KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/970
- Karar No
- 2025/1013
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ....
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- 23/01/2025 (Ara Karar
- Numarası
- ...
- Davacılar
- ....
- Vekili
- Av...
- Davalılar
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av...
- Davanın konusu
- Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- G.karar yazım tarihi
- 10/06/2025
Karar Metni
1.979 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle. 02/08/2024 Tarihinde davalı ... e ait ... İli.... İlçesi... Mah ... parsel numaralı taşınmazda bulunan tütün tarlası içerisinde park halinde bulunan ... plakalı minibüsün park halinden geriye doğru harakete geçmesi ile minibüsün arka kısmında yatan ...' ye çarpması neticesinde yaralanmalı kazanın meydana geldiğini, söz konusu kazaya binaen ...Cumhuriyet Başsavcılığınca ...
Numaralı soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...' in asli kusurlu olduğunu, olay hakkındaki soruşturmanın halen devam ettiğini, kazaya karışan aracın ZMMS kapsamında sigortasının bulunmadığını, bu kapsamda sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatları bakımından ... nin sorumlu olduğunu, başvuru yapıldığını ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle davalı araç sahibi ve işleteni olan ... adına kayıtlı ve uyap kanalıyla tespit edilecek taşınmaz ve araçların davalı adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın,
davalı ... adına kayıtlı taşınır taşınmaz mal varlıkların dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. Kişilere devrinin engellemesi amacıyla uygun görülecek şekilde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 23/01/2025 tarihli ara kararında; 6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesine göre; ihtiyati tedbir talebinin ancak "uyuşmazlık konusu hakkında" istenip uygulanabileceği öngörülmüş olmakla, davalılar üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakların davanın konusu olmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; talep edilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebi HMK'ya göre geçici bir hukuki koruma niteliğinde olup söz konusu tedbir talebinin reddi müvekkilinin aleyhine geri dönülmez maddi ve manevi zararlar doğuracağını, ayrıca söz konusu geçici hukuki korumaların mahkemece tesis edilmesi için yaklaşık ispat kuralının geçerli olduğunu, müvekkilin durumu göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin kalıcı olarak sakat olmasından yoğun bir tedavi süreci geçirerek yüklü bir tedavi masrafının altına girdiğini, bu masraflar müvekkili ve ailesini ağır bir ekonomik yaptırımına maruz bıraktığını,
aynı zamanda müvekkilinin ailesi de yoğun bir acı ve ızdırap içine girdiğini ve bu vahim kazadan tek zarar gören müvekkilinin olmadığını, müvekkilinin kazadan sonra içinde bulunduğu maddi ve manevi zarar göz önünde bulundurulduğunda geçici hukuki koruma niteliğinde bulunan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerekli olan "yaklaşık ispat" müesseseni karşıladıklarını, yerel mahkeme ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ret gerekçelerinden biri olarak söz konusu tazminatın muaccel olmadığını ileri sürdüğünü, söz konusu gerekçe taleplerinin reddini haklı kılacak nitelikte olmayıp taraflarınca kabul etmediklerini,
meydana gelen trafik kazası haksız fiil niteliğinde olup talep edilen tazminat borcuna ilişkin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin zararın meydana geldiği tarihte muaccel hale geldiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin tedbir talebinin reddine ilişkin verdiği kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şartları göz önünde bulundurulduğunda;
müvekkilinin, davalı taraftan söz konusu yaralamalı trafik kazasından ötürü maddi ve manevi tazminat alacağı mevcut olup, taleplerinin kabul edilmesi için yargılamanın tamamlanmasının beklenmesi müvekkili aleyhine geri dönülemez zararlar ortaya çıkaracağını, ayrıca taleplerinin kabulü adına taraflarınca beklenen yaklaşık ispat kuralı karşılanmış olup görüleceği üzere ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin usule ve kanuna uygun olduğunu, ayrıca geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, Anayasanın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak,
bireylere etkin hukuki himaye temin ederek , vatandaşlara hak arama hürriyeti sağladığını, bu sebepten ötürü yerel mahkeme kararının hem anayasaya hem de Yüksek Mahkeme İçtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle yerel Mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılmasını, istinaf taleplerinin kabulünü,
müvekkilinde meydana gelen maddi ve manevi zarar ile birlikte müvekkilinin hak kaybının giderilmesinin acil nitelikte olmasından ötürü yargılamanın sonucunun beklenmesi müvekkili aleyhine geri dönülemez sonuçlar doğuracak olduğundan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin dava sonucunun beklenmeden kabul edilmesini istemiştir.
Davalı .... vekili istinafa cevap dilekçesi ile; davacı tarafın müvekkili yönünden ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz talebi bulunmadığını, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise de davacı tarafça davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması, başvuru şartının gerçekleştirilmemiş olması, kazanın karayolu ve karayolu niteliğindeki yerlerde değil özel mülk içerisinde gerçekleşmiş olması, maluliyet ve kusur oranlarının belirsiz olması,
... sorumluluğunun bulunmaması nedenleriyle davanın reddi gerektiğinden davacının alacaklı sıfatının bulunmaması sebebiyle ve dava konusu olmaması sebebiyle davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, yine mahkeme aksi kanaatte ise de müvekkilinin herhangi bir sigorta şirketi değil yasa ile kurulmuş kar amacı gütmeyen yalnızca vatandaşın zarara uğramamasını sağlayan bir kurum olduğunu, müvekkili kurumdan alacağın tahsil edilememesi gibi bir olasılık bulunmamakla birlikte aksi halde geri dönüşü mümkün olmayan zararlar meydana gelecek ve kurumun işleyişinde aksaklık meydana geleceğini,
bu nedenle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir/haciz talebine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Somut olayda; davacı küçük... Zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın tarla içinde üzerinden geçmesi sonucu yaralanmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip, karayolu ile bağlantısı olan bir alanda da meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir.
6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir.
İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir.
İİK'nın 258/1. maddesi ise; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' hükümüne yer verilmiştir.
Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir.
Bu bilgiler ışığında talep değerlendirildiğinde;dosya içeriği, mevcut deliller ve özellikle ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, açılan davanın ise alacak davası olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı yerinde ise de, soruşturma dosyası içeriği ve dosya kapsamından küçük ... davalı .. adına kayıtlı... plakalı aracın davalı ... sevk ve idaresinde iken geri geri manevra halinde iken üzerinden geçmesi sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır.
Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yukarıda belirtilen belgelerde nazara alındığında haksız fiil tarihi itibarıyla davacının maddi ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir.
İhtiyati haciz talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. İİK 257.madde. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Dosya kapsamından ihtiyati tedbir ihtiyati haciz talebinin yalnızca davalılar ............ yönünden bulunduğu, davalı ... yönünden ihtiyati tedbir/ ihtiyati haciz talebi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Aksi düşünülse bile davalı ...., 5684 sayılı Kanunun 14/1 maddesi "Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta,
Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur." hükmüne dayanılarak 5684 sayılı Kanun ile kurulan bir kurumdur.
Söz konusu kurumun faaliyetlerinin halen kısıtlanmadığı, tasfiye süreci gibi bir durumun söz konusu olmadığı, söz konusu kurumun yetkili devlet kurumları tarafından ve vergi müfettişleri tarafından düzenli olarak denetiminin sağlandığı,.....sigortasız araçların verdiği zararlara karşı 3. kişilerin uğradığı zararları tazmin etmekle görevli olduğu, ayrıca sigorta poliçesi olsa dahi sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin poliçede yazılı teminatları ödemekte güçlük çekmesi iflas etmesi gibi durumlarda da yine 3. kişilerin uğramış olduğu zararları güvence altına alan bir güven kuruluşu niteliğinde olduğu,
bu kapsamda davalı kurumun mal kaçırma, mallarını gizleme, hileli işlemde bulunma gibi ihtimalinin bulunmadığı dikkate alındığında, borçlu .... aleyhine ihtiyati haciz kabul kararı verilemeyeceğinden, ihtiyati haciz talebinin bu davalı yönünden reddine, diğer davalılarn bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde ihtiyati haciz isteminin de reddine karar verilmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. (..... 17/04/2019 tarihli... K.)
Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/970, K. 2025/1013, 4 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama