru yapıldığını, ancak uyuşmazlığın çözümlenemediğini, muhasebe kayıtlarının incelenmesinde davalı yandan müvekkili şirketin alacağının olduğunun görüleceğini belirterek davalı borçlunun takibe yaptığı itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takip konusu edilen cari hesap alacağına dayanak fatura içeriğindeki malların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 120 gün vade ile çalışma prensibine dayalı olduğunu, cari hesap ekstresini oluşturan faturalarda vade kaydının işlendiğini, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte takip tarihi itibariyle davacının muaccel olmuş bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde.
Taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisi olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerinde olup, davalı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının 55.249,33 TL alacaklı olduğunu, ancak davalı tarafından, davacının ileri sürdüğü fatura bedellerinin muaccel olmadığının vadelerinin dolmadığının savunulduğu, düzenlenen faturalarda 120 gün ve 180 gün vadelerin yer aldığı, SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen 08/11/2022 tarihli raporda davalı tarafından ödemelerin 60 ile 100 gün sonra çek ve bono ile ödendiğinin görüldüğü,
teslim tarihi itibariyle ödeme yapılacağına dair bir teamülün veya sözleşmenin olmadığının anlaşıldığı, faturadaki 120 ile 180 gün dışındaki bir tarihin ödeme tarihi olarak kararlaştırıldığının davacı tarafından yazılı ve kesin delillerle ispat edilmesinin gerekir, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinin faturalarda yer alan 120 gün ve 180 günlük vadelerle ödenmesi konusunda bir anlaşma olduğunun kabulünün gerektiği (Yargıtay 11. HD 2020/4956 Esas, Yargıtay 19. HD. 2019/9443 Esas sayılı kararlarında açıkça vurgulandığı üzere) mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 08/11/2022 tarihli raporda,
takip tarihi olan 23/09/2021 tarihi itibariyle 94.103,03 TL tutarlı faturaların vadesinin dolmadığı, 25/05/2021 tarihli 120 gün vadeli 10.899,10 TL bedelli faturanın vadesinin geldiği belirtilmiş ise de, davalı ile davacı arasında 10/01/2022 tarihli protokolde belirtildiği üzere senet bedeli olan 49.753 TL cari hesap miktarı yönünden anlaşma sağlandığı, bu miktar yönünden dava açılmadığı, muaccel olan 10.899,10 TL kısım ve bakiye kısmın düzenlenen bu protokolle ödendiği, takibe konu 54.477,13 TL alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı,
vadesinin gelmediği belirtilerek muacceliyet dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir (Yargıtay İBK 2019/5 Esas ve 2022/1 Karar sayılı Kararda vurgulandığı üzere).
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle. 08/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile diğer alınan raporların çelişkili olduğunu, 06/07/2022 ve 01/06/2022 tarihli bilirkişi raporlarında davalının müvekkiline 54.447,13 TL borçlu olduğu ve 15/09/2021 tarihi itibariyle davacı ve davalının 54.477,13 TL de mutabık olduklarının tespit edildiği,
takibe konu faturaların irsaliyeli olup, ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğini ihtiva ettiği, faturalardaki vade kaydı müvekkilinin uzun yıllardır tacir olmasıyla ilgili olup, tüm alım satımlarda uygulanan matbu bir kayıt olduğunu, taraflar arasında vadeye ilişkin herhangi bir anlaşma veya teammülün bulunmadığını, esas alınması gerekenin borçlu ile mutabakat olduğunu, müvekkilinin alacağının tarafların mutabakatıyla sabit kılındığı ve muacceliyet ilk raporlarla tespit edilmiş olmasına rağmen tekrar tekrar rapor alınarak hatalı değerlendirmelere varıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap ekstresi bakiye alacağı açıklamasıyla yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Davanın yasal hak düşürücü süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Davacı tarafça davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğu, 54.477,13 TL cari alacağın ödenmediği belirtilerek icra takibi yapılmış, davalı tarafça takibin faturaya dayalı olduğu, mal tesliminin yapılmadığı, faturalarda vade belirlendiği ve takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olmadığı belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.
İstinaf açısından uyuşmazlık konusu; taraflar arasında vade uygulaması olup olmadığı, bu anlamda davacının takip tarihi itibariyle alacağını talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı yani tekip tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığı noktasındadır.
Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları ve ibraz edilen faturalara göre; takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 55.249,33 TL alacaklı olduğu söz konusu alacağın 01/08/2021-15/09/2021 tarihleri arasında düzenlenen faturalara ilişkin olduğu, faturalar üzerinde vade tarihlerinin bulunup rapor içeriğine göre faturaların vadelerinin 29/11/2021 ile 13/01/2022 tarihleri arasında olduğu, davacı ticari defterlerine göre ise davalıdan takip tarihi itibariyle 54.477,13 TL alacaklı olup, aradaki 772,20 TL'lik farkın 20/09/2021 tarihli faturadan kaynaklandığı,
davacının cari hesap ekstresinin 15/09/2021 tarihi ile sunulduğu, bu tarih itibariyle davacı ile davalı ticari defterlerinin 54.477,13 TL de mutabık olduğu, ancak takip tarihi itibariyle cari hesaba konu alacakların dayanak faturaların vadesinin henüz gelmediği bu itibarla takip tarihi itibariyle takibe konu alacağın muaccel olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Bu hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde korumaya değer bir yararı olmalıdır.
İtirazın iptâli davası müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibarıyla takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18/02/2022 tarih 2019/5 Esas 2022/1 Karar sayılı ilamında ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış davada mahkemece ifa zamanının henüz gelmediği gerekçesiyle usulden red kararı verilmesi gerektiği oy birliği ile kabul edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan hususların değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça cari hesap ilişkisine dayalı olarak icra takibi yapıldığı ve borca dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafça vadeli olarak düzenlendiği, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle faturaların vade tarihinin gelmediği,
bu itibarla alacağın muaccel olmadığı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18/02/2022 tarihli 2019/5 E. 2022/1 K. sayılı kararında belirtildiği üzere ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış dava, erken açılmış dava niteliğinde olduğundan, icra takip tarihi ve dava tarihinde davacı alacağının vadesinin gelmemesi nedeni ile davacının takip yapmasında henüz hukukî yararı bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... · Başkan · ... · e-imza · ..... · Üye · ... · e-imza · ..... · Üye · ... · e-imza · ..... · Katip · ... · e-imza
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/367, K. 2023/1888, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama