İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/1035 K.2025/1509

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2025/1035Karar2025/1509Tarih25 Eylül 2025Okuma11 dk · 2.185 kelime

KÜNYE

T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas No
2025/1035
Karar No
2025/1509
Karar tarihi
25 Eylül 2025
Dosya no
—
Karar no
—
Karar tarihi
—
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen kararın mahkemesi
—
Tarihi
—
Numarası
—
Davacı
—
Davalı
—
Vekili
—
Davalı
—
Vekilleri
—
Davalı
—
Vekili
—
Müteveffa
—
Davanın konusu
Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
G.karar yazım tarihi
29/09/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.185 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.

16/06/2022 günü, ..... kavşağı mevkisinde, davalı ..... sürücülüğünü yapmış olduğu ..... plakalı tırın arkasına bağlı ..... plakalı mermer yüklü tırın arızalanmasından dolayı yolun emniyet şeridi içerisine sol teker yol çizgisinin üzerinde olacak şekilde park etmesi ve olay yerinden ayrılması sonrasında, aynı istikamette seyir eden sürücülüğünü müteveffa ..... yaptığı ..... plakalı motosikletin park halinde bulunan dorseye arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen kazada, davacının oğlu ve desteği olan 14/09/2005 doğumlu ..... hayatını kaybettiğini,

davacı müvekkilin oğlu olan ..... ölümüne sebep olan dorse sürücüsü davalı ..... şikayetçi olunduğunu, akabinde bu kişi hakkında ..... Mahkemesi'nin .....

E. Sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, ceza davasının halen derdest olduğunu, davaya konu trafik kazasında, davalı sürücü ..... asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin, oğlu olan müteveffa ..... ölümü nedeniyle, ömrünün sonuna kadar onun bu desteğinden mahrum kaldığını, HMK‘nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olacak şekilde ve ileride dava değeri artırılmak üzere 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalılar ..... ve ......

Şti.'den kaza (16/06/2022) tarihinden, davalı ..... A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden ZMSS ölüm teminatı limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiliyle müvekkiline ödenmesine, 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza (16/06/2022) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..... ve .....

Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; daya konu trafik kazası 16/06/2022 tarihinde, müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı ..... plakalı araç, ..... plakalı araç ve ..... plakalı araç arasında gerçekleşen kazada ..... vefat etmiştir. ..... plakalı araç, ..... poliçe numarasıyla 17/01/2022-17/01/2023 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu, sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını,

davacı tarafın, müvekkili şirketin sorumluluğunu iddia etmiş olsa da müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini talep ettiklerini, müteveffanın davacılara yönelik maddi bir desteği olduğuna dair somut delil bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası 16.06.2022 tarihinde müvekkilin sevk ve idaresinde bulunan .....

Şti.'ne ait ..... plakalı çekicinin ..... plakalı dorsesine, aynı istikamette seyreden müteveffa ..... ..... plakalı motosikleti ile emniyet şeridinde park halinde bulunan ve arızalanmış olan dorseye arkadan çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, meydana gelen kazada müteveffa ehliyetsiz olup aynı zamanda trafiğe koruyucu tertibatsız, kask ve dizlik kullanmadan çıkmış, aşırı hız yapmış ve kontörü kaybetmesi ile birlikte kaza gerçekleştiğini, dolayısı ile söz konusu kazada müteveffa tam ve asli kusurlu olup müvekkilinin kusuru bulunmadığını,

müteveffa motosiklet sürücüsünün sola virajlı yolda aşırı süratli olarak seyir ederek bilinmeyen bir sebeple direksiyon hakimiyetini kaybederek yol dışına çıkarak park halinde bulunan Yarı römorka arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ..... şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ..... kaza anında sürücü belgesinin olmadığını ve kaza anında koruyucu kask takmadığının da tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunda, motosiklet sürücüsünün sola virajlı yolda aşırı süratli olarak seyir ederek bilinmeyen bir sebeple direksiyon hakimiyetini kaybederek yol dışına çıkarak park halinde bulunan Yarı römorka arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, müvekkiline ait aracın gerekli tüm bakımları zamanında yapıldığını, kazanın,

aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan sürücünün tüm dikkatine rağmen merhumun kusurlu davranışı neticesinde oluştuğunu, dava konusu kazada merhum asli kusurlu olan taraf olduğunu, arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşıldığını, müvekkiline ait aracın gerekli tüm bakımları zamanında yapıldığını, kazanın, aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan sürücünün tüm dikkatine rağmen merhumun kusurlu davranışı neticesinde oluştuğunu, dava konusu kazada merhum asli kusurlu olan taraf olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.

16/06/2022 tarihinde davalı ..... sürücülüğünü yapmış olduğu ..... plakalı tırın arızalanmasından dolayı yolun emniyet şeridi içerisine park etmesi ve olay yerinden ayrılması sonrasında, aynı istikamette seyir eden sürücülüğünü müteveffa ..... yaptığı ..... plakalı motosikletin park halinde bulunan ..... plakalı dorseye arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen dava konusu edilen trafik kazasında, davacının oğlu ..... hayatını kaybettiği, kaza sonrasında davalı ..... hakkında .....

Mahkemesi'nin ..... E. Sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığı, Mahkemece alınan 18/07/2022 tarihli kusur raporunda sanık ..... tali kusurlu, müteveffa ..... asli kusurlu olduğu, Mahkemece yeniden 27/12/2023 tarihli ATK raporu alındığı, bu rapora göre de sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... tam kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkemenin 11/09/2024 tarih ve ..... Esas, .....

Karar sayılı ilamı ile sanık ..... beraatına karar verildiği, kararın 13/12/2024 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasına katıldığı, sonraki 22/10/2024 tarihli duruşmada mazeret bildirdiği ancak 25/02/2025 tarihli duruşmaya katılmadığı gibi mazerette bildirmediği, davalı vekillerince dosyanın takip edildiği ve işlemsiz bırakılmadığı anlaşılmakla Mahkememizce kesinleşmiş ceza dosyasında alınan ATK kusur raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin ayrı ayrı reddine " dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ..... Mahkemesinin 18/03/2025 tarih ve ..... Esas, .....

Karar sayılı gerekçeli kararı posta yoluyla ikamet adresine gönderildiğini, tebliğ evrakını 03/04/2025'te aldığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun bulmadığından yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğunu, maddi hasarlı ve ölüme neden olan trafik kazasının 16/06/2022'de meydana geldiğini, iki şeritli yolun sanığın sevk ve idaresindeki tır kamyonunun, dorsesinin güya arıza sebebiyle, dorse Tır kamyondan çekici kısmının çıkarılarak,

işlek yol üzerine bırakıldığını, yolların sürücülere ve yayalara, bazı bölümlerde de canlı hayvan geçiş noktalarında canlılara ait kullanım alanları olduğunu, çift şeritli yol üzeri park yapılacak bir alan olmadığını, herhangi bir aracın yol üzerinde arızalanmasının arızalı aracın trafik akışını tehlikeye sokuyor ise, (nihayetinde tehlikeye sokmuş ve oğlumun vefatına sebep olmuştur) araç sahibi veya şoförü tarafından, trafik akışını tehlikeye sokmaması için yol kenarından derhal çekici ile çektirilerek,

yol güvenliğini sağlamak mecburiyetinde olduğunu, Yerel mahkemede yapılan keşif sırasında görev alan bilirkişi ve gerekse dosya üzerinde Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesinde görevli bilirkişilerce düzenlenen raporlar tatmin edici raporlar olmayıp, trafik akışının sağlandığı yollarda trafiği engellemeyecek park alanı ve işareti var ise araç o zaman o alanda bırakılmasının hukuken mümkün olduğunu, Çift şeritli yolun, yöremizin turizm sezonu Haziran-Temmuz-Ağustos ve Eylül ayları içerisinde trafik akışının daha yoğun ve trafik sıkışıklığının daha fazla yaşanmasına sebep olduğundan, sanığın sürücüsü bulunduğu tır kamyonunun,

kamyonun çekici takılan bölümden dorseyi çıkarıp trafik akışının bulunduğu yol güzergahına bırakılmasının kazanın gerçekleşmesinde çok büyük etken olduğunu, Yerel mahkemenin vermiş olduğu karar içeriğinde müteveffa ..... asli kusurlu, Tır şoförü ..... da tali kusurlu olduğundan bahsedildiğini, tali kusur oranına göre açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ..... eksik inceleme ve araştırma neticesinde vermiş olduğu red kararı vicdanları yaralar mahiyette olup, mağduriyet yaşamış kişilerin tekrar bir acı çekmesine neden olacak şekilde bir karar olduğundan,

Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kısa ve gerekçeli kararı usul ve yasaya uygun bulmadığımdan, kararın Yüksek Mahkemece incelenerek, gerekçeli kararının lehine bozulmasına karar verilmesi istemiştir.

Davalı vekilinin istinaf cevap dilekçesinde özetle; ..... Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarihli, ..... Esas, .....

Karar sayılı kararına karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna yoluna başvuru yapmış olup istinaf başvuru dilekçesinin taraflarına tebliğ edildiğini, söz konusu davada verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının kazadaki kusur durumunun hatalı belirlendiğinden bahisle istinaf yoluna başvuru yapmış ise de istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacının da dilekçesinde kabul ettiği üzere kazadaki kusur durumu gerek mahallinde keşif yapılmasını akabinde trafik bilirkişisinden alınan raporla gerekse de Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporla duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildiğini,

müteveffanın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğuna dair raporların açık, anlaşılır ve denetime uygun raporlar olduğunu, bu kapsamda Yerel Mahkemece söz konusu raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, sonuç olarak ..... Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarihli, ..... Esas, ..... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

..... Ceza Mahkemesinin ..... Esas, ..... Karar sayılı dosyasının incelemesinde.

18/07/2022 tarihli trafik bilirkişi raporuna göre sanık ..... tali kusurlu, müteveffa ..... asli kusurlu olduğunun rapor edildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumunun 27/12/2023 tarihli raporuna göre sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... kusurlu olduğunun bildirildiği, her iki bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmesi üzerine mahkemece dosyanın ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre de; sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... kusurlu olduğunun rapor edilerek çelişkinin giderildiği,

Mahkemece CMK 223/2.c maddesine göre sanık ..... beraatına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Eldeki davada mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, ceza mahkemesindeki kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Hal böyle olunca; ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi üzerinde durulması gerekmektedir.

Yargıtay HGK'nun 2013/4-1008 Esas ve 2014/490 Karar kararında belirtildiği gibi "....Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK.) 53.maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.

Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.

818 sayılı BK’nun “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi de paralel bir düzenlemeyi içermektedir.).

Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir.

Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1. HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21. HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları).

Vurgulamakta yarar vardır ki hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır.

Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı. Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.. HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamı).

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları).

Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu kapsamda ceza mahkemesince maddi vaka değerlendirilirken olayın oluşunun belirtildiği, bu kararın kesinleşmiş olması durumunda bu maddi olgu artık hukuk mahkemesi için de bağlayıcı niteliktedir.

Yapılan açıklamalar kapsamında; ceza mahkemesi kararı ile sanığın CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu ile kusur durumuna ilişkin tereddütün giderilmesi, dosyada tespit edilen "tırın emniyet şeridine park ettikten sonra arkadan gelen motosikletin çarpması sonucu kazanın oluştuğu" yönündeki maddi olgu tespitinin bulunması, olayın gündüz vakti meydana gelmesi ve tırın emniyet şeridinde park halinde olmasına rağmen vefat edenin motosikleti ile davalıya ait park halindeki otomobile arkadan çarpması nedeniyle asli kusurlu olması,

ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu ile kazanın gerçekleşmesinde davalıya yüklenecek bir kusur bulunmamasına göre davalı sürücüye yüklenecek bir kusur ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

1-..... Mahkemesi'nin ..... Esas, ..... Karar sayılı dosyasında verilen 18/03/2025 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde Dairemize sunulacak ya da Dairemize gönderilmek üzere başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2025

..... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1035, K. 2025/1509, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1035
Karar No
2025/1509
Tarih
25 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/1036 K.2025/961
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/1037 K.2025/892
  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/1037 K.2025/1394
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/1039 K.2025/990
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1040 K.2025/938
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/1040 K.2025/966

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.